Nihayet Mescid-i Aksa'yı da yaktın ey yahudi
Asırlardır insanlığın ruhunu yaktığın gibi ey yahudi
Aya çıkarak göğe çıktığını sandın ey yahudi
Göğe çıktığına inanır inanmaz
Büyük Peygamberin göğe çıktığı yeri yaktın ey yahudi
Mescid-i Aksa'yı yaktın ey yahudi
Daha doğrusu yaktığını sandın ey yahudi
Senin yaktığın gökteki Mescid-i Aksanın ancak
gölgesidir ey yahudi
Senin yaktığın Mescid-i Aksanın ruhu değil,
Taş, toprak ve ağaçtan işaretidir ey yahudi
Ölüler gibi donmuş bizlere de
Belki Mescid-in ateşinden bir köz düşer de
Buzlarımız çözülür ey yahudi
Sen vaktiyle peygamberlere ihanet ettiğin gibi
Şimdi de
Onların en büyüğünün miraca çıkış noktasına
Göğe yükseliş noktasına ihanet ettin
Sen asıl kendi kurtuluşuna ihanet ettin
Mescid-i Aksanın ruhu yakılmaz
Yakılan ancak taş ve topraktır
Sen asıl kendini yaktın ey yahudi
Sen ancak kendi ruhunu ateşe attın
Cehennemleştirdin kendini ey yahudi
Kudüs'ü aldıktan sonra
Gazzede yapmadığın işkence kalmadıktan sonra
Demek Mescid-i Aksayı da yaktın ey yahudi
Utanmazlığını en son uca çıkardın
Tanrıdan çekinmediğini
İnançsızlığını
Kara yürekliliğini
Zulüm aşkını
Bir kere daha ilan ettin
Hakettiğin cezayı en şiddetli bir şekilde çekeceksin
ey yahudi
Sen kutsal Kudüs'ün ruhuna ihanet ettin
Peygamberlerin dediği bir kere daha olacaktır.
Sana haber verilen cezalar bir kere daha gelecektir
başına
Sen Süleyman Peygamberin ruhunu incittin ey yahudi
Davut Peygamberin ruhunu sarstın ey yahudi
Zebura ihanet ettin ey yahudi
Tevratın ve Zeburun
Musanın Davutun Süleymanın
Ve bütün kitapların ve bütün peygamberlerin
Gelmesini bekledikleri
Geleceğini haber verdikleri
Ve bütün kitapların ve bütün peygamberlerin
Evrene, insana, yere, göre ışık saçan
Büyük Peygamberin ayak bastığı yere
İmam olup bütün peygamberlere
Namaz kıldırdığı yere
İhanet ettin, aklınca hakaret ettin ey yahudi
Hakettiğin cezayı en şiddetli bir şekilde
çekeceksin ey yahudi
Büyük Peygamberin haber verdiği gibi
Sen cezanı çekerken
En vahşi taşların arkasına saklansan bile
Taşlar olduğun yeri haber verecek
Çünkü sen taşı bile yakacak kadar kinlisin ey yahudi
Sana hiç bir zarar vermemiş bir ümmet için
Sıkıştığın her sefer seni kurtaran
Seni koruyan
Acımasından ötürü senin kendisine sığınmanı
kabul eden
Kerim, cömert, mert bir ümmet için
İnsanlığın son ümidi bir ümmet için
En büyük kini duymaktasın
O fakir de olsa uludur
O mazlumdur
Sen onun ululuğunu ve mazlumluğunu, hakikat
taşıyıcılığını kıskanıyorsun ey yahudi
Bir gün gelecek azgınlığın sona erecektir
Kutsal Kudüs kurtulacak
Mescid-i Aksayı bu ümmet altından ve zebercetten
ve yakuttan
Yeniden yapabilecek bir kudrete erecektir
O gün Tanrının azabı senin için şiddetli olacaktır
Biz istesek bile seni ondan kurtaramıyacağız ey yahudi
Bize bu yapılanı yapan sen değilsin
Biz kendi cezamızı çekiyoruz
Sen de bir gün kendi cezanı çekeceksin ey yahudi
Sana yeryüzü lanet edecektir
Sana gökyüzü lanet edecektir ey yahudi
En kısa zamanda tövbe yolunu tutmazsan ey yahudi
Güneş yalarken alnımızı yeni yeni, duvarda bırakıp resmini, şehadete akıyorum. Yanıma boş silahımı alıp, seni ALLAHa bırakıyorum…
Daha yere düşmeden, ruhumu bırakmamışken, atılmak istiyorum, devirmek geliyor içimden tankları, eritmek istiyorum namluları, gücüm yetmiyor, kahrolayım Filistin’de zulüm hiç bitmiyor…
Annem anlatırdı hep; şehidin ilk kanıyla beraber günahları kaybolurmuş… “Anne! Burada bebekler bile kana boğulmuş…” ellerim, ellerim titriyor, gözümün önünden bir film geçiyor sanki; gözümün önünde bir tarih yazılıyor… daha ben yere düşmeden, üç çocuk nefessiz kalıyor, onların şehadetine diyet başka üçü hala çarpışıyor…
Filistin, Filistin kan ağlıyor… ben ağlıyorum, ellerim boşalıyor bir taş daha atamıyorum… kesiliyor makinelinin sesi, mermiler kalıyor havada, ya ben Filistin oluyorum, Filistin şahlanıyor ya da…
Cebimdeki mektubu açmayın, okumayın… dokunmayın kıyafetlerime; onlarla uğurlayın… üniforması leş kokanlerin pis kanına, saçlarımdan süzülen bir şehadet yollayın…
Rabbim Filistin senin, beden senin, can senin; şükür pişman değilim bıraktığım yar senin. Gözlerimden süzülen yaşlar Kevser ırmağı, ırmak cennetin Rabbim, bebekler Filistin’in…
Yar… gözlerinden süzülen şebnemleri sil artık, bir sevda bağlamıştık mahşerlere bıraktık. Bu dünya kaç zamanlık, bu dünya ne kadar ki, bir ömür bir gülüşüne yetmez ki, bir gece, bir gündüz, bir sema, bir çift gözün etmez ki… gözlerinden süzülen şebnemleri sil artık, doyamadım ben sana cennetlere bıraktık… doyamadım ben sana, ’a ısmarladık…
Acı yok, isyan yok, pişmanlık yok yazımda; kan damlıyor kalbimden Filistin ayazında, gözlerim ıslanmıyor, titremiyorum artık, bir tekbir ne de güzel bir çocuğun ağzında…
Filistin, Filistin kan ağlıyor… ben ağlıyorum, ellerim boşalıyor bir taş daha atamıyorum… kesiliyor makinelinin sesi, mermiler kalıyor havada, ya ben Filistin oluyorum, Filistin şahlanıyor ya da…
Ya Filistin şahlanıyor; zulüm eriyor ya da…
FİLİSTİNLİ BİR DUA !!!!
Filistinli bir duayım şimdi ben!
Nasıl yorgun nasılda çaresizim
Kana karışmış binlerce aminim
Filistinli bir duayım derbeder
Ellerim açılmış tek sahibime
Yedi cihan görür, susar halime!
Ne vakit hesap sorulur zalime
Filistinli bir duayım çaresiz
Meleklerin ayak sesi Bedir'den
Koşup gelse peygamber medine'den
Bu sessizlik çıkartacak çileden!
Filistinli bir duayım çaresiz!
Tükenmiş dizimde derman kalmamış!
Kimsede merhamet vicdan kalmamış
Kan damlıyor yüreğimden,tenimden
Yaramı saracak yaran kalmamış!
Filistinli bir duayım şimdi ben
Bilmem gücün yeter mi söylemeye
Üzerimde binlerce ebu Cehil
Binlerce serzeniş yetim, dilimde
Filistinli bir duayım çaresiz
Nefesim yetmiyor çığlık olmaya!
Evim,yurdum,ırzım daim ateşte
Peygamberin emaneti peşkeşte!
Kardeşim! ağlıyor seccadem hergün
Ağlıyor filistin ağlıyor kudüs
Miracı bekliyor mescidi aksa!
Ebubekir ağlıyor,Ömerler yasta!
Filistinli bir duayım şimdi ben!
Öylesine kutsal öyle mübarek!
İstersen diline şan eyle beni!
İster yüzüstü bırak! terk-i diyar et!
Benim kalacak her daim toprağım
Ben uğruna baş konmuş bir sevdayım!
Kılıcımda peygamberin şanı var!
Yenilmem ben! ben mescid-i aksayım
Filistinli bir duayım şimdi ben!
Yalnızca Rabbine erişen sesi
Öyle güçlüyümki yakarışımda
Direnişim ümidin serzenişi
Şimdi ben peygamberin emanetiyim sana!
Hep zulmü alkışlayan ellerini açsana!
Ben kan kokan toprağın en naçar yeminiyim!
Eyilmeyen başım ben! Ben miracım, müjdeyim!
Filistinli bir duayım şimdi ben!
Senin çaresizliğe terk ettiğin...
babasının kucağına sığınmış ürkek bir kuş
korkuyor göğün cehenneminden:
koru beni babacığım, yukarda uçuşanlardan
benim kanatlarım küçük, dayanmaz bu rüzgara
ve ışıklar kör
Muhammed,
eve dönmek istiyor sadece
bisiklet istemiyor,
istemiyor yeni bir gömlek
okul sırasına ulaşmak istiyor sadece
sarf ve nahiv defterine…
al beni babacığım, götür evimize
ödevimi yapayım
tamamlayım ömrümü yavaş yavaş
denizin kıyısında, hurmanın gölgesinde
daha fazlası değil, daha fazlası değil...
Muhammed,
bir orduyla karşı karşıya
ne taş var elinde ne de bir parça yıldız
duvara yazamaz artık:
“hürriyetim ölmez asla!”
artık yok ki hürriyeti savunsun onu
ufku da yok Pablo Picassoyu koruyacak
hala doğuyor, hala doğuyor
adın lanetini yüklenen bir adla
kaç kez doğacak daha aynı çocuklar
ülkeleri yok çocukluk hayalleri yok...
hoş hayal kursa bile nerde kuracak?
toprak yaralı…mabed de öyle!
Muhammed,
görüyor ölümün üstüne üstüne geldiğini
kaçış yok, lakin
televizyonda gördüğü bir sırtlanı hatırlıyor,
güçlü bir sırtlan, zayıf ceylanı kıstırmış ve tam
iyice yaklaşmışken süt kokusu geliyor burnuna
vazgeçiyor onu parçalamaktan
sanki süt, evcilleştiriyor çölün vahşetini
o halde kurtulacağım-diyor sabi-
ağlıyor: hayatım burada saklı
annemin sandığında. Kurtulacağım ve göreceğim...
Muhammed,
zavallı bir melek
soğukkanlı avcısının tüfeğinin iki adım ötesinde
kameralar gözetliyor sabinin hareketlerini
öyle ki gölgesiyle birleşiyor:
yüzü kuşluk gibi, apaçık
kabi elma gibi, apaçık
on parmağı mumlar gibi, apaçık
avcısı bu işi düşünebilirdi
yeniden ve diyebilirdi: "bırakayım hele gitsin
Filistine sağ salim
şimdi kulak vereyim vicdanıma
yarın yine öldürürüm nasılsa, direnince."
Muhammed,
küçük bir İsa, uyuyor ve düş görüyor
ikonanın kalbinde
bakırdan yapılmış
ve zeytin dalından
ve yeniden dirilmiş bir halkın ruhundan...
Muhammed,
ihtiyaç fazlası kan
peygamberlerin istediğinden, Yüksel
sidre-i munteha’ya
ya Muhammed
Ey Filistin’li kiz!
Senin feryadin tüm bedenimi sardi.
Vücudum diken diken oldu,
Ve titredim öyle bir titremeyle.
Nasil titremiyeyim ki,
Belki Ars’i Ala bile titredi.
Senin feryadina ve göz yasina,
Müslümanligindan utandi,
insanlar ve ben.
Çaresizligi yasiyorduk hep beraber,
Oturmakla zulüm kalkar saniyorduk.
Yillarca böyle uyutulduk,
Yahudiyi tanimiyorduk.
Çünkü Kur’an-i okumuyorduk,
Gerçegi göremiyorduk.
Ey feryadiyla ümmeti aglatan kiz!
Baba hasretiyle yanan,
Buna yillarca dayanan.
Tank ve tüfekle uyanan,
Çocuklugunu unutan.
Zulme meydan okuyan,
isgale karsi duran.
Onu siar yapan,
Her gün sehadete kosan.
Onu dügün sayan,
O askla yanan ve tutusan.
Davasi büyük olan,
Ölüme meydan okuyan.
Mermilere gögüs açan,
Her tarafa nur saçan.
Ümmete yol açan,
Topraga bereket katan.
Sikaki ve Yahya’ya kutsal bir davaya,
Mescid’i Aksa’ya.
Bunlar için savasmaya,
Yillarca dayanmaya.
Rahmana kavusmaya,
sereflice vurulmaya,
And içtin böyle bir sona.
Ey feryadiyla bizi uyandiran kiz!
Gözler aglamasada kalpler aglar,
Merhameti olan bunu anlar.
Sen bunu bize yasattin,
Yahudiye tas attin.
Bunu direnis yaptin,
Bikmadin usanmadin.
Yolundan geri kalmadin,
Agladin durdun,
Gözyaslarina boguldun.
Bazen Zekeriyya bazen Yahya oldun,
sehadete razi oldun.
Ama ihanetçi olmadin,
Davayi paraya satmadin.
Sehitleri sizlatmadin,
Kanini bosa akitmadin.
Peygambere hürmet yaptin.
Mescid’i Aksa’ya baktin,
Namaza hasret kaldin.
Özlem ve hasretle yandin,
Özgürlügü anladin.
Onun için vardin,
Ellerini açtin,
sehadete and içtin.
Yillarca böyle uyutulduk,
Yahudiyi tanimiyorduk.
Çünkü Kur’an-i okumuyorduk,
Gerçegi göremiyorduk.
Ey feryadiyla ümmeti aglatan kiz!
Baba hasretiyle yanan,
Buna yillarca dayanan.
Tank ve tüfekle uyanan,
Çocuklugunu unutan.
Zulme meydan okuyan,
isgale karsi duran.
Onu siar yapan,
Her gün sehadete kosan.
Onu dügün sayan,
O askla yanan ve tutusan.
Davasi büyük olan,
Ölüme meydan okuyan.
Mermilere gögüs açan,
Her tarafa nur saçan.
Ümmete yol açan,
Topraga bereket katan.
Sikaki ve Yahya’ya kutsal bir davaya,
Mescid’i Aksa’ya.
Bunlar için savasmaya,
Yillarca dayanmaya.
Rahmana kavusmaya,
sereflice vurulmaya,
And içtin böyle bir sona.
Ey feryadiyla bizi uyandiran kiz!
Gözler aglamasada kalpler aglar,
Merhameti olan bunu anlar.
Sen bunu bize yasattin,
Yahudiye tas attin.
Bunu direnis yaptin,
Bikmadin usanmadin.
Yolundan geri kalmadin,
Agladin durdun,
Gözyaslarina boguldun.
Bazen Zekeriyya bazen Yahya oldun,
sehadete razi oldun.
Ama ihanetçi olmadin,
Davayi paraya satmadin.
Sehitleri sizlatmadin,
Kanini bosa akitmadin.
Peygambere hürmet yaptin.
Mescid’i Aksa’ya baktin,
Namaza hasret kaldin.
Özlem ve hasretle yandin,
Özgürlügü anladin.
Onun için vardin,
Ellerini açtin,
sehadete and içtin.Ey Filistin’li kiz!
Senin feryadin tüm bedenimi sardi.
Vücudum diken diken oldu,
Ve titredim öyle bir titremeyle.
Nasil titremiyeyim ki,
Belki Ars’i Ala bile titredi.
Senin feryadina ve göz yasina,
Müslümanligindan utandi,
insanlar ve ben.
Çaresizligi yasiyorduk hep beraber,
Oturmakla zulüm kalkar saniyorduk
Allah Azze ve Celle
Zalimleri Kahhar ismiyle kahretsin...
Amin... Elfü, Elfü, Amin...
Ben Filistin'li Çocuk .. !!
Ben Filistinli çocuk…
Sizin yuvanız gibi sıcacık,
Benim de yuvam vardı ufacık.
Siz ne kadar şanslısınız!
Rüyalarınız bile şen, şakrak,
Ben ise rüyamdan bile ağlayarak,
Gece uykumun arasında,
Uyanıyorum korkarak!
Siz yaşadınız mı hiç?
Top mermileri arasında bağırarak,
Tankların altında ezilirken,
Korkuyla uykudan uyandığınızı,
Gördünüz mü hiç?
Gündüz böyle, gece böyle, rüyada böyle,
Hangisi gerçek, hangisi düş,
Bilmiyorum ben de.
Ben böyleyim işte,
Ben, Filistinli çocuk! …
Sımsıcak yuvalarınızda,
Anneniz, babanız, kardeşleriniz,
Neşeyle yaşıyorsunuz siz.
Ya ben? Ya ben nasılım? ...
Zindanlarda sürünen,
Haylini bile unuttuğum babam! ...
Kim bilir nerede? ...
Yaşıyor mu acaba?
Üzülüp ağladığım zaman,
Gelip başımı okşayan,
Göz yaşlarımı silen bir babam olsaydı! ...
Ama yok artık benim babam!
Çünkü ben, babası zindanlarda çürüyen,
Ona ağıtlar yakıp üzülen,
Filistinli çocuk! ...
Elinize bir diken batsa,
Bir yeriniz kesilse, kanasa,
Hele kolunuz, bacağınız kırılsa,
Canınız nasıl yanar! ...
Nasıl ağlarsınız değil mi acı acı! ...
Ya ben nasılım?
İşte ben buyum,
Ben, Filistinli çocuk!
Benim acılarımı ancak,
Ağaçlar, kuşlar kadar,
Duyabiliyor musun sen? ...
Nerde buzullar arasında sıkışıp kalan
Balinaları kurtarmaya çalışanlar? ...
Nerede petrole batan kuşlara,
Üzülüp ağıtlar yakanlar?
Nerede sokak köpeklerine acıyıp,
Onlara yardıma koşanlar? ....
Bir balina, bir kuş, bir köpek kadar,
Benim de değerim var.
Yıllardır dinmedi gözyaşım,
Ben hep ağlıyorum!
Göz yaşlarım bile kurudu,
Tıpkı çöller gibi!
Sen benim gözlerimden yaşların,
Aktığını mı sanıyorsun?
Senin gördüklerin gözyaşı değil,
Onlar, gözyaşı yerine akan,
Sizler gülüp oynayın,
Halay çekip türkü çağırın!
Balinalara yardıma koşun,
Petrole batan kuşları kurtarın!
Onlar için göz yaşı dökün!
Köpekleri kurtarın siz! ...
Belki de hiçbir zaman,
Artık olmayacak babam! ...
Keşke ben de sizler gibi,
Koşup "Baba! " diyebilseydim…
Kollarına atılıp, sarılsaydım boynuna,
Oyunlar oynasaydım onunla.
Bir kuş, bir köpek, bir balina kadar
Bana yardıma koşmayanlar!
Ben inlerken zulüm altında,
Ben ezilirken tanklarla,
Kollarım kırılırken taşlarla,
Herkes bana seyirci kalıyorsa,
Utansın bütün insanlık!
Utansın bütün dünya!
İsrailli askerler tarafından,
Kolları taşlarla kırılan,
Bacakları tekmeyle, dipcikle ezilen,
Feryadıma hayvanlar bile dayanamazken,
Herkes tarafından seyredilen,
Ben, Filistinli çocuk! ...
Damarlarımdan süzülüp gelen kan! ...
Ben kan akıtıyorum gözlerimden! ...
Ben kan ağlıyorum ciğerimden! ...
Yakında o da kuruyacak,
Tıpkı göz yaşlarımın kuruduğu gibi!
Çünkü ben olmayacağım artık! ..
İlaç olsa içme düşman tasından
Sakın taş attırma dost arkasından
Kim ikiyüzlüyse tut yakasından
Bir yüzüne bir de canına tükür.
Millet parasından verdirme parsa;
Edirne'den Van'a, Muğla'dan Kars'a
Nerede sahte bir kahraman varsa
Bir resmine bir de şanına tükür.
Abdurrahim Karakoç
(vasiyet şiirinden)
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
GAZZE YANIYOR... DÜNYA SUSUYOR... SEN SUSMA...
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~




















































_JPG.jpg)




























