GERÇEK HAYAT-3

Site sahipleri

  • mehmet selim polat

Sayfa yazarları

  • mehmet selim polat
    Şubat 18, 2010

Ayetler

(TEVBE suresi 23. ayet)

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ آبَاءكُمْ وَإِخْوَانَكُمْ أَوْلِيَاء إَنِ اسْتَحَبُّواْ الْكُفْرَ عَلَى الإِيمَانِ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَأُوْلَـئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ

Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi (bile) veli edinmeyin. Sizden kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin kendileridir.


(MÂİDE suresi 51.ayet)

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى أَوْلِيَاء بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاء بَعْضٍ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَإِنَّهُ مِنْهُمْ إِنَّ اللّهَ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ

Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafını tutarlar). İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez.


(BAKARA suresi 120.ayet)

وَلَن تَرْضَى عَنكَ الْيَهُودُ وَلاَ النَّصَارَى حَتَّى تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْ قُلْ إِنَّ هُدَى اللّهِ هُوَ الْهُدَى وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ أَهْوَاءهُم بَعْدَ الَّذِي جَاءكَ مِنَ الْعِلْمِ مَا لَكَ مِنَ اللّهِ مِن وَلِيٍّ وَلاَ نَصِيرٍ

Dinlerine uymadıkça yahudiler de hıristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır. De ki: Doğru yol, ancak Allah'ın yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah'tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.


http://ates64.blogcu.com/

Bayrağıda Tıkla

Ana Gibi Yar Olmaz

Big HugRunningJeepDuel GunsBible 2GrenadeProudGrenadeBible 2It

Şimdi En büyük Düşmanımız,Haççolardır.

Son site etkinliği

Allah'a eksiklik yakıştıranlara birkaç cevap

     Birincisi:

Bu düşünce, her şeyden önce Allahın yaptığı şeylerce çürütülmüştür.Yapılan şeyler için cevap olan bir şey,bu düşünceye de cevap olur.Çünkü varlık aleminde ancak yaptığı şeylerle kemal bulan bir fail gözlemleyemiyoruz.

İkincisi:

Allah’ın kemali, ezelden fiili işlemeye bir hikmete mebni olarak kadir olması demektir, diyorlar. Eğer O’nun buna kadir olmadığı takdir edilirse, eksik olduğu sonucu ortaya çıkar.

Üçüncüsü:

Allah, başkasıyla kemal bulur, diyenin bu sözü batıldır.Çünkü bu başkası mutlaka O’nun kudreti ve dilemesiyle meydana gelmiştir.Bu hususta da O’nun ortağı yoktur. Şu halde bu hususta hiç kimseye ihtiyacı yoktur.Buna rağmen Allah, başkasına muhtaç olmadan işlediği fiiliyle kemal bulmuştur,denilirse, bu, tıpkı O’nun sıfatlarıyla veya zatıyla kemal bulduğunu söylemey benzer.

Dördüncüsü:

“Bundan önce eksikti.” diyenin sözüne gelince; eğer bununla yenilenen şeyin yokluğunu kast ediyorsa, bunu kabul etmemize imkân yoktur. Çünkü bir şeyin, hikmetin varlığını gerektirdiği vakitten önceki yokluğu eksikliktir. Eğer O’nun eksikliğiyle bundan başka bir anlam kast ediyorsa, böyle bir çıkarsamaya da imkân yoktur. Bilakis şöyle söylenmesi gerekir:

Bir şeyin, hikmetin varlığını gerektirdiği vakitten önceki yokluğu, kemalin bir göstergesidir. Çünkü varlığı uygun olanın yokluğu eksikliktir. Aynı şekilde varlığı uygun olmayanın varlığı da eksiklik göstergesidir. Bundan da anlaşılıyor ki, hikmetin yokluklarını gerektirdiği bir vakitte bu şeylerin var olması eksikliktir, yoklukları değil. Bu yüzden yüce Allah kemalini içeren subuti sıfatlarla mevsuftur. Aynı şekilde kemalini içeren selbi sıfatlarla da mevsuftur. Dolayısıyla Allah açısından olumsuzlanması gereken bir şeyin yokluğu O’nun kemalini ifade ettiği gibi, olumlanması gereken bir şeyin varlığı da O’nun kemalinin göstergesidir. Sıfatlarla ilgili olarak yaptığımız bu değerlendirme anlaşıldığı zaman, fiiller ve başka hususlarla ilgili olarak da geçerli olduğu anlaşılır. Nitekim insan açısından da bazı zamanlarda bazı şeylerin onunla ilgili olarak var olmaları, onun için bir kusur ve ayıp sayılırkan, diğer bazı zamanlarda bunların varlıkları onun için kemal ve övünç vesilesi sayılırlar. Tıpkı bir zaman zararlı sayılırlarken, başka bir zaman yararlı sayılmaları gibi.

Beşincisi:

Hadiseleri bir hikmete dayalı olarak meydana getirme gücüne sahip biri ile bunlara gücü yetmeyen bir başkasını takdir ettiğimiz zaman, aklın tartışılmaz bir gerçekliği olarak anlaşılır ki-bunlara güç yetiren daha mükemmeldir. Bununla beraber, hadiselerin varlıkları, ancak kadim olmayan olaylar olmaları durumunda söz konusudur. Bunlara güç yetiren kudret daha mükemmel olduğuna göre ve bu güç yetirilen şeyler de sondan olma varlıklar oldukları halde varlıkları kemal sayılır. Bundan önceki yoklukları da bu kemalin bütünleyici bir unsurudur. Çünkü kemalin varlığının şartı olan imkânsızın yokluğu da kemaldir.