HİSARCIK

KANAYAN YARA FİLİSTİN

Filistinli Kız

EY YAHUDİ

Nihayet Mescid-i Aksa'yı da yaktın ey yahudi
Asırlardır insanlığın ruhunu yaktığın gibi ey yahudi
Aya çıkarak göğe çıktığını sandın ey yahudi
Göğe çıktığına inanır inanmaz
Büyük Peygamberin göğe çıktığı yeri yaktın ey yahudi
Mescid-i Aksa'yı yaktın ey yahudi
Daha doğrusu yaktığını sandın ey yahudi
Senin yaktığın gökteki Mescid-i Aksanın ancak
gölgesidir ey yahudi
Senin yaktığın Mescid-i Aksanın ruhu değil,
Taş, toprak ve ağaçtan işaretidir ey yahudi
Ölüler gibi donmuş bizlere de
Belki Mescid-in ateşinden bir köz düşer de
Buzlarımız çözülür ey yahudi
Sen vaktiyle peygamberlere ihanet ettiğin gibi
Şimdi de
Onların en büyüğünün miraca çıkış noktasına
Göğe yükseliş noktasına ihanet ettin
Sen asıl kendi kurtuluşuna ihanet ettin
Mescid-i Aksanın ruhu yakılmaz
Yakılan ancak taş ve topraktır
Sen asıl kendini yaktın ey yahudi

Sen ancak kendi ruhunu ateşe attın
Cehennemleştirdin kendini ey yahudi

Kudüs'ü aldıktan sonra
Gazzede yapmadığın işkence kalmadıktan sonra
Demek Mescid-i Aksayı da yaktın ey yahudi
Utanmazlığını en son uca çıkardın
Tanrıdan çekinmediğini
İnançsızlığını
Kara yürekliliğini
Zulüm aşkını
Bir kere daha ilan ettin

Hakettiğin cezayı en şiddetli bir şekilde çekeceksin
ey yahudi
Sen kutsal Kudüs'ün ruhuna ihanet ettin
Peygamberlerin dediği bir kere daha olacaktır.
Sana haber verilen cezalar bir kere daha gelecektir
başına
Sen Süleyman Peygamberin ruhunu incittin ey yahudi
Davut Peygamberin ruhunu sarstın ey yahudi
Zebura ihanet ettin ey yahudi
Tevratın ve Zeburun
Musanın Davutun Süleymanın
Ve bütün kitapların ve bütün peygamberlerin
Gelmesini bekledikleri
Geleceğini haber verdikleri
Ve bütün kitapların ve bütün peygamberlerin
Evrene, insana, yere, göre ışık saçan
Büyük Peygamberin ayak bastığı yere
İmam olup bütün peygamberlere
Namaz kıldırdığı yere
İhanet ettin, aklınca hakaret ettin ey yahudi
Hakettiğin cezayı en şiddetli bir şekilde
çekeceksin ey yahudi
Büyük Peygamberin haber verdiği gibi
Sen cezanı çekerken
En vahşi taşların arkasına saklansan bile
Taşlar olduğun yeri haber verecek
Çünkü sen taşı bile yakacak kadar kinlisin ey yahudi
Sana hiç bir zarar vermemiş bir ümmet için
Sıkıştığın her sefer seni kurtaran
Seni koruyan
Acımasından ötürü senin kendisine sığınmanı
kabul eden
Kerim, cömert, mert bir ümmet için
İnsanlığın son ümidi bir ümmet için
En büyük kini duymaktasın
O fakir de olsa uludur
O mazlumdur
Sen onun ululuğunu ve mazlumluğunu, hakikat
taşıyıcılığını kıskanıyorsun ey yahudi
Bir gün gelecek azgınlığın sona erecektir
Kutsal Kudüs kurtulacak
Mescid-i Aksayı bu ümmet altından ve zebercetten
ve yakuttan
Yeniden yapabilecek bir kudrete erecektir
O gün Tanrının azabı senin için şiddetli olacaktır
Biz istesek bile seni ondan kurtaramıyacağız ey yahudi
Bize bu yapılanı yapan sen değilsin
Biz kendi cezamızı çekiyoruz
Sen de bir gün kendi cezanı çekeceksin ey yahudi
Sana yeryüzü lanet edecektir
Sana gökyüzü lanet edecektir ey yahudi
En kısa zamanda tövbe yolunu tutmazsan ey yahudi

Ben Filistinli Çocuk

 

 
 

Filistinin Durumu İçler Acısı

Filistinde Kaldı Yüreğim Bir de Gözlerinde
Güneş yalarken alnımızı yeni yeni, duvarda bırakıp resmini, şehadete akıyorum. Yanıma boş silahımı alıp, seni ALLAHa bırakıyorum…

Daha yere düşmeden, ruhumu bırakmamışken, atılmak istiyorum, devirmek geliyor içimden tankları, eritmek istiyorum namluları, gücüm yetmiyor, kahrolayım Filistin’de zulüm hiç bitmiyor…

Annem anlatırdı hep; şehidin ilk kanıyla beraber günahları kaybolurmuş… “Anne! Burada bebekler bile kana boğulmuş…” ellerim, ellerim titriyor, gözümün önünden bir film geçiyor sanki; gözümün önünde bir tarih yazılıyor… daha ben yere düşmeden, üç çocuk nefessiz kalıyor, onların şehadetine diyet başka üçü hala çarpışıyor…

Filistin, Filistin kan ağlıyor… ben ağlıyorum, ellerim boşalıyor bir taş daha atamıyorum… kesiliyor makinelinin sesi, mermiler kalıyor havada, ya ben Filistin oluyorum, Filistin şahlanıyor ya da…

Cebimdeki mektubu açmayın, okumayın… dokunmayın kıyafetlerime; onlarla uğurlayın… üniforması leş kokanlerin pis kanına, saçlarımdan süzülen bir şehadet yollayın…

Rabbim Filistin senin, beden senin, can senin; şükür pişman değilim bıraktığım yar senin. Gözlerimden süzülen yaşlar Kevser ırmağı, ırmak cennetin Rabbim, bebekler Filistin’in…


Yar… gözlerinden süzülen şebnemleri sil artık, bir sevda bağlamıştık mahşerlere bıraktık. Bu dünya kaç zamanlık, bu dünya ne kadar ki, bir ömür bir gülüşüne yetmez ki, bir gece, bir gündüz, bir sema, bir çift gözün etmez ki… gözlerinden süzülen şebnemleri sil artık, doyamadım ben sana cennetlere bıraktık… doyamadım ben sana, ’a ısmarladık…

Acı yok, isyan yok, pişmanlık yok yazımda; kan damlıyor kalbimden Filistin ayazında, gözlerim ıslanmıyor, titremiyorum artık, bir tekbir ne de güzel bir çocuğun ağzında…


Filistin, Filistin kan ağlıyor… ben ağlıyorum, ellerim boşalıyor bir taş daha atamıyorum… kesiliyor makinelinin sesi, mermiler kalıyor havada, ya ben Filistin oluyorum, Filistin şahlanıyor ya da…
Ya Filistin şahlanıyor; zulüm eriyor ya da…

 

Filistinin Haykırışı

BAYRAMSA BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN
 
HİÇE SAYILIYOR BAK DİNİ İSLAM
KAN GÖLÜNE DÖNDÜ BAK AFGANİSTAN
BAYRAM MI OLURMUŞ GÖZYAŞLARIMDAN
BAYRAMSA BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN
*****
OVULMAZ YARALAR MERHEM BEKLERKEN
AYASOFYA MAHKUM FERYAT EDERKEN
KUDÜS BOYNU BÜKÜK MASUM BAKARKEN
BAYRAMSA BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN
*****
DERDİM ANLATMAYA YETMİYOR LİSAN
ESARET ALTINDA KÖLE MÜSLÜMAN
BAK BÜLBÜLLER SUSMUŞ BAHÇE PERİŞAN
BAYRAMSA BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN
*****
GURBETE GELMİŞİZ VATANDAN IRAK
İSLAM UNUTULMUŞ YUVALAR HARAP
BİZE GERÇEK BAYRAM NASİP ET YA RAB
BAYRAMSA BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN

FİLİSTİNLİ BİR DUA !!!! 

                Filistinli bir duayım şimdi ben!
                Nasıl yorgun nasılda çaresizim
                Kana karışmış binlerce aminim
                Filistinli bir duayım derbeder

                Ellerim açılmış tek sahibime
                Yedi cihan görür, susar halime!
                 Ne vakit hesap sorulur zalime
                 Filistinli bir duayım çaresiz

                 Meleklerin ayak sesi Bedir'den
                 Koşup gelse peygamber medine'den
                 Bu sessizlik çıkartacak çileden!
                 Filistinli bir duayım çaresiz!

                 Tükenmiş dizimde derman kalmamış!
                  Kimsede merhamet vicdan kalmamış
                 Kan damlıyor yüreğimden,tenimden
                Yaramı saracak yaran kalmamış!

                 Filistinli bir duayım şimdi ben 
                 Bilmem gücün yeter mi söylemeye
                 Üzerimde binlerce ebu Cehil
                 Binlerce serzeniş yetim, dilimde

                 Filistinli bir duayım çaresiz 
                 Nefesim yetmiyor çığlık olmaya! 
                 Evim,yurdum,ırzım daim ateşte
                 Peygamberin emaneti peşkeşte!

                 Kardeşim! ağlıyor seccadem hergün
                Ağlıyor filistin ağlıyor kudüs
                Miracı bekliyor mescidi aksa!
                Ebubekir ağlıyor,Ömerler yasta!

                Filistinli bir duayım şimdi ben!
                Öylesine kutsal öyle mübarek! 
                İstersen diline şan eyle beni! 
                İster yüzüstü bırak! terk-i diyar et!

                Benim kalacak her daim toprağım
                Ben uğruna baş konmuş bir sevdayım!
                Kılıcımda peygamberin şanı var!
               Yenilmem ben! ben mescid-i aksayım

               Filistinli bir duayım şimdi ben!
               Yalnızca Rabbine erişen sesi 
               Öyle güçlüyümki yakarışımda 
               Direnişim ümidin serzenişi

               Şimdi ben Filistinim! sahip çık bana!
               Şimdi ben peygamberin emanetiyim sana!
               Hep zulmü alkışlayan ellerini açsana!
               Ben kan kokan toprağın en naçar yeminiyim!
               Eyilmeyen başım ben! Ben miracım, müjdeyim!
              Filistinli bir duayım şimdi ben!
              Senin çaresizliğe terk ettiğin...

FİLİSTİN DİRENİYOR

 
Muhammed,
babasının kucağına sığınmış ürkek bir kuş
korkuyor göğün cehenneminden:
koru beni babacığım, yukarda uçuşanlardan
benim kanatlarım küçük, dayanmaz bu rüzgara
ve ışıklar kör

Muhammed,
eve dönmek istiyor sadece
bisiklet istemiyor,
istemiyor yeni bir gömlek
okul sırasına ulaşmak istiyor sadece
sarf ve nahiv defterine…
al beni babacığım, götür evimize
ödevimi yapayım
tamamlayım ömrümü yavaş yavaş
denizin kıyısında, hurmanın gölgesinde
daha fazlası değil, daha fazlası değil...

Muhammed,
bir orduyla karşı karşıya
ne taş var elinde ne de bir parça yıldız
duvara yazamaz artık:
“hürriyetim ölmez asla!”
artık yok ki hürriyeti savunsun onu
ufku da yok Pablo Picassoyu koruyacak
hala doğuyor, hala doğuyor
adın lanetini yüklenen bir adla
kaç kez doğacak daha aynı çocuklar
ülkeleri yok çocukluk hayalleri yok...
hoş hayal kursa bile nerde kuracak?
toprak yaralı…mabed de öyle!

Muhammed,
görüyor ölümün üstüne üstüne geldiğini
kaçış yok, lakin
televizyonda gördüğü bir sırtlanı hatırlıyor,
güçlü bir sırtlan, zayıf ceylanı kıstırmış ve tam
iyice yaklaşmışken süt kokusu geliyor burnuna
vazgeçiyor onu parçalamaktan
sanki süt, evcilleştiriyor çölün vahşetini
o halde kurtulacağım-diyor sabi-
ağlıyor: hayatım burada saklı
annemin sandığında. Kurtulacağım ve göreceğim...

Muhammed,
zavallı bir melek
soğukkanlı avcısının tüfeğinin iki adım ötesinde
kameralar gözetliyor sabinin hareketlerini
öyle ki gölgesiyle birleşiyor:
yüzü kuşluk gibi, apaçık
kabi elma gibi, apaçık
on parmağı mumlar gibi, apaçık
avcısı bu işi düşünebilirdi
yeniden ve diyebilirdi: "bırakayım hele gitsin
Filistine sağ salim
şimdi kulak vereyim vicdanıma
yarın yine öldürürüm nasılsa, direnince."

Muhammed,
küçük bir İsa, uyuyor ve düş görüyor
ikonanın kalbinde
bakırdan yapılmış
ve zeytin dalından
ve yeniden dirilmiş bir halkın ruhundan...

Muhammed,
ihtiyaç fazlası kan
peygamberlerin istediğinden, Yüksel
sidre-i munteha’ya
ya Muhammed 
 
           

 

FİLİSTİN BELGESELİ

Ey Filistin’li kiz!
Senin feryadin tüm bedenimi sardi.
Vücudum diken diken oldu,
Ve titredim öyle bir titremeyle.
Nasil titremiyeyim ki,
Belki Ars’i Ala bile titredi.
Senin feryadina ve göz yasina,
Müslümanligindan utandi,
insanlar ve ben.
Çaresizligi yasiyorduk hep beraber,
Oturmakla zulüm kalkar saniyorduk.
Yillarca böyle uyutulduk,
Yahudiyi tanimiyorduk.
Çünkü Kur’an-i okumuyorduk,
Gerçegi göremiyorduk.

Ey feryadiyla ümmeti aglatan kiz!
Baba hasretiyle yanan,
Buna yillarca dayanan.
Tank ve tüfekle uyanan,
Çocuklugunu unutan.
Zulme meydan okuyan,
isgale karsi duran.
Onu siar yapan,
Her gün sehadete kosan.
Onu dügün sayan,
O askla yanan ve tutusan.
Davasi büyük olan,
Ölüme meydan okuyan.
Mermilere gögüs açan,
Her tarafa nur saçan.
Ümmete yol açan,
Topraga bereket katan.
Sikaki ve Yahya’ya kutsal bir davaya,
Mescid’i Aksa’ya.
Bunlar için savasmaya,
Yillarca dayanmaya.
Rahmana kavusmaya,
sereflice vurulmaya,
And içtin böyle bir sona.

FİLİSTİNE HİÇ AY IŞIĞINDA AĞLADINIZ MI???

 
Ey feryadiyla bizi uyandiran kiz!
Gözler aglamasada kalpler aglar,
Merhameti olan bunu anlar.
Sen bunu bize yasattin,
Yahudiye tas attin.
Bunu direnis yaptin,
Bikmadin usanmadin.
Yolundan geri kalmadin,
Agladin durdun,
Gözyaslarina boguldun.
Bazen Zekeriyya bazen Yahya oldun,
sehadete razi oldun.
Ama ihanetçi olmadin,
Davayi paraya satmadin.
Sehitleri sizlatmadin,
Kanini bosa akitmadin.
Peygambere hürmet yaptin.
Mescid’i Aksa’ya baktin,
Namaza hasret kaldin.
Özlem ve hasretle yandin,
Özgürlügü anladin.
Onun için vardin,
Ellerini açtin,
sehadete and içtin.

Yillarca böyle uyutulduk,
Yahudiyi tanimiyorduk.
Çünkü Kur’an-i okumuyorduk,
Gerçegi göremiyorduk.
Ey feryadiyla ümmeti aglatan kiz!
Baba hasretiyle yanan,
Buna yillarca dayanan.
Tank ve tüfekle uyanan,
Çocuklugunu unutan.
Zulme meydan okuyan,
isgale karsi duran.
Onu siar yapan,
Her gün sehadete kosan.
Onu dügün sayan,
O askla yanan ve tutusan.
Davasi büyük olan,
Ölüme meydan okuyan.
Mermilere gögüs açan,
Her tarafa nur saçan.
Ümmete yol açan,
Topraga bereket katan.
Sikaki ve Yahya’ya kutsal bir davaya,
Mescid’i Aksa’ya.
Bunlar için savasmaya,
Yillarca dayanmaya.
Rahmana kavusmaya,
sereflice vurulmaya,
And içtin böyle bir sona.


Ey feryadiyla bizi uyandiran kiz!
Gözler aglamasada kalpler aglar,
Merhameti olan bunu anlar.
Sen bunu bize yasattin,
Yahudiye tas attin.
Bunu direnis yaptin,
Bikmadin usanmadin.
Yolundan geri kalmadin,
Agladin durdun,
Gözyaslarina boguldun.
Bazen Zekeriyya bazen Yahya oldun,
sehadete razi oldun.
Ama ihanetçi olmadin,
Davayi paraya satmadin.
Sehitleri sizlatmadin,
Kanini bosa akitmadin.
Peygambere hürmet yaptin.
Mescid’i Aksa’ya baktin,
Namaza hasret kaldin.
Özlem ve hasretle yandin,
Özgürlügü anladin.
Onun için vardin,
Ellerini açtin,
sehadete and içtin.Ey Filistin’li kiz!
Senin feryadin tüm bedenimi sardi.
Vücudum diken diken oldu,
Ve titredim öyle bir titremeyle.
Nasil titremiyeyim ki,
Belki Ars’i Ala bile titredi.
Senin feryadina ve göz yasina,
Müslümanligindan utandi,
insanlar ve ben.
Çaresizligi yasiyorduk hep beraber,
Oturmakla zulüm kalkar saniyorduk

FİLİSTİNDE TAŞLAR VE SİLAHLAR

Allah Azze ve Celle
Zalimleri Kahhar ismiyle kahretsin...
Amin... Elfü, Elfü, Amin...
Ben Filistin'li Çocuk .. !!


Ben Filistinli çocuk…

Sizin yuvanız gibi sıcacık,
Benim de yuvam vardı ufacık.
Siz ne kadar şanslısınız!
Rüyalarınız bile şen, şakrak,
Ben ise rüyamdan bile ağlayarak,
Gece uykumun arasında,
Uyanıyorum korkarak!
Siz yaşadınız mı hiç?
Top mermileri arasında bağırarak,
Tankların altında ezilirken,
Korkuyla uykudan uyandığınızı,
Gördünüz mü hiç?

 

Gündüz böyle, gece böyle, rüyada böyle,
Hangisi gerçek, hangisi düş,
Bilmiyorum ben de.
Ben böyleyim işte,
Ben, Filistinli çocuk! …  
 
Sımsıcak yuvalarınızda,
Anneniz, babanız, kardeşleriniz,
Neşeyle yaşıyorsunuz siz.
Ya ben? Ya ben nasılım? ...
Zindanlarda sürünen,
Haylini bile unuttuğum babam! ...
Kim bilir nerede? ...
Yaşıyor mu acaba?

 

Üzülüp ağladığım zaman,
Gelip başımı okşayan,
Göz yaşlarımı silen bir babam olsaydı! ...
Ama yok artık benim babam!
Çünkü ben, babası zindanlarda çürüyen,
Ona ağıtlar yakıp üzülen,
Filistinli çocuk! ...

 

Elinize bir diken batsa,
Bir yeriniz kesilse, kanasa,
Hele kolunuz, bacağınız kırılsa,
Canınız nasıl yanar! ...
Nasıl ağlarsınız değil mi acı acı! ...
Ya ben nasılım?
 
İşte ben buyum,
Ben, Filistinli çocuk!
Benim acılarımı ancak,
Ağaçlar, kuşlar kadar,
Duyabiliyor musun sen? ...

 

Nerde buzullar arasında sıkışıp kalan
Balinaları kurtarmaya çalışanlar? ...
Nerede petrole batan kuşlara,
Üzülüp ağıtlar yakanlar?
Nerede sokak köpeklerine acıyıp,
Onlara yardıma koşanlar? ....
 


Bir balina, bir kuş, bir köpek kadar,
Benim de değerim var.
Yıllardır dinmedi gözyaşım,
Ben hep ağlıyorum!
Göz yaşlarım bile kurudu,
Tıpkı çöller gibi!
Sen benim gözlerimden yaşların,
Aktığını mı sanıyorsun?
Senin gördüklerin gözyaşı değil,
Onlar, gözyaşı yerine akan,

 

Sizler gülüp oynayın,
Halay çekip türkü çağırın!
Balinalara yardıma koşun,
Petrole batan kuşları kurtarın!
Onlar için göz yaşı dökün!
Köpekleri kurtarın siz! ...


Belki de hiçbir zaman,
Artık olmayacak babam! ...
Keşke ben de sizler gibi,
Koşup "Baba! " diyebilseydim…
Kollarına atılıp, sarılsaydım boynuna,
Oyunlar oynasaydım onunla.

 

Bir kuş, bir köpek, bir balina kadar
Bana yardıma koşmayanlar!
Ben inlerken zulüm altında,
Ben ezilirken tanklarla,
Kollarım kırılırken taşlarla,
Herkes bana seyirci kalıyorsa,
Utansın bütün insanlık!
Utansın bütün dünya!

 

İsrailli askerler tarafından,
Kolları taşlarla kırılan,
Bacakları tekmeyle, dipcikle ezilen,
Feryadıma hayvanlar bile dayanamazken,
Herkes tarafından seyredilen,
Ben, Filistinli çocuk! ...

 

Damarlarımdan süzülüp gelen kan! ...
Ben kan akıtıyorum gözlerimden! ...
Ben kan ağlıyorum ciğerimden! ...
Yakında o da kuruyacak,
Tıpkı göz yaşlarımın kuruduğu gibi!
Çünkü ben olmayacağım artık! ..

 

İlaç olsa içme düşman tasından
Sakın taş attırma dost arkasından
Kim ikiyüzlüyse tut yakasından
Bir yüzüne bir de canına tükür.
 
Millet parasından verdirme parsa;
Edirne'den Van'a, Muğla'dan Kars'a
Nerede sahte bir kahraman varsa
Bir resmine bir de şanına tükür.

Abdurrahim Karakoç
(vasiyet şiirinden)
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
 
GAZZE YANIYOR... DÜNYA SUSUYOR... SEN SUSMA...
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

HİSARCIK

                                 
 
                                  hsarcikky.forumup.com

 

 

 

 

 

 

 

 

HUZUR İSLAMDADIR

KÖYÜMÜZ

HİSARCIK


KİMSE SEVMESEDE BEN KÖYÜMÜ SEVİYORUM ARKADAŞ. O KADAR
GURBETTE OLAN İNSANIMIZ VAR TABİ Kİ RIZIKLARI İÇİN GURBET
ELLERE GİTMEK ZORUNDA KALDILAR AMA GERİDE UNUTMAMALARI
GEREKEN BİR KÖYLERİ OLDUĞUNU HATIRLATMAK İSTEDİM O
GURBETÇİLERİMİZE.

BİZLER BAŞTA BU SİTEYİ VE DAHA ÖNEMLİSİ BU FORUM SAYFASINI
GURBETÇİLERİMİZE ATİFEN HAZIRLADIK. MAKSADIMIZ SADECE FARKLI
MEMLEKETLERDE, ASLANIN AĞZINDAKİ LOKMAYI KAPMAK İÇİN
NAFAKALARINI KAZANMAYA ÇALIŞAN GURBETÇİLERİMİZİ BU HİZMET
ARACILIĞI İLE BİR NOKTADA BULUŞTURMA, TANIŞTIRMA,
KAYNAŞTIRMA VE HERKESİN KENDİ BİLGİLERİNİ TÜM
KULLANICILARIMIZLA PAYLAŞTIRMA AMACIYLA HAZIRLADIK.

ORDA BİR KÖY VAR UZAKTA,
O KÖY BİZİM KÖYÜMÜZDÜR,
GİTMESEKTE KALMASAKTA,
O KÖY BİZİM KÖYÜMÜZDÜR.


SLOGANIYLA YAPMIŞ OLDUĞUMUZ BU HİZMETİ GURBETTE YAŞAYAN
HİSARCIKLILARA ARMAĞAN EDİYORUZ. BİZLERİ BU ÇALIŞMALARIMIZDA
YALNIZ BIRAKMAYIN. BİZLER DE SİZLER GİBİ O KÖYÜN EVLATLARIYIZ
VE ELİMİZDEN GELEN BU HİZMETİ YİNE KÖYÜMÜZ İÇİN,KÖYLÜMÜZ İÇİN
YAPIYORUZ.

BURADA DAHA ÇOK GENÇLERE GÖREV DÜŞÜYOR. LÜTFEN ARKADAŞLAR;
BİZLER BİRER BİLİNÇLİ TÜRK GENCİ OLARAK BU VATANIN
EMANETÇİLERİ İSEK EN BAŞTA KÖYÜMÜZÜ KALKINDIRMALIYIZ Kİ
ÜLKEMİZE DE KATKIMIZ OLSUN. “BANA NE?” GİBİ DÜŞÜNCELERE SAHİP
OLANLAR BENLİĞİNİ YİTİRMİŞ, KÜLTÜRÜNÜ UNUTMUŞ
KİŞİLERDİR.BUNLARDAN NE ANA-BABASINA NE DE VATANINA BİR
FAYDALARI BEKLENİR. AMA HİSARCIK GENÇLİĞİ FARKLIDIR DİYORUM
BEN VE SİZLERDEN BU ÇALIŞMAMIZDA DESTEKLERİNİZİ BEKLİYORUZ.

UNUTMAYIN Kİ BİZLER HEP BURADA OLACAĞIZ,HEP HİSARCIKLA VE HEP
HİSARCIK HALKIYLA OLACAĞIZ.
SON SÖZ OLARAK www.hisarcikkoyu.com AİLESİ OLARAK TÜM
KÖYLÜLERİMİZİ BU FORUMDA BİR ARADA GÖRMEK İSTİYORUZ.BİRLİK
VE BERABERLİĞİN NASIL OLDUĞUNU KANITLAMAK İSTİYORUZ
HERKESE….
SAYGILARIMLA….
selam ve dua ile
 
 
 
 
 


Regaib Kandili etkinliği 10 gün önce gerçekleşti

Sen YoktunSultanım

 
Sen yoktun...
Hz Adem'deydi nurun
Önce cenneti,
Sonra yeryüzünü şereflendirdin.
Adem nuruna affedildi
Arafat bu affa şahitti.

Sen yoktun
Nuh'un gemisindeydi Nurun...
Dalgalar yeryüzünü boğarken
Toprağın bağrındaki su
Gökyüzüyle buluşurken
Ve bu bir ilahi azap derken,
Allah nurunu taşıdı binbir sebeble
Tufan,nurunu selamladı edeple...

Sen yoktun...
Hz.İsmail'in alnındaydı Nurun
İbrahimi bir dua yükseldi kimsesiz çöllerden
"Rabbimiz" dedi,
" Onlara kendi içlerinden
Senin ayetlerini okuyacak
Kitap ve hikmeti öğretecek onlara,
Onları temizleyecek bir elçi gönder ";
Amin dedi on sekiz bin alem
Nurunla aydınlanan minicik ellerini
Semaya kaldırarak
Amin dedi İsmail.
Hira Nur dağı amin diyerek ayağa kalktı
Medine'den adı Uhud olan bir amin yankılandı
Sevr dağında.

Sen yoktun Sultanım...
Hz.İsa Ahmed diye muştuladı seni
Alemlerin efendisi diye sana seslendi
" Artık ben sizinle çok söyleşmem "dedi havarilerine
Çünkü bu alemin reisi geliyor...
Bekleyin Ahmed geliyor
Kainata Rahmet geliyor...
Havarilerin yüzünü okşayan, ölüleri dirilten bir nefes oldun.
Ama sen yoktun.

Sen yoktun....
Hz.Abdullahın alnındaydı Nurun
Başı eğik gezerdi mazlum
Put eyle göklerden seni sorardı
Varaka seni arardı sema'da
Anneler kız çocuklarını hep ağlayarak sevdiler.
Ağlayarak süslediler ölüme!...
Ağlayarak “hadi dayına gidiyorsun” dediler.

Sen yoktun Sultanım...
Canlı canlı toprağa gömülmenin adı idi dayıya gitmek,
Anne yüreğinin çıldırtan çaresizliği idi,
Ve yavrusunun ölüme gidişini seyretmesiydi.
En son çocuk atılırken çukura,
Annesinin suretinde bir melek tuttu onu
Ve tebessüm ederek Hira Nur dağını gösterdi
Melekler süslüyordu Hira'yı,
Efendisine hazırlanıyordu Cebel-i Nur
Efendisine hazırlanıyordu Mekke
Alem, efendisine hazırlanıyordu.
Kainatın gözü Hz.Amine'deydi
Toprak yalvarıyordu Rabbine...
Gel diye ağlıyordu mazlumlar
Gözleri Sema'da
Ve bir gelişin vardı Ya Resülallah
Bir inişin vardı yeryüzüne
Ve cebrail ardında yalın kılıç melekler
Bir inişin vardı yeryüzüne
Yetimler en huzurlu geceyi geçirdiler belki de...doya doya.
Sonra bir sessizlik kapladı seher vaktini
Herşey sus pus olmuştu.
Hadi diyordu yıldızlar, hadi diyordu Ay,
Kainat bir isim duymak istiyordu
Ve bir ses yükseldi Amine’nin evinden
Muhammed...
Karanlıklar aydınlığa bıraktı yerini
Muhammed...
Seni yaratan Allah'a kurbanız Ey Dürr-i Yekta...
Sana O adı veren Rahman’a kurbanız.

Artık sen vardın...
Susuz topraklara rahmet indi seninle
Annenden sonra, anne Halime sevindi seninle
Yağmura mı ihtiyaç var?...
Kaldır şehadet parmağını...
Yağmuru salsın Allah
Sonra tut ağacın yaprağını
Köklerini çıkarttırıp yanında yürütsün Allah.
Yeter ki sen iste
Sen iste Ya Resülallah
Deki; ben kimim?...
Dağlar, taşlar dile gelsin...
Dilsiz çocuklar ellerinden tutup "ente resülallah" desin.
 
Sen vardın...
Bedir kârdı,
Uhud dardı,
Hendek yardı,
Yiğitlerin vardı.
Ölmek için yarışan yiğitlerin
Hele bir Enes'in vardı Ya Resülallah
Uhud'da öldüğünü duyunca arkadaşlarına;
" Niye burada oturuyorsunuz ? " diye sordu...
Onlarda ;" Allah'ın resül-ü öldürülmüş ! " deyince...
" Peki O öldükten sonra yaşayıp da ne yapacaksınız,
Kalkın ve O'nun gibi ölün." demişti.
Ve savaşın en yoğun olduğu yerde şehit düşmüştü.
Hem de ne şehit Ey Nebi...
Vücudu yaralardan tanınmaz halde idi
Kız kardeşi ancak parmaklarından tanıdı onu...
Musab bin Umeyer'in vardı senin...
Uhud'da sancağını taşıyan, öyle bir aşkla sana bağlıydı ki!...
Allah o gün meleklerini Musab'ın suretinde indirdi.
Ebu Hureyre'n vardı...
Acıkınca mescidin önünde durur
Sana bakardı, sen anlardın.
" Ya Ebahir!..gel " derdin.
Ve sen gittin...
Bir gidişle gittin.
Ardında hüznün kaldı,
Hasretin kaldı göklerde,
Bilal ezan okuyamaz oldu
Ne zaman teşebbüs etse
" Muhammed resülallah " demeye...
Dizinin üstine çöker kendinden geçerdi.
Sonra günler ay, aylar yıl oldu.
Asırlar oldu...
Sensizliğe açtık gözlerimizi
Ama sen bırakmazsın bizi!...

Sen varsın...
Ey şehitlerin Sultanı sen varsın
Bir şehit bile ölmezken
Sana nasıl yok deriz.
Ebu Talip Şam'a giderken,
devesinin önüne geçip;
" Beni burada kime bırakıp da gidiyorsun " demiştin
" Ne anam var ne babam..."
Ebu Talip bırakmamıştı bu yüzden
Sensizliğin ızdırabı ile inleyen
Ümmetini kime bırakıp gidiyorsun Ya Resülallah
Bırakma bizi ki ; Allah " Sen onların içindeyken onlara azap edecek değiliz." buyuruyor.

Bırakma bizi !...
Hayatı seninle öğretti Rahman
Kulluğu seninle tanıdık
Duayı senden öğrendik sevgili,
Hz.Ömer umre için senden izin isteyince,
Kardeşcik dedin ona;
" Duanda bana da yer ayırır mısın ? "
Bizler Ömer değiliz ama bütün dualarımız senin için.

Ey Rabbimiz!...
Resülünü anışımızdan haberdar et...
O'na binler salat,binler selam...
Habibine Makam-ı Mahmud-u ver...
O'na Vesile-i lütfet...
O'nu Refik-i Ala'ya yükselt....
Bizi de affet...
O'nun hatırına affet...
Zatının hatırına affet...
Ne olur affet bizi...
Bizi affet....

yalan dünya

Türlü türlü meyve verir
Fani dünya, fani dünya
Ruha hak'tan nuru gelir
Fani dünya, fani dünya
Yaşam sınav, karmaşa ki
Karanlıkta koşan hani
Hayat fani, servet fani
Fani dünya, fani dünya
Sevgi denen nesne odur
Asıl sevgi Hak'ka olur
Fani sevgi bil ki sondur
Fani dünya, fani dünya
Allah adın zikreyleyen
Dört boyutu gözle gören
Allah için kulu seven
Fani dünya, fani dünya
Bugün varsın, yarın hiç yok
Komşun açken bak karnın tok
Şu bilgiyi kafana sok
Fani dünya, fani dünya
hz. mevlana dan özlü sözler
 
Sevgide güneş gibi ol,
dostluk ve kardeşlikte
akarsu gibi ol,
hataları örtmede gece gibi ol,
tevazuda toprak gibi ol,
öfkede ölü gibi ol,
her ne olursan ol,
ya olduğun gibi görün,
ya göründügün gibi ol.
Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok.
Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.

Eşekten şeker esirgenmez ama eşek
yaratılışı bakımından otu beğenir.

Dert, insanı yokluğa götüren rahvan attır.

Leş, bize göre rezildir ama, domuza,
köpeğe şekerdir, helvadır.

Kuzgun, bağda kuzgunca bağırır. Ama bülbül,
kuzgun bağırıyor diye güzelim sesini keser mi hiç?

Pisler, pisliklerini yapar ama
sular da temizlemeye çalışır.

Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür.
Selviyi hür bir halde yücelten,
kederi de sevinç haline sokabilir.

Nasıl olur da deniz, köpeğin agzından pislenir,
nasıl olur da güneş üflemekle söner?

Akıl padişahı kafesi kırdı mı,
kuşların her biri bir yöne uçar.

Tövbe bineği, şaşılacak bir binektir. Bir solukta
aşağılık dünyadan göğe sıçrayiverir.

Korkunç bir kurban bayramı olan kıyamet günü,
inananlara bayram günüdür, öküzlere ölüm günü.
Kim daha güzelse kıskançlığı daha fazla olur.
Kıskançlık ateşten meydana gelir.

Dünya tuzaktır. Yemi de istek.
İstek tuzaklarından kaçının.

Irmak suyunu tümden içmenin imkanı yok ama
susuzluğu giderecek kadar içmemenin de imkanı yok.

Gürzü kendine vur. Benliğini, varlığımı kır gitsin.
Çünkü bu ten gözü, kulağa tıkanmış pamuğa benzer.

Eşeğe, katır boncuğuyla inci birdir. Zaten o eşek,
inciyle denizin varlığından da şüphe eder.

Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu,
dinleyenin dinlemesinden, anlamaesından ileri gelir.

Oruç tutmak güçtür, çetindir ama
Allah'ın kulu kendisinden uzaklaştırmasından,
bir derde uğratmasından daha iyidir.

Birinin başına toprak saçsan başı yarılmaz.
Suyu başına döksen, başı kırılmaz.
Toprakla, suyla baş yarmak istiyorsan,
toprağı suya karıştırıp kerpiç yapman gerek.

Kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana,
içinde inci vardır.

Bilgi, sınırı olmayan bir denizdir.
Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır.

Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?

Bülbüllerin güzel sesleri beğenilir de bu yüzden kafes
çeker onları. Ama kuzgunla baykuşu kim kor kafese?

Meyve ekşi bile olsa, olmadıkça ona ham derler.

BAYRAK ŞİİRİ

Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü, Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü!
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.


Sana benim gözümle bakmayanın
mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun
yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
Gölgende bana da, bana da yer ver !
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.
Yurda ay yıldızın ışığı yeter.

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün.
Kızıllığında ısındık,
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün.
Gölgene sığındık.

Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;
Barışın güvercini, savaşın kartalı...
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yer yüzünde yer beğen !
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim !

 ARİF NİHAT ASYA


Kutlu Doğum Haftası etkinliği 76 gün önce gerçekleşti

Giresun