SAVAŞ
1- Savaşın Tanımı
2- Savaşın Tarihçesi
3- Savaşların Gerçek ve Görünür Sebepleri
4- Savaşın Gelişimi
5- Savaşın Türleri
1. SAVAŞIN TANIMI:
Bugüne gelinceye kadar savaşın türlü görüşler nedeniyle değişik tanımları yapılmıştır.
Biz savaşı bugünkü anlamda şöyle tanımlayacağız;
Savaş: Barış yolu ile halledilemeyen sorunların çözümü için bir devlet veya devletler grubunun, diğer bir devlet veya devletler grubuna karşı milli güçlerinin tamamını veya bir kısmını kullanarak yaptıkları mücadeledir.
2. SAVAŞIN TARİHÇESİ:
İnsanlar veya toplumlar arasındaki çatışmaların ilk insanların ortaya çıkışı ile birlikte başladığı ve en ilkel koşullardan günümüzün en modern imkanlarına kadar her türlü vasıtayı kullanarak geliştiği şüphesizdir. Kullanan güçler (kuvvet), olayın başlangıç ve bitimi arasında geçen süre (zaman) ve meydana geldiği (mekan) çeşitli değişikliklere uğramış, ancak kişi ya da toplumlar arasındaki anlaşmazlıklar asla son bulmamıştır. Toplumların bünyeleri değiştikçe ihtiyaçlar ve istekler artmış, dolayısıyla kişi, toplum veya devletler arasında anlaşmazlıklar meydana gelmiş, bunların çözümü amacıyla savaşlara başvurulmuş ve her defasında da haklılığı kanıtlayabilmek için bir neden bulunmuştur.
Savaş, insanların kendi kendilerine yol açtıkları felaketlerdendir. Daima çok büyük acılara, sıkıntılara sebep olur. Öyleyken acaba niçin durmadan savaş çıkıyor? Bunun cevabını vermek için savaşların sebebi üzerinde duralım.
3. SAVAŞLARIN GERÇEK VE GÖRÜNÜR SEBEPLERİ:
a. Daha Zengin Olma ve Daha Büyük Toprak Edinme İsteğinin Doğurduğu Savaşlar:
Bilindiği gibi Dünya üzerindeki yeraltı ve yerüstü kaynak ve zenginlikleri nispetsiz dağılmıştır. Bu da tarih boyunca mücadelenin asıl nedenlerinden biri olmuş ve meydana gelen savaşlarda çoğu kez asıl faktör daha iyi yeraltı ve yerüstü kaynaklarına sahip olma arzusu olmuştur.
b. Ağır Coğrafi Koşulların Etkisi Altında Göç Etme Mecburiyetinin Doğurduğu Savaşlar:
Topraklarından ayrılmak zorunda kalan toplulukların kendilerine yeni bir yurt yaratabilmeleri için savaşmaları gerektiği tabiidir. Tarihte bu tür savaşların en güzel örneği, Türklerin Orta Asya dan bugüne değin süren mücadelesidir.
c. Kendi İnanç ve Yaşama Tarzını Başka Milletlere Kabul Ettirme İsteğinden Doğan Savaşlar:
Özellikle Ortaçağda ortaya çıkan, dini yaymak ve korumak maskesi altında yürütülen savaşlardır. Din etkenine bağlanarak yürütülen savaşlara en somut örnek Haçlı Seferleri’dir.
d. Bağımsızlığın Elde Edilmesi Amacıyla Yapılan Savaşlar:
Zamanımız savaşlarının çoğunda bağımsızlık en önemli savaş nedeni olarak konmaktadır. Türk Kurtuluş Savaşı bu amaçla yürütülen savaşlar içinde en canlısı ve kendinden sonra gelenlere ışık tutan, örnek olan en anlamlısıdır.
4. SAVAŞIN GELİŞİMİ:
Çağımızın savaşları ile daha önceki dönemlerde yapılan savaşlar arasında bir karşılaştırma yapıldığında, özellikle bilim ve teknik alanındaki gelişmelerin, savaşların şekil ve mahiyetlerini de büyük ölçüde etkilediği görülmektedir. Bir değerlendirme yapılırsa farklılıklar şöyle sıralanabilir:
a. Eskiden savaşlar en çok iki üç devlet arasında yapılırken bugün bütün dünya devletlerini etkiler duruma gelmiştir.
b. Eskiden savaşlar derinlik ve genişliği az olan sahalarda cereyan ederken bugün kıtaları hatta dünyanın bütününü etki alanı içine almaktadır.
c. Eskiden savaşlar, savaş ilanı ile başlarken, bugün baskın ve yıldırım savaşı öğretisi şeklini almıştır.
d. Eskiden savaş hazırlıkları nispeten daha belirgin çalışmaları gerektirirken bugün milletin bütününü ilgilendiren bir durum göstermektedir.
e. Teknikte meydana gelen gelişmeler savaşların sürelerini de etkilemiştir.
Savaşın gelişimi konusunda üzerinde durulması gerekli en önemli konu hiç şüphesizdir ki bugünün savaşlarının bir “TOPYEKÜN SAVAŞ” niteliği kazanmış olmasıdır. Bugün uzay dahil her türlü imkandan yararlanma çareleri araştırılmakta, bir diğer deyişle savaş için dünya küçülmektedir. Böyle bir ortamda doğacak savaştan etkilenmemek de mümkün olmayacak. İster istemez bir “TOPYEKÜN SAVAŞ” yaşanacaktır.
Artık sadece Silahlı Kuvvetlerin mücadelesi savaşta başarıya ulaşmak için yeterli değildir. Millet topyekün gücü ile savaş içinde yerini almak ve üzerine düşen görevi yapmak zorundadır. Aksi takdirde başarı imkansızdır.
5. SAVAŞIN TÜRLERİ:
Bu konuda yapılabilen tanımlamalar şeklen bazı farklılıklar göstermesine karşın; esas olarak savaş türlerini şu başlıklar altında toplamak mümkündür:
A- Soğuk Savaş
B- Silahlı Savaş (Sıcak Savaş)
C- Özel Savaş
Şimdi bunları kısaca tanımlayalım.
A- Soğuk Savaş:
Devletler yada bloklar arasında yapılan silahsız bir çatışmadır.
Soğuk savaş; birbirleriyle anlaşmazlık halinde olan milletler veya ittifaklar arasındaki bir güç mücadelesinde sınırlı savaş veya genel savaş hariç; kullanabilecek bütün faaliyetleri içine almaktadır.
Soğuk savaşın silahları : Psiko-sosyal, politik ve ekonomik güçler ile teknolojidir.
Soğuk savaşta, Silahlı Kuvvetler genel görünümle bir tehdit gücüdür.
Soğuk savaşı 5 bölümde inceleyebiliriz :
I- POLİTİK SAVAŞ,
II- TEKNOLOJİK SAVAŞ,
III- EKONOMİK SAVAŞ,
IV- PSİKOLOJİK SAVAŞ,
V- ASKERİ GÜCÜN “CAYDIRICILIK ROLÜ”,
I- POLİTİK SAVAŞ
Barışta ve savaşta iki devlet veya devletler topluluğu arasında politik alanda yapılan savaştır.
Başlıca iki uygulama alanı vardır:
a- İÇ POLİTİKA ALANI,
b- DIŞ POLİTİKA ALANI,
a- İÇ POLİTİKA ALANI
İç politika alanında yapılacak en önemli iş.; Milli birlik ve beraberliği sağlamak, halkın hükümete güvenini kuvvetlendirmek ve düşmanın iç politikaya etkisine mani olacak önlemleri almaktır.
b- DIŞ POLİTİKA ALANI
Dış politikada ise hedef: Düşman devleti paktlardan ayırarak yalnız bırakmak ve arzuladığı hususları zorla yaptırmaktır. Bunun yanında düşman ülkenin iç politikasına etki etmek için;
Düşman ülkenin iç yerlerinde kavgalar ve anlaşmazlıklar çıkarmak yada körüklemek,
Milli amaca dönük, milli güç ve birliğini sarsmak, o ulusun yöneticilere güvenini bozmak.
II- TEKNOLOJİK SAVAŞ
İki devlet veya devletler topluluğu arasında teknolojik alanda yapılan savaştır. Özellikle II.Dünya Savaşı’ndan sonra önemi ortaya çıkan bu savaşta gaye; ekonomik, sınai ve askeri alanlarda başta olabilmek için, ilmi ve teknik ilerlemelere el atmak ve düşmanın bundan yararlanmasını önlemektir. Gizli sırların çalınmasına mani olmak, beyin ithali gibi hususlar bu konuda ilginç örneklerdir.
III - EKONOMİK SAVAŞ
a- Milli hedeflerin elde edilmesi için ekonomik araçların tecavüzkar olarak kullanılarak iki devlet veya devletler topluluğu arasında ekonomik alanda yapılan savaştır.
b- Gayesi; Düşman devletin ekonomik gücünü zayıflatmaktı Bu amaca erişmek için girişilen faaliyetler
1- Düşman ürünlerinin değerini düşürmek,
2- Dış pazarlama imkanlarını ortadan kaldırmak,
3- İhracatına mani olmak,
4- Para değerine etki etmek suretiyle fiyat artışlarına sebep olmak,
5- Ülkedeki kaçakçılık ve karaborsayı teşvik etmek,
6- Halkı israf ve eğlenceye özendirmek,
7- Halkı kumar, içki, uyuşturucu madde kullanmaya alıştırmak,
Ekonomik gücün zayıflaması, diğer bütün milli güç unsurlarını ve bunlarla sürdürülen savaşı büyük ölçüde olumsuz yönde etkilemektedir.
IV- PSİKOLOJİK SAVAŞ
a- Psikolojik savaş;
Milli hedeflere ulaşmak, dost, düşman ve tarafsız gruplarda lehte hisler, davranışlar ve tutumlar meydana getirmek amacı ile planlanmış askeri, ekonomik ve politik faaliyetlerin propaganda ile birlikte kullanılmasıdır.
Psikolojik savaş başlı başına uygulanan bir savaş şekli olmaktan ziyade diğer savaş türlerini tamamlayıcı ve onları destekleyici bir özelliğe sahiptir.
Psikolojik savaş, zaferi doğrudan doğruya kazanan bir silah olmayıp, harbi yakından ve devamlı destekleyen bir “Destek Silahı” durumundadır.
Psikolojik savaşın amacı; özellikle düşmanı kandırmak, fikrini çelmek ve savaşa devam gücünü azaltmak amacıyla yürütülür.
Psikolojik savaşın başlıca silahı propagandadır. Cephanesi; söz ve basılı evraktır. Hedefi; insanın moral gücüdür.
b- Psikolojik Savaşta Propaganda:
Propaganda, milli hedeflerin desteklenmesi amacıyla herhangi bir grubun dolaylı veya dolaysız olarak kendi menfaatleri yönünde, zora başvurmaksızın, hasım taraf üzerinde onun düşünce,duygu tutum ve davranışlarına etki yapmak üzere düzenlediği herhangi bir haber, bilgi, fikir, doktrin veya gösteriden oluşan faaliyetlerdir.
c- Propaganda Türleri:
Propaganda, beyaz (açık), siyah (kapalı) ve gri (bulanık) propaganda olmak üzere üçe ayrılır.
1- BEYAZ PROPAGANDA
Kaynağı bellidir. Haber ve yayınlarda en küçük bir kuşku yaratıcı husus bulunmaz. Aksi halde kaynağa olan güven sarsılır. Beklenen psikoloji etkiler meydana gelmez.
2- SİYAH PROPAGANDA
Kaynağı tamamen gizli tutulan, yalan söylenti ve haberleri yaymaktır. Hiç bir ahlak ve vicdan kuralına uymadan hareket edilir.
3- GRİ PROPAGANDA
Kaynak ne açık ne de. tamamen gizlidir. Yalan söylenti ve haberlerin değerlendirilmesi dinleyene bırakılır. Kaynak şüpheli olduğu için genellikle aldatıcı ve etkili olur.
Soğuk savaşın başarıya ulaşabilmesi için psikolojik savaşın yeterince ve etkili olarak kullanılması gerekmektedir.
V- ASKERİ GÜCÜN CAYDIRICILIK ROLÜ
Yukarıda açıklamalara ilave olarak askeri gücün “CAYDIRICILIK” rolünden istifade edilerek soğuk savaş içinde kullanıldığını da belirtmeliyiz.
B- Silahlı Savaş (Sıcak Savaş)
Milli güç unsurlarından askeri gücün esas rolü oynadığı savaş türüdür. Klasik veya nükleer silahların kullanılması suretiyle cereyan edebilir; sınırlı veya genel savaş şeklinde ortaya çıkabilir.
I- SINIRLI SAVAŞ (Bölgesel Savaş)
İki veya daha fazla milletin Silahlı Kuvvetleri arasında politik veya askeri içerikte cereyan eden, ancak bir genel savaşa kadar varmayan silahlı bir çatışmadır.
Sınırlı savaş, tarafların hedefleri, kullanılan silahlar, harekat alanları veya katılan kuvvetleri gibi unsurların savaşın özellikleri üzerinde bilinçli olarak sınırlı bir davranış göstermeleri ile karakterize edilebilir. Sınırlamalarda, yapılacak bir yumuşamanın ne zaman sınırlı savaşı genel savaşa dönüştüreceğini kesin olarak tespit etmek imkansızdır. Taraflardan biri, bütün sınırlamaları bir tarafa bırakmanın kendi milli menfaatleri için gerekli olduğu sonucuna varmadıkça sınırlı savaşın üst sınırı aşılamaz. (ARAP-İSRAİL ve İRAN-IRAK savaşları gibi)
II- GENEL SAVAŞ (Topyekün Savaş)
Savaşan devlet veya devletler grubunun bütün nükleer, biyolojik, kimyevi ve klasik silahları dahil maddi ve manevi imkanlarını kullanacakları büyük çapta silahlı bir çatışmadır.
Tüm milli güç unsurlarının, milli hedef elde edilinceye kadar kullanılmasını gerektirecek bir savaş şeklidir. (I. ve II.Dünya Savaşları gibi)
C- Özel Savaş
Özel savaş; normal savaş kuralları ve kuvvetleri ile yapılan klasik savaşın dışında; özel eğitim gören, özel kuruluşu olan kuvvetlerle ve kendine özgü yöntemlere göre yapılan bir savaş şeklidir.
Özel savaş, tek başına uygulanabildiği gibi sıcak ve soğuk savaşın devam ettiği süre içerisinde ve onlarla koordineli olarak da uygulanır. Bundan amaç; Silahlı Kuvvetlerin harekatını kolaylaştırmaktır.
Bir ülkenin coğrafi konumu ve jeopolitik durumuna göre özel savaş önem kazanır.
Özel savaş başlıca üç bölüme ayrılmaktadır:
I - GAYRİNİZAMİ SAVAŞ,
II- AYAKLANMALARA KARŞI KOYMA,
III- PSİKOLOJİK SAVAŞ,
Şimdi bunları ayrı ayrı inceleyelim.
I- GAYRİNİZAMİ SAVAŞ
Gayri nizami savaş; düşmanın işgal etmiş olduğu bölgelerde kalan yerli halkın, düşman kuvvetlere karşı girişmiş olduğu direnme harekatıdır.
Bu isim düzensiz, başı bozuk, kuralsız bir savaş olarak anlaşılmamalıdır.
Aksine kendine özgü kuralları, düzenlen ve daha çok özellikleri olan özel araç ve gereçlerin kullanıldığı bir harekat olarak düşünülmelidir. Gayri nizami sözü; bilinen, tanınan orduların dışında kalan, kuvvetlerin yaptığı savaş anlamında kullanılmaktadır.
Gayri nizami savaş, hem silahlı kuvvetleri desteklemek, hem de silahlı kuvvetlerin kuruluşuna kadar zaman kazanmak amacıyla yapılabilir. Bu amaçla; işgal bölgesi içinde kalan halk teşkilatlanır. Elde mevcut tüm imkanları kullanmak suretiyle de düşman askeri gücüne darbeler vurulur. Düşmanın kurduğu idari teşkilat çalışmaz hale getirilir. Düşman ekonomik ve psikolojik yönden zayıflatılır. Halkın moral gücü yükseltilir. Gayri nizami savaşta en önemli husus, halkın bu mücadeleyi benimsemesi ve desteklemesidir.
Bir ülkede gayri nizami savaş şu açılardan önem kazanmaktadır.
Ülkenin etrafını çevreleyen komşu devletlerin tutumu.
Ülkenin jeopolitik durumu.
Ülkenin imkan ve yetenekleri.
Gayri nizami savaştan yeterince faydalanabilmek için halkın barıştan itibaren psikolojik yönden bu savaşı destekleyecek şekilde hazırlanması lazımdır.
Gayri nizami savaş günümüzde ve gelecekte çok önemli bir savaş şekli olup üç bölümden oluşmaktadır.
a- Gerilla Harekatı,
b- Kurtarma Ve Kaçırma Harekatı,
c- Yeraltı Harekatı,
a- Gerilla Harekatı
Gerilla harekatı; daha çok kırlık bölgelerde, gerilla kuvvetlerince yapılan bir harekat şeklidir.
Gerilla harekatı, gayri nizami savaşın aktif, silahlı açık veya yarı açık faaliyet şeklidir.
Gerillalar; tim, manga, bölük, tabur kuruluşunda olabilirler. Çoğunlukla o bölgenin eli silah tutan, dayanıklı, cesur halkından oluşan gerillalar emniyetli yerlerde üstlenerek zamanı gelince düşman savaş gücünü yıpratacak, zayıflatacak ve onu işgal ettiği bölgeden geri itmeye zorlayacak faaliyetlere girişirler.
Gerilla harekatı; akın, pusu, baskın ve taciz gibi harekatı kapsan. Daima saldırı ile kendini gösterir.
b- Kurtarma Ve Kaçırma Harekatı
Düşman kontrolü altındaki bir bölgeye düşen veya çıkan dost pilot ya da denizcilerin yahut o bölge işgale uğradığında bölgenin dışına çıkamamış önemli kişilerin düşmanın eline geçmemesini, gizlice emniyetli bir bölgeye götürülmesini sağlamak amacıyla yapılan faaliyetlerdir.
c- Yeraltı Harekatı
Yeraltı harekatını yeraltı unsurları yaparlar. Yeraltı unsurları, daha çok gerillaların kolay kolay giremeyeceği şehir ve kasabalarda teşkil edilirler. Burada düşmanın kontrolü ve yasakları fazla olduğu için, bu unsurlar korunmak, amacı sağlayacak faaliyetlerde bulunabilmek içinde gizli kalmak zorundadırlar.
Yaptıkları işlerin kim tarafından ve ne maksatla yapıldığı çok defa öğrenilmediğinden yeraltı harekatı olarak isimlendirilmektedir. Yeraltı harekatı da gerilla harekatı gibi düşmanın savaş gücünü ve bölgedeki otoritesini yıpratmaya, kuvvetlerini zayıflatmaya, savaş gücünü yıkmaya yöneliktir. Yeraltı faaliyeti olarak propaganda, casusluk, sabotaj, tedhişe kadar varan bir dolu faaliyet sayılabilir.
II- AYAKLANMALARA KARŞI KOYMA
Ayaklanmalara karşı koyma; ayaklananları etkisiz hale getirmek için devletin güvenlik kuvvetleri ile sivil makamların almış oldukları yasal pasif ve aktif önlemlerin bütünüdür.
Ayaklanma: Bir topluluğun kanunları hiçe sayarak mevcut hükümete karşı galeyana gelerek ve şiddet kullanarak (silahlı veya silahsız) yüksek tansiyonlu hareketlere girişmesidir.
Ayaklanmaların nedenleri; çıkar elde edilmesi gibi basit alanlardan ırk veya din anlaşmazlıklarına, ideolojik ayrıntılara kışkırtmalara, idareye karşı memnuniyetsizliklere, siyasi nedenlere kadar çok değişik şekillerde olabilir.
III- PSİKOLOJİK SAVAŞ
Bu konudan Soğuk Savaş konusu içerisinde anlatılıp, yeterli bilgiler orada verilmiştir.