GERÇEK HAYAT-3

Site sahipleri

  • mehmet selim polat

Sayfa yazarları

  • mehmet selim polat
    Ocak 7, 2009

Ayetler

(TEVBE suresi 23. ayet)

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ آبَاءكُمْ وَإِخْوَانَكُمْ أَوْلِيَاء إَنِ اسْتَحَبُّواْ الْكُفْرَ عَلَى الإِيمَانِ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَأُوْلَـئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ

Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi (bile) veli edinmeyin. Sizden kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin kendileridir.


(MÂİDE suresi 51.ayet)

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى أَوْلِيَاء بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاء بَعْضٍ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَإِنَّهُ مِنْهُمْ إِنَّ اللّهَ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ

Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafını tutarlar). İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez.


(BAKARA suresi 120.ayet)

وَلَن تَرْضَى عَنكَ الْيَهُودُ وَلاَ النَّصَارَى حَتَّى تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْ قُلْ إِنَّ هُدَى اللّهِ هُوَ الْهُدَى وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ أَهْوَاءهُم بَعْدَ الَّذِي جَاءكَ مِنَ الْعِلْمِ مَا لَكَ مِنَ اللّهِ مِن وَلِيٍّ وَلاَ نَصِيرٍ

Dinlerine uymadıkça yahudiler de hıristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır. De ki: Doğru yol, ancak Allah'ın yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah'tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.


http://ates64.blogcu.com/

Bayrağıda Tıkla

Ana Gibi Yar Olmaz

Big HugRunningJeepDuel GunsBible 2GrenadeProudGrenadeBible 2It

Şimdi En büyük Düşmanımız,Haççolardır.

Son site etkinliği

Hz. Nuh ve Hz. Musa'nın bedduaları

      Hz. Nuh’un (a.s.) yeryüzündekilerin tümünün helâk edilmesi için dua etmesine gelince, bu, Allah’ın ona, kavminden iman edenlerden başka kimsenin iman etmeyeceğini ona bildirmesinden sonraki bir durumdur.

Bununla beraber, sahih bir kaynakta yer alan şefaat hadisinde Hz. Nuh’un (a.s.) kıyamet günü:

“Ben, yeryüzü ehline, böyle bir emir almadığım halde beddua ettim.” diyeceği rivayet edilmiştir. (Müslim, İman, 327)

Gerçi Hz. Nuh’a bu yasaklanmamıştı, ama emredilmemişti de. Çünkü uygun olanı, vacip veya müstehap olarak emredilen duadan başkasını yapmamaktır.

Dua, ibadetlerden biridir.

Kul, Allah’a, vacip veya mustehap olarak emredilenden başka şekilde ibadet edemez.

Şayet bu, emredilen bir şeyse, bu, Nuh peygamberin (a.s.) şeriatında olan bir hükümdür. Bunun için kendi şeriatımıza bakmamız lazım, neshedilmiş mi, edilmemiş mi? diye.

Hz. Musa’nın (a.s.):

“Ey Rabbimiz! Elem verici cezayı görünceye kadar iman etmesinler diye, onların mallarını yok et, kalplerine sıkıntı ver.” (Yunus, 88) şeklindeki duasına gelince.

Şayet bu, ona emredilen bir dua ise, bizim şeriatımıza uygun olup olmadığına bakılır.

Bizim şeriatımızda temel kural şudur:

- Bir dua, eğer vacip veya müstehap ise, bu duadan dolayı, dua eden kişi sevap alır.

- Şayet insanların kanlarını heder etmek gibi haram bir şeyle ilgili olursa, bu dua günahtır, masiyettir.

- Mekruh olan bir şeyle ilgili olursa, kişinin derecesini eksiltir.

- Şayet iki tarafın ortasında mübah bir şeyle ilgili olursa, lehinde ve aleyhinde hiçbir şey olmaz. Bu böyle.

Yine de doğrusunu Allah herkesten daha iyi bilir.