10
 

 

esence

bir yaşamın izdüşümü

 

anasayfa 

 

ZIKKIMIN PEKİ / BİR MİZAH ÖRNEĞİ

 

KEMAL ATEŞ

Yansıma Aylık Sanat Edebiyat Kültür Dergisi 1975

 

Ülkemiz aptalca yürütülen bir düzenin çıkmazı içindedir. Garip çelişkileri vardır. Geri kalmış bir ulus olarak emperyalizmle aramızda bir çelişki vardır. İçinde bulunduğumuz düzen gereği toplumumuz gülünç, gülünç olduğu kadar da acı çelişkiler içindedir. Patronla işçi, üreticiyle tüccar, köylüyle kentli, eski kuşakla yeni kuşak zıtlaşma halindedir. Ekonomik çelişkilerden başka, inançlarda, yaşayış biçimlerinde çelişkiler görüyoruz. Anası çarşaf içindedir, kızı mini eteklidir. Bir ucu ortaçağda kalmıştır insanlarımızın, bir ucu çağın tüm olanakları içindedir. Ortaçağdan gelen kadercilikle, skolastik düşünceyle, Batıdan gelen pozitivizm, materyalizm çatışmıştır. Dar bir pozitivizm içinde yürütülen Batıcılık, Batı aktarmacılığı insanları birbirine karşı gülünç duruma düşürmüştür. Bugün köylü kentliye, kentli köylüye gülmektedir.

 

İşte mizah edebiyatımıza tüm bunlar kaynak olacak, bunlar yansıyacaktır. Berber salonlarında okunan güncel mizahı bir yana bırakırsak, bu temeller üzerinde güçlü bir mizah edebiyatımız oluşmuştur. Türk mizahı bu çelişkileri görenlerin, bu çelişkiler karşısında en doğru tavrı alanların elinde yürümektedir.

 

Esen Yel de Zıkkımın Peki adı altında topladığı mizah öyküleriyle ilk adımını attı bunlar arasına.

 

Neler görüyoruz Esen Yel'in öykülerinde. Kapitalist bir toplum düzenindeki çıkmazlar.. Zam, vergi furyasının karikatürize edilişi.. El çabukluğuyla, bankalardaki kredi imtiyazının şişirdiği özel teşebbüsçülük. İçinde bulunduğumuz ortamı yeren öyküler.. Yerli malı diye yabancı malların yutturuluşu. Bürokrasinin, bazı devlet kurumlarının yergisi.. Kısaca bunlar yer alıyor öykülerinde.

 

On dört öykünün toplandığı kitapta, Falcı Nurullah Bey, Zalha Bacının Sıpası, Aylaklar TAŞ, Mucip'in Öyküsü şimdiye kadar alışılagelmiş çizgide. Yanlış inançların, din adamlarının, bürokrasinin yergisi var. Gözlemlerini bu öykülerinde değerlendirmiş yazar.

 

Bizim Patron, Yerli Mallar Bayramı, Esin Perilerinin Grevi, Kemikbank, Zıkkımın Peki gibi öykülerinde ise alışılmışın dışındadır. Yergi niteliğindeki gazete fıkralarıyla çocuk öykülerinin birleşimi vardır. Masalımsı bir soyutlama vardır. Semboller özgün ve yorumu içinde bulunduğumuz düzene bağlı.. Emperyalizmin ekonomik baskılarına ve çeşitli oyunlarına uzanıyor. Esen Yel bu tür öykülerini karakteristik gözlemleriyle, tiplemelerle zenginleştirirse, öyküleri donukluktan, cansızlıktan kurtulacaktır.

 

Yazar ince buluşlarla vermek istediklerini oldukça basite indiriyor. Aşağıda Kemikbank'tan yaptığım alıntı onun hem bu yanını hem de toplumumuzdaki aptallıkları iğneleme biçimini vermektedir.

 

"..Kemikbank sunar.. Ülkemizin tek bankası olan Kemikbank, bu günden başlayarak sayın halkımıza daha fazla kredi verecektir. Kredi alanlar arasında çekilecek olan kurada, zengin kemik ikramiyeleri vardır. Bir kişiye mühürlü on insan kafatası, iki kişiye mühürlü beş kafatası.. Kemikbank.. Kemikbank.."

 

Dilde başarılı.. Akıcı, tıkır tıkır yürüyen bir anlatım.. Ancak kimi cümleler, sözcükler uyak için konmuş gibi. Artık şiirde bile uyak amaç olarak seçilmemekte, bunu anlayan okuyucu rahatsız olmaktadır. Yazarın bununla ne yapmak istediği anlaşılıyor.. Dilde, anlatımda halk geleneğine.. Destanlara, masallara yaslanmak istiyor. Bunun sırrını araştırıyor. Yalnız bu sır uyakta değildir. Birkaç cümle alalım bunu göstermek için:

 

"Bir maliye nazırı aradılar.. Tüm ülkeyi masa başında taradılar.."

"Coplar.. Coplar ki yiyenin yüreği hoplar.."

 

Sonuç.. Esen Yel ne yapmak istediğini bilen bir yazar olarak gözüküyor. İlk denemelerinde bile taklitçi değil, yenilikçi olma çabasında. Türk mizah edebiyatının özgün bir yazar kazanacağını muştuluyor bize..