(v2.0)mustafaat@gmail.com  

daha çok antalya günleri ve tabii ki birde as-ker-likkk!!!!


google'ı en çok bizi devamlı şaşırtmayı becerdiği için seviyorum!          iletişim: mustafaat@gmail.com desem?

Suyunu Boşa Harcama / Çevre sayfası

Günlük >

Son sayfaya gideyim

Başlangıçtan itibaren en baştan alayım

Yok ben yeni sisteme geçeyim, e buyur!

 

  Tüm Sayfalar Listesi

Zenginlik sahip olduklarınla değil vazgeçebildiklerinle ölçülebilen bir şeydir.
 
Bilgi  iyi niyetle paylaşılmadıkça musibettir.

Mülkiyet çok büyük bir iddia, gereksiz bir yanılsama,
tıpkı kontrol gibi.

Mülkiyet te, kontrol gibi yoktur, Bir şeye sahip olamazsın, çok ısrar edersen o sana sahip olur;

Ünlü bir laftır: "bir gün karşı çıktığın şey olursun!" 

 İşte bu sebeple insanlar, nefret ettikleri şey haline dönüşürler...

 

Ekşi Sözlük devamlı surette bilgi aldığım, referans noktası olarak gördüğüm bir sitedir. Dün tesadüfen sayfanın altındaki metni fark ettim. Dikkatinize sunuyorum.

copyright © 1999-2012 sourtimes entertainment

bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayicisini kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.
 

Efendim, konumuz BOINC.
BOINC, Berkeley Üniversitesi öncülüğünde işleyen bir çalışma. Amacı insanlığın cevapsız sorularına çözüm bulabilmek.

BOINC proteinlerin işlevi, hastalıklar, hava sisteminin daha iyi anlaşılarak kuraklığın önlenmesi, yeni ilaçlar vb. bir takım yüksek bilim sorularını konu almakta.

Yüklediğimiz program ile  BOINC projesindeki ham verileri indiriyor ve bilgisayarımız boş olduğunda aynı verileri işleyerek anlamlı hale getiriyor, internet üzerinden araştırmacılara geri yolluyoruz.

Bu yolla yıllarca sürecek araştırmalar biz ve bizim gibi dünya üzerindeki katılımcılarla çok daha kısa bir sürede ilerleyecekler.  İşin özü şu: bilgisayarımızı kullanmadığımız sürede büyük işleri beceren ciddi kurumların hizmetine sunuyoruz. 

BOINC programını indirmek için aşağıdaki "İndir" bağlantısını kullanabilirsiniz. Programı kurduktan sonra  açılan pencerede hangi projeye katılmak istediğimizi seçeceğiz. Bir fikriniz yoksa herhangi birini seçebilirsiniz. Artık bilgisayarımız boş kaldığında işlemcimiz insanlığın sorunlarını çözmek için çalışacak.

İndir (7.13 MB)

- o -

Arasıra iş arkadaşları Nicholai’yi de partilerine ve gezilerine davet etmeye çalışıyorlardı. Onların iyi niyetli tenezzül olarak gördüğü bu hareketin, Nicholai tarafından küstah bir eşitlik diye değerlendirileceği akıllarını ucundan bile geçmiyordu.

Nicholai’yi asıl sıkan onların bu eşitlik iddiası değildi. Kültürel bir karmaşıklık içinde bulunmalarıydı. Amerikalılar hayat standardını, yaşamın kalitesiyle karıştırıyorlardı. Fırsat eşitliğini örgütleşmiş beceriksizler ordusuyla, ataklığı cesaretle, sertliği erkeklikle, özgürlüğü serbestlikle, çok laf etmeyi canlılıkla, eğlenceyi zevkle karıştırdıkları gibi. Bütün bu karşıtlıkların sonucu olarak da tabii adaletin yalnızca eşit olanlar arasında eşitlik sağlayabileceği gerçeğini göremiyor, herkes arasında eşitlik sağlayacağı hayaline kapılıyordu.

( It was not their irritating assumption of equality that annoyed Nicholai so much as their cultural confusions. The Americans seemed to confuse standard of living with quality of life,  equal opportunity with institutionalized mediocrity, bravery with courage, machismo with manhood, liberty with freedom, wordiness with articulation, fun with pleasure - in short, all of the misconceptions common to those who assume that justice implies equality for all, rather than equality for equals.: )

Maddesel varlıklara ilgi duyan, güzellik karşısında şaşalayan, kendi ideolojilerinin en iyisi olduğuna inanan, olgunluktan uzak, kavgacı, ve çok tehlikeli insanlar. Asıl tehlike, kötü niyetli olmalarından çok, bir hata yapabilmelerinden çok, bir hata yapabilmelerinde yatıyordu. Dünyayı yok edebilecek olanın Machiavelli değil de Sancho Panza olabileceğini anlamak garip bir duyguydu doğrusu.
Shibumi / Trevanian

Nobel alır...

Doğada bulunmayan ve ışığın ters yönde kırılmasını sağlayan "meta malzeme"yi üreterek, cep telefonu, bilgisayar çipleri ve mikroskopların etkinliğinin artırılmasına katkı sağladığı için, Londra'daki Kraliyet Bilim Topluluğu'nda düzenlenen törenle Descartes Ödülü'nü alan tek Türk, saygın Fizik Profesörü Ekmel Özbay'ın danışmanlığında, TÜBİTAK tarafından desteklenen Nanoteknoloji Araştırma Merkezi'nde, Avrupa Birliği Çerçeve Programı kapsamında çalışmalarını sürdüren Bilkent Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü doktora öğrencisi Bayram Tütün'ün, organik kimya ve sentetik polimerler kullanarak ürettiği organik lazer teknolojisiyle, yara iyileştirme, böbrek taşı tedavisi, göz ve diş hekimliği teşhislerindeki yüksek çözünürlüklü projeksiyon ve hologram ekranlarına sahip görüntüleme cihazlarını, milyonlarca renk, yüksek kalite ve çok daha ucuza elde edilebilir hale getirip, dünya yeni nesil optoelektronik teknolojisinde çığır açtığı gün... Sağlık Bakanı, "keneye karşı pantolon paçalarını çorabın içine sokun, ishal olanlar da, ellerini sabunlasın" dedi.

Daha fazla devam edemeyeceğim.
Yılmaz ÖZDİL  yozdil@hurriyet.com.tr
25/05/2008
 

En zengin krom rezervleri Hakkari’de, Dünyanın en zengin çimento ham maddesi Gabar Dağı'nda, dünyanın en zengin altın rezervleri Van’ın Artos Dağı'nda. Kimsenin bundan haberi yok. Avustralyalı firmalar gelmiş taş çekiyoruz diye ülkeyi sömürüyor. Yıllarca İngiliz Tuzu diye bor madenleri kaçırıldı. Ben beni Ankara’ya gönderen iradeye yani halka ihanet etmedim. İngilizler ve Yunanlar Kurtuluş Savaşı’nda silahla yapamadıklarını şimdi Edirne’de çiftçiyi kendi bankalarına borçlandırarak 65 bin dönüm araziyi ipotek ederek yapıyor. Çünkü Türkiye tarımda girdi maliyeti en yüksek ülke haline geldi. Çiftçi artık arazisini satıyor. Türkiye’ye bu yıl Çin'den 40 milyon çift ayakkabı girdi. Peki bizim ayakkabı firmalarımız ne olacak. Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Şimşek CIA'nın yeminli tercümanlığını yapmıştır. Bütün bunlar Büyük Ortadoğu Projesi'nin bir sonucudur. Büyük Ortadoğu Projesi Sevr’in devamıdır. Bu proje Kürt devleti kurdurmak için hazırlanmıştır”.

Konuşan kim?  Turhan ÇÖMEZ, Turhan ÇÖMEZ kim?
AKP Merkez Disiplin Kurulu'nun partiden ihraç ettiği Balıkesir eski Milletvekili.
Neden ihraç edildi? Bunları söylediği için.

Peki. 
 
Nihat GENÇ'i takdimimdir:

 
ps. tşkr A.B.

Kitap kampanyası
TNT Ekspres Kitap Toplama Kampanyası başladı... TNT Ekspres şirketinin bu kampanyası her yıl nisan - eylül ayları arasında sürüyor... Kuryeler, “444 0 868” no’lu telefonu arayarak kitap bağışlamak isteyenlerin kitaplarını kapılarından ücretsiz olarak teslim alıyor. Kampanyayı geçen yıllarda izledik... Şirketin elemanları kitapları toplamakla kalmıyor, teker teker elden geçirerek çocuklara yararlı kitapları ayırıyor, bu zahmetli görevi de başarıyla gerçekleştiriyor... Evinizdeki fazla kitaplar için bir telefon etmeniz yeterli... (Melih Aşık, Milliyet)

Türkiye’de yüzde kaç korku kültürü hakim? Şimdi belirli bir azınlık grup var. İnsan hakları, çocuk hakları diyen, insanca bir yaşam isteyen, birbirlerine “Günaydın” demek isteyen, trafik kurallarına uyan…Benim gördüğüm kadarıyla çok az…Ve bu insanlar çok yalnız. Eğer Türkiye’de uygar insan gibi yaşamaya çalışırsanız süratle kendinizi keriz olarak görürsünüz. O sınıfa girip de “Günaydın” diyen öğretmenin durumuna düşersiniz. Başınıza gelmedik kalmaz yani? Kendinizi korursunuz ama o zaman da kendinize yabancılaşırsınız. Bir mutsuzluk yaşamaya başlarsınız. Ve altını çizmek lazım. Kimsenin kabahati yok. Kimse kötü niyetle yapmıyor bunu. Bildiği başka bir şey yok. 0 - 7 yaş aralığında bunu öğreniyor. Bildiğini de gelecek nesle bağırta çağırta aktarıyor. Bu böyle gidiyor. Nasıl ki alfabeyi değiştirmek için seferberlik yaptık, köy köy gezip anlattık. Bence bizim ana babalığı öğrenmemiz için de aynı şey lazım. Çok ciddi olarak ve bilimsel olarak. Ve bunu herhangi bir ideolojinin herhangi bir güç kapma yarışının parçası haline getirmeden yapmak çok önemli.

Doğan CÜCELOĞLU

Velev ki kaza yaptınız...(sağolasın Hürriyet)

KAZA TUTANAĞINI YAZDIRMAK VE ARABANIZA KOYMAK İÇİN

Türkiye'de yeni bir dönem başlıyor. Bundan sonra maddi hasarlı kazalarda polis beklemeye gerek yok. Taraflar anlaşıp yollarına devam edebilecekler. Ancak kazanın ardından bazı uygulamaların mutlaka yapılması gerekiyor...

İşte uygulama ile ilgili tüm merak edilenler...

 

İnsanlık tarihinde toplumsal yaşamı düzenleyen değerler gün gelip te yetersizleşince, yeni bir düzene kılavuzluk edecek düşünceler ortaya çıkar.On sekizinci yüzyılın ikinci yarısı, işte bu yeni düzenin özlemini temsil etmiştir. Söz konusu döneme "Aydınlanma Çağı" da denir.

Nedir aydınlanma? Kim aydınlatılacaktır? Aydınlatılmak istenen nedir?

Felsefe tarihçimiz Macit GÖKBERK'in bu sorulara cevabı rehber olacak niteliktedir: "Kuşkusuz ki aydınlanmak isteyen "insanın kendisi", aydınlatılması istenen unsur da "insan hayatının" anlam ve düzenidir."

PS. Aydınlanma, insanın kendi suçu ile düştüğü ergin olmayış suçundan kurtulup aklını kullanmaya başlamasıdır.

"Aklını kendin kullanmaya kullanma cesaretini göster!" der Kant. (yürü be kant! esaslı abimizsin nitekim)

When you spend your life in the water, I guess you tend to develop a good intuition for its subtleties. Dolphins have been observed to create bubble rings by exhaling air carefully in the middle of the vortices caused by the motion of their fins through the water, among other techniques.
Besides being nice to look at (and a neat demonstration of fluid mechanics), this phenomenon also might throw some light on dolphin cognition, since the skill to create the rings is a bit subtle and tends to be taught from one dolphin to the next via careful observation and practice. I'm also intrigued by the report that they seem to be using sonar to locate the vortex in the water, since that would be a fairly amazing bit of audio analysis.
This was filmed and edited by chiajungchi, who also has a YouTube site. Thanks for allowing me to post it as well, chiajungchi!
torrent indirmek istiyorum, ne yapmalıyım? buradan buyur.

gerçekten daha iyisini hak ediyoruz!

Memeliler topluluğu içerisinde uyum yeteneği en yüksek tür, hiç şüphesiz, insandır.

İnsan türünün değişen şartlara uyumu bazen o kadar ileri gidebilir ki dışarıdan bakan bir gözlemciye: "Bunlar insanlıktan çıkmışlar!" dedirtebilir.
Bu sitenin içerisinde içerisinde Atatürk olmayan içsizlere yönelik içerik yoktur.

Mustafa Kemal, kurulacak devletin şekli ile ilgili toplumun her kesiminden insanlarla görüşmeler yaparken sıra, mollalar, şeyhler ve din büyüğü geçinen kişilere gelir.
Mustafa Kemal, bunlara haber göndertip, gelecek hafta kendileriyle bu konuyu görüşeceğini ancak konuşmalarının bir temeli olarak katılacak olan herkesin Bakara suresini
288. ayetine kadar okumalarını rica eder.
Toplantı günü gelip çattığında, Mustafa Kemal kürsüye çıkar ve sorar: 'Arkadaşlar, buraya gelmeden önce hepinizden Bakara suresini 288'e kadar okumanızı rica etmiştim. Kimler okudu Bakara'yi 288 'e kadar?'
Salondaki bütün eller istisnasiz olarak bu ricayi yerine getirdiklerini belirtmek için havaya kalkar. Bunun üzerine Mustafa Kemal sözlerine
devam eder: 'Beyler işte, kuracağımız devletin neden din temeline dayanamayacağının açıklaması:

Bakara yalnızca 286 ayettir.'

> Müslümanlara yakıştırılan görünüm: görgüsüz, cahil, tartışma adabını bilmeyen (ki bu onlar için medeni değil / bizden değil demektir) etiketi, sağ olsunlar, her oltada yine Müslümanlar tarafından biraz daha perçinleniyor batılı zihinlere. Bu tavır, onlara göre dünya futbol şampiyonasına her katıldıklarında ilk maçta topu kaleye elleri ile atıp yaygara çıkarmak gibi bir şey. Bu tavır son dinin aydınlık, insancıl, temelde insan sevgisine dayanan anlayışıyla nasıl bağdaşabilir?

> Son zamanlarda bir çok ortamda dikkatimi çeken bir husus: hadislere ayetlerden fazla dayanılması. Ben islam inancının kutsal kitabında Muhammed'in sözlerini ayetler kadar değerli tutun anlamının yanından bile geçecek bir ifadeye rastlamadım; sanıyorum ki akıl sağlığı yerinde olan birisi de bunu iddia etmeyecektir. Eğer o büyük kitap sizlere yetmiyorsa da başka (her ne o olursa olsun başka) noktalardan destek alma ihtiyacı duyuyorsanız biliniz ki açık bir yanlış yapma ihtimaliniz çok büyüktür, seçtiğiniz yol nice çok büyük insanları yan(ı)lışa götürmüştür. Cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla döşenmiştir, önemle dikkatinize sunarım.

> Benim inandığım yaradan sanata karşı olamaz, bu konuda bana referans gösterebilen var ise bana ulaşmalarını hassasiyetle rica ediyorum.

- o-

bunun dışında seninle görüşmeyeli rakı içtim şarap içtim sallandım a canım, çok sevdim çok sevildim, aşık da oldum şanslıydım rezil olmadım heyheeeyy hayat be ayça'm yersu'm. eşşek gibi çalıştım, insan gibi yaşadım; çok insan tanıdım ama nitelik olarak "çok insan" bir kaç kişi tanıdım. yettiler de arttılar vallahi sen yabancı değilsin yalan yok.

- o -

size anlatmak istediğim şeyler var tabiidir ki, lakin ne kadarı ilgilendirir sizleri bilemem; hem belki de sizlerin hiç böyle kaygıları yoktur? insan anlatabilir mi ki kendini, yoksa bir başkasının anlatması daha mı iyidir? kendini ifade eden tek şey şiir midir yoksa? hayat denen anlamlandırma çabasının beyhude olmasının farkına varılmasıyla mı icat olunmuştur sanat yoksa tanrıların bir hediyesi midir? yahut yukarıdan bakınca can o radde sıkıcı mıdır ki görülecek bir şey olsun diye üflenmiştir ruhlarımıza? soru sormadan sanat olur mu? sorular nerede başlar? her sorunun bir cevabı var mıdır, her sualin bir karşılığı olmak zorunda mıdır? dil iletişim kurmak için mi, yoksa aramıza sınır olsun diye yaratılmış olabilir mi? caiz midir peki hocam bu usül sorular dinimizde? kelimeleri kullanmadan düşünmek mümkün müdür hocam? bana ne hocam müfredattan, neden okullarda hayattan keyif alma dersleri yok muaallim bey? dünyanın hiç bir üniversitesinde adam olma ana bilim dalı olmaması normal midir mirim ah amirim?
.
evet ben soldaki karede gördüğünüz gibi bir pallanço deha da doğrusu soytarıyım,
belki de sizin için bir önemi yoktur ki söylediklerimin?
kimbil(ebil)ir?

Dünyada 2007'ye damgasını vuran bitmek bilmeyen enerjisi, lafazanlığı ve kendisinden hiç hazzetmeyenleri dahi gülümseten tarzıyla yılın yıldız ismi Venezüella Devlet Başkanı Hugo Chavez oldu. Hem kendisi pek hareketli bir yıl geçirdi, hem de performansıyla memleketini ve dünyayı bu hareket bereketten yoksun bırakmadı.
1998'den beri demokratik seçimlerde rakiplerinin bileğini bükmüş, ABD destekli darbe savuşturmuş Chavez, yeni yıla yüzde 61 oranındaki seçim zaferiyle girdi. Çatkapı Havana ziyaretleriyle kadim yoldaşı Fidel Castro'yu hiç yalnız bırakmadı, Latin sol kuşak liderleri aynı safa sokma çabasını eksik etmedi. Yıl sonunda yedi solcu liderle elinden çok çektikleri IMF'nin yerine 7 milyar dolar sermayeli Güney Bankası'nı kurdu.

Bush'a beyzbol teklifi
Chavez, bir keresinde sekiz saatle Castro'nun beş saate yaklaşan rekorunu egale ettiği haftalık 'Merhaba Başkan' programıyla tiryakiler edindi. Halkın sorunlarını birinci elden dinleyen 'interaktif başkanlık' yöntemini icra ettiği bu programda en büyük hedefi ABD Başkanı George W. Bush olurken, 'şeytan', 'maymun', 'eşek' yakıştırmalarını dilinden düşürmedi. Bush Latin Amerika turuna çıkınca kontür tur düzenlerken, ABD Başkanı'yla şahsi sorunu olmadığını söyleyip "İhtiyarlığımızda domino yahut sokak beyzbolu oynamak iyi olurdu" diyen de oydu. 'Amerika'nın keşfinden sonra bölgenin zorla Hıristiyanlaştırılmadığını' savunan Papa'ya bile laf yetiştirip, Vatikan'dan "Sömürgecilerin yerli halklara haksızlıkları ve yol açtığı acıları unutamayız" özrü kopardı.
Ama yıla damgasını vuran atışması, kasım sonunda İber-Amerika zirvesinde İspanyol Kralı Juan Carlos'la olanıydı. Bush yönetiminin sıkı destekçisi sağcı eski İspanya Başbakanı Jose Maria Aznar'ı 2002'de kendisine karşı girişilen darbede oynadığı rolden ötürü 'gerçek bir faşist' diye niteleyince, birkaç sıra ötesinde oturan Kral'dan "Neden çeneni kapatmıyorsun" zılgıtını işitti. Gerçi mikrofonu kapalı olduğundan yetiştirdiği laflar işitilemedi, lakin sonradan Venezüella'da ciddi ekonomik çıkarları olan solcu Zapatero
hükümetini epey terletti. Yıllar önce Aznar'ı bizzat Venezüella darbesine karışmakla suçlamış İspanya Dışişleri Bakanı Moratinos'un "Çıkarımız acilen normalliğe dönmemizi gerektiriyor" diyerek ortalığı teskin çabaları işe yaramadı. Chavez önce "Ben seçilmiş bir başkanım, Kral değil. Bana 'Kes sesini' diyemez" dedi, sonra Kral'ı 'kızgın boğaya' benzetip, "Matador değilim, ama oley" narası attı. Ve "İspanyol yatırımına ihtiyacımız yok" çıkışıyla resmen özür talep etti.
ABD'ye kafa tutan ülkeler turunda Bush yönetiminin önayak olduğu uluslararası yaptırımlarla finans âleminde tecrit ettiği İran'a can simidi uzattı, milyarlarca dolarlık işbirliği anlaşmaları imzaladı. Moskova'ya uzanıp Putin'le Rusya'dan silah, uçak ve denizaltı alımını içeren sözleşmelere imza koydu. Lakin 'Amerikan imparatorluğunu' yıkma yolunda petrol ihracatçısı OPEC ülkelerini doları çöpe atmaya şimdilik ikna edemedi.

Das Kapital ve müzik
"Ağaç yaşken eğilir" dedi. Das Kapital'i müfredata soktu, 'sosyalist müzik misyonu' başlattı. Yetmedi, 'Merhaba Başkan' programında söylediği geleneksel şarkıların yer aldığı müzik CD'si çıkardı. En nihayetinde yıl sonunda süresiz başkan adayı olmasının yolunu açmak dahil, hayalindeki Bolivarcı sosyalist model için 96 maddelik anayasa değişikliği paketini referanduma sundu. Lakin ABD yanlısı muhalefet ve koalisyonundan kopan Troçkistlerin yanı sıra katılım oranının düşüklüğü yüzünden paket, yüzde 49'a yüzde 51 gibi kılpayı farkla reddedilince özgüveni sarsıldı. Yılmadı. Sosyal refahın artması, altı saat çalışma, ademi merkeziyetçi yönetim içeren önerileri için "Belki siyaseten yeterince olgun değiliz. Sosyalizmden korkan şüpheli yoldaşları ikna edeceğiz" dedi, ardından görev süresi dolunca başkanlığı bırakacağını duyurarak kendisini 'diktatörlük' hevesiyle itham edenlerin yüzünü kızarttı. 2013'e dek süresi var. Chavez mücadelesi ve renkli kişiliğiyle 2008'de de yıldız olmaya aday.

"Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil"
Fuzuli

Başbakan’ın ‘kelle’ sözcüğünü kullanmasından ötürü şehit aileleri toplu olarak Başbakan Erdoğan hakkında İstanbul Kartal Adliyesi’nde üç kuruşluk tazminat davası açmıştır. Mahkeme, açılan davalarda Başbakan’ın malvarlığını soruşturmuş ve 12.12.2007 tarihli celsede yapılan yargılama sonucunda, Başbakan’ın şehitlere “Kelle “ diyerek şehit ailelerine hakaret ettiğini kabul ederek, Başbakan’ı tazminat ödemeye mahkum etmiştir. Verilen mahkeme kararı kesin olup, temyizi kabil değildir.
kaynak: Hürriyet

Madem Leonardo Da Vinci konusuna pek değinmediniz, ben de konuyla ilgili olabilecek Da Vinci’nin “Son Akşam Yemeği” isimli resmindeki, gizli mesajlardan sadece birini alıntı yaparak yazınıza ufak bir katkıda bulanayım istedim…

Leonardo da Vinci 'Son Akşam Yemeği' isimli resmini yapmayı düşündüğünde büyük bir güçlükle karşılaştı... İyi'yi İsa'nın bedeninde, Kötü'yü de İsa'nın arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda'nın bedeninde tasvir etmek zorundaydı...
Resmi yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak kullanabileceği birilerini aramaya başladı. Bir gün bir koronun verdiği konser sırasında, korodakilerden birinin İsa tasvirine çok uyduğunu fark etti. Onu poz vermesi için atölyesine davet etti, sayısız taslak ve eskiz çizdi.
Aradan 3 yıl geçti. 'Son Akşam Yemeği' neredeyse tamamlanmıştı, ancak Leonardo da Vinci henüz Yahuda için kullanacağı modeli bulamamıştı... Leonardo'nun çalıştığı kilisenin kardinali, resmi bir an önce bitirmesi için ressamı sıkıştırmaya başladı.
Günlerce aradıktan sonra Leonardo vaktinden önce yaşlanmış genç bir adam buldu. Paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden geçmiş bir durumda kaldırım kenarına yığılmıştı. Leonardo yardımcılarına adamı güçlükle de olsa kiliseye taşımalarını söyledi çünkü artık taslak çizecek zamanı kalmamıştı.
Kiliseye varınca yardımcılar adamı ayağa diktiler. Zavallı, başına gelenleri anlamamıştı.
Leonardo adamın yüzünde görülen inançsızlığı, günahı, bencilliği resme geçiriyordu...
Leonardo işini bitirdiğinde, o zamana kadar sarhoşluğun etkisinden kurtulmuş olan berduş gözlerini açtı ve bu harika duvar resmini gördü.
Şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle şöyle dedi:
'Ben bu resmi daha önce gördüm...'
'Ne zaman?' diye sordu Leonardo da Vinci, o da şaşırmıştı.
'Üç yıl önce' dedi adam..
'Elimde avucumda olanı kaybetmeden önce. O sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum, pek çok hayalim vardı, bir ressam beni İsa'nın yüzü için modellik yapmak üzere davet etmişti...'
İyi ve Kötü'nün yüzü aynıdır...
Sadece insanın yoluna ne zaman çıktıklarına bağlıdır...
Paulo Coelho
('Şeytan ve Genç Kadın'dan)

"Şeytan bunun neresinde?" sorusuna iyi bir cevap sanırım...
Ellerinize, merakınıza sağlık.

TURKCELL'le bağlanalım hayata, ama ukalaları reddedelim!

Gizli numaradan gelen aramaları kabul etmek istemeyen müşterilerimiz bu servis aracılığıyla gizli numaralardan gelen çağrıları rahatlıkla engelleyebilecekler.
Servisin kullanılması durumunda gelen arama telefon çalmadan otomatik olarak geri çevrilecektir.
Arayan kişi "Aradığınız kişi gizli numaradan çağrı kabul etmemektedir. Numaranızı görünür yaparak kendisine ulaşabilirsiniz"anonsunu duyacaktır.
Gizli numaradan arama kısıtlama servisini aktif hale getirmek için*253#iptal etmek için#253#yazıpYES(ARAMA ) tuşuna basmak yeterli.

işte bu kadar efendim, buradan duyurulur.

-- --

Bilim ve din Hk.
Bilimle din çatışmak zorunda mıdır?
Dört büyük melekten biri Mikail değil midir? Mikail insanlığın atmosferik döngüyü keşfiyle öneminden bir şey yitirmiş midir?
Kur'an niçin sıklıkla bize "Siz ne kadar az düşünüyorsunuz?" demektedir?
Bilim elimizdeki en iyi araç olmakla beraber şundan iki yüz yıl önce dünyayı düz kabul etmiyor muydu?
Yaradan'ı anladığını sanıp onun adına konuşma cüretini gösterenler ile bilim felsefesini kenara koyup bilimsellik iddiasıyla konuşanın arasında cehaletten kaynaklanan cesaret dışında ortak nokta bulmak mümkün müdür?
Değerli arkadaşlarım: bilim "o an" için elindekinin en iyisi ne ise, duruma onunla açıklama getirmeye çalışır. Bilimsel keskinlik - tespit gibi terimleri dindeki kesinlik - tespit ediş gibi değerlendirmek Dimyat'a giderken evdeki bulgurdan olmaktır.
İnanınız hem dinen hem de ilmen bizlerde var olduğu işaret edilen düşünsel kabiliyet, din ile bilimi birbirine düşürmeden algılamaya müsaittir efendim.
Aksi halde Takdir-İ İlahi'nin dediği olur ki, o takdir ediş de bize: "İlim Çin'de olsa arayıp bulunuz!" buyurmuştur.

Saygılarımla

PS. Burada bilim felsefesinin konularına girecek değilim ama en azından Karl Popper'in ünlü tanımını aktarmalıyım:
Bir bilgi, kendi yanlışlanabilme imkânını içinde taşıdığı ölçüde 'bilimsel bilgi'dir.
Bu anlamda, 'Tanrı kelamı' olduğuna İNANILAN üç kutsal kitap, 'bilim' değildir, bunlarda aktarılan bilgiler veya öğütler de 'bilimsel bilgi' değil, İNANILMASI EMREDİLEN şeylerdir. İnanç yoksa din yoktur, oysa bilimde imana yer hiç olmaz (Bu PS alıntıdır. bildirgeçte el ve ayağın kökeni balık yüzgecinden alınmıştır.).

> Tam gaz feysbuuk'tayız!

> Bir zamanlar maziye bak sayfası güçlenerek geri geldi.


Yeni bir fikir: Bu siteyi okuyan insanların beni anlatan mektuplar yazmalarını istiyorum. Mektuplar isimleri deşifre edilmeden siteme koyulacaklar. Herhangi bir değişiklik yada çıkarma yapılmayacak.

eski girdiler

SABİT SAYFALAR

Manifesto
Manifesto mu desem ne desem?
 
Taa Aspendos'ta kültürel faaliyet.
 
Beden
Hadi buyurun buradan okuyun!
 
Ne de güzel gezdiydik.
 
Ne de güzel gittiydik.
 
Ne de güzel hüzünlendiydik.
 
Ne de güzel oluyor!
 
WRC Kemer'de, hatta biz de işin içindeyiz! :)
 
Evim dediğim yer
Kemer Aslanbucak'taki evim.
 
Türk ziyaretçilerin yorumlarıyla ele geçirdiği bir yabancı site. Amacından uzaklaşarak tamamen türklerin eline geçmiş.
NOT: KÜFÜRLÜ, AMA BİR O KADAR DA KOMİKTİR
İlk kez kendi evim oldu. Antalya Kemer, Aslanbucak'taki evimin sayfaları.
 
GATAB'daki ilk ofisim. Şimdi siteyi gözden geçirirken far ettim ki son ofisimi de koysam iyi olacak.

Milliyetçilik
Milliyetçilik hakkında A. Einstein tarafından söylenmiş bir söz.

 :) Eğlenceli bir makale.
 :) Komik bir askerlik anısı. Hepimizin bildiği Kurtuluş dizisi çekimlerini konu alıyor.
 
En saygı duyulası isimlerden birisi olan müzisyenin hayata sanata ve müziğe bakış açısı.
 
Bir gece önce her şey çok iyiyken sabah sabah hava yastığının yüzüne çarpmasıyla güne başladık, böyle oldu.
Kış Quadı
Çok zevkliydi.
 
Neden İzmir? 
"Peki ama neden İzmir?" sorusuna cevabi yazı.
benn! var ya ben!

 Sahife İki
Bu konuşmalar oluyor, engelleyemiyoruz.

Sevgi
Güzel gözlü güzel kız.

Ufak yarış arabaları ile büyü eğlence.

Kendim Hk. 

e / s / b
Evlilik, sadakat, beğenmek hakkında.

Askerlik   

Mektup Yazmak İsteyenleri Bağlayan
Kurallar:
1 - Abartmayın, bir sayfa olsun.
2 - Her mektup beni tanımlayan üç kelime ile başlayacaktır. 
3-  Her mektup sonunda "Mat şunlara dikkat etmelidir & Mat şunları değiştirmelidir. kısımları olması iyi olur; lakin zorunlu değildir.
4 -İsimlerinin açıklanmasını isteyenler "elma" desin ben anlarım. İstemeyenler de armut .
5- Mektuplar
mustafaat@gmail.com adresine yollanacaklar (sulandırıp gerçek mektup yollayanlar yada teşebbüs edenler bu sayfadan duyurulacaktır). İsteyenler ileriki tarihlerde istedikleri deişiklikleri yapabilecek olmakla birlikte, eski ve yeni içerik beraberce görüntülenecektir.
6 - Yollanan her mektup mutlaka siteye koyulacaktır. "Sitenin sahibi benim aga, istemezsem koymam!" demem yasaktır.
7 - Alınan mektuplar yayınlanmadan önce 3 ila 4 gün demlenmeye bırakılacak, sahiplerinin istediği değişiklikler ilk yayına kadar kabul edilecektir. 
8 - Yolladığınız içerik aleyhinize delil olarak kullanılamaz, size surat yapılamaz, ama siz birbirinizin içeriğine musallat olursanız ben size ne diyeyim?

Unuttuğum bir şey var mı?

PS. Ha! Bu büyük bir mesele değil, çok rica ediciim, siz de büyütmeyin! :P :) :O

 

Sanat olarak fotoğraf
Saygı duyulası insan Henri Cartier Bresson hakkında.

Bize Anlatılmayan ATATÜRK
Yine bir youtube videosu, üç bölüm halinde Atatürk konu edilmekte. Bölüm2    3

Eşitlik
Bunlara sarıyorum son olarak. Eşitlik bir yanılsama mıdır? Nedir bu eşitlik?

Melmeketin Hal-i Meali
Çok sevdiğim Yılmaz ÖZDİL'in memleket hakkındaki yazısı.

Kitaplar
Askerliğim süresinde okuduğum kitapları buradan dikkatinize sunuyorum efendim.

ahanda oyuna bak! 

Seçimler
Seçimlerin yorumu. Kişisel kanaatlerimle Türk tipi demokrasi gelişimini hödöhö.

Ne Biliyoruz Ki ?
Quantum dünyasından hayat felsefesine.

Yönetişim
Birikimlerimi sizlerle paylaşıyorum (seçim sloganı gibi oldu mübarek! :)