PARADOKSLAR(KISIR DÖNGÜ) Paradoks (Kısır Döngü) Nedir?
Bir sorunun cevabına ne doğru ne de yanlış diyemiyorsak bir Paradoks ile karşı karşıyayız demektir. Nicolas Baurbaki bu konuda; "Ünlü paradokslar, on yıllar bazen de yüzyıllar boyunca mantıksal düşünceyi beslemiştir." "Bu sayfada yazılı olan hiçbir şeyi okumayın." gibi buna benzer paradokslar ya kendileriyle çelişiyor gibi görünür, anlamsız ya da şaşırtıcı sonuçlara varır; ya da kısır döngü biçimindedir. Paradokslar yüzyıllar boyunca insanları büyülemiş ve hayrete düşürmüştür. Paradokslara, Edebiyat, bilim ve Matematik'ten günlük yaşama kadar çok değişik alanlarda rastlanır. Ne tür paradoks olursa olsun ortaya çıkan sorular ve karışıklık hem ilginç, hem de eğlendiricidir. Özellikle Matematiksel paradokslar yeni buluşlara yol açabilir
'Çok mantıksız görünen, aslında çok mantıklı bir değiş' 'İki doğrunun veya yanlışın çelişkisi' 'Soyut muhakemenin sona erdiği tezat' 'Kağıt-kalem veya mantık ilüzyonu' (Galiba en güzel tanım bu!)
-'Bütün giritliler yalancıdır!' diyerek bizi çelişkiye götürür. Şöyle ki : Eğer gerçekten giritliler yalancı ise kendisi de giritli olduğuna göre o da yalancıdır. Yani söyledikleri yalandır(mesela yukarıdaki cümlesi). Bu cümle yalan olduğuna göre doğrusu şu olmalı: -'Bütün giritliler doğrucudur,
doğru söyler.'
Yukarıdaki cümleyi okuduğunuza göre paradoksa uğramış oldunuz.
Bu adam güvenilir biri midir?
Önce fikir yürütelim:
Matematik Paradoksları:
Önce doğru
parçasının tarifini yapalım:
George Cantor'a göre bir kümenin alt kümelerinin eleman sayısı, asıl kümeden daha fazladır. Ancak bu kaide, "Bütün kümelerin kümesi" için de geçerli midir? "Bütün kümelerin kümesi", X olsun. Öyle ise her alt kümesi kendisinin elemanıdır. X'in "Alt kümeleri kümesi" de X'in alt kümesidir. Yani: 2ª Ì X (2 üzeri a, alt küme X) dir. Buradan şunu yazabiliriz: card(2ª)
Çünkü alt kümelerin kardinali asıl kümelerden küçüktür veya eşittir. Ancak Cantor Teoremine göre: card(2ª) > card(a)...................2 olmalıdır. 1 ve 2 çelişmektedir.
Bir fincan sütümüz ve bir fincan da kahvemiz var. Bir kaşık sütten alıyoruz ve kahve fincanına döküyoruz. İyice karıştırıp oradan da bir kaşık alıyoruz ve süte döküyoruz. Şimdi sorumuz geliyor:
Cevap şaşırtıcı gelebilir ama karışım oranları eşittir. İşte ispatı: Kabul edelim ki karışımımız homojen olmasın. Meselâ kahveye kattığımız süt, tamamen dibe çöksün. Kahveden aldığımız miktar tabi ki sütten aldığımıza eşit olacaktır. Veya: İlk karışımdan sonra kaşığımızın yarısı süt, yarısı da kahve olsun. Bu sefer yine sütte yarım kaşık kahve, kahvede yarım kaşık süt bulunacaktır. Veya: İlk karışım homojen olsun. Aldığımız bir kaşık karışımın % 90 ını kahve, % 10 unu süt kabul edelim. Sütün % 90 ı kahvede kalmıştır. Sonuçta eksilen sütün yerini kahve dolduracağından karışım oranları eşit olur.
a ve b birbirinden farklı herhangi iki tamsayı ve c de bunların farkı olsun:
İki çocuk ayrı ayrı kalem satmaktadırlar. Her ikisinin de 30'ar tane kalemi vardır. Biri, 3 kalemi 10 TL'ye; diğeri de 2 kalemi 10 TL'ye vermektedir. İlki 30 kalemden 100 TL, diğeri de 150 TL kazanır. ( Toplam 250 TL.) Ertesi gün yine 30'ar kalemle evlerinden çıkarlar. Yolda karşılaştıklarında biri diğerine der ki: -"Gel seninle ortak olalım. 60 (30+30) kalemin 5 (2+3) tanesini 20 (10+10)TL'ye satalım. Kazandığımız parayı da paylaşırız. Basit bir hesapla 60 kalemden 240 TL kazanırlar. Yani: 5
Kalem...............20 TL ise x=(60.20)/5= 240 TL
Carl Hempel'e göre "Bütün kuzgunlar siyahtır!" Bu önermeyi iki şekilde ispatlayabiliriz:
Bilinen şu ki çok sayıda siyah kuzgun ve yine çok sayıda siyah olmayan, aynı zamanda kuzgun da olmayan cisim vardır. Siyah olmayan tüm cisimler incelenmeden bu fikre varamayız. Kırmızı cisimler için bu uygulama yapılmamışsa "bazı kuzgunlar kırmızı " da olabilir. Bu sebeplerden Hempel paradoksu, "Tümevarım" ın itibarını sarsmıştır.
Yukarıda ilk sırada pozitif tamsayılar, altında iki katları, en altta da kareleri var. İlk seri sonsuz olduğuna göre diğer seriler de sonsuz elemanlı. Ayrıca ilave olarak sayıların küplerini, üç katlarını, on katlarını, yarılarını, üçtebirlerini de yazabiliriz. Hiçbir sonsuz da birbirine eşit değil.
Euplides, hiçbir zaman bir "kum yığını" oluşturulamayacağını iddia etmiştir. Çünkü bir kum tanesi, "yığın" değildir. Yanına bir tane daha koyarsak yine yığın oluşmaz. "Kum yığını" olmayan bir şeyin yanına (veya üzerine) kum tanesi koymakla yığın elde edemeyeceğimize göre Hiçbir zaman "kum yığını" oluşturamayız. Daha açık bir deyişle: Kabul edelim ki birer birer kum tanelerini biraraya getirelim. Hangi merhaleden sonra kumlar "yığın" oluşturur? Diyelim ki 'bir milyon' adet kum tanesi, bir yığın oluştursun. Dokuzyüz doksandokuzbin dokuzyüz doksandokuzu "kum yığını" kabul edilmeyecek mi? Edersek "1" eksiği de yığın olmaz mı? Yani hangi aşama bizim için "yığın" anlamına gelir?
Klasik paradokslardan biri daha:
Matematiğin Sırları:
Kısaca bir dairenin çevresinin çapına oranı, p sayısını verir. İnsanoğlu, aslında çok önemli vazifeleri olan bu sayı üzerinde çok düşünmüştür. Yıllarca tam olarak bir değer bulamamakla beraber, gerçek değerine en yakın sonuçları kullanabilmek için çaba sarfetmişlerdir. p' nin kronolojik gelişimine baktığımızda günümüzde dahi tam bir sonuç bulunamamıştır. Çeşitli formüller üretilmesine rağmen sadece her seferinde gerçek değere biraz daha yaklaşılmıştır. Arşimet 3.1/7 ile 3.10/71 arasında bir sayı olarak hesapladı. Mısırlılar 3.1605, Babilliler 3.1/8, Batlamyus 3.14166 olarak kullandı. İtalyan Lazzarini 3.1415929, Fibonacci ise 3.141818 ile işlem yapıyordu. 18.yyda 140, 19yyda 500 basamağa kadar hesaplandı. İlk bilgisayarlarla 2035 basamağı hesaplanırken günümüzde milyonlarca basamağa kadar çıkılıyor. İşin ilginç tarafı, hâlâ tam bir sonuç yok. Herhangi bir yerinde devir olsa iş yine kolaylaşacak. Ama henüz öyle bir şeye de rastlanmadı. Şu anda bilinen değerden birkaç basamak: p=3,14159265358979323846264338327950288419716939937510582097494459230781640
3² + 4² = 5²
Mesleği Avukatlık olan Fermat, arada bir matematikle de ilgilenirdi. Ama ne ilgilenmek. Aşağıdaki teorem, onun eseri. 1665 yılında 64 yaşında ölen Fermat'ın aşağıdaki teoremi, hâlâ ispatlanamadı. Bu problem üzerinde yıllarca çalışan ünlü alman matematikçi Wolfskehl, 1908 yılında öldüğünde, vasiyet olarak 100bin mark bıraktı. Hem de bu problemi yüzyıl içinde çözecek ilk kişiye verilmek üzere! Teorem şöyle:
Fermat bu teoremi yazarken kullandığı kağıdın altında çok az yer kaldığı için cevabı yazamadığını, halbuki çok güzel bir ispatı olduğunu yazmıştır. (Belki Fermat ta cevabı bilmiyordu:)) Bir hatırlatma: Eğer rastgele n=54179653 sayısını formüle uygulayıp eşitliği sağlamadığını göstermediyseniz, bu sayının hâlâ doğru olma şansı var demektir.
Üç basamaklı herhangi bir sayıyı iki kere yanyana yazarak elde ettiğimiz yeni sayı, kesinlikle 7, 11, 13, 77, 91, 143, 1001 sayılarına kalansız olarak bölünür(neden?). Örnek: 831831
3 x 3: Birbirini yatay, dikey ve çapraz takip eden üç karenin toplamı, 15.
4 x 4: Birbirini yatay, dikey ve çapraz takip eden dört karenin toplamı, 34.
5 x 5: Birbirini yatay, dikey ve çapraz takip eden beş karenin toplamı, 65.
1 x 8 + 1 = 9
Bütün kare sayılar, 1'den başlamak üzere sırasıyla tek tamsayıların toplamı olarak yazılabilir. Örnekler: 5²=25 11² = 121
Pascal üçgeni, şekilde de görüldüğü gibi kenarlarda "1" olmak üzere her sayı, üstündeki iki sayının toplamı olarak yazılacak şekilde oluşturulur.
Bütün sayılar 2'nin üsleri toplamı (tekrarsız) olarak yazılabilir. Örnekler:
3 x 37 = 111
¥, sadece matematikçilerin değil, düşünen herkesin ilgisini ve merakını çekmiştir. ¥'u sayı olarak düşünürsek; aklımızı zorlayıp "en büyük sayı"ya ulaştığımızı kabul edelim. O sayının mutlaka 1 fazlası olacağından yeni sayılar elde ederiz. Meselâ sayı doğrusunda 0 ile 1 arasında sonsuz adet reel sayı vardır. 0 ile 10 arasında da sonsuz adet sayı olduğuna göre bu iki sonsuz da birbirine eşit olamaz. Bu yüzden matematikte "¥/¥" ifadesi tanımsızdır. Aynı şekilde 1¥ ifadesi de henüz tanımlanamamıştır. Hâlbuki 1'in tüm üsleri 1' eşit olmalıdır.
Şimdi ¥'un ne kadar büyük olduğu daha iyi anlaşılıyor (veya anlaşılamıyor:)) değil mi?
Şekil Paradoksları
Görüldüğü gibi ikinci şekil, birinci şekildeki parçaların yer değiştirmesi sonucu oluştuğuna göre neden 1 karelik fark oluştu?
Bu sorunun cevabını vermeden önce başka
bir soru soralım: Öncelikle böyle birşey mümkün olabilir mi?
Tabi ki . Eğer avcı kuzey kutbunda ise olur (veya güney kutbu). Dünya yuvarlak
olduğuna göre mümkündür. Şimdi de avcının izlediği yolu düşünelim: Avcı doğrusal
hareket yaptığına göre katettiği yol tam bir üçgendir. Bu üçgenin açıları
toplamı ise doğal olarak 180°den büyüktür.
Sorumuzun cevabına gelince: Demek ki dünya yüzeyinde içaçıları toplamı 180° olan bir üçgen çizilemez. Çünkü bir kağıda çizilen üçgen bile mutlaka 180°den büyüktür.(Burada x° çok çok çok küçüktür) Bu arada avcının avı :Kutup ayısı veya kutupta yaşayan başka bir hayvan.
Fermat, Descartes gibi bilim adamlarının da kafasını meşgul eden bir paradoksa sıra geldi.
Cevap: Aristo'ya göre, küçük tekerleğin her noktasına karşılık büyük tekerlekte bir nokta vardır. Dolayısı ile ikisi birbirine eşit olmalıdır. Ancak tabi ki işin aslı şudur: Büyük tekerlek dönerken küçük tekerlek te kendi yolunda kayarak hareket etmektedir.
Aşağıdaki şekilleri de dikkatle inceleyiniz:
Aşağıdaki şekilde eşit
boyda iki bozuk para görülüyor. Sağdaki para(mavi) sabit kalmak üzere soldaki
parayı, sağdakinin çevresinde bir tur döndürüyoruz ve başladığı noktaya
getiriyoruz.
Fizik Paradoksları:
Bu paradoks, biraz da artronomi ile ilgili. Olbers, araştırmaları neticesinde, şu fikirlere vardı:
Bütün bunlara dayanarak, Olbers'e göre gece gökyüzünün çok parlak olması gerekir. Çünkü sonsuz adet ışık kaynağı yani yıldız mevcuttur. Gece, karanlık olduğuna göre yanlış olan birşeyler var. Yapılan araştırmalar, kâinatın bir başlangıcı olduğunu ispatlamıştır. Kâinatın saniyede 60 bin km. hızla genişlediği de ilmî bir gerçektir. Yıldızlardan gelen ışığı engelleyen bir faktör mevcut olsa idi, bu faktörün ısınması ve daha sonra da ışık kaynağına dönüşmesi gerekirdi. O halde gökyüzü gece parlak değilse bunun birkaç sebebi vardır:
Kabul edelim ki eşit
ağırlıkta ve özellikte iki cismi belli bir yükseklikten attığımızda ikisi de
aynı zamanda yere düşer. Şimdi bu iki cismi birbirine bağlayıp tekrar atalım.
Aristo'ya göre bu cisimler daha hızlı düşmelidir. Çünkü artık ağırlıkların iki
katı olan tek bir nesne olmuşlardır. Ya da olayı bir de şöyle düşünelim: -" Cisimleri birbirine bağladığımızda ağır olandan daha ağır bir cisim elde etmiş oluruz. O halde A'dan daha hızlı düşmeliler."
Üç fazlı dağıtımda, 2 amper ile 2 amper, dört amper etmez. Yani üçgen bağlama motorda:
Buna göre ikiz olan kardeşlerden biri ışık hızı ile uzaya fırlatılsa ve 50 sene sonra dünyaya tekrar gelse dünyada kalan ikizin yaşı "x+50", uzaydan gelenin yaşı ise "x+50>gelen" olacaktır. Yani biri yaşlı biri genç ama bir çok bilim çevresi zamanda böyle bir yolculuğun ışık hızına dahi çıkılsa mümkün olmayacağını iddia eder. Çünkü eğer böyle olsa idi ışık sürekli geçmişe yol alır. Evrende sürekli yer değiştirmeyen ışık bütün evreni aydınlatırdı.Fakat atmosferimize çarpan mezonların 1sn lık anı, 10 dk gibi geçirdikleri ispatlanmıştır" Nebi Volkan ÜNLENEN'den
Renklerin karışımını iki şekilde gerçekleştirebiliriz. a) Madde (meselâ
boya) olarak, Aşağıdaki
ilk şekilde renkler, madde olarak karıştırılmıştır. Kesişimlerinde diğer renkler
de görülmektedir. Tüm renklerin kesişiminden de "SİYAH" elde
edilir.
Kimya Paradoksları:
İki litre su ile iki litre alkolün karışımı, 'dört' litre 'alkollü su' olmaz. Yani: 15 ° de.........2000cm³ (su) + 2000cm³ (alkol) = 3955cm³ (alkollü su)
Tarihten Paradokslar Her alanda olduğu gibi tarihte de çok sayıda paradoksal olay olmuştur.
Bilindiği gibi Fatih, genç yaşta padişah olmuştur. Yaşı gençtir ama zekası ve inançları çok kuvvetlidir. Yeni sultan olduğu yıllardır. Birgün bir sefere gidilecekken ordunun başında babasının olmasını ister. Ancak babası bu teklifi kabul etmez. Fatih'in maksadı babasının ilminden ve tecrübesinden yararlanmaktır. -"Eğer sen padişahsan geç ordunun başına. Yok eğer ben padişahsam emrediyorum ordunun başına geçeceksin!" Babası Sultan Murat, başka çare bulamaz ve orduya komutanlık yapar.
Osma Yüksel'in milletvekili olduğu yıllardır. Birgün meclis kürsüsünde kendisine laf atan vekillere dayanamaz ve: -"Bu meclistekilerin yarısı eşektir!" der ve iner kürsüden. Bunun üzerine meclis karışır ve herkes kendisinden sözünü geri almasını ister. Arkadaşlarının da ricası ile tekrar kürsüye çıkar ve zekasını gösteren ve vekilleri rahatlatan şu sözleri söyler: -"Bu meclistekilerin yarısı eşek değildir!"
Ünlü Alman eğitimci Emmanuel Kant'ın bir sözü: -"Her ne kadar ben inanmasam da bir tanrının var olduğunu kabul etmek gerekir."
1974'teki Kıbrıs çıkarmasına katılan bir asker anlatıyor:
"Çok şiddetli bir taarruz vardı. Mermiler
kulağımızın dibinden geçiyordu. Siperde daha önce hiç görmediğim bir asker
yanıma yaklaştı. Belli ki bizim birlikten değildi. Bir zarf çıkardı ve: Israrla kendisinin dönemeyeceğini, benim ise memleketime ve aileme kavuşacağımı söylüyordu. Biraz isteksiz de olsa zarfı aldım. Ancak o çatışma sırasında birbirimizi kaybettik. Taarruz bitip memlekete döndüğümden bir-iki yıl sonra eski eşyaları karıştırırken o zarfı buldum. Unuttuğum görevi, geç te olsa yerine getirmek için İstanbul'a gittim. Üzerindeki adres, Aksaray'da eski bir eve götürdü beni. Kapıyı yaşlı bir amca açtı. -"Merhaba amca. Ben
Kıbrıs'ta savaşan oğlunuzdan bir mektup getirdim. Belki kendisi de gelmiştir." Beni içeri davet ettiler. Eşi, bir fotoğraf albümü ile geldi. Fotoğrafları gösterip: -"Sana zarfı bu genç
mi verdi?" -"Bu çocuk benim oğlumdu. Fakat onu 15 sene önce Kore harbinde şehit verdik..." "
Süleymaniye Camiinin
inşaası sırasında bir ermeni usta, yanlış duvar yapması sonucu, Kanuni
tarafından cezalandırılır. Ermeni usta, sultandan şikayetçi olur. Kadı, ikisini
de huzuruna çağırır. Kanuni ve usta, kadının karşısında ayakta beklemektedirler.
Karar açıklanır: "Kısas!" yani Kanuni de aynı şekilde cezalandırılacaktır.
Ermeni usta, adalete hayret eder ve: Davadan sonra Kanuni, kadıya: Kadı, oturduğu minderin altından
bir hançer çıkarır ve :
Garip dervişin biri büyük bir köşkün önünden geçerken evin 'av meraklısı ve zalim' olan beyi, yardımcıları ile ava gitmek için evden çıkıyorlardır. Dervişle selamlaşırlar. Aksilik bu ya o gün hiç birşey vuramadan dönerler. Bey çok sinirlidir: -"Sabah ava giderken
karşılaştığımız o dervişi bulun çabuk! Onun yüzünden işlerim ters gitti.
Uğursuzu getirin bana!" -"Bre uğursuz adam! Senin yüzünden elimiz boş geldik! Hiçbir şey vuramadık! Tiz vurun kellesini!" Derviş, beye şöyle
der:
Kanuni, şehzadelerini muhteşem bir törenle sünnet ettirir. Kısa bir süre sonra da veziri İbrahim Paşa'nın oğlu sünnet olur. Törene Kanuni de davetlidir. Birara Kanuni, vezirine der ki: -"Söyle bakalım
İbrahim Paşa. Senin tören mi daha muhteşem, benimki mi?" Kanuni şaşırır.
Sebebini sorar. Vezir: Sanat Paradoksları
Açıklaması sayfanın altında!
Avustralya ormanlarında, rükû halinde bir ağaç. Yönü de kıble istikametinde!
Yaşlılar ve insanlar
İmkânsız Yapı
Resimdeki ikinci kişiyi bulun. Göremediyseniz uzaktan bakın.
Halkalar mı? Spiral mi?
Şövalyeler ve insanlar
Filin kaç tane ayağı var?
Balıkçı nerede?
Tavan mı? Taban mı? Dağlarda gizli olan yedi hayvanı bulun. (Cevap aşağıda)
Pencere (Yukarıdan ve aşağıdan)
İmkânsız şekil.
Merdiven ve pencerelere dikkat!
Kuşların sanatı.
İki kurt?
Metal küre.
İmkânsız yapı.
Sütunlara dikkat!
Kaç tane yüz var? (Cevap aşağıda)
Balkon mu? Bahçe mi? Keçi, koç, boğa, kuş, ayı, kurt, tilki.
Hayvanlar.
İmkânsız küp.
İki ceylan.
Cadı mı? Genç kız mı?
Sol taraf aşağıdan, sağ taraf yukarıdan.
Kaç tane at var?
İmkânsız sütunlar.
Ağaç ve adam.
Dokuz kişiyi bulun.
Resimdeki kurbağayı bulun. Göremediyseniz başınızı 90 derece sola çevirin.
13 Yüz!
Yaşlı adam ve birbirine sarılan iki genç?
Anne-kız.
İmkânsız yapı.
A ve B'den geçen şeridin iki yanını, kağıtla kapatın. Şerit tek renk! OPTİK Bazen gözümüz de yanılır:)
Toplar basamağın neresinde?
İmkânsız Üçgen
Hep yukarı çıkan yol.
Hangisi daha büyük?
Kırmızı çizgiler aynı boyda.
Vazo mu? İnsanlar mı?
Mavi çizgiler aynı boyda.
Şekiller tamamlanıp üçgenler görünüyor.
İmkânsız Şekil.
Beyaz köşelerde siyah noktalar oluşuyor.
Çizgiler devamlı.
Halka mı? Spiral mi?
Çizgiler paralel.
Mavi daireler eşit boyda.
Devamlı aşağı!
Küp, küpün içinde mi? Dışında mı?
Griler aynı tonda.
Okların çizgileri aynı boyda.
Sağdan ve Soldan.
Kesik çizgiler tamamlanıyor.
Kırmızı çizgiler paralel. YALAN PARADOKSU ![]() Kral ülkenin yalancıları arasında bir yarışma açtı.
"İşte bu yalan," diyebileceği bir yalan uydurana bir küp altın vadetti.
Yalancılar akın akın saraya gelip yalanlarını söylediler, fakat yalanlar ne kadar akıl almaz olursa olsun kral hep, "Olabilir, niye olmasın ..." gibi cevaplar veriyordu.
Böylece hem eğleniyor, hem de bir küp altından olmuyordu.
Derken kahramanımız elinde boş bir küple huzura çıktı ve konuştu:
"-Rahmetli dedeniz bir savaşa çıkacaktı, ancak o günlerde hazinede yeterli para yoktu.
Dedeniz dedemden bu küple bir küp altın borç aldı ve 'bu borcumu torunum torununa ödeyecek,' diye söz verdi.
Şimdi, dedenizin borcunu bana ödemeniz için buraya geldim." Kral, "İşte bu kuyruklu bir yalan!" deyince adam, "O halde ödülümü alayım," dedi. Kral, "ımm şeyy doğru da olabilir" deyince adam, "O halde borcunuzu ödeyin" dedi. Karışık bir hesap İki çocuk ayrı ayrı kalem satmaktadırlar. Her ikisinin de 30'ar tane kalemi vardır. Biri, 3 kalemi 10 TL'ye; diğeri de 2 kalemi 10 TL'ye vermektedir. İlki 30 kalemden 100 TL, diğeri de 150 TL kazanır. ( Toplam 250 TL.) Ertesi gün yine 30'ar kalemle evlerinden çıkarlar. Yolda karşılaştıklarında biri diğerine der ki: -"Gel seninle ortak olalım. 60 (30+30) kalemin 5 (2+3) tanesini 20 (10+10)TL'ye satalım. Kazandığımız parayı da paylaşırız. Basit bir hesapla 60 kalemden 240 TL kazanırlar. Yani: 5 Kalem...............20 TL ise x=(60.20)/5= 240 TL Çocuklar, ayrı ayrı satış yaptıklarında toplam 250 TL kazanıyorlardı. Beraber sattıklarında neden 10 TL zarar ettiler? BAZI ÖNEMLİ PARADOKSLAR 1) İkiye Bölme Paradoksu: Bir yolcu, belirli bir uzaklığa gidecektir. Önce gideceği yolun yarısını; sonra kalan yarısını; sonra kalanının yarısını;... yürümek zorundadır. Bu durumda hiçbir zaman gideceği yolun sonuna ulaşamayacaktır.
2) Euqlides Paradoksu: "Yaptığım açıklama yanlıştır."
3) Avukat Paradoksu: Yunanlı ünlü avukat Protogras, verdiği özel dersin ücreti ile ilgili olarak öğrencisiyle bir anlaşma yapar. Bu anlaşmaya göre öğrencisi aldığı ilk davayı kazanırsa bu ücreti avukata ödeyecek, kazanamazsa ödemeyecektir. Dersin bitiminden hemen sonra herhangi bir dava almayan öğrenciden ses seda çıkmaz. Sabrını yitiren avukat, bir dava açarak bu ücreti öğrencisinden talep eder. Yeni avukat olan öğrenci bu ilk davasında kendini savunmayı üstlenir. Bu davayı öğrenci kazanırsa ilk davasını kazanmış olacağı için davayı kaybeden hocasına parayı ödemek zorunda kalacaktır. Tersine davayı kaybederse bu kez de davayı kaybettiği için hocasına yine ödeme yapmak zorunda kalacaktır. 4) Epimenides Paradoksu: MÖ 6 yy da Epimenides şöyle dedi: "Bütün Giritliler yalancıdır, bunu bana Giritli bir şair söyledi." Şairin doğru söylediğini kabul edelim. Bu cümle kendisi dahil bütün Giritlilerin yalancı olduğunu ifade ediyor. Öyleyse şair yalancıdır. Çelişki. Şairin yalancı olduğunu kabul edelim. Bu durumda şunu demiş olur: "Bazı Giritliler (en az bir Giritli) yalancı değildir. Yalancı olmayan en az bir Giritli varsa paradoks yok: Şair yalancıdır.
5) Walt Kelley Paradoksu: "Düşmanla karşılaştık ve o biziz".
6) Berber Paradoksu: Bu paradoks 1918'de çıkmıştır. Bir köyde, bir berber, kendi traş olmayan herkesi traş eder. Berberi kim traş edecek?
7) Oscar Wilde Paradoksu: "Günah işlemenin tek yolu onu kabul etmektir".
8) Don Kişot Paradoksu: Sanço Panço, Baratania adasının yöneticisidir. Adaya gelenler niye geldiklerini belirtmek zorundadır. Eğer doğruyu söylerlerse serbest kalacaklar, yalan söylerlerse asılacaklardır. Günün birinde bir yolcu gelir ve "Ben asılmak için buradayım". der. Sanço ne yapmalı?
9) Sonsuzlukla ilgili Paradoks: Doğal sayılar kümesi ve Doğal sayıların karelerinin kümesi bir bir eşlenebilir. Bu kümelerin eleman sayıları nasıl birbirine eşit olabilir?
10) Russell Paradoksu: Bertrand Russell'ın paradoksu küme üyeliğine ilişkindir. Bir küme ya kendisinin bir üyesidir, ya da değildir. Kendisinin bir üyesi olmayan kümelere "düzenli" diyelim. Örneğin, "İnsanların kümesi"nin kendisi, bir insan olmadığı için, nkendisinin bir üyesi değildir. Kendisini içeren kümeleri "düzensiz" olarak adlandıralım. Örneğin "beş elemandan fazla elemanı olan kümelerin kümesi" düzenli midir yoksa düzensiz midir? Eğer düzenliyse; kendinin bir üyesi olamaz. Tüm düzenli kümeleri içerdiğine göre ve kendisinin de düzenli olduğunu kabul ettiğimiz için, kendisini içermelidir. Ama eğer kendisini içeriyorsa, tanıma göre düzensizdir. Düzenli olduğunu varsayıp, düzensiz olduğu çelişkili sonucuna vardık. Diğer taraftan, eğer düzensiz ise, kendisini elemanı olarak içerir. Ama elemanlarının sadece düzenli kümeler olduğunu biliyoruz. Demek ki düzensiz ise düzenli olduğu sonucu ortaya çıkıyor. Russell Paradoksu, Alman Matematikçi Gottlob Frege'e büyük bir darbe indirmiştir. Frege, bu paradoksu öğrendiğinde, aritmetiğin mantıksal gelişimi hakkındaki kitabının ikinci cildini yeni bitirmişti. II.cildin ek bölümü şöyle başlar: "Bir bilim insanı için en üzücü olay, yapıtı tam bitmişken temellerinin çökmesidir. Bertrand Russell'ın bana gönderdiği mektup sonucunda, bu duruma düştüm..."
11) Socrates'in paradoksu "Bilidiğim tek şey hiç bir şey bilmediğimdir."
12) Thompson'un lamba paradoksu Bir lamba 1/2 dakika yanık, 1/4 dk sönük, 1/8 dk yanık ... olacak şekilde lambanın düğmesi açılıp kapatılıyor. 1 dakikanın sonunda düğmeye kaç kez basılmış olur? Bu sırada lamba yanık mı olur sönük mü?
13) Sürpriz sınav paradoksu Öğretmen Cuma günü şöyle diyor: "Gelecek hafta hiç ummadığınız bir gün sizi yazılı yapacağım." Sınavın haftaya Cuma günü yapılamayacağı açık, çünkü Cumaya kadar sınav yapılmamışsa o gün herkes okula sınav olacağını bilerek gelecektir. Aynı nedenle Perşembe de yapılamaz, çünkü Cuma günü yapılacak sınav sürpriz olmayacağından Perşembe'ye kadar sınav olmamışsa öğrenciler sınavın o gün yapılacağına kesin gözüyle bakacaklardır, bu da Perşembe günü yapılacak sınavın sürpriz olmaması demektir. O halde sınav Perşembe'den önce yapılmalıdır. Ancak sınav Salı günü de yapılmamışsa Perşembe günü de yapılamayacağından Çarşamba günü yapılmalıdır. Bu da Çarşamba günü yapılacak sınavı sürpriz olmaktan çıkarır. Aynı şekilde mantık yürütürsek, Salı ve dolayısıyla Pazartesi günü yapılacak sınavın da sürpriz olamayacağı sonucuna varırız. Öyleyse öğretmen gelecek hafta sınav yapmayacaktır. Fakat biraz düşünürsek, öğretmenin gelecek hafta yerine gelecek yıl demiş olması durumunda da aynı akıl yürütmeyle sürpriz bir sınavın yapılamayacağı sonucuna varırdık. Ama bu saçmalık, çünkü hepimizin bildiği gibi her dönem 3 sınav olacağını bildiğimiz halde öğretmenin "çıkarın kağıtları, yazılısınız," demesi her zaman sürprizdir. Bu paradoks 50 yılı aşkın bir zamandan beri felsefecileri, matematikçileri ve mantıkçıları uğraştırmaktadır. Halen tatminkar bir çözüm bulunamamıştır.
14) Alaaddin'in cini paradoksu (Robert Louis Stevenson'un Şişedeki Cin) Biri sihirli lambayı sizin istediğiniz fiyata size satmak istiyor, ancak bir uyarısı var: Cin sizin bir arzunuzu yerine getirdikten sonra lambayı satın aldığınızdan daha az bir fiyata satacaksınız. Aksi halde cin size eşi görülmemiş işkenceler yapacak. Onu atamaz veya bedava veremezsiniz. Lambayı kaça alırdınız? Açıkça görülüyor ki, onu 5 bin liraya (yani, tedavüldeki en küçük paraya) almazsınız, çünkü bundan daha azı olmadığından başkasına satamazsınız. 10 bin liraya da almazsınız, çünkü sizden sonrakine 5 bin liraya satmak zorunda kalırsınız ve o da başka birine satamayacağından almak istemez. 15 bin liraya alırsanız 10 bine birine satabilirsiniz, o da 5 bine bir başkasına satabilir. Sonuncu kişi gene kimseye satamayacağından almak istemeyecek ve lambanın elinde kalacağını düşünen sizin satmak istediğiniz kişi de onu almayacaktır. Genel olarak Türkiye nüfusu 80 milyon olsa siz lambayı 80 milyon X 5 bin liraya da almak istemeyeceksiniz. Ancak bu satıra gelene kadar mutlaka aklınızda bir fiyat geldi; örneğin bu lambayı 1 milyona alırım, sonra 900 bine birine okuturum demiş olabilirsiniz. Sıra sonuncu kişiye gelene kadar kim öle kim kala.
15) Zeno paradoksları Zeno'nun 1. paradoksu (dichotomy): Bir nesnenin d yolunu alabilmesi için önce o yolun d/2 sini gitmesi gerekir. Ancak d/2 sini gitmeden önce d/4 ünü gitmesi gerekir. d/4 ünü gitmeden önce d/8 ini gitmesi gerekir vs. Bu dizi sonsuza kadar uzatılabilir. Öyleyse bir yolun tamamını gitmek sonsuz sayıda hamle ile mümkündür. O halde d uzunluğunda bir yol gidilemez. Bu paradoksun fiziksel çözümü quantum fiziğinin belirsizlik ilkesini beklemek zorunda kalmıştır. Bir uzunluktan sonra, yarı yollardaki belirsizlik ihmal edilemeyecek kadar büyük olacaktır. Yarı yolun fiziksel bir anlamı olmayacaktır. Matematiksel çözümü cebiri ve gibi sonsuz geometrik serilerin yakınsadığının kanıtlanmasını beklemiştir. Gittikçe kısalan yarı yolları almak için geçen zaman da git gide kısalmaktadır ve bunlar birbirini telafi eder. Zeno'nun 2. paradoksu (Achilles ve kaplumbağa paradoksu): Kaplumbağa yarışa d1 kadar önden başlamış olsun. Aşil'in ona yetişebilmesi için önce d1 yolunu almış olması gerekir, ancak bu sırada kaplumbağa d2 kadar ilerlemiş olur. Aşil önce bu d2 yolunu almalıdır, ancak kaplumbağa d3 kadar uzaklaşmış olacaktır. Bu böylece devam ederse Aşil'in kaplumbağaya asla yetişemeyeceği anlaşılır. Ancak Aşil kaplumbağaya yetişir ve onu geçer. Bu bir paradoks. Bu paradoksun çözümü de yukarıdaki gibidir. Zeno'nun 3. paradoksu (ok paradoksu): Uçuş halindeki bir ok herhangi bir anda anlık olarak durgun bir konumdadır. Ancak tam o anda aynı konumdaki hareketsiz sabit bir oktan ayırt edilemez, öyleyse okun hareketi nasıl algılanıyor? Zeno'nun 4. paradoksu (Stade paradoksu): Bu paradoks zaman ve mekanın belli bir miktar bölünebileceği kabulünden doğar. (Tam metnini bulamadım, bilen var mı?)
16) Aristotales'in tekerlek paradoksu Yunanca Mechanica adlı, Aristo'ya ait olduğu şüpheli bir kitapta şu paradokstan söz edilir: Şekildeki farklı yarıçaplı eşmerkezli daireleri göz önüne alın (tekerlek ve jant gibi). Büyük dairenin üzerindeki her nokta ile küçük dairenin üzerindeki her nokta arasında bire bir tekabül bulunur. O halde büyük daire ne kadar yol aldıysa küçük daire de aynı miktarda yol almalıdır. Şekildeki yatay iki çizginin bir tam tur sonra alınan yolu gösterdiğini kabul ederek büyük daire için 2.p.r1, küçük daire için de 2.p.r2 yazabiliriz. Çizgilerin boyları eşit olduğuna göre r1=r2 olmalıdır. Matematiksel olarak buradaki hata, noktaların bire bir tekabülünün iki eğrinin de eşit uzunlukta olmasının gerektirdiğini kabul etmekte yatıyor. Aslında herhangi bir uzunluktaki bir doğru parçasındaki noktaların hepsinin kardinaliteleri aynıdır (À1). İster sonsuz uzunlukta bir doğru, ister bir düzlem, ister 3 boyutlu bir uzay, isterse sonsuz boyutlu bir Öklid uzayı olsun yine fark etmez. Bunlardan herhangi birindeki noktalar diğerindeki noktalara bire bir tekabül eder. Fiziksel olarak, tren tekerleklerine benzeyen ve her iki dairesi de rayın üzerinde dönebilecek biçimde düzenlenen bir tekerlek iki sonuçtan birini verir: (a) Tekerlek kesinlikle döndürülemez, veya (b) dairelerden biri aynı yolun bir kısmında kayar. Fiziksel dünyada paradoks yoktur.
17) Arrow'un paradoksu Tamamen demokratik bir oylama sadece pratikte değil teoride de mümkün değildir.
18) Para paradoksu Aynı paradan ikisini yan yana koyup birini sabit tutarak diğerini onun etrafında döndürün. Döndürülen para yarım tur attığında kendi ekseni etrafında bir tam tur atmış olacaktır.
19) Timsahın dilemması Timsahın biri Nil kenarında çamaşır yıkmakta olan bir kadının bir anlık gafletinden yararlanarak onun çocuğunu yakaladı. Kadın çocuğunu geri vermesi için timsaha yalvardı. Timsah, "çocuğuna ne yapacağımı doğru olarak tahmin edersen, onu sana veririm, aksi halde onu yerim," dedi. Kadın, "Ay! Yavrumu yiyeceksin," diye bir çığlık attı. Timsah, "pekala," dedi, "artık onu sana veremem, çünkü böyle yaparsam sen yanlış tahminde bulunmuş olursun. Halbuki sana yanlış tahminde bulunursan onu yiyeceğimi söylemiştim." "Tam tersine," dedi kadın, "yavrumu yiyemezsin, çünkü onu yersen doğru tahminde bulunmuş olurum ve doğru tahminde bulunduğumda onu bana vereceğini söylemiştin." (Benzer bir paradoks ta şöyledir: Kral adama, "bana bir şey söyle, doğru çıkarsa seni astıracağım, yanlış çıkarsa senin boynunu vurduracağım." Adam, "benim boynumu vurduracaksın," dedi.)
20) Bütün kümelerin kümesi paradoksu Profesör, "bir kelime anlamıyla uyumlu ise ona otolojik, değilse hetereolojik denir," dedi ve şu örneği verdi: "Dört harfli kelimeleri kısa kabul edersek, kısa kelimesinin kendisi de kısa olduğundan bu kelime otolojiktir, uzun kelimesinin kendisi uzun olmadığından bu kelime heterolojiktir. Aynı şekilde üç üç harfli olmadığından heterolojiktir, dört dört harfli olduğundan otolojiktir." Bir öğrenci söz istedi: "Hocam, heterolojik kelimesinin kendisi heterolojik midir, yoksa otolojik mi?" Bu, tabii ki, bir paradoks; heterolojik kelimesi otolojikse heterolojik, heterolojikse otolojiktir.
21) Otel paradoksu Sonsuz odalı bir otelin bütün odaları doludur. Bu otele 6 kişi daha gelirse bunlar nasıl yerleştirilebilir? n. odadaki müşteri n+6 numaralı odaya nakledilerek ilk 6 oda boşaltılır. (Peki yeni gelen müşteri sayısı sonsuz olsaydı?) Matematiksel olarak burada bir sorun yok, çünkü sonsuzun matematiksel tanımına göre yeni gelenler yukarda verilen yöntemle yerleştirilebilir. (Sonsuz sayıdaki müşteri için de aynı yöntem geçerlidir.) Fiziksel olarak ta sorun yok, çünkü sonsuz odalı otel bulur ve bütün odalarını doldurabilirseniz, yeni gelen 6 kişiyi yerleştirmeyi üstlenebilirim.
22) Kutu kutu top a. Bir kutuya her defasında 10 top konup 10. top geri alınıyor. Bu işe sonsuz kere devam ettiğimizde kutuda kaç top kalır? b. Bir kutuya her defasında 10 top konup sırayla 1. toptan itibaren birer top geri alınacaktır. Bu işe sonsuz kere devam ettiğimizde kutuda kaç top kalır?
23) Simpson'un paradoksu Farklı grupların ortalamalarının ortalaması grupların birleşik haldeki ortalamasına eşit olmak zorunda değildir.
24) Yamyam Paradoksu
Paradoks, görünüşte doğru olan bir ifade veya ifadeler topluluğunun bir çelişki yaratması veya sezgiye karşı bir sonuç yaratmasıdır. Çoğunlukla, çelişkili gözüken sonuç veya sonuçlar aslında çelişkili değildir veya doğru gözüken ifade veya ifadelerin aslında tam olarak doğru olmayan unsurları vardır.
Binlerce yıllık geçmişi olan paradokslar, insanların kafasını devamlı meşgul etmiştir. Aslında doğru gibi görülen bir önerme veya fikir, tamamen yanlış olarak çıkar karşımıza. Tam tersi de mümkündür; yıllarca yanlış zannettiğimiz olayların, fikirlerin, hesaplamaların, doğru olduğunu görmek, bizi şaşkınlığa ve hayrete düşürür.
Tarihte bilinen ilk paradoks örneklerini Epimenides vermiştir. Giritli olan Epimenides: -'Bütün giritliler yalancıdır!' diyerek bizi çelişkiye götürür. Şöyle ki : Eğer gerçekten giritliler yalancı ise kendisi de giritli olduğuna göre o da yalancıdır. Yani söyledikleri yalandır(mesela yukarıdaki cümlesi). Bu cümle yalan olduğuna göre doğrusu şu olmalı: -'Bütün giritliler doğrucudur, doğru söyler.'
Basit paradokslar
-"Söylediğin her şey doğru mu?" Bu adam güvenilir biri midir? Önce fikir yürütelim:
Socrates'in paradoksu"Bilidiğim tek şey hiç bir şey bilmediğimdir."
Timsah Paradoksu
Şöyle
ki, timsah çocuğu yiyecekse anne timsahın ne yapacağını bilmiş olacak
ve timsah çocuğu teslim edecek ancak çocuk teslim edilince anne
timsahın ne yapacağını bilememiş olacak; timsah çocuğu yemeyecekse anne
bilemediğinden çocuğu yiyecek ama o zaman anne timsahın yapacağının
bilmiş olacak ve bu yüzden yememesi gerekecek.
Yamyam Paradoksu
Bir
adada yaşayan bir grup yamyamın eline bir mantıkçı düşer. Yamyamlar
mantıkçıya şöyle derler: "Biz her yakaladığımız yabancıyı yeriz. Kimini
haşlayıp, kimini kızartıp yeriz. Avımıza bir soru sorarız. Avımız
soruyu doğru yanıtlarsa haşlarız, yanlış yanıtlarsa kızartırız."
Berber Paradoksu:
"kendi başını kazıyan adamların kafasını kazımam" diyen berber kendi başını kazır mı?
ASKER PARADOKSU
cevap: Eğer onu kurşunlarlarsa doğruyu söylemiş olacak asılması gerekirdi- Eğer onu asarlarsa yalan söylemiş olur kurşunlanması gerekirdi Yalancı paradoksu
Bu
önermenin doğru olduğunu varsayalım. Öyleyse yalan söylüyorum. Ancak
önermenin doğru olduğunu varsaymıştık öyleyse çelişkiye düştük.
Karışım Paradoksu:
Karışık Bir Hesap:
Hempel Paradoksu:
II. Murat'ın dilemmasıSultan II. Murat 1444 yılı Ağustos'unda tahtı 12 yaşlarındaki oğlu II. Mehmet'e (daha sonra Fatih Sultan Mehmet olacak) bıraktı. Tahta bir çocuğun geçtiğini öğrenen İtalyan, Alman, Lehistan (şimdiki Polonya), Macaristan, Sırp ve Ulahlardan müteşekkil yeni bir Haçlı Ordusu Eylül'de savaş ilan edip Varna'ya kadar geldi. Bunun üzerine II. Mehmet Manisa'ya çekilen babası II. Murat'a bir mektup gönderdi:
Euplides (Kum Yığını) Paradoksu:
Sana;
Zeno'nun 1. paradoksu (dichotomy) Bir nesnenin d yolunu alabilmesi için önce o yolun d/2 sini gitmesi gerekir. Ancak d/2 sini gitmeden önce d/4 ünü gitmesi gerekir. d/4 ünü gitmeden önce d/8 ini gitmesi gerekir vs. Bu dizi sonsuza kadar uzatılabilir. Öyleyse bir yolun tamamını gitmek sonsuz sayıda hamle ile mümkündür. O halde d uzunluğunda bir yol gidilemez. Bu paradoksun fiziksel çözümü quantum fiziğinin belirsizlik ilkesini beklemek zorunda kalmıştır. Bir uzunluktan sonra, yarı yollardaki belirsizlik ihmal edilemeyecek kadar büyük olacaktır. Yarı yolun fiziksel bir anlamı olmayacaktır. Matematiksel çözümü cebiri ve gibi sonsuz geometrik serilerin yakınsadığının kanıtlanmasını beklemiştir. Gittikçe kısalan yarı yolları almak için geçen zaman da git gide kısalmaktadır ve bunlar birbirini telafi eder.
Zeno'nun 2. paradoksu (Achilles ve kaplumbağa paradoksu): Kaplumbağa yarışa d1 kadar önden başlamış olsun. Aşil'in ona yetişebilmesi için önce d1 yolunu almış olması gerekir, ancak bu sırada kaplumbağa d2 kadar ilerlemiş olur. Aşil önce bu d2 yolunu almalıdır, ancak kaplumbağa d3 kadar uzaklaşmış olacaktır. Bu böylece devam ederse Aşil'in kaplumbağaya asla yetişemeyeceği anlaşılır. Ancak Aşil kaplumbağaya yetişir ve onu geçer. Bu bir paradoks. Bu paradoksun çözümü de yukarıdaki gibidir.
Zeno'nun 3. paradoksu (ok paradoksu): Uçuş halindeki bir ok herhangi bir anda anlık olarak durgun bir konumdadır. Ancak tam o anda aynı konumdaki hareketsiz sabit bir oktan ayırt edilemez, öyleyse okun hareketi nasıl algılanıyor?
Zeno'nun 4. paradoksu (Stade paradoksu): Bu paradox zaman ve mekanın belli bir miktar bölünebileceği kabulünden doğar. (Tam metnini bulamadım, bilen var mı?)
Parite Olayı:
ABD ve Kanada malum ki para birimi olarak 'dolar' kullanmaktadırlar. Yalnız her iki ülke de kendi paralarının daha değerli olduğunu iddia etmektedirler. Şöyle ki Kanadalılara göre: 1 ABD Doları= 90 Kanada Centi, Amerikalılara göre ise : Bir amerikalı, cebindeki 1 dolarla dolaşmaya çıkar. Bir ara karnı acıkır ve simit alır (amerikan simiti!). Simitin fiyatı 10 centtir. Cebindeki 1 doları verir. Simitçi bozuk para ararken cebinin bir köşesinde 1 Kanada doları bulur, onu verir (90 cente eşit ya!). Derken sınırı yürüyerek geçer ve Kanada da dolaşmaya başlar. Kaleme ihtiyacı olduğunu hatırlar. Girer bir kırtasiyeciye. Kalemin fiyatı da 10 Kanada centidir. Cebindeki 1 Kanada dolarını verir. Kırtasiyeci de para üstü olarak 1 ABD doları verir. Oradan da ayrılıp evine döner. Sonra düşünmeye başlar: - Yahu sabah evden çıkarken cebimde 1 ABD dolarım vardı, şimdi de 1 ABD dolarım var. Pekiyi simitle kalemin parasını kim verdi?
Hızlı Kaplumbağa:
Hikaye
bu ya, kaplumbağanın biri yolda Carl LEWİS'le (Bu ismin gerçek hayatla
hiçbir ilgisi yoktur!) karşılaşır. Kısa bir sohbetten sonra kaplumbağa,
Lewis'e 100 metre yarışı teklif eder. Önce bu teklife gülüp geçen
Lewis, kaplumbağanın gayet ciddi ve ısrarcı olması üzerine isteksiz bir
şekilde teklifi kabul eder:
Temelden:
Ağanın atları:
Yalancı-Doğrucu Köy:
Erciyes'in Karı:
Müfettiş Paradoksu:
Alaaddin'in sihirli lambası
Alaaddin'in sihirli lambasından çıkan cini herkes bilir. Cin diyor ki:
Günlük Hayattada paradokslarla karşılaşırız;
"Bu duvara ilan yapıştırmak yasaktır."
Bir otobüs ilanında insanı düşündüren bir paradoks yer alıyor :
Meşhur Problemler: Ünlü Paradokslar
Matematik
bireysel medeniyetleri ve özel dilleri
aşar. O, geniş bir mantık sistemi - bir
çeşit kainat dilidir. Matematikçileri
eski zamanlardan şu ana kadar zorlayan
belirli paradoks ve çelişkiler
çıkmıştır. Bazıları yanlış
paradokslardır: gerçek çelişkiler
sunmazlar ve yalnızca düz mantıksal
hilelerdir. Diğerleri matematiğin
temellerini bile sarsmışlardır - çözmek
için parlak, kreatif matematiksel
düşünce gerektiren. Diğerleri bu güne
kadar çözülemeden gelmiştir. Burada iki
paradoks anlatılacak: Zeno�nun hareket
paradoksu ve Cantor tarafından çözülen
sonsuz kümeler paradoksu.
Zeno Paradoksu: Yunanlı filozof Elea�lı Zeno(M.Ö. 495
ila 480 arasında doğmuş) değişik
felsefik çevrelerde karşılaştığı, zaman
ve uzayın kabul görmüş meseleleri
üzerine doğruluklarını sorgulayıcı dört
paradoks öne sürmüştür. Onun
paradoksları asırlardır matematikçileri
şaşırtmıştır, ta ki paradoksların
tamamiyle çözülebileceği Cantor�un
sonsuz kümeler teorisini geliştirmesine
kadar (1860 ve 1870 lerde). Paradoks 1 (Hareketsiz
koşucu): Sonsuz Kümeler: Tamam, bir oyun oynayalım�� diyor öğrenci B. �Bana bir tamsayı söyle, ben de sana karşılığında bir çift sayı söyleyeceğim. Ve senin sayıların farklı olursa, benim söylediklerimin de farklı olacağını garanti ederim.� Matematik ögrencisi A: Tamam�1 (Kim doğru? Öğretmen sınıfta tahtaya ne tür kümeler yazdı? Bu kümelerin birbirlerinden farkı ne?) Yukarıdaki problemle karakterize edilen paradoks, asırlarca matematikçileri şaşırtmıştır. Kalbinde tüm matematiğe dadanan tehlikeli kavram yatmaktadır: sonsuzluk. 1874 de Georg Cantor, ilk ve son kez problemi çözen sonsuzluk dereceleri sistemi üzerine çalıştı ve matematikçilerin sonsuzluk ve küme teorisi anlayışlarını büyük ölçüde artırdı.
Cantor�un Çözümü: Sayılamamazlık Önceki örnekte öğrenci B, aşağıdaki gibi bir eşleşme oluşturacak şekilde, tüm sayıları iki katıyla eşleştirdi: �-5, -4, -3, -2, -1, 0, 1, 2, 3, 4, 5� Tamsayılar şu şekilde doğal sayılarla bire bir eşlenebilir: 1, 2, 3, 4, 5,� Şimdi, Cantor şu tanımı yapmıştır: Tanım: İki küme, eğer elemanları arasında bire bir eşleme yapılabiliyorsa, büyüklükte (boyutta) eşittirler. Bunun anlamı doğal sayılar, tamsayılar ve çift sayılar kümeleri hep �aynı sayıda� elemana sahiptir. Cantor doğal sayıların sayısını sınırlıdönüşüm (transfinite) sayısı olan No ile gösterdi. Gösterim kolaylığı açısından, doğal sayılar kümesi ( ve eş büyüklükteki tüm kümeler) genelde sayılamaz (denumerable) dendiği için, bu sayıyı d ile göstereceğiz. Bir küme sayılamazdır ancak ve ancak sonsuz bir dizi {a1, a2, a3�} olarak yazılabiliyorsa. Bu durumda a1 terimi 1 sayısına, a2 2 ye, vb eşleşir. Kümelerin büyüklüklerini gösteren sayılara kardinal sayılar denir. Sınırlı kümeler için kardinal sayılar doğal sayılardır. Eğer büyüklüğü X olan bir kümenin Y büyüklüğe sahip bir öz alt kümesi (kendisine eşit olmayan alt kümesi) varsa, ama Y büyüklüğe sahip bir kümenin X büyüklüğünde bir öz alt kümesi yoksa, X kardinal sayısı Y kardinal sayısından büyüktür denir. Herhangi sonsuz bir kümenin, {a1, a2, a3�}gibi sonsuz bir alt kümesi olacağından, en küçük sınırlıdönüşüm (transfinite) sayısı d dir.
Teorem: Rasyonel sayılar kümesi sayılamazdır, yani d kardinal sayısına sahiptir. İlk bakışta, rasyonel sayıların doğal sayılardan �daha� fazla olduğu düşünülür, çünkü herhangi farklı iki rasyonel sayı arasında sonsuz tane rasyonel sayı vardır. Bu doğal sayılar için doğru değildir. Bununla birlikte, Cantor yukarıdaki teoremi şu şekilde ispatladı: d sayısı en küçük sınırlıdönüşüm (transfinite) sayısı olduğundan, sadece rasyonel sayıları içeren bir kümenin sayılamaz olduğunu ispatlamak yeterlidir. Yani, rasyonel sayılar kümesi sonsuz bir kümedir, böylece büyüklüğü d olur ve kendini kapsayan bir kümenin büyüklüğünden daha büyük olamaz. Şu kümeyi ele alalım: Bu küme rasyonelleri içeriyor (çoğunu birden fazla). Şimdi, bu kümeyi şu şekilde sıralayalım: Sayılamaz {1, 2, 1/2, 1/3, 2/2, 3�} kümesi elde edilir. Şimdisıfırla başlayıp her sayının negatifini de katarak aşağıdaki kümeyi bulalım: {0, 1, -1, 1/2, -1/2, 1/3, -1/3, 2/2, -2/2, 3, -3�} Böylelikle rasyonelleri içeren bir küme, doğal sayılarla sistematik bire-bir eşlemeye sokuldu. |



































































