GERÇEK HAYAT-3

Site sahipleri

  • mehmet selim polat

Sayfa yazarları

  • mehmet selim polat
    Ocak 24, 2009

Ayetler

(TEVBE suresi 23. ayet)

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ آبَاءكُمْ وَإِخْوَانَكُمْ أَوْلِيَاء إَنِ اسْتَحَبُّواْ الْكُفْرَ عَلَى الإِيمَانِ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَأُوْلَـئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ

Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi (bile) veli edinmeyin. Sizden kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin kendileridir.


(MÂİDE suresi 51.ayet)

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى أَوْلِيَاء بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاء بَعْضٍ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَإِنَّهُ مِنْهُمْ إِنَّ اللّهَ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ

Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafını tutarlar). İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez.


(BAKARA suresi 120.ayet)

وَلَن تَرْضَى عَنكَ الْيَهُودُ وَلاَ النَّصَارَى حَتَّى تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْ قُلْ إِنَّ هُدَى اللّهِ هُوَ الْهُدَى وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ أَهْوَاءهُم بَعْدَ الَّذِي جَاءكَ مِنَ الْعِلْمِ مَا لَكَ مِنَ اللّهِ مِن وَلِيٍّ وَلاَ نَصِيرٍ

Dinlerine uymadıkça yahudiler de hıristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır. De ki: Doğru yol, ancak Allah'ın yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah'tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.


http://ates64.blogcu.com/

Bayrağıda Tıkla

Ana Gibi Yar Olmaz

Big HugRunningJeepDuel GunsBible 2GrenadeProudGrenadeBible 2It

Şimdi En büyük Düşmanımız,Haççolardır.

Son site etkinliği

Ana Sayfa‎ > ‎Ehl-İ Sünnet Ve Kaderiyecilere Göre Kader‎ > ‎Kulların, Allah’ın emrettiklerini yapmakla ve yasakladıklarından kaçınmakla yükümlü oldukları‎ > ‎Kaderi olumsuzlayanların mecusilere benzemesi‎ > ‎Adem, günah işlemesine kaderi gerekçe göstermemiştir‎ > ‎Mübahçılar, Yahudi ve Hıristiyanlardan daha kötüdürler‎ > ‎Bu ümmetin selef kuşağının ve imamların üzerinde birleştikleri husus‎ > ‎Kur'an'da kulların amelleri‎ > ‎Selefilerin Kaderiye ve Cebriye görüşünü reddetmesi‎ > ‎Ümmetin selef kuşağı ve imamların ittifak ettikleri görüşlerden bazıları‎ > ‎Kulların fiillerinde cumhurun görüşü‎ > ‎Cehmiye ve Mutezile'ye göre Allah'ın sevmesi, dilemesi ve rızası‎ > ‎Emir iradeyi gerektirir mi, gerektirmez mi?‎ > ‎Kulun işlediği fiillere güç yetirmesi‎ > ‎Allah’ın kulu irade etmeye zorlaması‎ > ‎Kulun gerçek anlamda fail olmadığını söyleyenler‎ > ‎Fiilde, faile ilişen bir etki de yoktur, şeklindeki sözlere cevap‎ > ‎Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.ayeti‎ > ‎Eğer kabul etsen, olmaz yaratıcı için takdir öngörmek. sözüne cevap‎ > ‎Çünkü olması, Sonradan olmasını (hadis oluşunu) gerektirir ki, bu söz terkedilmiştir. sözüne cevap‎ > ‎Allah kulun seçeceğini bilir ve seçilecek olan kaderde yazılıdır... sözüne cevap‎ > ‎Eğer cebir doğruysa, kul zorlanmıştır demektir. Sana göre de zorlanan mazurdur, sözüne cevap‎ > ‎İçki içmeye ve zina yapmaya zorlanmak‎ > ‎

Allah zulmeder mi?

      Cehmiye, kelâmcılar, fıkıhçılar ve hadisçiler gibi kaderi olumlayanlardan ilk kuşak ve son kuşak alimlerden oluşan bir grup şu görüşü dile getirmiştir:

Allah açısından zulüm bizzat imkânsızdır. Çünkü O’nun kudretinin kapsamına giren her türlü mümkünü yapması zulüm sayılmaz. Diyorlar ki:

Zulüm, başkasının mülkü üzerinde tasarrufta bulunmaktır.Ya da itaat edilmesi gerek kimseye itaat etmemektir.Bu ikisi de Allah hakkında imkânsızdır.

Ehl-i sünnetten, hadisçilerden ve kelâmcılardan birçokları şöyle demişlerdir:

Zulüm, bir şeyi ait olmadığı yere koymaktır. İhsan sahibi olan birinin, iyiliklerinden bazılarının eksiltilmesi veya başkalarının kötülüklerinin ona yüklenmesi de bu kapsama girer.Yüce Allah’ın kendisini bu tür zulümden tenzih ettiğini görüyoruz:

“Her kim, mü’min olarak iyi olan işlerden yaparsa, artık o, ne zulümden ne de hakkının çiğnenmesinden korkar.” (Taha, 112)

Selef alimlerinden birçoğu şöyle demiştir:

Hakkının çiğnenmesi, kişinin iyiliklerinin ortadan kaldırılmasına, zulüm de kötülüklerinin arttırılmasına denir.

Nitekim yüce Allah şöyle buyurmuştur:

“Yoksa, Musa’nın ve ahdine vefa gösteren İbrahim’in sahifelerinde yazılı olanlar kendisine haber verilmedi mi? Gerçekten hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez.Bilsin ki insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.”(Necm, 36-39)

“Huzurumda çekişmeyin! Ben size daha önce uyarı göndermiştim! Benim huzurumda söz değiştirilmez ve ben kullara asla zulmedici değilim.”(Kaf, 28-29)

Tirmizi ve başkalarının rivayet ettikleri ve hasen olduğunu belirttikleri ve Hakim’in de sahihinde rivayet ettiği “yafta” hadisinde peygamberimizin (s.a.v.)şöyle buyurduğu belirtilir:

“Kıyamet günü ümmetimden bir adam getirilir ve bütün mahlûkatın göz önünde sorgulanır. Amellerinin kayıtlı olduğu doksan dokuz sicil defteri açılır. Her bir sicil defteri göz alabildiğine uzun olur. Sonra Allah ona şöyle der: Burada yazılı olanlardan bir şeyi inkâr ediyor musun? Hayır, ya rabbi, der. Allah der ki: Bir mazeretin veya işlediğin bir iyilik var mı? Adam korkar ve şöyle der:

Hayır, ya rabbi. Bunun üzerine yüce Allah şöyle der:

Bilakis, bizim katımızda senin iyiliklerin olduğu kayıtlıdır. Ve sana zulmedilmeyecektir. Böylece ona ait bir yafta çıkarılır. Üzerinde şöyle yazılıdır: Allah’tan başka ibadete layık ilah olmadığına ve Muhammedin Allah’ın resulü olduğuna şahitlik ederim.” Adam der ki:

Ya rabbi! Bu yaftanın bu koca sicil defterlerinin yanında ağırlığı ne olabilir ki! Allah: Sana zulmedilmeyecek, der. Derken sicil defterleri terazinin bir kefesine, bu yafta da bir kefesine konur, sicillerin bulunduğu kefe yukarıda kalırken, yaftanın bulunduğu kefe ağır basar.” (Tirmizi, İman, 17; İbni Mace, Zühd, 35; Ahmed, 2/213)

Yüce Allah şöyle buyuruyor:

“Bugün herkese kazandığının karşılığı verilir. Bu gün haksızlık yoktur. Şüphesiz Allah, hesabı çarçabuk görendir.” (Mü’min, 17)

“Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendileri zalim kimselerdir.” (Zuhruf, 76)

“Onlara biz zulmetmedik; fakat, onlar kendilerine zulmettiler.” (Hud, 101)

Buna benzer ayetler çoktur. Bilindiği gibi yüce Allah bununla, iki karşıt şeyi bir arada bulundurmak gibi, varlık kabul etmeyen imkânsızı olumsuzlamıyor. Çünkü hiç kimse böyle bir şeyin var olabileceğini vehmetmez. Bunun salt olumsuzlanmasıyla da hitabın maksadı hasıl olmaz. Çünkü maksat, Allah’ın adaletini, hiç kimseye zulmetmediğini açıklamaktır.

Nitekim yüce Allah şöyle buyurmuştur:

“Yaptıklarını karşılarında bulmuşlardır. Senin rabbin hiç kimseye zulmetmez.” (Kehf, 49)

Bilakis, insanları yaptıklarıyla cezalandırır. Somut ve kesin kanıtı ortaya koymadan da onlara azap etmez. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmuştur:

“Biz, bir peygamber göndermedikçe azap edecek değiliz.” (İsra, 15)

“Ki insanların peygamberlerden sonra Allah’a karşı bir bahaneleri olmasın!” (İsra, 165)

“Rabbin, kendilerine ayetlerimizi okuyan bir peygamberi memleketlerin ana merkezi-ne göndermedikçe, o memleketleri helâk edici değildir. Zaten biz ancak halkı zalim olan memleketleri helâk etmişiz.” (Kasas, 59)

Sahih bir hadiste peygamberimizden (s.a.v.) şöyle rivayet edilir:

“Hiç kimse Allah’tan daha çok mazeret kabul etmeyi sevmez. Bu yüzden peygamberler göndermiş ve kitaplar indirmiştir.” (Buhari, Tevhid, 20; Müslim, Tevbe, 35)

Buna benzer nasslar çoktur. Bu nasslardan açıkça anlaşılıyor ki, yüce Allah’ın kendisini tenzih ettiği zulüm, ne Kaderiyecilerin ne de Cebriyecilerin ve onlara tabi olan başka grupların kast ettikleri zulüm değildir. Bu konuyla ilgili yeterli açıklamayı başka yerlerde sunmuştuk. Orada bu konuyla ilgili Allah’ın hikmetini ve adaletini açıklamıştık. Çünkü bu, ilk ve son kuşak alimlerden birçoklarının sarsıldığı büyük bir meseledir. Bütün grupların bu konuyla ilgili görüşlerini en ayrıntılı biçimde açıklamak, kanıtlara dayalı olarak gerçeği ortaya koymak, karşı çıkanlara cevap vermek şeklinde uzun bir açıklama sunmak, bir beyite verilecek cevab açısından gereksizdir. Zaten yerinde bütün ayrıntılar sunulmuştur.

Müslim sahihinde Ebu Zer’in peygamberimizden (s.a.v.) şöyle rivayet ettiğini belirtir:

“Allah buyurdu ki:

Ey kullarım! Ben zulmetmeyi kendime haram ettim. Bunu sizin aranızda da haram kıldım. O halde birbirinize zulmetmeyin.

Ey Kullarım! Hidayete erdirdiklerim dışında hepiniz yoldan çıkmışsınız. Şu halde benden hidayet dileyin, size doğru yolu göstereyim.

Ey kullarım! Doyurduklarımın dışında, hepiniz açsınız. O halde benden yiyecek isteyin, sizi doyurayım.

Ey kullarım! Giyindirdiklerim dışında hepiniz çıplaksınız, o halde benden sizi giyindirmemi isteyin, sizi giyindireyim.

Ey kullarım! Gece gündüz hata işlersiniz. Ben de bütün günahları bağışlarım. O halde benden bağışlanma isteyin, sizi bağışlayayım.

Ey kullarım! Siz, bana zara verecek güce erişemezsiniz ve bana menfaat de sağlayamazsınız.

Ey kullarım! Şayet öncekileriniz ve sonrakileriniz, insanlarınız ve cinleriniz, en üst düzeyde takva duygusuna sahip bir kalbin düzeyinde takvalı olsanız, bunun benim mülküme bir katkısı olmaz.

Ey kullarım! Eğer öncekileriniz ve sonrakileriniz, insanlarınız ve cinleriniz içinizdeki en günahkâr insanın kalbi düzeyinde günahkâr olsanız, bu da benim mülkümde bir azalmaya neden olmaz.

Ey kullarım! Eğer öncekileriniz ve sonrakileriniz, insanlarınız ve cinleriniz hep birlikte yüksek bir yerde toplansanız ve benden isteseniz, ben de her insana bütün istediklerini versem, bu, ancak bir iğnenin ucunun denizden eksilttiği kadar benim mülkümde bir azalmaya yol açabilir.

Ey kullarım! Sizin amellerinizi sizin için kaydedip sayıyorum. Sonra onların karşılığını eksiksiz olarak size vereceğim. Kim hayır bulursa, Allah’a hamdetsin. Kim de bundan farklı bir manzarayla karşılaşırsa, sadece kendi nefsini kınasın.” (Müslim, Birr, 55)

Said der ki:

Ebu İdris el-Havlani, bu hadisi rivayet ettiği zaman iki dizinin üzerine çökerdi.

Yorumlar

mehmet selim polat - 24 Oca 2009 02:28

ZULÜM
Kul,Kul'a Zulmeder,Allah Adalet eder.