tarihi

Ayrıntılı tarih yan sekmede sınıflandırılmıştır. Bu sayfadaki bilgiler alıntıdır.


 

 

tarihi 1 

tarihi 2 

tarihi 3

tarihcesi.doc 

 

 

Çevlik’te yapılan kazılarda elde edilen bulgular yöredeki yaşamın Orta Paleolitik (M.Ö 100.000-40.000) döneme kadar uzandığına işaret etmektedir. Aynı yerde Üst Paleolitik Döneme ait araçlar ve insan kalıntılarına (Homo Sapiens Çevlikiyensis’ten kalma kemiklere) ulaşılmıştır. Ayrıca Meydan Köyü’nde bulunan Üç Ağızlı Mağarası’nda Üst Paleolitik Dönemin başlangıcına ilişkin buluntulara rastlanmıştır.

Yazılı tarih döneminde M.Ö 750 tarihlerine doğru Asi Nehri ağzına Yunanlılar tarafından Al-Mina Limanı kurulmuştur. O zamanlarda gemiler Asi Nehri yoluyla Antakya’ya kadar ulaşabiliyorlardı. Bu liman önemini uzun süre korumuştur.

Büyük İskender’den sonra kurulan Seleucus Krallığının hükümdarı Seleucus I.Nicator M.Ö 23 Nisan 300 tarihinde Seleucia Pieria (bu günkü Çevlik) liman kentini kurarak, ülkesinin başkenti yapmıştır.

Roma hakimiyeti döneminde İmparator Vaspasianus (M.S 69) ve oğlu Titus tarafından limanı sel sularından korumak amacıyla tüneller yaptırılmıştır. Tünellerin yapımının 100 yıl sürdüğü sanılmaktadır.

Selçuklu, Fatımi ve Memlük egemenliklerinden sonra 1516 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.

Birinci Dünya Savaşı sonrasında Fransız idaresinde kalan Samandağ, 1938 yılında Hatay Devleti’nin Antakya ilçesine bağlı “Süveydiye” nahiyesi olmuştur. 23 Temmuz 1939’da Hatay’ın Anavatan’a ilhakıyla Türkiye Cumhuriyeti’ne katılmıştır.

1948 yılında “SAMANDAĞ” adıyla ilçe olmuştur.

 

--------------------------------------------------------------------------------------------- 

 Samandağ'daki Tarih Öncesi (Prehistorik) yerleşmelerle ilgili
araştırmalar yapan Muzaffer Şenyürek ve Enver Bostancı, Musa Dağı'nın
eteklerinde Samandağ'ın 4,5 Km kuzey - batısında Mağaracık köyü
yakınlarında birkaç mağarada çukur açıp incelemelerde bulundular.
Araştırma yapılan mağaralar dışında bazıları doğal, bazıları da yapay
olmak üzere daha bir çok mağara vardır. Bu bölgede bulunan doğal
mağaralar eski çağlarda yerleşim yeri olmuştur. Bu mağaralar Musa
Dağı'nın güney eteklerindeki kalkerler içinde bulunmaktadır.

   1956 yılında Enver Bostancı ve Muzaffer Şenyürek'in Çevlik
mevkiinde "Merdivenli Mağara" da birlikte yaptıkları kazıda beş katman
belirlenmiş bu katmanlardan, o dönem insanının kullandığı bazı
gereçlerin bulunduğu 4. ve 5. katmanlar Orta Paleolitik döneme
(İ.Ö.100.000 - 40.000 ) tarihlenmiştir. Yine aynı yerde "Merdivenli
Mağara" yakınlarındaki "Tıkalı Mağara" da ortaklaşa yapılan kazılarda
(1958) mağarada sadece bu dönemde yerleşme olduğu, daha sonra
terkedildiği tespit edilmiştir. Yüzeyi dolduran moloz tabakasının 145
- 180 cm altında Orta Paleolitik döneme tarihlenen bazı aletler
bulunmuştur. (üçgen uçlar, yan ve uç kazıyıcılar, deliciler, satırlar
ve dört insan azı dişi )

   Şenyürek ve Bostancı tarafından araştırılan birinci mağaranın
denizden uzaklığı 1 Km olup deniz seviyesinden 39 m. yüksekliktedir.
Mağaranın doğu ve batı duvarlarında ve tavanın ön kısmında içinde
fosil, memeli hayvan kemik ve dişleri ile karada yaşayan salyangozlara
ait kavkı'lar* bulunan sert kumtaşı kalıntıları bulunmaktadır. Bu
kumtaşı kalıntıları mağaranın zamanında tatlı su istilasına uğradığını
ve tavanına kadar dolduğunu göstermektedir. Bu mağaranın Roma çağında
bir taş ocağı olarak kullanıldığı saptanmıştır. Mağaranın üstündeki
oyma merdiven Romalılar zamanında yapılmıştır. Bunun altında bulunan
ikinci ve üçüncü tabakalar üst Paleolitik (İ.Ö 40.000 - 10.000) döneme
tarihlenmişlerdir. Daha alttaki 4-5. katmanlar Musterien* kültürünü
temsil etmektedir.

   Burada yapılan kazılarda birçok alet ve bazı kemik parçalarından
yapılmış aletle çok sayıda fosil hayvan kalıntıları mağara
sakinlerinin yedikleri omurgasız hayvanlara ait kabuklar ve insanlara
ait kalıntılar bulunmuştur. Şenyürek'in yaptığı saptamalara göre ilk
çağa ait memeli hayvanlardan mağara aslanı, ayı, gergedan, kirpi,
dama, öküz ve yaban domuzlarına ait kalıntılar tespit edilmiştir.
Bunlara ek olarak daha henüz teşhisleri yapılmayan kalıntılarda
vardır. Ayrıca karada yaşıyan salyangozlar ve denizde yaşayan
canlılara ait kabuklarda tespit edilmiştir.

   Bu yörede yaşamış olan mağara sakinleri ateşi biliyorlardı. Ocak
kalıntıları ve yanık hayvan kemiklerinden bu anlaşılmaktadır. Elde
edilen buluntular ve doğal afetler bu eski çağ sakinlerinin ne kadar
zor ve çetin hayat koşulları altında yaşadığını göstermektedir.
Mağaralarda yapılan kazılarda kum tabakasının üst kısmında büyük kaya
parçalarına rastlanmıştır. Kumun üst kısmında duran bu taş parçaları
deniz kumunun biriktiği zamanda insanlar tarafından uzun bir zaman
aralığında terkedilmiş olduğuna işaret eder. Mağaranın kazılan
kısımlarında kaya altında karşılaşılan deniz kumu bugünkü deniz
seviyesinden 35-36 metre yüksekliktedir. Bu durum çok eski çağlarda
mağaranın deniz istilasına uğradığını göstermektedir. Bu görüşü kum
tabakaları arasındaki bazı fosilleri inceleyen prof. Dr. Guido
Tavani'de desteklemektedir.

   Kazı yapılan mağaralarda rastlanan ateş ve kül izleri av
hayvanlarının ve balığın pişirilerek yendiğini ortaya koymaktadır.
Enver Bostancı yöredeki yerleşmenin İ.Ö 40.000-10.000'e tarihlenen üst
paleotik dönemde de sürdüğünü göstermektedir.Yine Enver Bostancı
Çevlik kanal mağarasında aynı dönemin başlarına ait olduğu belirlenen
ikinci ve beşinci katmanlarda da bazı araçlarla Homo sapiens (alet
kullanan akıllı insan) kalıntısı bir alt çene azı dişi, Merdivenli
mağaranın 2 ve 3. katmanlarında da Kanal mağarasındakilere benzeyen
çakmak taşı gereçler (kemik, iğne, keski vb ) bulmuştur. Aynı yörede
bulunan ve "İNCİLİ MAĞARA" adıyla anılan mağarada 1970 - 1973 yılları
arasında yapılan kazıda 11 ve 12. katmanlarda Üst Paleolitik döneme
tarihlenen Homo sapiens'ten kalma kemikler bulunmuştur.

   Yapılan araştırmalar sırasında Mağaracık köyünde Çevlik'e giden
yol kenarında ve Antik Seleucia limanının duvarlarının dışında bugünkü
deniz seviyesinden yaklaşık 2-3 metre yüksekte duran ve içinde
denizlerde yaşayan omurgasız hayvanlara ait kavkılar ve Klasik Çağ'a
ait çanak - çömlek kalıntıları bulunan bir kum tabakası ile
karşılaşılmıştır. Bu kum tabakası bugünkü deniz kıyısından yaklaşık
150 - 200 metre kadar doğuda bulunmaktadır. Bu yerin biraz doğusunda
ve yine yol kenarında içinde denizlerde yaşayan omurgasız hayvanlara
ait kavkılar ve Klasik Çağ'a ait seramik parçaları bulunan bir kum
birikintisi daha vardır.Bu kum birikintisinin bugünkü deniz
seviyesinden yüksekliği 3 metre kadardır. Yapılan gözlemlerde son 2250
- 2300 yıl içinde bu bölgede deniz ve kara arasında yaklaşık 2-3 metre
bir değişikliğin meydana geldiği ihtimali üzerinde durulmaktadır