Tutkal-Sinir-Kemik(Boynuz)

 


Türkish -Ottoman- Bow Is Strongest Bow In The World  ( Türk -Osmanlı- Yayı Dünyanın En Güçlü Yayıdır.)

Kendinize Değer Verin : AKRA FM CANLI YAYIN

  BU  SİTEDEKİ  SAYFALARIM : 

 .......  ANA SAYFA .........

- Osmanlı Yay Yapımı (Telhis Tercemesi)

- TUTKAL, KEMİK VE  SİNİR 

- TÜRK YAY RESİMLERİ

 - Osmanlı Yay Ve Ok Yapımı Hakkında Genel Bilgiler 

- Türk Yayı İncelemesi ve Asya Yay Yapım Tekniği

- Türk Oklarının İncelemesi

- Ok ve Yay Yapımı Görüntüleri

-Türk Okçuluğu Atış Teknikleri

                                      TUTKAL -1

 

Türk -Osmanlı- Yayının yapımında kullanılan tutkal; yayın tüm bileşenlerini birarada tutan,yaya esnekliğini ve yüzyıllarca sürecek mukavemetini kazandıracak olan Dünya'nın en kuvvetli organik yapıştırıcısıdır.  

Tutkalı hazırlamak sabır isteyen bir iştir. Dünya'nın bilinen en iyi ve en kuvvetli organik yapıştırma maddesi balık tutkalıdır. Bir çok çeşidi vardır.

Tutkal sürülmeden önce tutkalın sürüldüğü yer mümkün olduğunca ılık olmalıdır.

  İyi yapışkan sonuçları için düşük yoğunluk fakat kat kat sürerek tahtanın içine yapışkanın emmesini sağlarız. Tutkalın ve sürüldüğü yerin sıcak olması gerek her zaman. 

Mersin Balığının hava kesesi kullanılır ; Balık hava kesesi (bladder) ince parçalara bölünüp 60-70 derecede sıvılaştırılır sonra kendi halinde soğumaya bırakılır ve soğuk olarak saklanır.

 Geleneksel yay yapımında kullanılan balık tutkalı ( fish glue) için akarsu balıklarının hava kesesi iyice temizlenip çorba kıvamında kaynatılır.

- Dünyanın bilinen en iyi ve en kuvvetli organik yapıştırma maddesi bu balık tutkalıdır.
Tutkal sıcak olmalı ve sürülmeden önce tutkalın sürüldüğü yer de mümkün olduğunca ılık olmalıdır. Mukavemetli ve uzun süreli yapışkan sonuçları için düşük yoğunluk fakat kat kat sürerek tahtanın içine yapışkanın emmesini sağlarız. Bulunduğu takdirde, Mersin Balığının hava kesesi kullanılır ; Balık hava kesesi (bladder) ince parçalara bölünüp 60-70 derecede sıvılaştırılır sonra kendi halinde soğumaya bırakılır ve soğuk olarak saklanır.

 

TUTKAL - 2

 

1983 baskısı, bir imalat ansiklopedisinden alınan tutkal yapım  bilgileri :

 

            DERİ TUTKALI  :  Deriler tabakhane artıkları veya mamül deri artıkları kireç suyu ile işlem görerek yağ ,kan, kıl,et vs, gibi kısımlar temizlenir ve sonra su ile iyice yıkanarak artık kireç akıtılır. Bundan sonra deriler bir kazanda kaynatılarak tutkalı çıkarılır ve bir kaba alınarak suyu şap ile berraklaştırıldıktan sonra soğutularak kalıplara alınır, kesilerek hava ile kurutulur.
           BALIK TUTKALI : Balık tutkalı, özellikle karadenize  dökülen nehirlerde bulunan ( sturio, stellatus, husso,rutenus ) cinsi balıkların hava keselerinden çıkarılır. Bu tutkala ihtiyokol veya ısınglas adı verilir. Balık hava kesesinin dış zarı çıkarılır. Kenevir keselere basılır ve katlanarak biçimlendirilir. açık havada kurutulur ve sülfuroz asitle beyazlatılır.

                        Bazı yerlerde balık başları ,derileri, mide ve bağırsaklarından da tutkal çıkarılmaktadır. Özellikle yurdumuzda bu kıymetli atıklar atılarak ziyan edilmektedir. Bu balık artıkları yıkandıktan sonra hiç bir işlem görmeden kaynatılır ve sonra suyu alınarak tekrar kaynatılarak koyulaştırılır. Sonra süzülerek parlak taşlar üzerine dökülerek kurutulur.

                         Balık tutkalları en kıymetli olanlar arasındadır. Suda erir ve yapıştırma niteliği yüksektir. Özellikle zarif ziynet eşyası imalinde ve kıymetli taşların yerlerine oturtulmasında kuyumcular tarafından yapıştırıcı olarak kullanılan bir maddedir.

                          Bu tutkal önce ince ince kıyılarak suya atılır; 6 saatte bir suyu değiştirilir, 24 saat bekletilerek şişirilir. Emaye bir su banyosuna % 10 alkolden oluşan su ve içerisine tutkal konarak eriyinceye kadar su ısıtılır. Tutkal uzun süre sıvı halde kalırsa bozulur. Bu nedenle şişe içerisinde bekletileceği zaman içerisine  % 0,01 oranında gümüş fluorür ilave edilmelidir.  

 

 ( Tutkal-2 Bölümünü Gönderen :  Medet Karayazı )

 

 

BALIK TUTKALI

Yazan: Cem Dönmez

Balık tutkalı yay yapımının önemli bir parçasıdır. Modern tutkallar yapışma gücü olarak belki onu geçebilir ama ikame etmekte yetersiz kalırlar. Bu tutkal hem esneme hem de emilme özelliğine sahiptir. Doğal bir tutkal olduğundan tahta, sinir ve boynuz gibi malzemelerle uyumludur. Ham maddesi bazı balıkların hava keseleri ve mersin balığının damağıdır ki Osmanlı yaylarında bu malzeme kullanılmıştır, uzak doğu ve Asya yaylarında ise balık hava kesesi tutkal hammaddesi olarak kendine yer bulmuştur. Hava keselerinin içinde yine en iyisi mersin balığınınkidir. Tatlı su balıklarının hava keseleri deniz balıklarının hava keselerine oranla tutkal yapımına daha uygundur çünkü kolay jelleşirler. Bunun yanında croake balığının hava kesesi Kore ve Çin yaylarında yoğun olarak kullanılır. Eski kaynaklar (telhis) Osmanlı yayında kullanılan tutkalın damaktan yapıldığı ve bu balıktan çıkan başka bir maddenin yine tutkal yapımında kullanılabildiği ancak bunun endüstri için iyi bir tutkal olduğu yazılmaktadır. Benim tahminim isim verilmese de bu maddenin hava kesesi olduğudur. Mersin balığından çıkan bu hammaddeler diğerlerine göre çok daha saftır ve kolaylıkla erir. Ben mersin balığının hava kesesi yanında Sazan ve Yayın balıklarının hava keselerini de kullandım ve başarılı sonuçlar aldım. Sazan ve Yayın balıklarının hava keseleri çok daha zor erimekte ve çok iyi süzülmeye ihtiyaç göstermekteler, ayrıca yapım aşamasında oldukça fire verirler.  Mersin balığının hava kesesinde böyle bir fire hiç görmedim. Hangi materyalden nasıl tutkal yapılacağı yüzyılların süzgecinden geçmiştir. Bugün Mersin hava kesesi İsinglass olarak bulunabilmektedir ve oldukça pahalı bir malzemedir. Restorasyon işlerinde kullanılmak üzere satılıyor. İnternetten bulunabiliyor, benim bulduklarım Rusya kaynaklıdır. Burada hemen şunu söylemeliyim ki bu hammadde hayvansal kaynaklı olduğundan ithalat sırasında genellikle gümrükte takılır ve oldukça sorun çıkarır. En iyisi yurt dışından tanıdık vasıtası ile elde getirtmektir, zaten kabuk gibi olduğundan hacim ve ağırlık tutmaz. Bu da olmazsa Sazan veya Yayın denenebilir, yoklukta bunlar ikame edilebilir.

ELDE EDİLMESİ, SAKLANMASI

Mersin balığının hava kesesi(isinglass) hazır olarak satıldığından kurudur ve başka işlemden geçmesine gerek yoktur ancak yayın ve sazan hava kesesini kendim bulup yaptığımdan mersin hava kesesi hazırlanmasının da aynı şekilde olduğunu söyleyebilirim. Hava kesesi balıktan çıktığı şekilde kullanılmaz, suda eritilmelidir. Ham kesenin kurutulması da gerekir çünkü ham yani yaş keseler kısa sürede çürürler, kuru keseleri çürüme korusu olmadan yıllarca saklayabilirsiniz. Balıktan çıktıktan hemen sonra hemen kurutulacaksa korumaya veya tuzlamaya gerek yoktur, sonra işlenecekse mutlaka buzlukta saklanmalıdır, tuzlama, ilaçlama yapılmaz. Taze ya da buzluktan çıkarılan keseler varsa kir ve yağından temizlenir, yıkanır, temiz bir tepsiye dizilir. Daha sonra güneşe çıkarılıp iyice suyunu çekip kabuk gibi kuruyuncaya kadar bekletilir. Bu işlem damak derisi için de geçerlidir. Kurutma tercihan yazın sıcak günlerinde yapılırsa daha makbuldür çünkü yazın kuruma çok daha çabuk olduğundan keselerin çürümesine fırsat verilmemiş olur. Sıcak yaz günlerinde kuruma birkaç günde biter. Kışın yapılırsa çürüme ihtimali artar, ancak soğuk bir bölgede yaşıyorsanız rüzgârlı bir yerde ipe dizerek de kurutabilirsiniz. İlk gün keseler ara sıra altüst edilmelidir. Tercihan tepsinin üstü kuş, kedi vs hayvandan korumak için delikli bir elek vs ile kapatılmalıdır, özellikle yaşken bu tür hayvanların ilgisini çeker, hatta çatıda kurutulacaksa baykuş atmaca gibi kuşlara dikkat etmelisiniz. İlk denememde baykuşlar zarar verince makarna süzgecinin içine keseleri koyup üzerine delikli kısmını oturtmuştum. Yaş keseleri üst üste koymamalısınız. Kuruyan keseler yaklaşık olarak yaş ağırlığının  çeyrek ağırlığına düşer. Bu kuruyan keseler artık sertleşmiş ve kabuk gibi olmuştur istediğiniz an hazırlayıp kullanabilirsiniz. Ben kurumuş keseleri naylon bir torbaya koyup ağzını kapatıyorum daha sonra bu torbayı başka bir naylon torbaya daha geçirip ikisinin arasına az miktar naftalin koyarak normal oda şartlarında gölgede saklıyorum. Naftalin koymak asla şart değildir.

YAPIMI

Şimdilik yayda ne miktar kullanıldığı ve suyla karışım oranları konusuna girmeyeceğim. Mersin balığının kurutulmuş hava kesesi büyük ağaçların kabuğuna benzer, yaprak yapraktır, açık sarı renklidir ve biraz şeffaftır. Yayın ve Sazanın ise sarımsı kahverengimsi olur. Önce kurumuş keseleri parmaklarla lif yönünde mümkün olduğunca küçük parçalara ayrılır, lif yönüne dikkat etmezseniz parçalarken zorlanırsınız. Sazan ve Yayın balığının kurumuş keseleri çok serttir ancak bıçakla bölebilirsiniz. Parçalama erimeyi kolaylaştırır ama şart değildir. Parçaladıktan sonra bunları içine atacağınız cam, ya da plastik bir kap bulmalısınız ancak çelik, demir ya da emaye bir kap kullanmayın. Tutkal yapım esnasında ve sonradan bunların iç yüzeyine yapışır kalır, ayrıca demir tutkala zarar verir. Ne kadar kaynatsanız da yüzeye tutunan miktar sertleştikten sonra kazınamaz hale gelir, zaten değerli olan materyalin bir kısmını fire verirsiniz. Cam için aynı durum söz konusudur ancak cam tutkala zarar vermez. Kap tercihan plastik olmalıdır çünkü tutkal plastiğe yapışmaz. Hava keselerini koyduğunuz kap yaklaşık 500 gr su alacak hacimde olursa yeterlidir. Ayrıca kullanılacak bu kap kâse şeklinde (kürenin yarısı) olursa daha iyidir. Çünkü anlatılacağı üzere kaynayacak su içinde kalacak olan bu kap bu şekilde olursa dengesizlikten dolayı devrilmez. Tutkal hemen tüketilecekse zaten sorun yoktur ama kullanımdan sonra sulu halde artan olursa ya da sulu halde hazırlanıp sonra kullanılmak isterseniz buzlukta saklamalısınız. Bu şekilde yıllarca bozulmaz ancak su/tutkal oranı bozulur. Tutkal uzun zaman buzlukta kalırsa yoğunlaşır, kabuk gibi kurur. Bu durumla karşılaşmamak için buzluğa koymadan önce kabı tartarsanız buzluktan çıkardığınızda ne kadar su ilave edeceğinizi kolayca bulursunuz.

Kap içine parçaladığınız kuru keseleri tartın, farz edelim 20 gr olsun.  Kabı örtecek kadar önceden kaynatılıp soğutulmuş su ekleyin. Tercihan kaynatılıp soğutulan su saf su olabilir. Bu şekilde kabı buzdolabına koyun, mersin hava kesesini bir gün, sazan ve yayınınkileri ise birkaç gün burada bekletin. Bu süre zarfında yumuşadıklarını göreceksiniz. Kaptaki suyun tamamını boşaltın, bu su kullanılmaz. Bu işlemin sebebi keseleri yumuşatmaktır, işlemi sıcak oda şartlarında yaparsanız çürüme ihtimali vardır. Yumuşayan keseleri havan benzeri bir aletle homojen bir pelte kıvamına gelinceye kadar ezin. Artık bu peltemsi karışım eritilmeye hazırdır. Tutkal suyla ne oranda karıştırılacaksa o miktar önceden kaynatılıp soğutulmuş su kabın içindeki pelteye ilave edilir. Mesela %20 lik bir tutkal yapılacaksa ilave edilecek su miktarı 80 gr olmalıdır, sonuçta 100 gr lık tutkal yapılmış olur. Bir tencere bulunur ve hazırlanan su-tutkal karışımlı kap yüzecek kadar su doldurulup kısık ateşe konur. Bu sisteme double boiler denir, kullanılmasının sebebi içindeki kabı direkt ateşten korumaktır, yavaş ısıtma gerektiren durumlarda kullanılır. Tencerenin içindeki kap sıcak suyun içinde yüzerken devrilmemelidir. Bu yüzden tutkal kabı yukarıda anlatıldığı şekilde olmalıdır. Keselerin aniden ve yüksek ısıda erimeleri tutkalın gücünü düşürür, çok zararlıdır. Tencere altındaki kısık ateşin sebebi budur. Tercihan tencere içindeki su sıcaklığı 70 santigrad civarı olmalıdır. Önemli bir ayrıntıyı eklemeden geçemeyeceğim, tencere içindeki kap sıcak su içinde olduğundan bir süre sonra buharlaşmadan dolayı su kaybına uğrar, bu kayıp tutkalı kalınlaştırır. Bunu göz önüne alarak ara sıra kap tartılmalı, eksilen su miktarı tamamlanmalıdır. Mesela bizim örneğimizde plastik kabın darasını 50 gr farz edersek 20 gr hava kesesi 80 gr su ile beraber toplam ağırlık 150 gr edecektir. Tutkal buharlaşmadığından işlem sonundaki kap ağırlığı 150 gr olacak şekilde ara sıra su ilave edilmelidir. Tencerenin kapağı hafif aralık bırakılmalıdır, eğer kapak kapatılmazsa tutkal soğuk havayla temas ettiği için kabın kenarlarında tutkal birikintileri kalır. Ancak tencerenin kapağı tamamen kapatılmamalı, kapakta yoğunlaşan buharın çıkmasına izin verilmelidir. Tenceredeki su zamanla eksildiğinden kontrol edilir. Bu şekilde işlem devam ederken ara sıra tutkal bir tahta çubukla karıştırılır, böylece erimeye yardım edilmiş olur. Mersin hava kesesi oldukça hızlı eriyerek tutkal haline gelir, bu süre yaklaşık birkaç saattir. Diğer keseler birkaç günde ancak erir. Birkaç gün devamlı kaynatamayacağımıza göre mesela akşamları işleme son verilip ertesi gün devam etmekte bir sakınca yoktur ancak gerekli erime süresi bu şekilde biraz daha uzayabilir. Tutkal tamamen eriyip bir karışım olduktan sonra henüz sıcakken süzülmelidir. Süzme işi çok ince bir süzgeç ya da tülbent benzeri bir bezle yapılabilir. Sıkarken elle yapılan baskı bezi yırtmasın diye tülbent ya da genişçe dokulu bu bez en az birkaç kat katlanmalıdır. Mersin kesesi hemen hiç süzmeye gerek bırakmayacak kadar saftır ama benim tavsiyem içinde kalabilecek yabancı maddeleri süzmek için ince bir elekten geçirmenizdir. Mersin kesesini süzdüğünüzde artık maddeler çok az olacağından ayrıca tartmanıza gerek yoktur ancak diğerlerinde erimeyen parçaların kalması kuvvetle muhtemeldir, bu yüzden bu artık madde miktarı tutkalı bir miktar sulandırabilir. Eğer çoksa kabı biraz daha sıcak suda bekletip biraz kalınlaştırabilirsiniz. Bu işlemi tartı yardımıyla yapmalısınız. Yapılan tutkalı oda ısısında soğumaya bırakın, soğudukça jelleşirse tutkal kullanılabilir demektir. Soğuyan tutkal daha önce sebebini açıkladığım üzere tartılarak buzluğa konur. Bu şekilde yıllarca saklanabilir. Tavsiyem kullanacağınız kadar tutkalı yapmanızdır, buzlukta bozulmaz ama kuru hava keselerinin saklanması daha kolay ve pratiktir. Usta kemangerler tecrübe sonucu su-tutkal oranını hazırlık esnasında tartmadan yapabilirler. Nitekim önemli olan sadece oran değil tutkalı yedirebilmektir. Bu tutkalın diğer tutkallarla karışması gayet kolaydır, bu konuyu daha sonra yazacağım. Bu arada önemli bir not ilave etmek istiyorum, hazır satılan sıvı balık tutkalları yay yapımına uygun değildir.

Kaynak : http://www.tirendaz.com/tr/?page_id=191

                                    KEMİK -BOYNUZ-

 

Sıkıştırmaya dayanımı normal bir ağaçta ortalama milimetre başına 1,25 kg iken " Su bufalosunda" bu değer 13 kg civarındadır. Büyük fark değil mi!! 

    Aynı durum yayın arkasına yapıştırılan "Sinev" içinde geçerlidir. Sinevin ise milimetre başına 20 kg'lık gerilme direnci ile  bilinen yay için uygun ağaçların baskıya direncinden ortalama 4 kat daha fazladır (Scientific American, issue January 1985.)

    İşte Bu yüzdendir ki bizim Türk yaylarımız hala kullanılan modern bir çok yaydan  daha mükemmeldir.

 

 

 

                                SİNİR 

  

Tabii ki Bu tendonların hazırlanmasında da en güçlü sonucu almak için uygulanan işlemler var.

 

Kirişin (tendon) Sırları

by Dick Baugh

 

Tendon, hayvan kirişlerinin ufalmış hali, halatlarda ve ok gövdesinin bağlantı kısımlarında, yayların dayanımını arttırmada kullanılan bir malzemedir.  Niçin tendon? Kullanılmasını bu kadar  arzu ettiren özellikleri  neler? Açıkçası serttir ve kuruduğunda ufalır, fakat ne  kadar?.Gerçekten iyi yapılan Stanford kütüphanesindeki araştırmadan, biomekanik profesörlerine danışmadan, mekanik mühendisliğinden ve arkeolojiden sağlanan fayda işe yaramazdı. Bu malzeme hakkında deneyimlere ulaşmak için kolları sıvayıp ellerimi kirletmek zorundaymışım gibi gözüküyordu. Şimdiye kadar kiriş (tendon) hakkında ne biliyorduk?

  

Saxton Pope, bu yüzyılın başlarında Kaliforniya Evrenkenti Tıp profosörü, Ishi'nin(Yay yapımını yeni Amerikalılara öğreten kızılderili) yakın dostu ve  çoşkulu bir okçu, "Bows and Arrows"(Yaylar ve Oklar) adında kızılderili okçuluğu hakında hoş küçük bir kitap yazmışdı. Yazısında yayın arkasını sinir ile kapladıktan sonra Ishi'nin ağacın kalbinden yapılan tahtanın  diğer tarafının baştan başa yarık olmasıyla ilgili kaygı duymadığını belitmişti. Bu  porsuk ağacından, osage orange'dan ve diğer klasik yay yapım tahtalarından menşeili uzunyayları (longbow) hakkındaki yazılmış eski kitapların tanımlamalarıyla ters düşüyordu. Bir yay yapımındaki(self bow-basit yay(sadece tahta) genel uyarı yay yapımında özellikle sırt kısmının (kemankeşten uzak olan taraf)  yapımında çok dikkatli olunması gerekliliğiydi. Ağacın liflerinin uzunlamasına hatayla dik bir kesit mutlak bir kırılma noktası oluşturuyordu.

Pope minik porsuk ağacı yaylarının sırt kısmına ham deri ve sinir kaplamayı da denemişdi. Vardığı sonuç; sırta en ufak ekleme miktarı fırlatmaya ve uzak mesafe atışlarına etkisinin büyük olduğuydu.   Therefore, he concluded, the presence of the backing only protected the back where the grain wasn't parallel and prevented the bow from breaking at full draw. Pope is to be commended for doing experiments but more needs to be done to understand what sinew does.

The Eskimos also made sinew-backed bows but in their frigid and damp climate it was impossible to do anything with glue, so their sinew was applied in the form of twisted cordage tied on the back of the bow. The tension in the backing material was increased by twisting after it was bound to the back of the bow (see Callahan, Bulletin of Primitive Technology #1 & 2).

 

Reginald Laubin, in his book "American Indian Archery", described his experiences in replicating Indian bows from osage orange wood and sinew. He stated that as the sinew backing dried it tended to shrink and pull the bow into a deeper and deeper recurved position and contrary to the claims of Saxton Pope, it made the bow more powerful. Laubin's book is full of practical experience but nothing very quantitative.

Another article in "Scientific American" magazine on crossbows (January, 1985) stated that sinew has a tensile strength of 28,000 pounds per square inch. This is useful information but it is only 1/3 of what is needed to characterize sinew.

 

My own experience with the construction of sinew-backed bows started when I saw a backed bow made by a man living in Oakland. A beautiful job. The replies to my questions were that it was deer sinew applied with Elmer's Glue. Did it shoot well? I didn't ask. Several years later I made a short flat bow out of Santa Lucia fir (initially misidentified as California nutmeg), backed it with horse sinew applied with Elmer's carpenter's glue. It was a lesson in the fact that even a knotty, poor piece of wood will make an acceptable bow when backed with enough sinew. My next attempt was a very close replica of a 36 inch Yurok bow in the Wattis Hall of Man, Golden Gate Park, San Francisco. This was a yew wood plus sinew combination with very wide thin limbs. Some very elementary mechanical engineering theory says that the only way you can make an extremely short bow such as this and still shoot a reasonable length arrow is to make the limbs wide and thin. Again I glued the horse sinew on the back with Elmer's carpenter's glue. What a disappointment! It looked very nice but didn't shoot worth a darn. After shooting awhile and then unstringing the bow, I noticed that the bow followed the string (bent towards the archer) but after being unstrung a few hours it went back to its original shape. In general the bow was "flabby". My last experiment was a plains Indian style bow, made from a 48 inch black locust stave. This time I used hide glue to bond the horse sinew to the back. This bow was dynamite, powerful and fast. Did the hide glue make that much difference?

 

The engineer in me took over. What are the material properties which will yield a superior bow and how can I measure them? The things which matter are the elastic modulus (how much it stretches with a given tension), the tensile strength (how much tension is needed to break it), and how much it shrinks when it dries. In addition, it helps to define some other useful terms:

Potential energy: the ability to do work. When you pull the bowstring back you store potential energy in the bow limbs. The available potential energy is equal to the distance you pull the string back multiplied by the average force that it took to pull the string back to full draw. When you release the string the potential energy is transferred to the arrow, giving it . . .

 

Kinetic energy: the energy of motion. A perfectly efficient bow would transfer all of the available potential energy stored in the bow limbs into kinetic energy of the arrow.

 

Elastic modulus: a measure of how stiff a material is. Make a one inch cube out of the material and stretch it with a known force. The cube will get slightly longer. The elastic modulus is the force times the length of the block, divided by the area of the block times the distance the block stretched. Steel has an elastic modulus of 30 million psi (pounds per square inch), hickory has an elastic modulus of 2.2 million psi, black locust has 2.1 million psi, and the measurements I have made on yew wood give a figure of 1.2 million psi.

 

Tensile strength: keep pulling on that one inch cube of material and eventually you will pull it apart. The force per square inch that it takes to pull something apart is the tensile strength. For tempered steel the number is 400,000 psi, for hickory it is 20,000 psi.

 

For those of you who wonder: yes, it is very impractical to make these measurements on a one inch cube of material. The one inch cube was cited to emphasize the force per unit area nature of the experiment. In actual practice a much skinnier specimen of the material would be tested.

 

My measurement of the elastic modulus of a dried, solid horse tendon gave a figure of 411,000 psi. Similar measurements on yew wood yielded 1.16 million psi. This said, much to my surprise, that under the best of circumstances sinew had only 21 to 35 percent of the elastic modulus of wood. Put in other words, and leaving out the mathematical formulas, if you make a yew wood bow of 50 pounds pull and add more yew wood on the back to make the limbs 5 percent thicker, the resultant bow will have a 15 percent stronger pull or 57.5 pounds. If, instead of adding more wood on the back of the bow, you make the bow limb 5 percent thicker by adding sinew, the increase in draw with would only be 2.2 percent or an additional 1.8 pounds. Why bother adding a material to the back of the bow which doesn't add much to its strength? The other 'secret' ingredient must be shrinkage.

 

I was pretty well convinced that sinew shrank while it dried and this put the sinew backing under great tension. Did the amount of shrinkage depend on the type of glue used? The experiment to find this out was to glue sinew on the backs of two identical strips of 1/8 inch balsa wood. On the first one, the sinew was glued on with hide glue, on the second, the sinew was glued with Elmer's carpenter's glue. The two samples behaved identically. As the sinew dried and shrank it pulled the wood into a curved shape. This experiment showed little difference between the two types of glue, only that the sinew shrank as it dried. Again I took two identical 1/8 inch strips of balsa wood and put a thick strip of hide glue on one and a similar strip of Elmer's on the other (no sinew on either). This time there was a pronounced difference between the two. The hide glue shrank and curved the wood just as much as the sinew, and the Elmer's glue did not shrink at all. Moral of the story: don't use anything but hide glue for applying the sinew. Furthermore hide glue is 'compatible' with sinew since on a molecular level they are identical. The last experiment with sinew was to see exactly how much it shrank when it dried. I pinned one end of a strip of wet sinew to a piece of plywood, and pinned the other end to the short end of a stick that pivoted at one end. Now, when the sinew shrank, the long end of the lever would move through a greater distance and make the shrinkage easier to see. The result was that the sinew shrank 3 percent upon drying.

 

In conclusion one can say that the benefits of sinew backing on wood bows come from a combination of several effects acting together. They are:

1. As the sinew dries and shrinks it puts the back of the bow under compression. As a consequence, the wood fibers on the back of the bow are not stressed as highly when the bow is drawn.

2. The sinew protects the back of the bow where it doesn't follow the grain.3. The back of the bow, which is stretched a great deal at full draw, is now a material which can stretch 5 percent before breaking (wood can only stretch about 1 percent before breaking).

 

Source , Kaynak Dökümanlar :

 Saxton T. Pope

1980

Bows and Arrows

University of California Press.

 

Reginald and Gladys Laubin

1923

American Indian Archery

University of Oklahoma Press

- Orjinal Kaynak - 1 - ... >>>

- Orjinal Kaynak - 2 - ... >>>