Deri İşlentisi - Alt Kat İşlentileri

Ham Deri, Islatma ve Kireçlik İşlentileri

  1. HAM DERİ ve ÖZELLİKLERİ


Ham deri; hayvanlardan yüzülerek elde edildikten sonra salamura işlemlerinden  başka  bir işlem görmemiş derilere verilen addır. Yeni yüzülmüş derinin % 60–70 oranında su ve suda çözünen, kolay parçalanabilen protein ihtiva etmesi bakteri zararları için uygun ortam oluşturur. Bakteri zararları durdurup derinin bozulmasını önlemek için ham deri ya hemen işlenir ya da salamura yapılarak korunur. Salamura işlemi; kurutma, istif tuzlama, tuzlu su salamurası veya piklaj şeklinde olabilir. Birörnek olduğu varsayılan koşullar altında üretilmiş, yani aynı koruma işlemlerinden geçmiş benzer sınıf ve tipteki ham derilere ise ham deri partisi adı verilir. Ham deriden mamul deri üretiminin değişik aşamalarındaki fiziksel ve kimyasal değişimlerin iyi anlaşılabilmesi için ham derinin yapısı, fiziksel ve kimyasal özellikleri ve reaksiyonlarının iyi bilmesi gerekir.


raw_skin.pdf

curing_and_desinfection.pdf

weight_area_yield_relations_.pdf


Memeli hayvan derilerinin yapısı fizyolojik ve kimyasal özellikleri bakımından başlıca üç ayrı tabakadan oluşmaktadır.

Üst deri veya epidermiz olarak adlandırılan en dıştaki tabaka kıl, yün, tırnak ve bezleri de ihtiva eder. Epidermiz toplam deri kalınlığının % 1-2’sini teşkil eder ve bu tabakada kan damarları bulunmaz. Epidermiz tabakası, kıl ve yünler ile tırnaklar keratin adı verilen proteinden oluşan epidermal oluşumlardır. Kürk üretiminde özel bir öneme sahip olan keratin içeren oluşumlar, deri üretimi sırasında kireçlik ve sama işlemleri ile deriden uzaklaştırılır. Homojen boyanmış anilin deri üretmek için kıl dipleri, epidermiz artıkları, yağlar ve pigmentler gibi epidermal oluşumların tamamen uzaklaştırılması gerekir. Anilin boyamada epidermal kalıntılar koyu renk oluşturarak deri yüzeyinde lekeli görünüm meydana getirir. Zımparalı deri üretilecek ise epidermal oluşumların tamamen uzaklaştırılması şart değildir. Kılların deri dışında kalan kısmı mekanik ve kimyasal etkilere karşı daha dayanıklıdır. Kılların muhafaza edildiği kireçlik metotlarında kılların gevşetilerek deriden uzaklaştırılması için kıl kökünün etkileneceği kadar kimyasal madde kullanılarak; kılların kıl kökü ile birlikte tamamen deriden uzaklaştırılması sağlanır. Keratin cinslerinde yüksek oranda sistin (Cystin) bulunur ve sistin köprüleri (-S-S-) keratin yapısına dayanıklılık kazandırır. Epidermiz tabakasının üst kısımları ile kılların deri dışında kalan kısımlarını oluşturan keratin ile kıl kökleri ve epidermiz tabakasının alt katmanlarında bulunan prekeratin yapı olarak birbirlerinde ayrılırlar. Prekeratin protein yapısında bulunan sistein (Cystein) ve sülfühidril (-SH) gurupları nedeniyle kolaylıkla şişebilir, kimyasal maddeler ve enzimler ile etkilenebilir özelliktedir. Prekeratinin bu özelliğinden kılların muhafaza edildiği kireçlik ve enzim kireçliği metotlarında faydalanılır. Bu metotda kireçlik süresinin uzun olması, kılların tamamen uzaklaştırılamaması ve mekanik etki ile sırça zedelenmelerinin meydana gelmesi nedeniyle uygulama sınırlıdır. Kıl kökleri yeterince parçalanmazsa dolap hareketi nedeniyle kıllar kırılmakta, kıl kökleri ile epidermiz artıkları deride kalmaktadır. Bu etki; ham deriler kıl giderme işleminden önce pH 10 – 12 civarında kalsiyum klorür veya kireç ile muamele edildiğinde veya ıslatmada alkalilerin uzun süre kıllar üzerine etkisiyle ortaya çıkmaktadır (özellikle kireç). Yüksek pH değerlerinde ve yüksek temparatürlerde bu etki görülmez. % 0.1 den fazla zırnık ilavesi ile de bu etki ortadan kaldırılır. Kireçlik süresini kısaltmak için, kılların kısmen korunduğu hidroliz işlemini keratinin parçalandığı redüksiyon işlemi takip etmelidir. Pigmentli yün ve kıllarda ayrıca renk verici madde olarak melamin bulunur ve dolap boyamasının homojen olması için pigmentlerin piklaj işlemi sırasında deriden uzaklaştırılması gerekir.


Bezler iç epitel dokusuna aittir ve hücrelerden meydana gelirler. Yağ bezleri ince yünlü koyun ve kuzu derilerde, kalın yünlü keçi ve sığır derilerine göre daha büyüktür. Yağ ve ter bezleri kireçlik ve sama işlemleri sırasında deriden uzaklaştırılır ve yerleri boşluk olarak kalır.

Hayvan cinslerine göre derinin ihtiva ettiği yağ miktarı ve yağın bileşimi ırka, yaşa, iklime ve beslenmeye göre, derinin değişik bölgelerinde farklılık gösterir. Sığır derilerinde yağ oranı derinin kuru ağırlığının % 2-7’si arasında değişir. Yüksek enerjili besi uygulana sığır derilerinde yağ oranı fazla olup deri gevşek bir yapıya kavuşmuştur. Keçi derilerinde yağ oranı % 12-15, koyun derilerinde ise % 30’ varan oranlara çıkar. Sığır derilerinde koryum tabakasında yağ kusmasına sebep olan kollestrin ve fosfor ihtiva eden yağlar pek bulunmazken koyun ve keçi derilerinde bu yağların oranı fazla olduğundan; koyun ve keçi derilerinden elde edilen mamul derilerde yağ kusması sorunu meydana gelebilir.

Kolajen lif dokusundan meydana gelmiş olan koryum (Dermis) tabakası toplam deri kalınlığının % 85’ini teşkil eder ve mamul deriyi oluşturur. Kolajen lif dokusunda içinde dolgu dokusu bulunan boşluklar vardır. Dolgu dokusuda kolajenden meydana gelmesine rağmen asit ve alkali etkisi ile şişmez. Bu yapı nedeniyle kolajen lif dokusu kendi yapısına göre değil, doku yapısının müsaade ettiği şekilde ve yönde şişebilir. Şişme etkisinin liflerin mukavemetinin üstüne çıkması halinde liflerde kopmalar olur. Normal yapısında esnek olan lif dokusu, liflerin kopması ile esnekliğini kaybederek sertleşir.

Kolajen lifçikleri ile derinin doku suyu arasında inter fibrillar substans adı verilen tutkal yapısında bir madde bulunur. Bu madde lifçikleri bir arada tutar ve aynı zamanda lifçikleri birbirinden ayırır. Bu madde kireçlik ve sama sırasında deriden uzaklaşır ve kireçlikte tola gelişimine imkan sağlar.

Derinin farklı bölgelerinde liflerin doku sıklığı ve düşey bağlanma sıklığı farklılık gösterir. Eklemler civarındaki deri bölgelerinde düşey bağlanma sıklığı azalır, deri bu bölgelerde esneklik kazanır ve harekete engel olmaz. Derinin kasıklar ve karın bölgelerinde lif dokusu sıkı değildir, düşey bağlanmalar azdır. Bu bölgeler esnek ve gevşek bir yapıya sahiptir. Derinin sırt (kropon) kısmında lif doku sıklığı ve düşey bağlanmalar en fazladır ve bu bölgede mukavemet en yüksektir. Liflerin fazlaca yöneldikleri doğrultularda kopma mukavemeti, bu doğrultuya dik olan yönden daha fazladır. İğne ile yırtılma mukavemeti ve esneme bu yönde daha azdır. Liflerin fazlaca yöneldikleri bölgeler öncelikle kılların uzama yönündedir. Derini kafa – kuyruk yönünde sırt çizgisine paralel olan doğrultuda kopma mukavemeti en yüksek, iğne ile yırtılma mukavemeti ve esneme en azdır.

Koryum tabakasının dikey kesitinde sırça, papiller tabaka ve retikular tabaka olmak üzere üç ayrı tabaka görülür. 1-2 mikron kalınlığında olan ve çok sıkı kolajen lifçik dokusundan meydana gelen sırça tabakası papiller tabakaya ait olup deriye görünümünü verdiği için deri kalitesi açısında özel bir öneme sahiptir. Sırça tabakasındaki lifçikler çok ince olduğu için daha fazla yüzeye sahiptir; boyanması, alkali ve asit şişmesi, kimyasal maddelere, enzimlere dayanıklılığı ile esnemesi derinin diğer tabakalarından farklıdır. Sırça fazla sepi maddesi birikimi ve çok şişkin durumda sepileme ile kırılgan bir hal alır. Hayvan cinsine göre kılların deride dizilimi nedeniyle spesifik bir görünüm alır. Bu görünümden derinin hangi cins hayvana ait olduğu anlaşılır

Papiller tabaka sırça ve retikular tabaka arasında yer alır ve üst deri ile olan sıkı ilişkisi nedeniyle kıl, kıl kılıfı, kıl kası, ter ve yağ bezleri gibi kolajen olmayan dokular ihtiva eder. Bu nedenle kireçlik işlemleri ile uzaklaştırılan bu dokular nedeniyle gevşek ve gözenekli bir yapıya sahip olur. Deri üretimi sırasında bu tabaka dahada zayıflatılırsa mukavemeti çok azalır, sırça ve retikular tabaka arasındaki doku gevşemesinden sırça boşluğu meydana gelir. Böyle deriler sırça tabakası içe gelecek şekilde büküldüğünde sırçada katlanmalar meydana gelir. Papiller tabaka sırça boşluğu vermeye yatkın olduğu için dolap emprenyesi veya finisajda uygulanan sırça emprenyesi ile papiller ve retikular tabaka arasındaki bağlantı iyileştirilerek sırça boşluğu azaltılmaya çalışılır. Sırça boşluğu eteklerde gözleniyorsa buna etek boşluğu adı verilir.


Retikular tabakadaki lifler papiller tabaka liflerinden daha kalın ve mukavemetlidir. Retikular tabaka deriye kopma mukavemeti ve kullanım dayanıklılığı kazandırır. Derinin yarılması ve fazla traşlanarak inceltilmesi ile derinin mukavemeti azalır. Mamul deride yüksek mukavemet istenen hallerde yarmaya ve fazla traşa ihtiyaç göstermeyen ham deri seçimi önemlidir.

Derinin koryum tabakasının ana proteini olan kolajen, polipeptit yan zincirlerinin uçlarında negatif ve pozitif yüklenebilen reaktif gruplara sahiptir. İzoelektrik noktada pozitif ve negatif yüklenmeler maksimum seviyededir, molekül içerisinde (+) ve (-) yük dengelenmesi nedeniyle molekül dışarıya karşı minimum derecede yük gösterir, işlem görmemiş deride izoelektrik nokta pH 7 civarındadır. Kireçlik işleminden sonra tolanın izoelektrik noktası pH 4,5-4,7 ye kayar, izoelektrik noktada deri minimum seviyede reaksiyon gösterir, izoelektrik noktadan uzaklaştıkça yüklenme artışı ile tek taraflı (+ veya -) yüklenir. Deri asidik ortamda katyon olarak, bazik ortamda anyon olarak davranır. İzoelektrik nokta asidik noktadaysa, proteinin asit karakteri artar.

Deri; serbest olarak bulunan asidik ve bazik reaktif gurupları ile asit ve bazlarla birleşerek tuz teşkil eder. Asit ve alkalilerin kontrollü olarak polipeptit zincirlerine etkisi sonucunda polipeptit zincirleri hidrolize uğrayarak kısmen parçalanır, molekül uzunlukları kısalır, ye­ni karboksil ve amin grupları serbest hale geçer. Böylece tola gelişimi sağlanarak; daha sonraki işlemlerde kimyasalların bağlanabileceği gruplar serbest hale geçer, bitmiş deride istenen özelliklerin elde edilmesi kolaylaşır. Yüksek konsantrasyon ve sıcaklıkta asit ve alkalilerin etkisi ise deriyi boşaltarak kalıcı zararlara neden olur, uzun süreli bu tip bir etki derinin kullanılamaz hale gelmesine neden olur.


Asit ve bazların deri üzerine etkisi ile su şişmesine ilave bir şişme meydana gelir. Alkali ortamlardaki şişme konsantrasyona bağlı olmayıp; ortamın pH değerine bağlıdır. Bazlar mineral asitlerden daha az şişme meydana getirir. Kireç, zırnık ve sodyum hidroksitten daha az şişme meydana getirir. Asit şişmelerinin geri dönüşlü olmayıp olumsuz etkilerinin bitmiş deride' aynen görülürken; alkali şişmeleri büyük oranda geri dönüşlü olup ve etkileri bitmiş deride daha az belirgindir.


Alt deri (Hipodermiz) kas dokusu yardımıyla koryum ve et tabakasını birbirine bağlar. Kolajen lif dokusunda olan alt deri fazla miktarda yağ, kas ve kan damarı ihtiva ettiğinden çok gevşek yapıdadır. Sepileme yönünden önemsiz olup, ham deriden, ıslatma sırasında veya kireçlik sonu etleme (kavelata) ile deriden uzaklaştırılır.



Kuyruktan ilk boyun çizgisine kadar boyuna, etekler hariç enine olan kısım sırt ve sağrıyı içine alır ve kropon olarak adlandırılır. Derinin kropon kısmı kalınlık olarak fazla farklılık göstermez, kopmaya ve yırtılmaya karşı derinin diğer kısımlarından daha dayanıklıdır. Boyun ve etek kısımları sırta göre daha gevşektir. Ortalama olarak derinin % 55 sırt ve sağrı yani kropon, % 23’ü boyun, % 22’si eteklerden oluşur.



commercial_classification23_3_2001.pdf


  1. ISLATMA ve KİREÇLİK İŞLEMLERİ


Deri işlentisin de ıslatmadan başlayıp, kireçlik, sepileme, nötralizasyon, son sepileme ve yağlama ile sürdürülen işlemlere “ yaş işlenti ” adı verilir. Yaş işlenti aşamalarında deriler dolap, mikser, ve pervane gibi hareketli sistemlerde işlem görür. Deri işentisinde, yaş işlemler safhasında sık olarak dolap sistemi kullanılır. Kireçlik işlemleri ve sepilemede büyük, son sepi ve yağlama-boyama işlemlerinde küçük dolaplar kullanılmaktadır. Kireçlik ve sepileme işlemlerinde 5 ton ve üstü parti deri çalışmaya imkan verecek dolap sistemleri tercih edilmektedir.


Sık rastlanılan bazı dolap büyüklükleri ve aks’a kadar yüklemelerde kullanılabilir hacimleri şöyledir.


DRUM SIZE (D X L)

(DOLAP BOYUTU)

(ÇAP X BOY)

DRUM SPEED

(r.p.m)

(DOLAP HIZI)

MOTOR

POWER (kW)

(MOTORGÜCÜ)

HIDE LOAD AT CENTER (kg)

(AKS - GÖBEK - ALTI YÜKLEME)





LIMING

300 %

FLOAT

200 %

FLOAT

100 %

FLOAT

4,20 X 4,20

2 / 4

23 / 37

6.000

8.000

12.000

4,00 X 4,00

2 / 4

23 / 37

4.750

6.300

9.500

3,50 X 4,00

2 / 4

16 / 24

3.650

4.900

7.300

3,50 X 3,50

2 / 4

16 / 24

3.200

4.300

6.400

3,50 X 3,00

3 / 6

16 / 24

2.900

3.850

5.750

3,25 X 3,25

3 / 6

11 / 15

2.550

3.400

5.100

3,25 X 3,00

3 / 6

11 / 15

2.300

3.100

4.650

3,00 X 3,00

3 / 6

7,5 / 11

2.000

2.700

4.000





TANNING

300 %

FLOAT

200 %

FLOAT

100 %

FLOAT

4,20 X 4,20

3 / 6

30 / 48

8.000

12.000

9.000

4,00 X 4,00

3,5 / 7

30 / 48

6.300

9.500

7.000

3,50 X 4,00

4 / 8

23 / 37

4.900

7.300

5.500

3,50 X 3,50

4 / 8

23 / 37

4.300

6.400

4.800

3,50 X 3,00

4 / 8

18,5 / 30

3.850

5.750

4.300

3,25 X 3,25

5 / 10

18,5 / 30

3.400

5.100

3.800

3,25 X 3,00

5 / 10

18,5 / 30

3.100

4.650

3.500

3,00 X 3,00

5 / 10

16 / 24

2.700

4.000

3.000



DYEING


NORMAL

MAX.



3,25 X 2,80

5,5 / 11

23 / 37

2.200

2.400


3,00 X 3,00

6 / 12

23 / 37

2.000

2.200


3,25 X 2,50

5,5 / 11

23 / 37

1.800

2.100


3,25 X 2,00

6 / 12

18,5 / 30

1.400

1.800


3,00 X 2,00

6 / 12

18,5 / 30

1.200

1.400


2,70 X 2,50

6 / 12

16 / 24

1.000

1.200


2,50 X 2,20

7 / 14

16 / 24

700

950


2,50 X 1,50

7 / 14

7,5 / 11

500

700


2,00 X 2,00

7 / 14

7,5 / 11

400

550



Pratikte aks tıkanıp dolap içindeki basınç ve vakumu dengelemek için özel havalandırma ventili kullanılarak dolap hacminin % 90’ına kadar kullanılabilmektedir. “ Yağlama ” dolabı adı verilen nötralizasyon, son sepi, boyama, yağlama işlemleri (yaş bitirme) yapılan dolapların çapları genellikle 2 – 3.5 m, enleri 1.5 – 2.5 arasındadır.

Dolabın devir sayısı kireçlik dolabında dakikada 2 devir, ıslatma, kireç giderme ve samada 5 devir, piklaj ve krom sepilemede 9-10 devir olmalıdır.

Mikser veya dolaplarda çalışırken reçete değiştirmeye gerek yoktur.

Ham deriler işlentiye alınmadan önce tuzları uzaklaştırılıp (çırpma) ağırlık, cins, salamura şekli ve depolama sürelerine göre guruplandıktan sonra budama, kanat kesme ve tartım işlemlerine tabi tutularak mümkün olduğunca bir örnek partiler hazırlanır.


water.pdf 

soaking.pdf


Islatma deri işlentisinin ilk aşaması olup daha sonraki işlemleri etkili bir şekilde yapılabilmesi için ıslatmanın etkin ve yeterli olması gerekir. Islatma hatası daha sonraki işlemler ile tamamen giderilemez ve mamul deri kalitesini önemli ölçüde düşürür. Islatma ile değişik teknikler ile salamura edilmiş deriler yeni yüzülmüş deri tutumuna getirilir. Islatma işlemi ham derinin salamura şekline göre ayarlanır. Bu ayarlama ıslatma süresi, su sıcaklığı ve mekanik işlemlerin değişik şekillerde uygulanması ile yapılır. Islatmanın en önemli amacı taze derilerde derinin kir ve kan artıklarının uzaklaştırılması, kuru derilerde suyun deriye işlemesinin sağlanması, tuzlu salamura derilerde belirtilen iki amaca ilave olarak tuzun takip eden işlemleri etkilemeyecek derecede uzaklaştırılmasıdır. Islatma sırasında su, kolajen lifçik demetlerine işleyerek bunları şişirir ve birbirinden ayırır ve ham deri ilk tutumunu kazanır.

Islatma flotesinde kullanılan enzim, baz ve tuz ile diğer kimyasallar suda çözünen sepileme yönünden önemsiz olan ve daha sonraki işlemleri zorlaştıran yapılanmamış proteinleri deriden uzaklaştırır.

Islatmada 20–30 0C su kullanılır. Uzun ıslatmalarda düşük sıcaklıklarda su kullanılır. Yüksek sıcaklıklarda ıslatılmış deri daha yumuşak ve dökümlü olmasına rağmen, 20 0C’de ıslatılmış deriler daha iyi bir tutum gösterir. Islatma sırasında önce soğuk sonra sıcak su kullanıldığında deride ağırlık azalması olur. Önce sıcak sonra soğuk su kullanılırsa deride ağırlık artışı meydana gelir.

Islatma suyunun temparatürünün yüksekliği oranında ve doladın dönme süresinin uzunluğu oranında derideki tuzun ıslatma suyuna geçişi hızlanır. Deri ne kadar kalın ve sıkı yapılı ise alt deri tabakası ne kadar yağlı ise derideki tuzun ıslatma suyuna geçişi ile derinin tam olarak ıslatılabilmesi o kadar fazla süre gerektirir. İyi salamura yapılmış derilerdeki tuzun % 80’inin uzaklaştırılması için 2–3 ıslatma banyosu (flote) değişimi gereklidir. İyi ıslatılmış ham derilerde, taze derilerde olduğu gibi, yaklaşık % 65 oranında su bulunur. Tuzları çırpılmış ham deriler % 150 flote ile ön ve esas ıslatma yapılırsa tuz oranı 3-4 Bé’ye düşer ve bu su kireçlemede kullanılabilir.

Ham deriden kokuşma kokusu geliyorsa, kıllar hafifçe çekme ile deriden ayrılıyorsa ve derinin rengi koyulaşmış ise uygun şartlarda salamura yapılmadığı anlaşılır. İlerlemiş bakteri faaliyeti sonucunda mat ve pürüzlü bir sırça yapısı, sırça boşluğu, sırça soyulmasından derini tamamen kullanılamaz hale gelmesi gibi olumsuz etkiler meydana gelir. Salamura ham deri ıslatma işlemi ile bakteri etkisi ile tekrar bozunabilir hale gelir. Bu nedenle ön ıslatma (kirli ıslatma) mümkün olduğunca kısa tutulmalı, su temparatürü ıslatma süresine uygun olmalı ve gerekli hallerde antibakteriyel maddeler ile yüzey aktif maddeler (tensit, ıslatma yardımcı maddesi) kullanılmalıdır. Böylece bakterilerin latent periyoduna ulaşılmamış olur; yani bakterilerin yeni ortam şartlarına uyum sağlayıp zararlı hale gelmeleri için gerekli süre ve ortam sağlanmamış olur.

Islatma etkinliğinin arttırılarak ıslatma süresinin kısaltılması için enzimler, nötral tuzlar, az miktarda alkali kullanılmakta ve temparatür arttırılabilmektedir. Derilerin dolap ve pervanelerde çevrilmesi, ıslatma sırasında mekanik işlemlerden zarar görmeyecek derecede ıslatılmış ham deriye etleme işlemi uygulamak ıslatma etkinliğini arttırıp damar oluşumu azaltır.

Islatma işleminde az miktarda kullanılan bazik maddeler deri yağları ile sabun teşkil ettiklerinden; anyonik ve noniyonik ıslatıcılarla birlikte kullanıldıklarında derinin ıslanmasını kolaylaştırırlar. Çözünebilir proteinler alkali ortamda daha iyi uzaklaştırılırlar. Çok yağlı sığır derilerinde % 0.1-0.3 oranında ıslatma yardımcı maddesi, % 0.1-0.4 sodyum hidroksit veya % 0.2-1.0 oranında soda esas ıslatmada kullanılabilir. Alkali ilavesi ile ıslatma flotesinde pH 10.5’in üzerine çıkılmamalıdır. Fazla alkali derinin iki yüzünde de şişme meydana getirerek kireçlik maddelerinin deriye işlemesini zorlaştırır ve boyamada mat ve nubuk görünümlü bir sırça oluşur. Kuvvetli alkali maddeler ıslanmayı hızlandırır fakat mukavemeti azaltırlar ve sırça boşluğu oluştururlar, sırça mat bir görünüme sahip olur. Fazla alkali ortamda ıslatma yapılırsa veya kireçlik başlangıcında zayıf alkali ortamda çalışılırsa; kıllar deriye sıkıca bağlanır ve kireç/ zırnık kireçliğinde yeterince parçalanarak deriden tamamen uzaklaştırılamaz. Sodyum sülfür (Na2S - Zırnık) veya Sodyum tetra sülfit (Na2S4) az miktarlarda kullanılırsa iyi sonuç verir. % 0.2-0.3 oranında zırnık (% 100’lük) ilavesi ile bu etki ortadan kaldırılır. % 0.3 oranında kullanılan Sodyum tetra sülfit ise ıslatma flotesinde pH’ı 9.2’de tutmakta ve deri şişmesi meydana gelmeden kıl dipleri daha iyi gevşetilebilmektedir.Islatma işlemi sırasında soda kullanmak istenirse en fazla % 0.5 oranında kullanılarak kireç lekelerinin oluşması önlenmelidir. Soda tampon özellik göstererek sırçada şişme meydana getirmez. Sodyum hidroksitten daha emniyetlidir. Eğer esas ıslatmada soda kullanılmış ise kireçleme işleminden önce bir yıkama flotesi alınarak deriler 15 dakika yıkanmalıdır.

Islatmada ıslatıcı, yağ emülsiye edici ve yıkama etkisine anyonik veya noniyonik yüzey aktif maddeler kullanılarak daha iyi bir ıslanma, kir çözme ve yağların emülsiye edilmesi sağlanır; salamura nedeniyle yapışmış lifler arasındaki yüzey gerilimi azaltılarak suyun deri kesitine daha hızlı işlemesi sağlanarak ıslatma süresi kısaltılır. Bazı ıslatma yardımcı maddeleri antibakteriyel maddeler ihtiva ettikleri için ayrıca antibakteriyel madde kullanılması gerekli olmamaktadır. Yağ alıcı ve ıslatıcı maddeler; ıslatıcı ve yağ giderici, ıslatma ve kireçlik yardımcı malzemesi, solventsiz yağ giderici, kompleks aktif tensid gibi ıslatma etkisi yanında emülsiye etme ve yıkama etkisine sahip ıslatma yardımcı maddeleri olup derideki tabii yağların önemli bir kısmını uzaklaştırılması, geri kalan tabii yağların deride homojen dağılımı, kimyasalların deri kesitinde homojen dağılması ve oluşabilecek metal sabunlarının da deriden uzaklaştırılmasını sağlar. Noniyonik emülgatörler; deriye bağlanmadıkları, yüksek ıslatma ve yüzey temizleme ile yıkama özelliklerinin yanında geniş pH aralıklarında kullanılabilme özelliklerinden dolayı ıslatma, kireçlik, kireç giderme ve sama, pikle işlenti aşamalarında kullanılabildiği gibi son sepileme öncesi Wet-Blue derinin yüzeyinde kalan az tabii yağ ve krom sabunlarının uzaklaştırılması amacıylada kullanılır. Noniyonik emülgatörler sentetik ve tabii tanenlerle aynı banyoda kullanıldıklarında tanen miktarına bağlı olarak çökmeye yol açabilmektedir.

Enzimler; lifler arasında yer alan kolajen dokusunda olmayan çözünebilir proteinleri parçalayarak deriden uzaklaştırır, deri liflerinde yeni hidrofil gruplar oluşturarak ıslatmayı hızlandır ve epidermiz tabakası ve kıl diplerini gevşeterek kireçlikte temiz, açık renkli tolalar verir, aynı zamanda mamul derinin daha yumuşak olmasını sağlar. Islatma ve kireçlik pH geçişini kolaylaştırmak için zayıf bazik ortamda etkili enzim preparatları mevcuttur. Bu enzimler pH 9-11 arasında 28-30 oC’de etkilidir, pH ayarlaması iççin soda veya sodyum hidroksit kullanılır. Enzim kullanılarak tuzlu salamura deriler 4 saatte, kuru deriler 12-48 saatte ıslatılabilir. Özel itina gerektiren deriler 20-25 oC’de, hızlı ıslatılması gereken derilerde 25-30 oC’de ıslatma yapılır.


BASF_Basozym_S_20.pdf


Islatma yardımcı maddesi olarak polifosfatlar, nötral aromatik sülfonik asitler, alkil-ol aminler ve kükürt ihtiva eden organik bileşiklerde kullanılmaktadır. Alkil aminler mamul derinin su almasını önemli ölçüde arttırmaksızın yumuşatma suyunun deriye nüfuziyetini teşvik eder. Tuzlu salamura derilerin 25-30 oC’de tehlikesiz ve kesitte homojen olacak şekilde birkaç saatte yumuşatılmasını temin eder.


GARMMENT_NAPPA.pdf


Islatma ile başlayıp kıl giderme (kireçlik), kireç giderme ve sama ile sürdürülen işlemlere kireçlik işlemleri denilir. Kireçlik bitmiş deri kalitesi üzerinde çok etkili olan hassas bir işlemdir. Uygun olmayan kireçlik metotları nedeniyle meydana gelen hatalar sonraki işlemlerde tamamen telafi edilemez. Bu hatalar basit hatalar olmayıp kuvvetli sırça büzülmesi, damarlanma, epidermiz ve kıl artıkları gibi sonraki işlemleri zorlaştıran ve hatta bitmiş deride de belirgin olan hatalardır.


Uygulanan kireçlik metodu elde edilmek istenilen derinin özelliklerine uygun olmalıdır. Çoğu kireçlik metotlarında kıl giderme ile birlikte tola da yeterli derecede geliştirilir. Derinin (tola, blöze) geliştirilmesindeki amaç; suya geçen proteinlerin uzaklaştırılması, polipeptit yan zincirleri arasındaki bağlanmaların kısmen ayrılmasının sağlanarak sepi maddesi ve diğer kimyasalların bağlanabileceği ilave aktif grupların oluşturulması, lifçiklerde kısmi parçalanma ile kolajen lif dokusunun gevşetilmesiyle gerekli yumuşaklık ve esnekliğin sağlanması ve sırça tabakasının epidermiz artıkları ve kıl diplerinden temizlenmesidir. Kıl ve kıl kökleri yeterince parçalanmazsa dolap hareketi nedeniyle kıllar kırılmakta, kıl kökleri ile epidermiz artıkları deride kalmaktadır. Deri fazla şişmeden kıllar parçalanırsa bu mahzur büyük ölçüde ortadan kalkar. Bunu sağlamak için yüksek flotede başlanan kireçlikte; kireçlik malzemeleri iki kısımda 1 saat aralıkla verilir veya önce “dolap badanası yapılır” ve yüksek flotede kireçliğe devam edilir. Kireçlik flotesi düşük ve kireç oranı yüksek ise kimyevi maddeler kıl diplerine tam olarak işleyemezler, bu bölgelerde kıl dipleri kalır ve kıl pigmentleri deri yüzeyine işleyeceği için tola koyu bir renk alır. Bunu önlemek için % 60 flotenin altında çalışırken kireç oranı % 0.5-1.0 oranına azaltılır, azaltılan kireç flote yükseltilirken verilir. Kılların eritildiği kireçlik iyi uygulansa bile çok yağlı derilerde ve yapışmış uzun kıllı bölgelerde kıl dipleri kalmaktadır. Kıllar ıslatma ve kireçliğin başlangıcında fazla korunursa veya aşırı şişme meydana gelirse, kireçlik temparatürü çok düşük olursa, dolapta deriler bağlanırsa epidermiz artıkları ve kıl kökleri tam olarak uzaklaştırılamaz. Temizleme etkinliğinin tam olarak gözlenmesi kurutulmuş deride anilin boyama sırasında olur. Anilinin boyamanın homojen olması, koyu ve açık bölgelerin olmaması temizlemenin etkinliğinin yeterli olduğunu gösterir. Çok iyi sırça temizliği arzu edilirse 2. kireçlik ve sama ile kireçlikten kaynaklanan eksiklikler dengelenmeye çalışılır. Derideki tabii yağlar ıslatma ve kireçlik işlemleri ile sabunlaştırılarak uzaklaştırılmalıdır.


Temizleme etkinliğinin kontrolü yapmak için, kıl giderme işleminin sonunda; sırça tarafı baş parmak tırnağı ile kıl yönüne kazınır. Bu şekilde kıl diplerinden, sabun ve yağlardan oluşan krem kıvamında bir madde görülür. Bu maddelerin kolaylıkla deriden ayrılıyorsa temizleme etkinliği iyidir ve takip eden kireç gidermede pH 5’in altında çalışılmazsa; kireç giderme ve sama işlemi ile kıl kökleri tamamen uzaklaştırılmış olur. Bu işlem ile birlikte derinin tutumunun yumuşak dolgun, esnek olup olmadığına, sırça tane yapısının yatık, açık, ince, kabarıklık durumuna, belirgin sırça çekmesi-büzülme, damarlanma ve eteklerin durumu ile tolanın rengi de kontrol edilir.


Tola gelişmesi üzerine en önemli etki şişme nedeniyle meydana gelir. Deri şişme sırasında su bağlar kalınlığı ve ağırlığı artar. Şişme pozisyonunda liflerin gerilmesi, derinin gevşek yapılı bölgelerinde, sıkı yapılı bölgelerine göre daha fazla olur. Kolajen kireçlikte kullanılan kimyasal maddelerden az veya çok etkilenir. Bu etkilenme, polipeptit zincirlerinde çok sayıda yeni reaktif gruplar oluşturacak şekilde ise tola iyi gelişir ve lif dokusu gevşeyerek hareket serbestliği kazanır. Lifler bu durumda sepilenerek sabitleştirildiğinde deri yumuşak ve tok tutumlu olur. Etkilenme fazla protein kaybı ve polipeptit zincirlerinin fazla kırılarak boylarının kısalması şeklinde ise deride boşluk meydana gelir ve derinin mukavemeti azalır. Normal yapısında esnek olan lif dokusu, liflerin kırılması ile esnekliğini kaybederek sertleşir. Bu kireçlik etkisine “aşırı kireçlik etkisi” adı verilir.


Kireçlik işlemi sırasında alkali ortamlarda bulunan deri negatif yüklenir, deri su bağlayarak şişer ve sertleşir. Alkali etkisiyle şişen derilerin, şişme oranına göre bükülmesi zorlaşır, parmakla bastırıldığında bastırılan bölge çökmez. Kireçlik kimyasallarının kullanım miktarı arttıkça şişme oranı da artmaktadır. Derinin şişme oranı kireçlik sonu pH değeri artıkça fazlalaşmaktadır. Derinin şişmesi 25 oC’de 10 oC’ye göre önemli ölçüde azdır. 20 oC’nin altında çalışılmamalıdır. Tola fazlaca şişer fakat tola gelişi yetersiz kalır. 25–33 oC kireçlik temparatüründe çalışmak faydalıdır. Daha yüksek temparatürlerde kolajen parçalanması çok fazladır ve sırça boşluğu ve etek boşalması meydana gelir. Uzun süre depoda bekletilmiş derilerle, salamurası iyi olmayan deriler 20-24 oC’de kireçlik yapılarak deriler korunmalıdır. Kuvvetli alkali kireçliklerde 30 oC’nin üstüne çıkılmamalıdır.


Derinin farklı bölgeleri arasındaki salamura ve yapı farklılıkları nede­niyle çalışılan partide az veya çok sayıda deride sırça ve etek çekmesi görü­lebilir. Sırça çekmesi belli bölgelerde meydana geliyorsa kireçlik etkisi homojen değildir. Bu; dolabın aşırı yüklenmesi, derinin fazla gübreli oluşu, derilerin fazla yağlı olması (böbrek civarı), uzun kıl veya düşük flote nedeniyle meydana gelir.


Gevşek yapılı, salamura hatalı veya çok fazla süre depoda tutulmuş de­riler kireçlik şişmesine tahammül edemezler ve sırça çekmesi meydana ge­lir. Sırça çekmesi fazla ise flote yükseltilebilir, dönme süresi azaltılabilir veya kimyevi maddeler bir kaç defada verilir.


Sığır yetiştiriciliğinde modern besleme şekilleri uygulanarak hayvanlar kısa sürede kesim ağırlığına getirilmektedir. Bu hayvanların derileri olgunlaşmadığı için fazla şişerler, sırça çekmesi ve damarlanma olur. Bu deriler­de daha az etkili kireçlik yapılmalıdır. Zırnık yerine kısmen sülfihidrat kullanılmalıdır. Deride damarlanma oluyorsa ve boyun damarları çok belirgin ise, tolada ölçülü bir şişme yapan yüksek temparatürde çalışmalı veya badana yapmalıdır.


Sırça boşluğunun nedeni kısmen kireçlikte, kısmen "yaş bitirme" işlemlerindedir. Kireçlikte derinin yumuşaklığını arttırmak için tola gelişimi arttırılmaktadır, aynı zamanda paralel olarak sırça boşluğu meydana gel­mektedir. Kıl dipleri civarında protein kaybı ne kadar fazla olursa o derece boşluk artar. Yüksek kireçlik temparatürleri ve uzun kireçlik süreleri protein kaybını arttırarak boşluk meydana getirirler. Kireçlik süresini 20 saatin altına indirebilen kireçlik metotları uyandığından beri sırça boşluğu ana problem olmaktan çıkmıştır.


Etek boşluğu birinci derecede deri yapısına bağlıdır. Bununla birlikte aşırı tola gelişimi, fazla dolap hareketi ve ikinci kireçlik etek boşluğuna neden olabilir. Kireçlikten sonra etleme, ham deri ve kireçlikten önceki etlemeye göre etek boşluğunu arttırmaktadır.


Şişme flote miktarı ile de ayarlanabilir. % 60-80 flotenin altında dolap badanası etkisi görülmektedir. %20 flotede pratik olarak hiç şişme yoktur ve kullanılan kimyasallar yüksek konsantrasyon oluşturarak deri kesitine işler. Dolap badanası; düşük flotede kireçlik yapıldığında ortamda derilerin şişebileceği kadar su bulunmaması esasına dayanır. Flote fazla ise, kireçlik işlemi başlangıcında sırça tabakası şişmekte ve kimyasal maddelerin deriye işlemesi zorlaşmaktadır. Düşük flote ile çalışıldığında ise deri rengi koyulaşmakta ve tola gelişimi iyi olmamaktadır. Bu nedenle kireçlik kimyasalları derilere tam olarak işledikten sonra yarım aralıklar 3-4 defada % 100-200 28 oC flote ilave edilerek tola gelişimi sağlanır. Dolap badanasında kıl giderme yarım saatte tamamlanır; geri kalan 2-3 saatte kimyevi maddeler deriye işler. Aynı oranda kimyasal madde kullanıldığında % 100-330 flote aralığında tolanın şişmesi ve sertleşmesi aynı kalmakta ve kullanılan kimyasalların konsantrasyonundan ziyade % olarak kullanılan miktarları kireçlik etkisi üzerinde rol oynamaktadır.


Kıl giderme ve tola geliştirme işlemi ıslatmadan sonra eğer etleme ve açkı gibi mekanik işlemler uygulanmayacaksa veya ıslatma işleminden sonra çalkalama işlemi yapılmıyorsa; tuz oranı 3-4 0Bé olan ıslatma flotesinde uygulanır. Genelde ıslatma ve kireçlik 24 saat içerisinde tamamlanmaktadır. 24 saatlik çalışma temposunda en fazla 6 saat ıslatma için ayrılabilir. 6 saat süren kısa ıslatmada 28-32 oC flote sıcaklığı sağlanır ve ıslatıcı yardımcı maddeler kullanılır. Ham derinin büzüşme temparatürü 65 oC olmasına rağmen, bu sıcaklığı sağlamak için 40 oC’nin üstünde su kullanılmamalıdır. Gerekiyorsa ön ıslatma 2-3 kez 30-35 oC flote ile yapılmalıdır. Dolap hareketi uzun ıslatmaya göre daha fazladır. Uzun ıslatmada genellikle ıslatma ve kireçlik çalışma temposunu düzenleme amaçlanır. Örneğin hafta sonu veya tatillere rastlayan günlerde uygulanarak ilk mesai gününde kireçlik dolabı etleme için hazır hale getirilir. Öğleden sonra kirli ıslatma, gece esas ıslatma yapılır. Ertesi gün kireçlik 16-20 saat olarak uygulanır. Kireçlik ıslatma flotesinde uygulanıyorsa, ıslatma sonu flote temparatürü en az 26 oC olacak şekilde çalışılmalıdır.


Kılların eritildiği kireçlik metotlarında tola cildinin temizlenmesi için dolap hareketi gereklidir ve 15-20 saat uygulanan bir kireçlik işleminde aralıklarla 1-2 saatlik dolap hareketi yeterli olmaktadır. Dolap hareketi ile kimyevi maddeler dolap içerisinde hızla ve homojen olarak dağılır ve deriye işlemeleri kolaylaştırılır. Fazla hareketin tola gelişimine olumlu etkisi olmadığı gibi gereğinden fazla mekanik etki ile etek çekmesi ve sırça zedelenmesi meydana gelir. Deriler tola durumunda şişkin ve sıkı olduğu için sürtünmeye karşı hassastır. Dolap dönerken, flote miktarına bağlı olarak aşırı sürtünme meydana gelen bölgeler zedelenir. Boyanmış derilerde bu bölgeler mat ve nubuk görünümündedir. Kireçlik başlangıcında kimyevi maddeler dolaba verildiğinde dolap 20-40 dakika döndürülerek iyi bir dağılım sağlanır. Kireçlik işlemi boyunca 1-2 saatte 5-10 dakikalık dolap hareketi yeterlidir.


Düşük flotede dolap aşırı yüklü ise deri yüzeyinde pürüzlenmeler olur. Bu izler, genellikle sırt çizgisine paralel dar uzun şeritler halindedir.


Keratinin etkilenebilmesi için reaksiyon sırası önemlidir. Önce redüksiyon, sonra hidroliz reaksiyonu cereyan etmelidir. Önce hidroliz etkisi gösteren kireç ve kalsiyum klorür kullanılırsa kıllar korunmuş olur. Önce zırnık ve sodyum sülfihidrat etki ederse keratin parçalanmaya başlar daha sonra verilen kireçle hidroliz devam eder ve epidermal oluşumlar hızla uzaklaştırılır.


Zırnık ve sodyum sülfihidrat keratin tabakasına hızla bağlanırken kolajene bağlanmaz. pH11’ üstünde konsantrasyon artışına bağlı olarak zırnığın kıl gevşetme ve parçalama etkisi artar. Sodyum sülfihidrat şişmeyi azaltıcı ve kıl diplerini gevşetici etkiye sahiptir kullanım yüzdesi kadar zırnık miktarı azaltılır.


Kireç; kireçlikte hidroksil iyonu vererek hidroliz işlemi devam ettiren en ideal maddedir ve ölçülü bir şişme yaptığı için tola gelişimi üzerine olumlu etkileri vardır. Kirecin çözünürlüğü 25 oC’de 1.5 g/ L ve pH değeri 12.6 olan orta kuvvette bir bazdır. Hidroksil iyonları sarf edildikçe çökelti olarak bulunan kireç çözünerek sürekli ve sabit bir şekilde hidroksil iyonu verir. Pratikte zırnık ile kirecin birlikte kullanılması bu özelliğe dayanır.


Kireçleme yardımcı maddesi olarak kullanılan alkil aminler karışımı; kireçleme işleminde kullanılan kimyasal maddelerin deri içlerine homojen bir şekilde nüfuz etmesini kolaylaştırır. Kendisini özellikle düşük sıcaklıklarda fazlasıyla hissettiren zırnık ve sud kostik gibi ilavelerin tolayı şişirici etkisini azaltır. Aynı zamanda normal sıcaklıkta uygulanan kireçlemede ve sıcak olarak yürütülen kireçleme işleminde kıllar, kıl diplerin ve dada kolay uzaklaştırılarak temiz tola (blöze) elde edilmesini sağlar. Bu arada damarların barizleşmesi azalır ve cildi daha temiz, ince ve sıkı sırçalı düzgün yüzeyli bir tola elde edilir. Kullanılacak miktar tuzlu salamura ağırlığın % 0.5-1.0 civarındadır.


Kireçleme aşamasında kullanılmak üzere hazırlanmış; sert sulara ve kireçlikte kullanılan kimyasallara dayanıklı anyonik/ noniyonik özel tensitlerin karışımı yardımcı maddeler kireçleme maddelerinin derinin bütün kısımlarına hızlı ve muntazam bir şekilde nüfuz etmelerini sağlar. Derinin et tarafındaki yağ parçalarını emülsiye eder. Kıl torbalarında kalmış artıkları, ter ve yağ belerini bertaraf eder. Derilerin kireçlikten temiz ve ince bir sırçaya sahip çıkmalarına yardımcı olur.

HENKEL_PERDOL_K_EXTRA.PDF

 

Pratikte; sabah erken diğer kireçlik işlemlerine başlayabilmek için gece kireçlik yapılır. Kireçlikten sonra tolanın temizlenmesi ve kolay çalışılabilmesi için yıkama yapılır. Yıkama işlemi 20-25 oC’de % 100-200 su ile yapılır. Su temparatürü fazla olursa deriler yumuşar, soğuk olursa yıkama etkinliği iyi olmaz. Etleme yapılacaksa veya deriler yarılacaksa derilerin şişkinliği yıkama işlemi ile fazla azaltılmamalıdır. Aksi takdirde tolanın etlenmesi ve yarılması zorlaşır.


İkinci kireçlik; kıl giderme işlemi yapılmış ve genellikle kireçliği de yapılmış tolanın, birkaç saatten birkaç güne kadar değişen sürelerle kireçle muamele edilmesi işlemidir. Çok aşamalı olarak uygulanan kireçlik yöntemlerinde 2-5 saat süren kıl giderme aşamasında kireç kullanılmaz ve kirecin tamamı aynı floteye veya yeni flotede verilir. Normal kireçlik yapılmış tolalarda ise ikinci kireçlik yumuşak deri tiplerinin üretiminde uygulanır. İkinci kireçlikte % 2-5 kireç 20-28 oC’de yüksek flotede uygulanır. Tola bu durumda mekanik etkilere karşı hassas olduğundan az hareket ettirilir. 30 oC’de 3 saat süren ikinci kireçlik, 20 oC’de bir gece süren ikinci kireçlikle aynı etkiye sahip olduğu için özellikle yaz aylarında su sıcaklığının kontrol altında tutulması kalite yönünden çok hassas bir ayrıntıdır.


AUTOMOTIVE_ORGANIC_PRE_AND_TANNAGE.pdf

 

PDF Formatında Aç