İNDİRGEME Bir
matematikçi ve fizikçi fakültenin dinlenme salonun da oturup
kahvelerini yudumlarken bakarlar ki kahve makinesi tutuşmuş, fizikçi
hemen koşarak eline aldığı kovayı doldurarak ateşi söndürür.İkinci gün
olacak ya aynı olay tekrar vuku bulur.Bunun üzerine matematikçi koşar
kovayı alır getirir ve fizikçinin eline tutuşturarak problemi daha önce
çözümlenmiş olanına indirger. YANGIN Bir
mühendis ,bir fizikçi ve bir matematikçi bir oteldedir. Derken mühendis
burnuna gelen duman kokusuyla uyanır,hole çıkar, bir de bakar ki bir
yangın var. Eline geçirdiği bir kovaya su doldurarak yangını söndürmeye
çalışır.Daha sonra fizikçi uyanır, aynı yangını görür ve yangın
hortumunu bulur ve başlar hesap yapmaya;su basıncı, alevin
şiddeti,aradaki mesafe falan derken hesaplara göre minimum miktarda
suyla ve minimum enerjiyle yangını söndürür (ikinci versiyon yaptığı
hesaplara göre yangının sönmeyeceği ortaya çıkar ve yatağına geri
döner)Daha sonra matematikçi kalkar kokunun etkisiyle ve hole koşar bir
de baksın yangın var.Derken çözüm aramaya koyulur.derken yangın
hortumunu bulur ve “çözümü buldum” diye bağırarak yatağına geri döner. TANIMLAR Matematik, 50% formüllerden, 50% ispatlardan, 50% de hayal gücünden oluşur! Matematikçiler üçe ayrılırlar;saymasını bilenler ,saymasını bilmeyenler! Eski matematikçiler hiç bir zaman ölmezler, sadece bazı fonksiyonlarını kaybederler. Matematik, Yaratıcının kainatı yazmak için kullandığı bir dildir.
Fonksiyonlar ve türevleri
|
|
|
|
Fonksiyonlar
bir gün bir seminer tertiplemişler. Seminere birkaç fonksiyon katılmış.
Her fonksiyon özellikleri hakkında bilgiler vermeye başlamış. Derken
içlerinden biri kapıya bakarak aniden bağırmış "Dikkat türev geliyor!".
Hepsi apar topar kaçmaya başlamışlar. Ancak ex hiç istifini
bozmamış. Türev ağır adımlarla içeri girmiş ve tek başına oturan
fonksiyonu görüp "sen benden korkmuyor musun?" demiş. Hayır, ben ex im diye yanıtlamış kendine güvenen bir edayla. "Yaa" demiş türev. "Peki, sana benim x'e göre türev alacağımı kim söyledi?"
|
|
|
|
Bir fizikçi, bir kimyacı ve bir matematikçi
|
|
|
|
Bir
fizikçi, bir kimyacı ve bir matematikçiyi üç ay süreliğine ayrı ayrı
odalara kapatmışlar. Odalarda kilitli bir buzdolabı ve çeşitli araç
gereç varmış. Üç ay sonunda odaların kapılarını açıp bakmışlar. Fizikçi
mekanik bir makine yaparak buzdolabının kapısını kırmış ve karnını
doyurmuş. Kimyacı çeşitli elementleri karıştırarak bir eritici yapıp
buzdolabının kapısını eritmiş. Son olarak matematikçinin odasına
girmişler. Matematikçinin iskelete dönmüş cesedini de yerde bulmuşlar.
Matematikçi yere kanıyla şunları yazmış:
Teorem: Buzdolabını açamazsam ölürüm.
İspat: Buzdolabını açtığımı varsayalım...
|
|
Ters mantıkla hareket etme
|
|
|
|
Ali coğrafya öğretmenine sorar:
- İstanbul'dan İzmir' e uzaklık kaç kilometre?..
- 550...
diye yanıtlar öğretmeni.
Ali bunun üzerine:
- Peki İzmir' den İstanbul'a uzaklık kaç kilometre?.. diye sorduğunda öğretmen hiç düşünmeden:
- Aynı uzaklık, 550...
diye cevapladığında Ali biraz duraklar ve itiraz eder:
- Öyle olmayabilir, mesela Ramazan Bayramı'ndan Kurban Bayramı'na iki, Kurban Bayramı'ndan Ramazan Bayramı'na ise on ay var...
|
|
|
|
Matematikçi olmak
|
|
|
|
Bir
helikopterle seyehat etmekte olan bir grup yolunu kaybeder ve biraz
alçalarak aşağıda gördükleri bir kişiye yaklaşırlar. İçlerinden biri
aşağıya bağırır:
- Heyyy!.. Şu anda nerdeyiz?..
Aşağıdaki şahıs onlara şöyle bir bakar ve biraz düşünüp dalgın dalgın cevap verir:
- Bir helikopterin içinde ve oldukça alçaktasınız...
Helikopterdeki adam doğrulur ve arkadaşlarına:
- Biliyor musunuz bu adam matematikçi.
der.
Bunun üzerine helikopterdeki diğer şahıslar bunu nerden anladığını sorduklarında şöyle yanıtlar:
- Birincisi, çok düşündü, ikincisi söylediği şey kesin olarak doğru... Üçüncüsü, bir işe yaramıyor... |
ÜÇGENİN TANIMI İlkokulda, matematik dersinde öğretmen üçgenin alanını,çocuklara
şu şekilde öğretmiş: Bir üçkenarlının alanı, yatayımı ile dikleşiminin
vuruşumunun, ikiye bölümüdür. Çocuk bunu güzelce ezberlemiş.
Akşam babası evde sormuş:
- Bu gün okulda ne öğrendiniz?
- Matematik dersinde, bir üçkenarlının alanını öğrendik babacığım.
- Ya öyle mi, peki nasıl öğrendiniz?
- Bir üçkenarlının alanı, yatayımı ile dikleşiminin vuruşumunun,
ikiye bölümüdür.
- Yavrum, yanlış öğretmişler size. Doğrusu : Bir üçgenin alanı,
tabanı ile yüksekliğinin çarpımının yarısına eşittir.
O sırada, bir yandan gazetesini okuyan, bir yandan da torunuyla
oğlunun konuşmasını dinleyen dede, dayanamayıp söze girmiş :
- İkinizin de tanımı yanlış! Bir müsellesin mesaha-i sathiyesi,
kaidesiyle irtifaının hasıl-ı darpının nısfına müsavidir. KAÇ KİŞİ VAR? Bir
matematikçi, bir fizikçi ve bir biyolog bir kafe'ye oturmuş karşıdaki
eve bakarlarken eve iki kişi girdiğini görürler. Bir müddet sonra evden
üç kişi çıktığını gördüklerinde olayı şu şekilde yorumlarlar: Fizikçi:Gözlem hatası yaptım. Biyolog:İçerde ürediler. Matematikçi: Eve bir kişi daha girerse içerde hiç kimse kalmayacak. İSKOÇ KOYUNLARI Bir
mühendis, bir fizikçi ve bir matematikçi İskoçya'da trenin
penceresinden bakarken siyah bir koyun görürler, mühendis hemen atılır - İskoçya'daki tüm koyunlar siyah. der. Fizikçi söze karışır - İskoçya'daki bazı koyunlar siyah. der ve matematikçi son noktayı koyar: - İskoçya'da en az bir tarafı siyah olan en az bir tane koyun vardır. ÇİFTE OLUMLAMA Ünlü
bir filozof dilbilim üzerine bir konuşma yapıyordu. Çifte
olumsuzlamanın bazı dillerde olumlu bir anlamı varken bazılarında
olumsuz bir anlam yol açtığını henüz belirtmiş ve fakat çifte
olumlamanın hiçbir dilde olumsuz bir anlam ortaya çıkartmadığını
anlatmaya başlamıştı ki arkalardan onu dinlemeye gelmiş ünlü bir
matematikçinin sesi duyuldu: - Tabi, tabi!.. YAZI - TURA Bir
matematik öğrencisi finale çalışamamıştır ve sınava girdiğinde bakar ki
sorular doğru/yanlış tipinde. Ne yapacağı bellidir. Çıkarır bir bozuk
para ve yazı-tura atarak imtihanı cevaplandırmaya başlar. Gözetmen de
bir yandan takip etmektedir onu. Bu şekilde iki saat geçer. Herkes
sınıfı terketmiştir fakat o hala yazı tura atmaktadır. Gözetmen
dayanamaz ve gelip sorar: -
Sınava çalışmadığını ortada. Kitapçığı bile açmadın ve yazı-tura atarak
cevaplandırıyorsun. Peki seni bu kadar uzun süre meşgul eden nedir? Öğrenci hiç istifini bozmaz ve bozuk parayı fırlatmaya devam eder: - Şşşt, cevapları kontrol ediyorum. YARDIM TALEBİ Çocuk babasından matematik ödevini yapmasına yardım etmesini ister ve - Doğru olmaz oğlum. cevabını alır fakat o ısrarlıdır: - En azından dene baba... MATEMATİKÇİ Balonla
seyahat etmekte olan bir grup yolunu kaybeder ve biraz alçalarak
aşağıdaki kişiye yaklaşırlar. İçlerinden biri aşağıya bağırır: - Heyyy!.. Şu anda nerdeyiz?.. Aşağıdaki şahıs onlara şöyle bir bakar ve biraz düşünüp dalgın dalgın cevap verir: - Bir balonun içinde ve oldukça alçaktasınız... Balondaki adam doğrulur ve arkadaşlarına: - Biliyor musunuz bu adam matematikçi ?.. der. Bunun üzerine balondaki diğer şahıslar bunu nereden anladığını sorduklarında şöyle yanıtlar: - Birincisi, çok düşündü, ikincisi söylediği şey kesin olarak doğru... Üçüncüsü, bir işe yaramıyor... TASAVVUR Bir
matematikçi ve bir mühendis ünlü bir fizikçinin seminerine katılırlar.
Seminer Kulza-Klein teorisi üzerinedir ve 9 boyutlu uzayda cereyan eden
bir takım işlemler içermektedir. Matematikçinin seminerden oldukça
keyif alır görünmesine karşın, mühendis çok zorlanmaktadır. Başı
çatlayacak derecede ağrımaya başlayınca dayanamaz sorar: - Bu garip ve zor şeyleri nasıl anlayabiliyorsun? Matematikçi gayet sakin cevap verir: - Sadece olayı tasavvur ediyorum. - 9 boyutlu bir uzayı nasıl tasavvur edebilirsin ki? - Aslında çok kolay. Sadece n boyutlu bir uzay tasavvur ediyorum. Daha sonra n ' yi 9'a götürüyorum. ASLAN AVI Bir
matematikçi Afrika'da aslan avlamaya çalışmaktadır. Sonunda bir tane
aslan görür ve etrafına tel örgü çeker. Daha sonra da şöyle der: - Burayı dışarısı olarak tanımlıyorum. İDDİA I İki
matematikçi aralarında tartışmaktadır. Bunlardan biri aslında
matematiği herkesin az-çok bildiğini iddia ederken, diğeri de öyle
olmayıp sadece eğitimini almış insanların bildiğini savunmaktadır.
Sonunda bu meseleyi tartışarak halledemeyeceklerinin farkına varırlar
ve teklifte bulunur herkesin bildiğini iddia eden: - Şurada bir restoran var. Girelim oraya ve oradaki garson kıza x'in integralini soralım. Kabul ediyor musun?.. Diğeri hemen kabul eder. Öyle ya, x'in
integralini bilen kaç tane garson kız vardır ki? Ne var ki, bu
tartışmayı planlamış bulunan diğeri daha önceden garson kıza gidip, ona
bir miktar karşılık önererek kendisine sorulacak olan soruya x2/2 cevabı vermesi hususunda anlaşmıştır. Neyse, gelirler restorana ve o kızı görüp yanına gelirler. Kıza: - Afedersiniz, size bir soru sorabilir miyiz?.. derler. Kız kabul edince de soruyu sorarlar. Garson kız pek fazla düşünmeden: - x2/2... diye
cevap verir. Biri kazanmanın sevinci, biri de kaybetmenin hüznüyle
teşekkür ederek ayrılırlarken garson kız arkadan seslenir: - Bir de... C sabiti var... UÇAK YOLCULUĞU İki matematikçi bir uçak seyahatine başlarlar. Havalandıktan bir saat sonra bir anons duyulur: -
Sayın yolcularımız. Uçağımızın dört motorundan biri arızalanmıştır.
Endişe etmeyiniz. Üç motorla uçuşu tamamlayabiliriz. Fakat beş saat
sürecek yolculuğumuz yedi saate uzamıştır. Yola devam ederler. Kısa bir süre sonra yeni bir anons duyulur: -
Sayın yolcularımız. Uçağımızın sağlam olan üç motorundan biri
arızalanmıştır. Endişe etmeyiniz. İki motorla uçuşu tamamlayabiliriz.
Fakat yolculuğumuz on saate uzamıştır. Derken az bir vakit sonra üçüncü anons: -
Sayın yolcularımız. Motorlarımızdan biri daha arızalanmıştır. Fakat
paniğe kapılmayınız. Tek motorla da uçuşu tamamlayabiliriz. Ancak
yolculuğumuz on sekiz saate uzamıştır. Bu son anons üzerine matematikçilerden biri şöyle der: - Umarım bu son motor da arızalanmaz. Yoksa sonsuza kadar burada kalacağız. MİRAS TAKSİMİ Zengin
bir köy ağası vefat eder. Vasiyeti açılır. Mallarının yarısını büyük
oğluna, dörtte birini ortanca oğluna ve beşte birini küçük oğluna
bırakmıştır. Bütün mallar paylaşılır ancak geriye on dokuz at
kalmıştır. 19'u ne ikiye, ne dörde, ne de beşe bölmek mümkündür. Köyün
en akıllı adamına gidip akıl danışırlar. Adam da onlara yardımcı
olabileceğini söyler. Der ki: -
Benim de bir atım var. Alın bunu size veriyorum. Oldu mu yirmi at?
Yarısını sen al bakalım, on tane. Dörtte birini de ortanca kardeşin
alsın, beş tane. Beşte birini de yani dört tanesini de en küçüğünüze
verelim. On, beş daha onbeş. Dört daha ondokuz. Verin bakalım benim
düldülü geriye. NAZİ KAMPI Hitler birgün kamplardan birini ziyaret ederken oradaki tutuklulardan birine sorar: - 5, 3 daha kaç eder? Mahkum 6 diye cevap verdiğinde yanındaki kurmaya döner ve kızgın bir ses tonuyla: - Ne biçim toplama kampı bu?.. diye azarlar. MESLEK SEÇİMİ İki
arkadaş hangi mesleği seçmeleri gerektiğine bir türlü karar veremezler
ve bir danışmana giderler. Danışman bunların problem çözme
yeteneklerinin oldukça iyi olduğunu fark eder ve şöyle bir deney yapar:
İçinde bir gaz ocağı, bir masa ve masanın üstünde bir çaydanlık bulunan
iki ayrı odaya onları sokar ve suyu kaynatmalarını ister. İki adam da
aynı şekilde masanın üstünden çaydanlığı alıp ocağa koyar ve ocağı
yakar. Danışman daha sonra onları aynı şekildeki iki ayrı odaya sokar
fakat bu sefer çaydanlıklar masanın üstünde değil, yerdedir. İki
arkadaştan biri çaydanlığı yerden alır, ocağa koyar ve ocağı yakar.
Danışman ona mühendis olmasını, çünkü her problemi ayrıca çözme
yeteneğine sahip olduğunu söyler. Diğer şahıs ise çaydanlığı önce
masanın üstüne koyar, daha sonra masanın üstünden alıp ocağa koyar ve
ocağı yakar. Danışman ona ise matematikçi olmasını, çünkü problemi daha
önce çözülmüş bir probleme indirgediğini söyler. DENEY Bir
matematikçi, bir fizikçi ve bir kimyacıyı bir ay süreliğine ayrı ayrı
odalara kapatmışlar. Odalarda kilitli bir buzdolabı ve çeşitli araç
gereç varmış. Bir ay sonunda odaların kapılarını açıp bakmışlar.
Fizikçi mekanik bir makine yaparak buzdolabının kapısını kırmış ve
karnını doyurmuş. Kimyacı çeşitli elementleri karıştırarak bir sıvı
yapıp buzdolabının kapısını eritmiş. Son olarak matematikçinin odasına
girmişler. Matematikçinin kurumuş cesedi duvara dayanmış bir halde
yerde kanla şunlar yazılıymış: - Teorem: Buzdolabını açamazsam ölürüm. İspat: Buzdolabını açtığımı varsayalım... GOLF Bir
rahip, bir doktor ve bir matematikçi golf oynamak maksadıyla golf
sahasına gittiklerinde görürler ki saha doludur. Fakat işin enteresan
yanı o sırada oyun oynamakta olan yaşlı dört adam oldukça kötü
oynamaktadırlar. Sonunda dayanamayıp yetkiliye şikayet ederler: -
Evet kabul ediyoruz, sıra onların fakat siz çok iyi bir kulüpsünüz. Bu
kadar kötü bir oyunun oynanmasına nasıl seyirci kalabiliyorsunuz... Bunun
üzerine yetkili o kişilerin kulübün ortaklarından olduklarını ve
hepsinin kör olduğunu, bu yüzden o kadar kötü oynadıklarını söyleyince
papaz pişmanlık ve mahcubiyet içerisinde: - Ben papazım, lütfen herhangi bir ihtiyaçlarında beni şu kilisede bulsunlar... der ve apar topar gider. Doktor aynı şekilde: - Ben dünyanın en ünlü göz doktorlarından biriyim. Herhangi bir şikayetlerinde onlara yardım etmeyi çok isterim... deyip hemen evine doğru yola koyulur. Matematikçi ise gayet soğukkanlı bir şekilde sorar: - İyi de niye gece oynamıyorlar?.. KAYIP ANAHTARLAR Bir
pür, diğeri uygulamalı matematikçi olan iki kişi arabalarından inerler
ve benzer şekilde elli metre yürüdükten sonra arabalarının
anahtarlarını kaybettiklerini fark ederler. Uygulamalı matematikçi
arabasının yanına döner ve arabasının yanından tekrar başlayarak gitmiş
olduğu yolu arar ve anahtarlarını bulur. Pür matematikçi ise yolun
karanlık olmasından dolayı diğer uçtaki daha aydınlık bir yere gider ve
anahtarlarını orada arar. BOMBA KORKUSU Devamlı
uçak seyahatleri yapan bir işadamının en büyük korkusu uçakta bir bomba
bulunmasıydı. Bu korku o kadar karşı konulmaz hale gelir ki, dayanamaz
ve bir matematikçiye gelip sorar: - Bir uçakta bir bomba bulunması ihtimali nedir? Matematikçi istatistikleri araştırır, ihtimal hesapları yapar ve adama: - Yüzde bir... cevabını
verir. Adam hiç beklemediği bu cevap karşısında afallar. Bu ihtimal çok
yüksektir. Sıkıntı içerisinde geçen birkaç gün sonrasında aynı
matematikçiye gelerek: - Peki, bir uçakta iki bomba bulunması ihtimali nedir?.. diye sorar. Matematikçi: - On binde bir... cevabını verdiğinde rahatlayan adam daha sonra uçağa ne zaman binse çantasında bir bomba bulundurur... SEVGİLİ Mİ, EŞ Mİ? Bir
doktor, bir avukat ve bir matematikçi konuşurlarken aralarında
sevgilinin mi yoksa eşinin mi olmasının daha iyi olduğu şeklinde bir
tartışma başlar. Avukat der ki: -
Tabii ki sevgilin olması daha iyidir. İstediğin zaman ayrılabilirsin,
halbuki evli olursan bir sürü hukuki sorumluluk biner tepene. Doktor buna muhalefet eder: - Evli olmak daha iyidir. Çünkü güvenlik hissi stresi azaltır ve daha sağlıklıdır. Matematikçi ise bambaşka telden çalmaktadır: -
Bence ikisi de olmalı. Bu şekilde karın seni sevgilinle ve sevgilin de
karınla zanneder. Sen de bu arada rahatça matematikle uğraşabilirsin. PARA ÜSTÜ Adamın
biri kafeye gelir ve bir kola içer. Garson hesabı almaya geldiğinde
fiyatı sorar. Kola fiyatının 260.000 lira olduğunu öğrenir ve yirmi
altı tane on bin liralık demir parayı üst üste dizer. Garson tam parayı
alacakken, bir vuruşta hepsini yere saçar. Bir şey diyemeyen garson
içinden söylene söylene paraları toplamaya başlar. Ertesi gün aynı
adam, aynı garsondan bir kola ister. Hesabı öderken aynı şekilde yirmi
altı tane on bin liralık demir parayı üst üste dizer. Garson tam parayı
alacakken, yüne bir vuruşta hepsini yere saçar. Garson çok sinirlenir
fakat bir şey diyemez ve paraları toplamaya başlar. Bir sonraki gün
aynı adam aynı kafeye tekrar gelir ve yine bir kola içer. Fiyatı sorar
garsona. Neler olacağını bilen garson bezgin bir şekilde: - 260.000 TL. diye
cevap verir. O da ne?.. Adam cebinden bir beşyüz binlik çıkarıp uzatır
garsona. Garson büyük bir keyifle yirmi dört tane on binliği üst üste
dizer ve tam adam alacakken öncekilerden çok daha kuvvetli bir vuruşla
paraları kafenin içine saçar. Adam hiç istifini bozmaz. Cebinden iki
tane daha on binlik çıkarıp atar diğer paraların arasına: - Boşver... Bir kola daha ver bana... BESSEL EŞİTSİZLİĞİ Profesör
bir seminerde birkaç tahta dolusu karmakarışık şey yazmıştır tahtaya:
Bessel eşitsizlikleri ve başka şeyler. Tam o anda dinleyenler arasında
lisans öğrencileri de bulunduğunu hatırlar ve dönüp sorar: - Aranızda daha önce Bessel eşitsizliği görmemiş olanınız var mı? Dinleyicilerden biri utana sıkıla elini kaldırır: - Ben varım efendim. Profesör bunun üzerine tahtaya döner biraz göz gezdirir ve parmağını uzatarak der ki: - Bak orada bir tane var. YANGINA MÜDAHELE Aynı
otelde kalmakta olan mühendis, fizikçi ve matematikçinin her biri
benzer şekilde hata yaparlar ve ağızlarında sigara varken uykuya
dalarlar. Mühendis uyanır ve bakar ki battaniye tutuşmuş, hemen banyoya
gider. Banyoda bir kova ve bir de fincan vardır. Kovaya su doldurur ve
gidip battaniyedeki ateşi söndürür. Benzer şekilde fizikçi de görür ki
battaniye yanmakta, hemen banyoya koşar. Aynı şekilde banyoda bir kova
ve bir de fincan vardır. Fincanı doldurur ve battaniyenin üzerine öyle
bir açıdan boşaltır ki, son damla ile ateş söner. Son olarak
matematikçi bakar ki battaniye tutuşmuştur. Banyoya gider ve o da bir
kova ve bir fincan görür. - Kova ile direkt olarak, fincan ile de boşaltma açısını hesaplayarak yangın kolayca söndürülebilir, problemin çözümü var... der ve yatar... KAYNAMA NOKTASI Temel Anadolu Lisesi sınavına hazırlanmakta olan oğlu Dursun'a sormuş: - Söyle pakayum Tursun, su kaç terecede kaynayi? Dursun biraz düşündükten sonra yanıtlamış: - Toksan terecede... Bunun üzerine Temel oğluna yeni birşey öğretme hazzıyla düzeltmiş cevabı: - Pilemedun, toksan terecede tik açı kaynayi... DOĞUM GÜNÜ Görevli memur iş için başvuruda bulunan Temel'in formunu doldururken sorar: - Doğum gününüz? - 3 Ağustos... diye yanıtlar Temel. Görevli bunun üzerine: - Hangi yıl? diye sorunca Temel direk yanıtlar soruyu: - Her yıl... MİLLET VE MEDENİYET Uluslarası bir konferansa Temel de katılır. Konferansta Alman bir profesör: -
Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda yirmi beş metre aşağı indik ve
telefon tellerine rastladık. Bu da gösteriyor ki atalarımız yüzyıllar
önce telefon kullanıyorlardı... der ve alkışlar arasında iner kürsüden. Buna içerleyen Temel kürsüye gelr ve şöyle der: -
Biz de benzer bir araştırmayla elli metre aşağıya kadar kazdık ve fakat
hiçbir tele rastlamadık. Bu da gösteriyor ki atalarımız bundan
yüzyıllar önce cep telefonu kullanıyorlardı... SAYMANIN ÖNEMİ Filozof Temel yine formundadır: - İnsanlar üçe ayrılır: Saymasını bilenler ve bilmeyenler... TERS MANTIK Temel coğrafya öğretmenine sorar: - İstanbul'dan Ankara'ya uzaklık kaç kilometre?.. - 450... diye yanıtlar öğretmeni. Temel bunun üzerine: - Peki Ankara'dan İstanbul'a uzaklık kaç kilometre?.. diye sorduğunda öğretmen hiç düşünmeden: - Aynı uzaklık, 450... diye cevapladığında Temel biraz duraklar ve itiraz eder: - Öyle olmayabilir, mesela Ramazan Bayramı'ndan Kurban Bayramı'na iki, Kurban Bayramı'ndan Ramazan Bayramı'na ise on ay var... ORUÇ Temel Dursun'a sorar: - Ula Tursun. Sen oruçlu oruçlu kaç hamsi yersun? Dursun: - Yüz tane yerim. deyince Temel: - Olur mu ula?.. İlk hamsiyi yediğinde oruç bozulur, diğer toksan tokuz sayılmaz. Bu cevap Dursun'un çok hoşuna gider. Yolda gördüğü İdris'e sorar: - Ula İdris. Sen oruçlu oruçlu kaç hamsi yersun? İdris: - Valla elli tane falan. Hayal kırıklığına uğrayan Temel: - Ula yüz deseydun sağa çok güzel bişey diyecektum. 2x2 (I) İlkokulda öğretmen Temel'e sormuş: - 2 kere 2 kaç eder? Temel düşünmüş ve cevap vermiş: - 10 eder... Öğretmen kızmış: - Amma yaptın ha Temel... 2 kere 2, 4; pilemedun 5. Nerden 10 edecek?.. 2x2 (II) Trabzon'un
en zengininin oğlu olan Temel matematik dersinden sürekli çakıyormuş.
Hocası son sınavı tezahüratla ona moral verilsin diye Avni AKER
stadında yapmaya karar vermiş. Stad tıklım tıklım dolmuş. İzleyenler
Temel'e müthiş tezahürat yapıyorlarmış. Hocası kolay bir soruyla
başlayayım demiş ve: - 2 kere 2 kaç eder?.. diye sormuş. Temel düşünmüş düşünmüş ve: - 4 eder... demiş. Statta derin bir sessizlik olmuş. Ardından bütün stad hep bir ağızdan: - Hocam, pi şans daha!.. İSRAF Temel bir gün bakkala gitmiş ve doksan dokuz tane ekmek istemiş. Bakkal: - Yüz tane olsa olmaz mı?.. diye sorunca Temel yanıtlamış: - Ula kim yiyecek o kadar ekmeği?.. İDDİA II Bir gün Dursun Temel'in yanına gelerek demiş ki: - Temel, cebimdeki bilyelerin sayısını bilirsen ikisini de sana vereceğim... Temel hemen yanıtlar: - Üç!.. |