Vizyonumuz

 

 

ÖZEL GÖREVİMİZ ( M i s y o n )

UFKUMUZ ( V i z y o n )

- Atatürk ilkelerini benimsemiş,

- Atatürk'ün düşünce ve felsefesini özümsemiş,

- Karşılaştırma, değerlendirme ve sentez yapabilme gücüne sahip,

- Araştırarak, sorgulayarak öğrenen, Bilgiyi öğrenme yollarını keşfetmiş, Dünya insanları ile iletişim kurabilecek en az bir yabancı dile sahip,
- Kendini tanıyıp ifade edebilen,

- Düşüncelerini savunabilen, özgüveni olan,

- İnsanların düşüncelerine saygılı,

- Sorumluluk bilinci gelişmiş,

- Doğaya karşı duyarlı,

Nesiller Yetiştirmek.

İstiyoruz ki...

- Okulumuzda, öğrenme temel ihtiyaç kabul edilsin.

İstiyoruz ki...

- Okulumuzda her veli öğrencisine öğrenme için her türlü fırsatın verildiğini bilsin...

İstiyoruz ki...

Okulumuzda hem öğretenler hem de öğrenciler birbirlerinin
gelişimine yardımcı olmanın önemine inansın...

istiyoruz ki...

Okulumuzda, herkes her gün daha iyiye ulaşmak için çalışsın.

 
 

 

VİZYONUMUZ

Vizyon, ne olmak istediğimizdir.

Vizyon, ideallerimiz , hatta ulaşacağımızı düşünmediğimiz hayallerimizdir.

Vizyon, yönümüzü belirler, hedeflerimizden saptığımızda bize yol gösterir.

 

Türk Milli Eğitiminin amaçları ışığında; dünü , bugünü ve geleceği bütünleştirerek, erdemli insan olmanın idealini ve değişimi yaşayacak özgün, etkili ve nitelikli bir okul toplumu oluşturmaktır.

Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda;
Doğru,
Dürüst,
Çağdaş,
Araştırmacı,
Özgüvenini kazanmış,
Güzel ülkemizi;
Hakettiği yerine getirmek için,
Sürekli çalışan,
Bireyler yetiştirmektir...

 

 

 
        

İSTİKLAL   MARŞI

İSTİKLAL MARŞI

Korkma,sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;

Sönmeden yurdumun üstünde  tüten  en son ocak,

O benimmilletimin yıldızıdır,parlayacak;

O benimdir,o benim milletimindir ancak,

 

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!


Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?


Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...


Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

 

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler hakk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!


Mehmet Akif ERSOY