|
|
|
En eski zamanlardan beri insanlar safir süs eşyalarıyla zevkle süslenmektedirler. Zamanımızdaki bilim adamları ise safir gibi kıymetli bir taşın kullanılabileceği birçok alan daha bulmuşlardır. Uluslararası yüksek teknoloji piyasasında safire olan ihtiyaç gün be gün artmaktadır. Safirin kullanıldığı başlıca alanlar optik, elektronik, ve tıp sanayileridir. “Monokristaller enstütüsü”ne bağlı bilim adamlarının çalışmaları sayesinde bu konudaki birçok alanda Ukrayna ileri konumdadır.
Ateşte de yanmaz radiasiyondan da korkmaz
Diğer kristaller olduğu gibi safir’ en önemli özelliği yapıdaki mutlak düzendir. Safir’in kendilerinden oluştuğu parçacıklar düzgün kare ve küplerden dosdoğru dizilimle simetrik olarak oluşmaktadır. Safir’in çeşidine göre parçacıklar arası mesafe ve parçacıkların oluşturduğu tablo değişmektedir.
Safirin moleküler düzenini bozmak adeta imkansız gibidir. Kendisi için herhangi bir zarar olmadan en sert metallerin bile eritileceği ozel eritme fırınlarına rahat bir kalple safiri koyabilirsiniz. Kral asidi olsun, başka bir asit olsun safiri istediğiniz asit veya baz içine ve hatta nükleer patlamanın tam merkezine sağlam kalacağından hiç endişe etmeksizin koyabilirsiniz. Dünyada bulunan malzemelerin ancak çok azı bunun gibi ekstremal şartlara dayanabilir. Sertlik bakımından onu sadece elmas geçebilmiş. Şeffaflıkta ise rakipleri hiç yok. Bu şampiyonluk, görünen ışık haricinde kızıl ve mor ötesi ışınlamalar için de aynen geçerlidir. Bu özelliklere uzmanların kıymet vereceği alt sıcaklıklarda yüksek ısı iletkenliği ile dielektrik kayıplarının azlığı özelliklerini de katmamız gerekiyor.
Madem safir o kadar güzel, o halde niye şu ana kadar bilim ve teknikte yaygın olarak kullanılmıyor diye bir soru akla gelebilir. Kullanılmasına engel safirin doğal kristallerinin yeterince büyüklükte olmamamaları; saf ve temiz olmamaları, çok nadir ve pahalı olmamalarıdır. İştebundan dolayı bilimadamları hep şunu düşünmüşler: doğal sürece başvurmadan yapay ortamda gereken şartları sağlayarak tabaka tabaka bu monokristali büyütmektir. İlk yapay safirler geçen yüzyılın sonunda sentez edilmiş, fakat geeken ebat, özellik ve şekildeki safir kristalleri ancak bu yüzyılın başında yapılabilmiş. Sonuç olarak doğal safirler ucuzlamış. Yapay teknolojik safirler ise optik, optoelektronik ve tıbb gibi bilim dallarında önemsenip gereken kıymetine kavuşmuşlardı.
Safirden yapılma kemikler – adeta doğal kemik gibi
Bilindiği gibi, tıbta implantat olarak günümüzde metal kullanılmaktadır. Fakat tıpçıların kanaatlerine göre yaşayan organizma için safir tercihe çok daha şayandır. Bunun sebebi de toksik (zehirli) olmaması, organ fonksiyonlarının değişmesine yol açmaması, protein ve yağ madde değişiminin karakterlerini değiştirmemesi, ve de mutasyon ve kanserogen (kanser yapıcı) etkilerde bulunmamasıdır.
Başka bir deyişle safir kristali biopasif ve biouyumludur. Safirin işte bu kıymetli özellikleri kemik malzemenin yerine kullanılmasını gerektirmişlerdir. Tıpçıların belirttiği gibi kristallografik parametreler bakımından biolojik kristal olan kemikle en fazla uyumlu olan safir kristali çıkmıştır. Hem de safir metalden daha hafir; ve de istenen şekle kolaylıka sokulabilir. Safir, sürtüşme ve yıpranma koeffisienti olarak doğal kemiğe çok yakındır. Nitekim 3-4 yaşındaki çocuklara bile safir kemikleri konulabiliyor, ve onlar sorunsuzca vücuda yerleşiyor ve fonksiyonlarını sürdürüyorlar.