İBNİ TEYMİYYE-8.CİLT

İBNİ TEYMİYYE-8.CİLT‎ > ‎Yüce Yaratıcının Saptırması Ve Hidayete Erdirmesi‎ > ‎Kaza, kader, hikmet ve ta’lil hakkında söylenenlerin en sağlamı‎ > ‎Şer'i hükümlerin emir ve neyhi‎ > ‎Üç temel değerlendirme‎ > ‎Akılca güzellik ve çirkinlik meselesi‎ > ‎Peygamberlerin gönderilmesi herkes için birer nimet ve hikmettir‎ > ‎El-Muntakim (intikam alan) ismi‎ > ‎Kader konusunda Cumhurun görüşü‎ > ‎Kader konusunda Mutezile’nin görüşü‎ > ‎Kader konusunda diğer görüşler‎ > ‎Cebriyecilerin Kaderiyecilerle bir olması‎ > ‎Mürciyecilerle Kaderiyecilerin bir olması‎ > ‎İnsanlar şeriat ve kader konusunda dört gruba ayrılırlar‎ > ‎Adem ve Musa'nın tartışması‎ > ‎Nisa suresi 78-79. ayetleri üzerinde yapılan tartışma‎ > ‎Selefi görüşe göre kul gerçek bir faildir‎ > ‎Mutezile ve Cebriye'nin görüşü‎ > ‎Fiil ile yapılmış, yaratma ile yaratılmış arasında fark yoktur‎ > ‎Fiillerde benzeşme, sıfatlarda ayrışma‎ > ‎Mutezile'nin Eş’ariyle örtüşmesi‎ > ‎Tesir, cebir ve rızık kelimelerinin açıklanması‎ > ‎Yapabilirlik konusunda tartışmalar‎ > ‎Güç yetiremeyeni teklif etme‎ > ‎Sebeplerin varoluşu‎ > ‎Bir şeyden ancak bir şey sadır olur yanılgısı‎ > ‎Hayra ulaşmada sebepler en büyük duadır‎ > ‎Dostluk, sevgi ve onları inkar edenler‎ > ‎Allah'a eksiklik yakıştıranlara birkaç cevap‎ > ‎İnsanların üç fırkaya ayrılması‎ > ‎Adem ile Musa'nın tartışması‎ > ‎

Kader konusunda yanılanlar

      Kaderi kabul edip emri kabul etmeyen müşrik ibahiyeciler,

Emri kabul edip kaderi kabul etmeyen mecusi kaderciler gibi

Kadere, Allahın kulların fiillerinin yaratıcısı olduğu anlamında inanılması gerektiğini sananlar veya kaderle birlikte teklifin makul olmayacağını zannedenler,

Yüce kanun koyucuya sırf ilâhî meşiyetinden dolayı itaat edildiğini, fiilleri işleyenin Allah olduğunu düşünenler ve bunu emir ve yasakla ilgili uygun sebepler içermeyen fiillerle ilgili bir kanıt olarak değerlendirenler, böylece kullarla ilgili dünyevi ve uhrevi maslahatları,iyilikleri ve maksatları şeriatın kapsamasını inkâr edenler,

Şeriatı bazı olgularla sırf görünüşte ilintili olarak düşünen, şeriatın içerdiği hükümler için uygun ve uyumlu illetler ve maluller öngörmeyenler,

Fiillerin yönelik oldukları bazı hedefler için gerçekleştirilmesini, bunların iyi ve emredilen, kötü ve yasaklanan şeyler olarak belirginleşmesini inkâr edenler, bunu söylerken de kaderi gerekçe olarak ileri sürenler,

Yaratıcı olan Allah bütün bunları olumlamadığını bildiği halde böyle bir anlayış içinde olanlar büyük bir yanılgı içindedirler, sapıktırlar.

Söylediklerinin yanlışlığı zorunlu olarak bilinen bir gerçektir. Kitap, sünnet ve icma olarak bu anlayışın fasit olduğu kesin olmasının yanısıra aklı başında olan herkes de bunun yanlış olduğunu kesin olarak söyler.

Çünkü Ademoğullarının geneli kadere inanır ve şöyle derler:

Deliler ve hayvanlar da dahil olmak üzere saldırganların cezalandırılmaları gerekir. Saldırganlıklarına son vermeleri için terbiye edilmelidirler. Fiilleri takdir edilmiş ve Adem oğullarından kemal sahibi olanlar saldırganlıklarını affediyor olsalar da.

Fiilleri eğer takdir edilmişlerse, kula düşen sabretmektir. Takdir edilen musibetlere rıza göstermek, günahlardan ve kusurlardan dolayı istiğfar etmektir. Bunların meydana gelmesini mazur göstermek için kadere sığınmaz. Allah’ın kendisi için takdir ettiği nimetlerden ve bağışlardan dolayı şükreder.

Böylece şükrü, sabrı, istiğfarı, kadere imanı ve şeriata uymayı bir arada gerçekleştirir.

Allah doğrusunu herkesten daha iyi bilir.