HİSARCIK

>>>HİSARCIK GENÇLİĞİ<<<

 

HİSARCIK

                                 
 
                                  hsarcikky.forumup.com

 

 

 

 

 

 

 

 

HUZUR İSLAMDADIR

KÖYÜMÜZ

HİSARCIK


KİMSE SEVMESEDE BEN KÖYÜMÜ SEVİYORUM ARKADAŞ. O KADAR
GURBETTE OLAN İNSANIMIZ VAR TABİ Kİ RIZIKLARI İÇİN GURBET
ELLERE GİTMEK ZORUNDA KALDILAR AMA GERİDE UNUTMAMALARI
GEREKEN BİR KÖYLERİ OLDUĞUNU HATIRLATMAK İSTEDİM O
GURBETÇİLERİMİZE.

BİZLER BAŞTA BU SİTEYİ VE DAHA ÖNEMLİSİ BU FORUM SAYFASINI
GURBETÇİLERİMİZE ATİFEN HAZIRLADIK. MAKSADIMIZ SADECE FARKLI
MEMLEKETLERDE, ASLANIN AĞZINDAKİ LOKMAYI KAPMAK İÇİN
NAFAKALARINI KAZANMAYA ÇALIŞAN GURBETÇİLERİMİZİ BU HİZMET
ARACILIĞI İLE BİR NOKTADA BULUŞTURMA, TANIŞTIRMA,
KAYNAŞTIRMA VE HERKESİN KENDİ BİLGİLERİNİ TÜM
KULLANICILARIMIZLA PAYLAŞTIRMA AMACIYLA HAZIRLADIK.

ORDA BİR KÖY VAR UZAKTA,
O KÖY BİZİM KÖYÜMÜZDÜR,
GİTMESEKTE KALMASAKTA,
O KÖY BİZİM KÖYÜMÜZDÜR.


SLOGANIYLA YAPMIŞ OLDUĞUMUZ BU HİZMETİ GURBETTE YAŞAYAN
HİSARCIKLILARA ARMAĞAN EDİYORUZ. BİZLERİ BU ÇALIŞMALARIMIZDA
YALNIZ BIRAKMAYIN. BİZLER DE SİZLER GİBİ O KÖYÜN EVLATLARIYIZ
VE ELİMİZDEN GELEN BU HİZMETİ YİNE KÖYÜMÜZ İÇİN,KÖYLÜMÜZ İÇİN
YAPIYORUZ.

BURADA DAHA ÇOK GENÇLERE GÖREV DÜŞÜYOR. LÜTFEN ARKADAŞLAR;
BİZLER BİRER BİLİNÇLİ TÜRK GENCİ OLARAK BU VATANIN
EMANETÇİLERİ İSEK EN BAŞTA KÖYÜMÜZÜ KALKINDIRMALIYIZ Kİ
ÜLKEMİZE DE KATKIMIZ OLSUN. “BANA NE?” GİBİ DÜŞÜNCELERE SAHİP
OLANLAR BENLİĞİNİ YİTİRMİŞ, KÜLTÜRÜNÜ UNUTMUŞ
KİŞİLERDİR.BUNLARDAN NE ANA-BABASINA NE DE VATANINA BİR
FAYDALARI BEKLENİR. AMA HİSARCIK GENÇLİĞİ FARKLIDIR DİYORUM
BEN VE SİZLERDEN BU ÇALIŞMAMIZDA DESTEKLERİNİZİ BEKLİYORUZ.

UNUTMAYIN Kİ BİZLER HEP BURADA OLACAĞIZ,HEP HİSARCIKLA VE HEP
HİSARCIK HALKIYLA OLACAĞIZ.
SON SÖZ OLARAK www.hisarcikkoyu.com AİLESİ OLARAK TÜM
KÖYLÜLERİMİZİ BU FORUMDA BİR ARADA GÖRMEK İSTİYORUZ.BİRLİK
VE BERABERLİĞİN NASIL OLDUĞUNU KANITLAMAK İSTİYORUZ
HERKESE….
SAYGILARIMLA….
selam ve dua ile
 
 
 
 
 


Regaib Kandili etkinliği 142 gün önce gerçekleşti

Sen YoktunSultanım

 
Sen yoktun...
Hz Adem'deydi nurun
Önce cenneti,
Sonra yeryüzünü şereflendirdin.
Adem nuruna affedildi
Arafat bu affa şahitti.

Sen yoktun
Nuh'un gemisindeydi Nurun...
Dalgalar yeryüzünü boğarken
Toprağın bağrındaki su
Gökyüzüyle buluşurken
Ve bu bir ilahi azap derken,
Allah nurunu taşıdı binbir sebeble
Tufan,nurunu selamladı edeple...

Sen yoktun...
Hz.İsmail'in alnındaydı Nurun
İbrahimi bir dua yükseldi kimsesiz çöllerden
"Rabbimiz" dedi,
" Onlara kendi içlerinden
Senin ayetlerini okuyacak
Kitap ve hikmeti öğretecek onlara,
Onları temizleyecek bir elçi gönder ";
Amin dedi on sekiz bin alem
Nurunla aydınlanan minicik ellerini
Semaya kaldırarak
Amin dedi İsmail.
Hira Nur dağı amin diyerek ayağa kalktı
Medine'den adı Uhud olan bir amin yankılandı
Sevr dağında.

Sen yoktun Sultanım...
Hz.İsa Ahmed diye muştuladı seni
Alemlerin efendisi diye sana seslendi
" Artık ben sizinle çok söyleşmem "dedi havarilerine
Çünkü bu alemin reisi geliyor...
Bekleyin Ahmed geliyor
Kainata Rahmet geliyor...
Havarilerin yüzünü okşayan, ölüleri dirilten bir nefes oldun.
Ama sen yoktun.

Sen yoktun....
Hz.Abdullahın alnındaydı Nurun
Başı eğik gezerdi mazlum
Put eyle göklerden seni sorardı
Varaka seni arardı sema'da
Anneler kız çocuklarını hep ağlayarak sevdiler.
Ağlayarak süslediler ölüme!...
Ağlayarak “hadi dayına gidiyorsun” dediler.

Sen yoktun Sultanım...
Canlı canlı toprağa gömülmenin adı idi dayıya gitmek,
Anne yüreğinin çıldırtan çaresizliği idi,
Ve yavrusunun ölüme gidişini seyretmesiydi.
En son çocuk atılırken çukura,
Annesinin suretinde bir melek tuttu onu
Ve tebessüm ederek Hira Nur dağını gösterdi
Melekler süslüyordu Hira'yı,
Efendisine hazırlanıyordu Cebel-i Nur
Efendisine hazırlanıyordu Mekke
Alem, efendisine hazırlanıyordu.
Kainatın gözü Hz.Amine'deydi
Toprak yalvarıyordu Rabbine...
Gel diye ağlıyordu mazlumlar
Gözleri Sema'da
Ve bir gelişin vardı Ya Resülallah
Bir inişin vardı yeryüzüne
Ve cebrail ardında yalın kılıç melekler
Bir inişin vardı yeryüzüne
Yetimler en huzurlu geceyi geçirdiler belki de...doya doya.
Sonra bir sessizlik kapladı seher vaktini
Herşey sus pus olmuştu.
Hadi diyordu yıldızlar, hadi diyordu Ay,
Kainat bir isim duymak istiyordu
Ve bir ses yükseldi Amine’nin evinden
Muhammed...
Karanlıklar aydınlığa bıraktı yerini
Muhammed...
Seni yaratan Allah'a kurbanız Ey Dürr-i Yekta...
Sana O adı veren Rahman’a kurbanız.

Artık sen vardın...
Susuz topraklara rahmet indi seninle
Annenden sonra, anne Halime sevindi seninle
Yağmura mı ihtiyaç var?...
Kaldır şehadet parmağını...
Yağmuru salsın Allah
Sonra tut ağacın yaprağını
Köklerini çıkarttırıp yanında yürütsün Allah.
Yeter ki sen iste
Sen iste Ya Resülallah
Deki; ben kimim?...
Dağlar, taşlar dile gelsin...
Dilsiz çocuklar ellerinden tutup "ente resülallah" desin.
 
Sen vardın...
Bedir kârdı,
Uhud dardı,
Hendek yardı,
Yiğitlerin vardı.
Ölmek için yarışan yiğitlerin
Hele bir Enes'in vardı Ya Resülallah
Uhud'da öldüğünü duyunca arkadaşlarına;
" Niye burada oturuyorsunuz ? " diye sordu...
Onlarda ;" Allah'ın resül-ü öldürülmüş ! " deyince...
" Peki O öldükten sonra yaşayıp da ne yapacaksınız,
Kalkın ve O'nun gibi ölün." demişti.
Ve savaşın en yoğun olduğu yerde şehit düşmüştü.
Hem de ne şehit Ey Nebi...
Vücudu yaralardan tanınmaz halde idi
Kız kardeşi ancak parmaklarından tanıdı onu...
Musab bin Umeyer'in vardı senin...
Uhud'da sancağını taşıyan, öyle bir aşkla sana bağlıydı ki!...
Allah o gün meleklerini Musab'ın suretinde indirdi.
Ebu Hureyre'n vardı...
Acıkınca mescidin önünde durur
Sana bakardı, sen anlardın.
" Ya Ebahir!..gel " derdin.
Ve sen gittin...
Bir gidişle gittin.
Ardında hüznün kaldı,
Hasretin kaldı göklerde,
Bilal ezan okuyamaz oldu
Ne zaman teşebbüs etse
" Muhammed resülallah " demeye...
Dizinin üstine çöker kendinden geçerdi.
Sonra günler ay, aylar yıl oldu.
Asırlar oldu...
Sensizliğe açtık gözlerimizi
Ama sen bırakmazsın bizi!...

Sen varsın...
Ey şehitlerin Sultanı sen varsın
Bir şehit bile ölmezken
Sana nasıl yok deriz.
Ebu Talip Şam'a giderken,
devesinin önüne geçip;
" Beni burada kime bırakıp da gidiyorsun " demiştin
" Ne anam var ne babam..."
Ebu Talip bırakmamıştı bu yüzden
Sensizliğin ızdırabı ile inleyen
Ümmetini kime bırakıp gidiyorsun Ya Resülallah
Bırakma bizi ki ; Allah " Sen onların içindeyken onlara azap edecek değiliz." buyuruyor.

Bırakma bizi !...
Hayatı seninle öğretti Rahman
Kulluğu seninle tanıdık
Duayı senden öğrendik sevgili,
Hz.Ömer umre için senden izin isteyince,
Kardeşcik dedin ona;
" Duanda bana da yer ayırır mısın ? "
Bizler Ömer değiliz ama bütün dualarımız senin için.

Ey Rabbimiz!...
Resülünü anışımızdan haberdar et...
O'na binler salat,binler selam...
Habibine Makam-ı Mahmud-u ver...
O'na Vesile-i lütfet...
O'nu Refik-i Ala'ya yükselt....
Bizi de affet...
O'nun hatırına affet...
Zatının hatırına affet...
Ne olur affet bizi...
Bizi affet....

yalan dünya

Türlü türlü meyve verir
Fani dünya, fani dünya
Ruha hak'tan nuru gelir
Fani dünya, fani dünya
Yaşam sınav, karmaşa ki
Karanlıkta koşan hani
Hayat fani, servet fani
Fani dünya, fani dünya
Sevgi denen nesne odur
Asıl sevgi Hak'ka olur
Fani sevgi bil ki sondur
Fani dünya, fani dünya
Allah adın zikreyleyen
Dört boyutu gözle gören
Allah için kulu seven
Fani dünya, fani dünya
Bugün varsın, yarın hiç yok
Komşun açken bak karnın tok
Şu bilgiyi kafana sok
Fani dünya, fani dünya
hz. mevlana dan özlü sözler
 
Sevgide güneş gibi ol,
dostluk ve kardeşlikte
akarsu gibi ol,
hataları örtmede gece gibi ol,
tevazuda toprak gibi ol,
öfkede ölü gibi ol,
her ne olursan ol,
ya olduğun gibi görün,
ya göründügün gibi ol.
Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok.
Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.

Eşekten şeker esirgenmez ama eşek
yaratılışı bakımından otu beğenir.

Dert, insanı yokluğa götüren rahvan attır.

Leş, bize göre rezildir ama, domuza,
köpeğe şekerdir, helvadır.

Kuzgun, bağda kuzgunca bağırır. Ama bülbül,
kuzgun bağırıyor diye güzelim sesini keser mi hiç?

Pisler, pisliklerini yapar ama
sular da temizlemeye çalışır.

Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür.
Selviyi hür bir halde yücelten,
kederi de sevinç haline sokabilir.

Nasıl olur da deniz, köpeğin agzından pislenir,
nasıl olur da güneş üflemekle söner?

Akıl padişahı kafesi kırdı mı,
kuşların her biri bir yöne uçar.

Tövbe bineği, şaşılacak bir binektir. Bir solukta
aşağılık dünyadan göğe sıçrayiverir.

Korkunç bir kurban bayramı olan kıyamet günü,
inananlara bayram günüdür, öküzlere ölüm günü.
Kim daha güzelse kıskançlığı daha fazla olur.
Kıskançlık ateşten meydana gelir.

Dünya tuzaktır. Yemi de istek.
İstek tuzaklarından kaçının.

Irmak suyunu tümden içmenin imkanı yok ama
susuzluğu giderecek kadar içmemenin de imkanı yok.

Gürzü kendine vur. Benliğini, varlığımı kır gitsin.
Çünkü bu ten gözü, kulağa tıkanmış pamuğa benzer.

Eşeğe, katır boncuğuyla inci birdir. Zaten o eşek,
inciyle denizin varlığından da şüphe eder.

Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu,
dinleyenin dinlemesinden, anlamaesından ileri gelir.

Oruç tutmak güçtür, çetindir ama
Allah'ın kulu kendisinden uzaklaştırmasından,
bir derde uğratmasından daha iyidir.

Birinin başına toprak saçsan başı yarılmaz.
Suyu başına döksen, başı kırılmaz.
Toprakla, suyla baş yarmak istiyorsan,
toprağı suya karıştırıp kerpiç yapman gerek.

Kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana,
içinde inci vardır.

Bilgi, sınırı olmayan bir denizdir.
Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır.

Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?

Bülbüllerin güzel sesleri beğenilir de bu yüzden kafes
çeker onları. Ama kuzgunla baykuşu kim kor kafese?

Meyve ekşi bile olsa, olmadıkça ona ham derler.

BAYRAK ŞİİRİ

Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü, Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü!
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.


Sana benim gözümle bakmayanın
mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun
yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
Gölgende bana da, bana da yer ver !
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.
Yurda ay yıldızın ışığı yeter.

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün.
Kızıllığında ısındık,
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün.
Gölgene sığındık.

Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;
Barışın güvercini, savaşın kartalı...
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yer yüzünde yer beğen !
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim !

 ARİF NİHAT ASYA


Kutlu Doğum Haftası etkinliği 208 gün önce gerçekleşti

Giresun