GERÇEK HAYAT-3

Site sahipleri

  • mehmet selim polat

Sayfa yazarları

  • mehmet selim polat
    Ocak 26, 2009

Ayetler

(TEVBE suresi 23. ayet)

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ آبَاءكُمْ وَإِخْوَانَكُمْ أَوْلِيَاء إَنِ اسْتَحَبُّواْ الْكُفْرَ عَلَى الإِيمَانِ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَأُوْلَـئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ

Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi (bile) veli edinmeyin. Sizden kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin kendileridir.


(MÂİDE suresi 51.ayet)

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى أَوْلِيَاء بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاء بَعْضٍ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَإِنَّهُ مِنْهُمْ إِنَّ اللّهَ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ

Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafını tutarlar). İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez.


(BAKARA suresi 120.ayet)

وَلَن تَرْضَى عَنكَ الْيَهُودُ وَلاَ النَّصَارَى حَتَّى تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْ قُلْ إِنَّ هُدَى اللّهِ هُوَ الْهُدَى وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ أَهْوَاءهُم بَعْدَ الَّذِي جَاءكَ مِنَ الْعِلْمِ مَا لَكَ مِنَ اللّهِ مِن وَلِيٍّ وَلاَ نَصِيرٍ

Dinlerine uymadıkça yahudiler de hıristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır. De ki: Doğru yol, ancak Allah'ın yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah'tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.


http://ates64.blogcu.com/

Bayrağıda Tıkla

Ana Gibi Yar Olmaz

Big HugRunningJeepDuel GunsBible 2GrenadeProudGrenadeBible 2It

Şimdi En büyük Düşmanımız,Haççolardır.

Son site etkinliği

Ana Sayfa‎ > ‎

Rabbin kudreti hakkında üç görüş

     Bismillahirrahmanirrahim

Bir ve ortaksız olan Allah’a hamdolsun. Salat ve selam kendisinden sonra peygamber gelmeyecek olan Hz. Muhammed’in üzerine olsun.

Şeyhü’l İslâm Ahmed b. Teymiye (Allah ruhunu kutsasın) buyurdu:

Müslümanlar ve diğer dinlerin mensupları, Allah’ın gücünün her şeye yettiği hususunda görüş birliği içindedirler. Nitekim Kur’an-ı Kerîm, birçok yerde bu hususu dile getirmiştir. Ben de değişik yerlerde, yüce Rabbin kudretini (her şeye güç yetirmesini) inkâr edenlere cevap niteliğinde uzun açıklamalarda bulundum. Bu bağlamda “el-Erbain” üzerine yaptığımız değerlendirmeler kapsamında, “el-Muhassal”da ve “el-İsbehaniye” şerhinde görüşlerimizi dile getirdik. İmam Fahreddin er-Razi ve başkalarının, “Allah’ın her şeye kadir ve serbest iradeye sahip oluşu meselesi” üzerine yaptıkları değerlendirmelere ilişkin görüşlerimizi ifade ettik. Bu hususta eksik bırakılan birçok noktayı gözler önüne serdik. Ancak, söz konusu hususları uzun uzadıya anlatmanın yeri burası değildir.

Burada üzerinde durmayı amaçladığımız husus, peygamberleri tasdik eden grupların değerlendirmeleri hakkında görüşlerimizi açıklamaktır. Diyoruz ki:

Burada üzerinde durulması gereken birkaç mesele vardır:

Rabbin kudreti hakkında üç görüş

Birinci mesele:

Yüce Allah, her şeye kadir olduğunu haber vermiştir. İnsanlar bu mesele bağlamında üç gruba ayrılmışlardır:

Bir grup,“herşey” geneldir, bunun kapsamına iki zıddın bir arada bulunması gibi bizzat imkânsız olan şeyler de girer. Bunlar “güç yetirilenler” kategorisine de girerler. Bu görüşü aralarında İbn-i Hazm’ın da bulunduğu bir grup ileri sürmüştür.

Bir diğer grubun görüşü de şöyledir: Bu ifade (Allah’ın her şeye kadir oluşu), özelliği olan bir genellemedir. Özelliği de, bizzat imkânsız olanın dışarıda tutulmasıdır.Çünkü bizzat imkânsız olan, bir şey olsa da“güç yetirilenler”kapsam

ına girmez. Bu görüşü İbn-i Atiye ve başkaları dile getirmişlerdir.Her iki görüş de yanlıştır.

Doğrusu, tartışmacı gözlemcilerin genelinin savunduğu şu üçüncü görüştür. Buna göre, zatından dolayı imkânsız olan bir şey, kesinlikle“şey” değildir. Bu görüşü savunanlar “Madum = yok” kavramı hakkında farklı görüşler savunmakla birlikte, onlara göre, zatından dolayı imkânsız olanın objeler dünyasında gerçekleşmesi imkânsızdır. Zihin, onun objeler dünyasında sabit oluşunu tasavvur edemez. Ama iki zıddın zihinde bir araya gelmesi mümkündür. Sonra da iki zıddın objeler dünyasında bir araya gelmesinin imkânsız olduğuna hükmedilir. Çünkü, nesneler arasında gerçekleşmesi ve zihinde tasavvur edilmesi, ancak temsili olarak mümkündür. Zihinsel bir egzersiz olarak şöyle demek gibi:

“Hareket etme ve durma, bir şeyde aynı anda olabilir. Acaba, hareket etme ve durmanın aynı anda bir yerde bulunması gibi, objeler dünyasında siyah ve beyaz da bir yerde aynı anda bulunabilirler mi?”

Sonra şöyle denir:

Hayır! Bu imkânsızdır. Böylece, önce mümkün olanın benzerinin bir arada oluşu takdir edilir, ardından bunun imkânsızlığına hükmedilir. Siyah ve beyaz renklerin bir yerde aynı anda bulunmalarına gelince; bu, imkânsız olduğu gibi, düşünülemez de. O halde bu, ne objeler dünyasında, ne de zihinde bir “şey” değildir. Dolayısıyla:

“O her şeye kadirdir.” (Hadid, 2) ayetinin kapsamına girmez.