BLOG

ŞİDDETSİZLİK bloğuna gitmek için buraya tıklayınız

İNDİR
"Ş
İDDET KÜLTÜRÜNDE ŞİDDETTEN ARINMIŞLIK" ANTRENMANI KİTABI


Facebook Sayfamıza Üye Olun!


DOWNLOAD TRAINERS' RESOURCE MANUAL FROM


DOWNLOAD TRAINING FOR NONVIOLENT RESPONSES IN SOCIAL
CONFLICT: A MANUAL FOR TRAINERS



FOÇA ANTRENMANI KİTABI


FOÇA ULUSLARARASI ŞİDDETSİZLİK ANTRENMANI:

"Şiddet Kültürü"nde Şiddetten Arınmışlık, 14-21 Nisan 1996


İÇİNDEKİLER

Almanya'dan Bir Katılımcının Kişisel Anlatısı

Şiddetten arınmışlık antrenmanı nedir?

Çift Yönlü Bakış:Çeşitli Kültürlerden Katılımcılarla Şiddetten Arınmışlık Antrenmanı

Yabancılar Yabancılarla Karşılaştığında Bir Antrenmanın İlk Saatleri

İlgi Grupları
                                                                                                                                  KİTABI İNDİR (pdf file)
Ne Var? Ne Oldu? Ne Olmalı?

Şiddetten Arınmışlığa İlk Yaklaşımlar

Şiddetten Arınmışlığa Giriş - Kaynak Metinler

Almanya'da Şiddetten Arınmışlık - Hamburg Şiddetten Arınmış Eylem Birliği

"Heryerde Hazır ve Nazır Bir İdeoloji" - Türkiye'de Siyasi Şiddetin ve Militarizmin Kısa Tarihi

Türkiye Koşulları Meselesi - Türkiye'de Şiddetten Arınmışlık

Çatışkı Analizi Üzerine

Zihnimizdeki Resimler "Önyargılar ve Düşman Portreleri"

Konsensus - Monsensus???

Korkma Cesareti

Pratik Adımlar "Şiddet Kültüründe Şiddetten Arınmış Proje Fikirleri"

Türkiye'de Vicdani Red "Osman Murat Ülke Olayı"

"Görünmez Tiyatro" Bir Şiddetten Arınmış Eylem Örneği

Türkiye'de Öğrenci Hareketi ve Şiddet Sorunu "Darbenin Üniversiteleri"

Türkiye'ye Gelen Uluslararası Heyetler

Sürgünde Vicdani Red

"Şiddet Kültüründe Bir Şiddetten Arınmışlık Antrenmanı" için Hafta Planı Önerisi

Oyunlar


Yazarlar ve Örgütler Hakkında



"Şiddet Kültürü"nde Şiddetten Arınmışlık Uluslararası Antrenmanın Oluşum Öyküsü


1995 sonbaharında İSKD'nin bir üyesi Dortmund'da bulunduğu sırada, Türkiye'nin durumunu şöyle tanımlıyordu; "şiddet kültürü". Kastettiği, ülkesindeki ataerkil ve militarist toplumdu. Ortaavrupa toplumlarının aksine bu toplum, kamusal ve özel hayattaki yapısal ve kişisel şiddeti kabul etmekte ve açıkça uygulamaktadır. Baskı, işkence, cinayet, askerlik hizmeti ve savaş gibi çeşitli tezahürleriyle şiddet, bir tahakküm aracıdır.

„Şiddet kültürü" terimi Federal Almanya için de geçerlidir; ordunun varlığı üzerinde oluşmuş toplumsal mutabakat, askeri gelenekler, içselleştirilmiş ataerkil yapı, fakirlik ve zenginlik arasında çelişki burada da mevcuttur. Ama çatışkıların çözüm aracı olarak şiddet kullanımı, özellikle kamuoyu önünde reddedilmektedir. Şiddet, sadece devletin şiddet tekeli tarafından kullanılırsa meşru görülmektedir. Federal Almanya hükümeti ve Türkiye Cumhuriyeti hükümeti arasındaki ilişki de bir „şiddet kültürü" olarak tanımlanabilir. İki ülke hükümetleri, Nato ortakları olarak çeşitli askeri, ekonomik ve politik temaslarda bulunmakta ve bu temaslar, yapısal ve kişisel şiddeti üretmektedir. Bu girizgah düşüncelere, ilk kapsamlı şiddetten arınmışlık antrenmanlarının planlamasında yer verildi.

Foça'da 14 Nisan - 21 Nisan 1996 tarihleri arasında gerçekleştirilen antrenman, Türkiye'de ilkti. Hazırlayan örgütler ve kişiler için de, bu şartlar altında yapılacak antrenman yeni bir diyara gitmekti. Biz bu diyara ayak bastık ve burada çiçekli bahçeler, karanlık ormanlar ve bataklıklar bulduk. Bu yeni diyar iyice keşfedilmeli, kimi kısımları imar edilirken, kimi kısımları da yabani bırakılmalıydı. Çıktığımız yolun bir geçmişi var ve konunun daha iyi anlaşılabilmesi için kısaca aktarılması yararlı olur.

İzmir Savaş Karşıtları Derneği (İSKD), 1993 yılında kurulmasından bu yana, derneğin kuruluşunda ve çalışmalarında yer alan arkadaşların önemli bir bölümü şiddetten arınmışlıkla ilgilenme yönünde yoğun bir eğilime sahip. Şiddetten arınmışlık, dernek içinde bir ayrım noktası olmakla birlikte, dışarıya karşı derneğin profilini yansıtıyor. İSKD içinde, kendilerini şiddetten arınmış olarak tanımlayan üyelerin yanı sıra, kimi belirli durumlarda şiddet kullanımının gereğine ve meşruluğuna inanan üyeler de bulunmakta. Bütün üyelerin ortak kararı ise, mevcut koşullarda ve İSKD çalışması için etkili politika üretmenin tek yolunun, şiddetten arınmış eylemler olduğu. Bu anlamda, birçok dernek üyesi yeni eylem biçimlerine açık ve örneğin, sokak tiyatrosu gibi araçlarla çalışmakta.

Antrenman hazırlığına Almanya'dan „Alman Barış Örgütü"nün (DFG-VK) Kuzey Ren Westfalya eyaletindeki „Eğitim Kurumu" ve „Şiddetten Arınmış Eylem İçin Eğitim ve Buluşma Merkezi KURVE Wustrow" katılmıştır. DFG-VK bünyesinde bir çalışma grubu, 1992'den beri, barış hareketinde uluslararası bağlantılar kurulmasının koşullarıyla ilgilenmektedir. İlk aşamada, uluslararası bağlamda çalışan diğer gruplarla şiddetten arınmışlık ve uluslararası barış çalışması üzerine seminerler yapılmış ve bunun sonucunda aynı zamanda İSKD üyesi de olan İzmir'deki savaş ve şiddet karşıtı kişiler ile somut işbirliği ortaya çıkmıştır. Akabinde, karşılıklı ziyaretler, heyetler, mahkeme gözlemleri ve yayınlar gündeme gelmiştir.

KURVE Wustrow, şiddetten arınmışlık antrenmanları geleneğinden gelmekte. Ülke çapında ve uluslararası düzeyde, şiddetten arınmışlık antrenmanları yöntemi aracılığıyla, şiddetten arınmışlık fikrini tanıtma amacıyla kurulmuştur. KURVE çalışanları, yurtdışında şiddetten arınmışlık antrenmanlarını yönetmekte ve eşlik etmekteler. KURVE'nin evinde uluslararası şiddetten arınmışlık antrenmanları düzenlenmekte. Dünyanın çeşitli yerlerinden katılımcılar burada iki - üç hafta kalarak, enterkültürel yaşamı ve ortak çalışmayı beraberce ve birbirlerinden öğrenirler.

Farklı tecrübelerimizden ve oluşum sürecimizden ortak bir proje üreterek bu yeni alana girmiş olduk. Hepimiz için, konuların bu bileşeni yeniydi. Dört antrenörün iki ayrı ülkeden gelmesi ve politik baskının yoğun olduğu bir ülkede antrenman, KURVE'nin pek az tecrübe sahibi olduğu koşullardı.

İzmirde'ki savaş karşıtı grup 1993 yılında uluslararası bir vicdani retçiler toplantısı düzenlemişti ve uluslararası çalışmanın beraberinde getirdiği sorunların bir bölümünü tanımaktaydı. Fakat birkaç günü kapsayan şiddetten arınmışlık antrenmanının organizasyonu için, önceden edinilmiş tecrübeler sadece kısmen faydalıydı. DFG-VK, Batı Avrupa ülkelerindeki seminerler hakkında yeterince tecrübe sahibiydi ama şiddetten arınmışlık antrenmanı yönteminin ülke dışında gerçekleştirilmesi yeniydi ve Türkiye'deki politik durum, Batı Avrupa'da yapılan seminerlerden farklı bir yaklaşımı gerektiriyordu.

Bu arada 1994 ilkbaharında İSKD içinde de şiddetten arınmışlık antrenman yöntemi konusunda ilk tecrübeler edinildi. Kuzey Kıbrıs'lı şair ve derneğin dostu Neşe Yaşin, İSKD binasında üyelere iki gün süreyle bir atölye çalışması düzenledi. Bu ilk adımdan sonra, 1994 yazında başka atölyeler de gerçekleştirildi. DFG-VK Hamburg'un bir üyesinin, ağustos 1994'teki ziyareti sırasında, birer gün süren iki atölye düzenlendi.

İlk atölyenin konusu, „güç dengesi analizi" idi. Derneğin on beş üyesinin katıldığı bu çalışmada grup, „ İSKD bürosuna sivil faşist saldırı olduğu takdirde ne yapılması gerektiği" sorusu üzerinde durdu. Atölye iyi bir atmosferde gerçekleşti ve dernekte daha önce yapılmış olan tartışmaların da içeriğe katılmasıyla, somut bir sonuca ulaşıldı. Böylece, "arkadaşına dokundurtma" kampanyası ortaya çıktı.

İkinci atölye, Augusto Boal'ın Ezilenler Tiyatrosu'na ayrılmıştı. Grup içinde tiyatroya yönelik yoğun bir ilgi vardı ve hemen, seçtikleri „savaş, burada ve başka yerde" konulu bir oyuna girişildi. Oluşturulan heykeller aracılığıyla, savaşa katılan taraflar cisimleştirildi. Heykeller oluşturulduktan sonra, çalışmaya katılanlardan heykeltraş olarak, heykeller karşısında bir davranış göstermeleri istendi. Her heykeltraşın tavrı değişikti. Kaçış, korku ve çaresizliğin yanı sıra, eyleme yetisi ve aksiyon da gösterildi.

Dernekteki tiyatro grubu, atölyeler sırasında bir sokak tiyatrosu hazırladı ve birkaç gün sonra gösterimini gerçekleştirdi. Bu oyun, ilk kez Eylül 1994' de, Barış Haftası sırasında başarıyla oynandı. İzmir'in işlek bir caddesinde, sözlü propaganda üzerine toplanan iki yüz kişilik bir kalabalık, Wolfgang Bochert'in „Dışarıda, Kapının önünde" ve „Hayır De" adlı eserlerinin birlikte yorumlandığı oyunu ilgiyle izledi.

İki atölyenin gerçekleştirilmesi, derneğin mekan kapasitesinin sınırlı olduğunu gösterdi. Elbette, ortak çalışma imkanları vardı ama grup sürekli olarak dışsal etkilere maruz kalıyordu. üyeler ve arkadaşlar uğruyor, ne olup bittiğini soruyor, sigara içip biraz sohbet ettikten sonra gidiyorlardı. İlk atölye 25 kişiyle başladı; öğleye doğru bu sayı 15'e kadar düştü. Çalışma açısından biraz zor olsa da, meraklılara bir bilgi olanağı sunuyordu.

Atölyeden sonra, yerel bir radyo olan "Radyo Aktif" de bir röportaj yayınlandı. Yarım saatlik bu yayında, şiddetten arınmışlık antrenmanları ve Ezilenlerin Tiyatrosu hakkında bilgilendirme yapıldı. Başlanılan tartışmaya ve tecrübe alışverişine dernekteki tiyatro gurubunda devam edildi. Temel konu, Augusto Boal'ın Görünmez Tiyatro'sunun Türkiye'de uygulanabilirliği idi.

Birçok yeni fikirle, dernekteki çalışmalara devam edildi. Sinema atölyesindeki gösterimlerde, atölyelerdeki enteraktif yöntemlerden yararlanılarak film okumaları geliştirildi. Hazırlanmış olan sokak tiyatrosu oyunu çeşitli mekanlarda oynandı ve yeni bir oyun üzerinde çalışmalara başlandı. 8 Mart'ta, dernekteki kadınlar, Dario Fo'nun "Tecavüz" adlı oyununu oynadılar ve bu vesile ile, cinsiyetçi şiddet üzerine yoğun tartışmalar başladı.

Bu zamana kadar edinilen tecrübeler önemliydi, ancak, Türkiye'de ortak gerçekleştirilecek bir antrenman için, bazı kişilerin antrenman teknikleri ve yöntemleri konusunda daha fazla bilgilenmeleri gerekiyordu. DFG-VK'nın daveti üzerine, KURVE tarafından 1995 baharında gerçekleştirilen uluslararası şiddetten arınmışlık antrenmanına Türkiye'den üç ve DFG-VK'dan bir kişi katıldı.

Ardından, ağustos 1995'te, İSKD, DFG-VK ve KURVE mensubu bir gurup arkadaş arasındaki kişisel tartışmaların sonunda, Türkiye'de yapılabilecek kapsamlı bir antrenman konusu gündeme geldi.

Tartışmalar, tecrübelerin yetersizliğinden dolayı bir antrenman tasarlamanın zorluğunu gösterdi. Mekan bakımından ve maddi yönden uygun bir yer bulunabilir miydi? Bu girişim yasal bir engelle karşılaşabilir miydi? Türkiye'den katılımcılar, antrenman süresi içinde günlük işlerini bırakabilecekler miydi? Maddi olanak ayarlanabilir miydi? Avrupa ve Almanya'dan yeterli ilgi var mıydı? Antrenmanın içeriği tam olarak ne olmalıydı? İki ülkeden gelen katılımcılardan oluşan bir gurupta yönetim nasıl sağlanabilirdi?

Tartışmalarda, Türkiye'den daha çok insanın antrenör olarak eğitilmesi gereksinimi açığa çıkmıştı. Bu nedenle, biri kadın ve biri erkek olmak üzere iki İSKD üyesi kişisel olarak, Ocak 1996'da KURVE Wustrow'da gerçekleştirilen Peace Brigades International (Uluslararası Barış Tugayları) ve Balkan Peace Team (Balkan Barış Gurubu) gönüllülerinin eğitimine katıldılar. Ardından, Hannover'deki değerlendirme ve planlama toplantısına, Almanya'dan iki antrenör ve DFG-VK temsilcileri katıldı.

1995 yazındaki tartışmalardan beri, iki taraf da bir antrenmanın gerçekleştirilmesi üzerinde yoğun olarak çalışmışlardı. İSKD'den bir grup şiddetten arınmışlık üzerine tartışırken, diğer bir grup bir görünmez tiyatroyla 1995 Kasım'ında Karşıyaka ile Konak arasında sefer yapan gemide büyük başarı sağlıyordu.

Bu sırada Almanya'da da özellikle finans sağlamak için çalışılıyordu. Ufuktaki ilk ışık ancak, Heinrich Böll Vakfı'nın Kasım 1995'te desteğinin kazanılmasıyla görüldü. Ardından, Şiddetten Arınmış Yaşam Vakfı, Gelişmeye Yönelik Eğitim ve Yayın Komitesi ve Bertha von Suttner Vakfı da destek verdi.

Maddi yönün hallolmasının ardından, kuruluşlarda hazırlıklar çok çabuk gelişti. Yer bulundu, fiyat pazarlıkları yapıldı, tanıtımlar başlatıldı. Bu arada İSKD üyesi arkadaşlar, grubun ütopyaları üzerine bir atölye gerçekleştiridiler. Böylece, şiddetten arınmışlık antrenmanı yöntemleri konusunda tecrübeler zenginleşti. Almanya'dan antrenörlerle birlikte İzmir'de dört gün süren bir son hazırlık sürecinde, bu tecrübeler ortak tasarım haline getirildi.

Alt sayfalar (25): Tümünü Görüntüle