Akıl muhakeme eder ve karar verir. Belki kendi aklıdır kişinin, belki de birinin aklıdır, onun için bunu yapan. Ama ölçüsüz, muhakemesiz ve tercihsiz bir inanç, bir söz veya bir fiil yoktur iyi yada kötü, doğru yada yanlış. Yeter ki insan söz konusu olsun.
İşte birbirini yani kendini kandıran insan tipini, en panikleten insan kendisi gibi kandırıcı insan tipidir. Çünkü kendince öyle hassas bir yalan inanç, muhakeme, yaşam sistemi kurmuştur ki, bunun, bu sistemin hiçbir sarsıntıya tahammülü yoktur.Sorgu, yalanlarla tüketilmiş, nefisler tatmine ermiştir. Hem, bu yalanlara razıdır kandıran, çünkü gerçekler mutmainlere layıktır. Oysa mutmain olmanın bir maliyeti vardır. Yani vazgeçmeyi gerektirir, bazen maldan, makamdan, bazen rahattan, yurdundan ve hatta candan. Kandırıcı insan vazgeçemediklerine kurban etmiştir mutmain olma imkanını. O, kimi Allah’a inanan bir kul!! Hiç değilse affedilmeyi uman günahkar, ama güya Allah'a inanan!! Bir kandırıcı, vazgeçmezdir. Kimiyse cevap verdiğini varsayan, hiç değilse herkes için karanlık olana dair konuşsa da, muhaliflerini karanlığa, görmediğine dair konuştuğu iddiasıyla susturmaya çalışan bir ateisttir, bir solcudur.
Bu, birbirlerini iki zıd kutupta zanneden adamlar, aynı tabloyu hayal eden ancak farklı ifade eden, her yalanın dayanağı olan laf inançlılardır. Zifir karanlığa kendilerini mahkum eden bu iki adamdan birisi, ışığın yokluğundan, diğeri ise karanlığın sonsuzluğundan bahseder. Gördükleri aynı hayali, bırakın gerçeğe dair bir ifadenin, birbirlerinin dahi farklı tasvir etmelerine tahammülsüzdürler. Zira yalan, en küçük sorguyu dahi kaldıramayacak kadar çelişiktir. Bu öyle bir paniktir daha yüzeysel başka bir panikten, birbirine düşman olmuş iki insan tipini yahut grubu yardımlaşan iki dost yapıverir. Solcuyla orduyu, refahçıyla radikali, demokratla osmanlıyı, bir bakarsın dost oluvermiş. Onların esasları, prensipleri yoktur. Gerçekleri, dostlukları, bakış açıları oynaktır. Bir alevi nin, bir şii en büyük düşmanıdır, bir İrancı ise alevileri sevmez. Acayip...Bu dostluk yada düşmanlık bir sorgunun neticesi olmadığı gibi, sorguya götürecek bir durumda değildir hem. Mevzi, örtbasçı, parça parça almak, böylece faydacılığı yaşamak, çelişkilere rağmen.
İnanmak,görmediğin,duymadığın, hissetmediğin halde kabul etmek, tasdik etmektir. Dogmadır, postulattır, donedir,kabuldür... İster var desin, ister yok, bu bir inançtır. Ama yalan varsa, nifak varsa, çelişki vardır. Vazgeçilmezlere rağmen, gerçeğin ve ona ulaşmanın ve neticesi tatminin maliyetiyle beraber, gerçeğe, hakka inanmak zor iştir.
Yalan inançlılara, kandırıcı muhakemede Allah’a inanmakla, inanmamak arasında fark yoktur. Bu yüzden tahammül edemez bir ateist bir muhafazakara veya kendini Allah'a teslim olmuş zanneden bir nifağa bulanmış, bir ateiste. Kim panteist, kim ateist. Hayır aynı adamlardır bunlar. Allah’ın zatına inanmayanlar, kabullenemeyenler, sıfatlarını nasıl kabullensin. Allah’ın zatını göremediği için inkar etmekle, yine zatını göremediği için görebildiği herşeye Allah demek arasında ne fark var. Laf inançlılar...
Bir tasavvufçunun lafta Allah’a inancı vardır, lakin o, vahdet-i vücuda inanır veya vahdet-i vücuda inanan birine. Onun inandığı ilah Kuran daki Allah değildir, o evreni isimlendirmiştir böyle, göremediklerine inamamaktadır. Yani Allah’ın zatında birliğine inanamaz. Bir ateistin, felsefecilerin ve hatta masonların bundan başka inancı yoktur ki. Ve foyası, düzeni bozulacaktır bir diğerinin söylemleriyle, panik bu yüzdendir. Aziz Nesin evrende yüce bir gücün olduğuna inanacaktır lakin buna Allah demeyecektir. Buna karşın münafıklarda bundan başka bir şeye inanmasa da kurduğu palavra içerisinde haşa lafta Kuran lafta İslam varolması sebebiyle onu Allah olarak adlandırmaya mecbur bırakacaktır. Lafta inanan bu adam lafta rededene düşmandır, özde o adamla aynı olsada...
İşini yoluna koymuş, bırakın çevresini, kendini dahi dürüstlüğüne inandırmış bir hırsızın en korktuğu başka bir yöntemle bunu yapan hırsızdır. İkiside aynı değerin peşindeler, dünya... Ama nasıl bertaraf edecek diğerine zira mücadelesinin kıstasları kendisini de ele verecek; artık tek gerçek vardır, oda sorgu olamaz, o, PANİKTİR.
UNUTMAYIN EN TANINMIŞ PANTEİSTLERDEN, PUTPERESTLERDEN EBU CEHİL ALLAH'A İNANIYORDU. pUTPERESTLER ALLAH YOK DEMEZ. BİR BAŞKA DEYİŞLE ALLAH VAR DİYENLERDEN ÇOĞU KURANIN VERİLERİYLE PUTPEREST. ZATEN BEN BOŞBOĞAZLARIN BOŞ BOĞAZLIK ETTİKLERİ ZAMANLAR DIŞINDA ALLAH YOK DİYEN BİRİNE RASTLAMADIM, OLAMAZDA. ÇÜNKÜ BU ALTERNATİFE MÜSAİT OLMAYAN BİR DURUM VE KONU....