SERAMİK İŞLİKLERİ
Klazomenai, endüstri alanları ile ilgili verilerin çeşitliliği ile önem kazanmaktadır. HBT sektöründeki, M.ö. 6. yüzyıl içinde iki ayrı kullanım evresi gösteren zeytinyağı işliği ve aynı yüzyılın sonlarında etkinliklerini sürdüren diğer zeytinyağı işlikleri, kentin bu dönemde artan denizaşırı isteği karşılamaya yönelik girişimler içinde olduğunun bir kanıtıdır. Kentte açığa çıkarılan seramik fırınları, kemik alet (ya da süs eşyası ?) işliği ve demirci işliği ise diğer endüstri birimleri olarak dikkat çekmektedirler.
Yunan uygarlığı üzerine bilimsel bulguların sınırlı olduğu alanlardan birisi, endüstri alanları ve bunların organizasyonu sorunudur. Antik metinlerde hem bu sorunun kendisi, hem de ekonominin düzenlenmesi konularında ciddi bir sessizlik ya da eksiklik mevcuttur. Öte yandan söz konusu alanlar ile ilgili maddi verilerin de olağanüstü azlığı, soruna sağlıklı bir çözüm getirilmesini zorlaştırmaktadır. Ege havzasında bu denli yoğunlaşan araştırmalara rağmen, daha hala arkaik ve klasik dönemlerdeki endüstriyel yapıyı bütünüyle değerlendirebilmek, üretime dönük faaliyetlerin ne zaman ve ne şekilde, gerektiğinde yapılan işler olmaktan çıkıp, toplumsal işbölümü içinde sürekli uğraşlar haline geldiklerini söyleyebilmek çok güçtür. Antik Yunan dünyasında seramik üretiminin bağımsız bir endüstri olduğunu kanıtlayan en önemli arkeolojik izler Korinth'te ele geçmiştir. Yaklaşık M.ö.650-480 tarihleri arasında etkinlik gösterdiği belirlenen ve Çömlekçiler Mahallesi olarak tanımlanan alanda çok sayıda fırın, işlik, depo alanı ile burada üretilen vazolara ait binlerce parça açığa çıkarılmıştır. Atina Agorası'nın kuzey-batısındaki bir noktanın ise "çömlekçiler mahallesi" anlamına gelen "kerameikos" olarak isimlendirilmesi, antik Yunan yerleşmelerinde çömlekçi atölyelerinin bir arada oldukları konusunda destekleyici bilgiler sağlamaktadır. Ancak bunun aksine, örneğin Miletos'ta, Kalabak Tepe'deki M.ö. erken 6. yüzyıla tarihlenen bazı evlerin bahçelerinde açığa çıkarılan seramik fırınları, söz konusu üretimin yarı-zamanlı bir iş olarak da sürebildiğini düşündürmektedir.
Klazomenai, özellikle arkaik dönemde ürettiği seramikler ile bilinmekte ve bu alanda Kuzey İonia'daki en önemli merkez olarak tanınmaktadır. Kentte yürütülen kazılarda da Klazomenai'nin bu alandaki konumunu doğrulayan arkeolojik izler elde edilmiştir. Kentin arkaik dönem seramik fırınlarının, yerleşme alanlarının dışında ve uzağında etkinlik gösterdikleri anlaşılmaktadır. Seramik fırınların yerleşmenin güney-batısında bulundukları, gerek yüzey araştırmalarında elde edilen malzemelere ve gerekse de kazılan bir örneğe dayanılarak bilinmektedir. Akropolis tepesinin güney eteklerinde , ayrıca İskele-Yıldıztepe arasında uzanan patika yolun doğusunda yüzeyden bol miktarda toplanılan, üretim artığı olarak tanımlanabilecek kötü pişmiş seramik parçaları ve cüruflaşmış örnekler de endüstriyel aktivitenin bu alanlarda yoğunlaştığının bir başka kanıtı olmaktadırlar.
Klazomenai'de arkaik dönem yerleşmesi esas olarak Limantepe höyüğünün güney ve güney-batısında yer almaktadır. Bu kesimin esas olarak sivil iskana yönelik olarak kullanıldığı, burada çeşitli noktalarda yürütülen kazıların sonuçlarından anlaşılmaktadır. Sivil iskan için kullanılan kesimden Yıldıztepe yönünde güneye doğru ilerlendiğinde, Oikonomos'un ardından Klazomenai'deki ilk detaylı çalışmaları yürüten ve özellikle kentin tarihsel topografyası üzerinde duran J.M. Cook'un Akropolis Tepesi olarak tanımladığı alçak tepeye ulaşılır. Bu tepenin kuzey-batı ve batısında uzanan ve İskele'den gelen patika yol, Yıldıztepe'nin batı eteklerindeki arkaik dönem mezarlığına ve yine arkaik dönemde kullanılan Monastirakia mezarlığına ulaşır. Bugün Akropolis tepesinin batısındaki vadiden akan, Evrenkaya'nın eteklerinden doğan küçük derenin, antik dönemde de benzer bir yatağa sahip olduğu kabul edilmelidir. Çünkü Klazomenai'ye su sağlayan ana kaynakların Yıldıztepe ve Evrenkaya çevresinde yer aldıkları, Yıldıztepe mezarlığında açığa çıkarılan ve Roma dönemine ait taş duvarlarla inşa edilmiş, üstü örtülü iki ayrı kanal şebekesi ile Hellenistik ve Roma dönemlerine tarihlenen terrakotta su künkleri sayesinde bilinmektedir. Akropolis tepesinin güney ve batı yamaçları M.ö. 6. yüzyılda endüstriyel alan olarak kullanılmıştır. Su kaynaklarının seramik üretimi için en gerekli unsurlardan birisi olması yanısıra, yer seçimini doğrudan etkileyen başka önemli faktörler de vardır. En önemlisi söz konusu alanların yerleşme yerinden uzak ve yerleşmenin güney-batısında yer alıyor olmasıdır. Böylece, bölgede hakim olan kuzey rüzgarı aracılığı ile, seramik işliklerinin yarattığı duman ve kokunun yerleşme üzerine yayılmaması sağlanmıştır. Bu durumda, doğası gereği çevrede belli bir kirlilik yaratan bu tür bir etkinlikten, günlük yaşam alanlarının olumsuz etkilenmesinin önlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, üretim noktaların hem kutsal alana hem de mezarlıklara yakın oluşu, çömlekçilerin ortaya koydukları ve hem sunu hem de ölü hediyesi olarak yoğun bir şekilde kullanılan bu seramik ürünlerinin pazarlamasını da kolaylaştırmaktadır.
Akropolis Güney Yamacı'nda 1982 yılında başlayan ve aralıklarla 1997 yılına kadar devam eden çalışmalarda M.ö. 6. yüzyılın ilk yarısına tarihlenen biri iyi korunmuş durumda olmak üzere çömlekçi fırınlarına ait izler açığa çıkarılmıştır. Ayrıca 1998 yılında yürütülen jeomanyetik ölçümler sonucunda aynı alanda, benzer şekilde çömlekçi fırınlarının varlığına işaret eden bir dizi anomali saptanmıştır. Önümüzdeki yıllarda yapılacak yeni analizler ile bu çömlekçi fırınlarının durumları, planları ve birbirlerine göre konumları değerlendirilecek, bu veriler sonucunda aynı alanda söz konusu endüstriyel birimlerin özellikleri daha geniş boyutlarda araştırılacaktır.
Akropolis Güney Yamacı'nda sürdürülen kazılar, alanda iki farklı yapı katının varlığını göstermiştir. Bunlardan daha derinde, dolayısıyla daha erken tarihli olanı çömlekçi fırınlarının ait olduğu evre ile bağlantılıdır ve elde edilen buluntuların gösterdiğine göre M.ö. 6. yüzyılın ikinci dörtlüğüne tarihlenmektedir. Bu evrenin üzerinde yer alan tabakada artık seramik fırınlarının kullanımı söz konusu değildir. M.ö. 6. yüzyılın son dörtlüğüne tarihlenebilecek ikinci evrede, alanda köklü ve kalıcı bir mimarinin kurulmasına yönelik çabalar gözlenmektedir. Eldeki buluntuların gösterdiğine göre, kemik eşyalar üreten birim ile bir zeytinyağı üretim işliği seramik atölyelerinin yerini alan yeni endüstri dallarıdır.

