HEY OKURLARINDAN... Bizim yaşadığımız seksenli yılların popüler bir gençlik ve müzik dergisiydi ve oldukça sürükleyiciydi...Yabancı müzik dinlemenin tadına bu dergiyle varmıştık..... Satır satır okurduk evet.Birçok yazılarımızı Hulusi abi yayınladı o dönemlerde sağolsun... Hulusi Tunca yönetiminde zamanin efsane Hey Dergisi. Blue Jean çikinca papucu dama atilmisti. Bir süre sonrada adi Hey Girl olarak degismisti. Günümüzün önemli müzik yazarlarindan Kanat Akkaya ve Tolga Akyildiz gibi isimlerin yazi yazmaya basladigi müzik dergisidir. Bende amatör sayfalarinda bisiiler çizmisimdir. Michael Jackson'li kapakli sayilari hala elimde durur. Neden saklarim hala? Onu da bilmem.. Keske saklasaymisim dergilerimi
Bu arada Hey dergisi varken ayni ekip bir de GIRL dergisi çikardi. Blue Jean çiktiktan sonra hey taklitçilige devam etti. (Alman Bravo dergisinin tabii.) Ayrica Blue Jean aktif bir sekilde girince toparlanamadilar. Önce 15 günde bir çikmaya basladi. Sonra aylik oldu. Sonra da GIRL ile birlestirip adina HeyGIRL dedikleri bir dergi çikarmaya basladilar. Böylece Hey efsanesi de bitmis oldu. Nena'yi Hey dergisi ile tanidim. Sandra, Modern Talking, Falco, Duran Duran, Culture Club, Rick Springfield, Bruce Springsteen'i ve aklima gelmeyen digerlerini. Bayide 1 gün gecikse o 1 gün tam 1 ay kadar uzun gelirdi. Param olmadigi zamanlar çalacak kadar bagimliydim. (Bu bir itiraftir.) Bu arada Hey dergisi ile ilgili ilginç bir hatirami anlatmak isterim. Zamanin iletisim araci mektup ve dogal olarak bol bol mektup yaziyoruz dergiye. Gurbetçi arkadaslarimizin getirdigi yabanci dergilerin verdigi çikartmalar bizim için çok degerli o zamanlar. Bir kenarinda BRAVO vs. yazan pul kadar, ama kaliteli ve çok güzel çikartmalar. Her yazdigimda da "neden dergini yaninda etiket vermiyorsunuz?" diye sorardim. Herkes benim gibi yazmis olmali ki sonunda dergide bir haber çikti. Haftaya "herkese etiket veriyoruz" diye. Haftayi sabirsizlik ve merakla bekledim. Sonunda bayideki dergiyi kapip içini açmam bir oldu. Ama o ne! Nasil hayal kirikligina ugradim bilemezsiniz. Çünkü derginin içinden çika çika etiket çikti. Bildigimiz, defterlere-kitaplara yapistirip üzerine isim, soyisim, sinif, okul vs yazdigimiz, bildigimiz etiket. "E, zaten etiket istiyordun. Ne çikmasi gerekiyordu?" dediniz. Haklisiniz. Adina "çikartma" denen mereti "etiket istiyoruz" diye ne istedigini bilmeden istersen olacagi budur. Hey bizim dergimizdi.. bizim dönemimizin yani.. o yillarda hatirladigim tek ve ilk gençlik dergisiydi.. cember 80lerin en iyi gençlik ve eglence dergisi resmen eglenmisler yaw o kusaktakiler... Hey girl dergisinin yukardaki hey dergisinin devami oldugunu simdi ögrendim.Hiç almadim bu hey dergisinden ama kuzenimin dergilerini okurdum bazen....ama hey girl dergisini almistim bisüre.. Hey dergisi döneminin en iyi müzik dergisi olmustur...Sadece türk-pop degil,bati müzigi ve listebasi parçalari,en yüksek oy alan sarkicilari bulmak mümkündü...Genel yayin müdürü Dogan Sener,hey dergisinin varolmasinda büyük emegi vardir...Sadece tüm sayilari Dogan Sener'de mevcuttur... degisik evrelerden geçmis bir dergi hey.ben küçük bir çocukkende alinirdi eve çünkü müzik ile ilgili benim o sirada bildigim tek dergi idi.hafif bati müzigine yerli yabançi ayrimi yapmadan yer verirdi.sonra 80'lerin basinda bu sefer yükselen deger arabeks'e kapilarini açti.benim devamli okumaya basladigim 80'lerin ikinçi yarisinda bu seferde hiç utanmadan bir zamanlar üstlerinden tiraj yaptiklari bu türü ve sanatcilarini alaya almaya basladilar.saman kagidina basildigi için bizler kuse blue jean dergisinin çikacagini duyunca sevinçten titremistik.blue jean kuse ile tanistirinca bizi bu sefer hey dergisininde orta sayfalar hariçinde diger sayfalari kuse olmustu. Hey Dergisi her yıl geleneksel "Yılın Müzik Oskarları" yarışması düzenlerdi.. Sonuçlar Halk Oylaması ve Seçici Kurul Oylaması şeklinde iki aşamada belirlenirdi.. Okuyucular oylarını mektupla gönderirlerdi..
1978 yılı Hey Dergisi geleneksel "Yılın Müzik Oskarları" yarışması sonuçları : 1978 Yılının Kadın Sanatçıları : 1 – Ajda Pekkan / 6.841 oy 2 - Sezen Aksu / 6.175 oy 3 - Nükhet Duru / 4.895 oy 4 - Seyyal Taner / 2.027 oy 5 - Nil Burak / 1.866 oy 6 - Yeliz / 1.320 oy 7 - Nilüfer / 1.245 oy 8 - Gülistan Okan / 986 oy 9 - Asu Maralman / 943 oy 10- Işıl Yücesoy / 805 oy 1978 Yılının Erkek Sanatçıları 1– Ersan Erdura / 7.435 oy 2- Erol Evgin / 6.985 oy 3- İlhan İrem / 3.297 oy 4- Atilla Atasoy / 2.570 oy 5- Edip Akbayram / 2.164 oy 6- Cem Karaca / 1.970 oy 7- Barış Manço / 1.912 oy 8- Tanju Okan / 1.085 oy 9- Alpay / 982 oy 10- Selçuk Ural / 791 oy 1960 dogumluyum.ortaokul 3. sınıftayken sanırım 1973/74 yılları bir abinin elinde gördügüm hey dergisini bende almaya başladım.tiryakisi olmuştum hafta boyu elimden düşmezdi heyin her sayısını adeta ezberliyordum. sanatçıları şarkı isimlerini hangi plagın hangi şirketde çıktıgını ve sanatçılar hakkında özel bilgileri hep heyden ögrenirdim. dış kapaklar kuşe olurdu.boyut ebatı tam istedigim gibiydi.en arkada bastır viking maceraları çizgi roman vardı. okuyucu mektuplarına yer verilirdi. heyde birçok yazılarım küçük ilanlarım çıkmıştı.hey o yıllardaki şarkıları bana ezberletti onun için 70 li yıllar şarkılarına bayılırım alır götürürler beni. gençlik sorunlarımı heye yazar ilgili köşede cevap verirlerdi. bir keresinde sivilce şikayetimi yazmıştım ve boy uzatıcı ilaç varmı demiştim. hey dergisine o kadar alışmıştım ki askerdeyken bile almaya devam ettim ve biriktirdim. ah benim deli kafam askerden terhis olunca o sevinçle biriktirdigim dergileri memlekete getirmeme ragmen kaybettim. o dergiler için neler vermezdim şimdi. hey dergisi için söyleyecegim çok şey var ama toparlayamıyorum. son yıllarda kuşe kagıda basılı posterlerde vermişti. ömrümde hey dergisinden daha bir güzel dergi beni etkileyecek anılarıma yerleşecek bir dergi olmaz kanaatindeyim. hey dergisi anılarıyla yaşam buluyorum dünyada desem kendimce abartmiş olmam ...... " x çok uzun yıllar oldu,hala zaman zaman bayilere bakar ararım,acaba diye! "...müthiş arşivsel değer taşır hey dergileri. ilk yayınlanış yılları sanıldığı gibi 80'ler değil, 70'lerin başıdır. hatta -kapağı karşımda durduğundan biliyorum-; üçüncü sayısının çıkış tarihi 1971'dir. bu yıllarda bu topraklarda soft machine'den, stones'dan, daha birçoğundan bahsetmek bir devrimdi elbette. günümüzde çok daha ileri boyutta bu misyonu sürdüren roll dergisinin 70'lerde ve 80'lerdeki hali de diyebiliriz "hey" için." x "bir ara da hey dergisi modern talkinng in gerçek boyutlardaki posterini birkaç haftada parça parça vermişti. hala o posteri saklarım..." x 90 lık boş kasetlere sevdiğim pop parçalarından, kayıt yaptırmak için hey dergisinin yapmış olduğu listelerden yararlanırdım. "haftalik cikardi..bi arkadasim parca parca gercek boyutlarda a-ha posteri olusturmustu..ben de cok alirdim... x "ilk aldığımdan itibaren hiçbir sayısını kaçırmadım.çok beğeniyordum dergiyi.sevdiğim birçok ünlüyü bu dergi sayesinde daha yakından tanıdım.heyeca ile okuyordum.herkeze tavsiye ettim.çünkü banada bir arkadaşım tavsiye etmişti." "hulusi tunca doneminde: the smiths'in en disli rakibi olarak the housemartins'i lanse etmis (sarkicilarin ses benzerligi yuzunden herhalde**), chris de burgh'un elektronik muzige savas actigini duyurmus*, boy george'un son rezaletlerini turk halkina yetistirmis vs vs bir dergiydi. en guzeli, andy taylor duran duran'dan ayrilinca ikinci sayfada herifin ev telefonunu vermek suretiyle baslayan "haydi gencler, arayalim aralarini yapalim" kampanyasi - ben* de cevirmistim numarayi, dusmemisti herhalde, ne diyecektim ki, "bir dakika endi, annemi veriyorum". "70'lerin basinda dogan sener yonetiminde cikmaya baslamis turkiye'de turunun ilk ornegi genclik, muzik dergisi. milliyet grubuna bagli idi. ilk turkce pop listeleri, yabanci muzik listeleri bu dergide cikmisti. ben 80'lerin ortalarindan sonlarina kadarki hulusi tunca'li doneme yetisebildim. o zamanlar fena halde eurotrash, synth pop olaylarina takmis, alman bravo dergisinin bir kopyasi haline gelmisti yabanci muzik acisindan.. x "hakkaten de hey deyince seksenler ve hulusi tunca gelir 20'li yaşların ikinci yarısını yaşayan bizim jenerasyon için... x Barış Manço - Hey Dergisi x "hey dergisinin ilk sayısını aldığım gün 1984 senesinin ekim ayıydı yanlış hatırlamıyorsam.kapağında michael jackson vardı.iç sayfalarda o zamanın a.b.d. başkanı ronald reagan la çekilmiş resmi vardı.ve ben michael jackson ı orada tanıdım.çok kaliteli bir dergiydi.uzun yıllar aldım.sonra tarzını değiştirdi ve bıraktım.eski sayıları da uzun zaman elimde tuttuktan sonra attım.o kadar pişmanım ki.ama son pişmanlık fayda etmez derler.bu arada sn.cengiz kadıköy de postanenin karşısında kadıköy iş merkezinin alt katında aradığını bulabilirsin.birde yine kadıköyde nezih kitebevinin yanında migros var.orası kilise sokağı olarak da adlandırılır.büyük bir ihtimalle biliyorsundur.migrosun karşısında bir sokak vardır.o sokakta solda bir sahaf vardır.bir de oraya bakmanı tavsiye ederim.kolay gelsin." hey dergisi deyince aklıma gelenler;
*hey dergisi sayesinde tanıştığımız bir sürü mektup arkadaşlarımızın olması. *odamın tüm duvarlarını duvar kağıdı gibi saran posterleri *neden bilmiyorum ama yurdaşen doğulu ile ilgili yazılan ve beni çok etkileyen bir yazı. *yabancı müzik dinleme alışkanlığı ve sevgisini edindiğim en önemli kaynak *posterlerin dışında verdiği şarkıcılara ait kartpostallar *bu kartpostaları bayramlarda arkadaşlara bayram kartı olarak yollama keyfi *ve tabiki şu anda hey dergisi dendiğinde o yıllara dönüp ilk aşkları hatırlatan yıllar ve yüzüdeki kocaman bir tebessüm... Aşağı yukarı 10 yıl takip ettim.
Anadolu'da müzikle ilgili hiçbir kaynağın olmadığı bir yerde ilaç gibiydi Hey dergisi. Yurt dışından tanıdıkların getirdiği Bravo dergisindeki resimlerin aynılarını görsem de benim gibiler için bulunmaz bir nimetti. Nena, Sandra, C.C.Catch, Kim Wilde, Falco, Laura Branigan, Bruce Springsteen, Rick Springfield, Duran Duran, A-Ha, Modern Talkling, Nik Kershaw, David Bowie, Whitney Houston, Madonna, Michael Jackson, Led Zeppelin, Pink Floyd, Bee gees, Paul Young ... yazdıkça yazasım geliyor. Hey dergisi sayesinde İngilizce konumasını öğrenemesem de okumasını öğrendim. Okulda Almancama çok büyük faydası oldu. Bir-kaç tane mektup arkadaşım oldu. Her konuda yazabileceğimiz bir okuyucu köşemiz vardı. Maalesef son dönemine yetiştiğimi bilmiyordum. Blue Jean dergisi çıktıktan sonra Blue Jean'ın hızına yetişemedi Hey Dergisi. Gençliğin değişmekte olduğunu geç de olsa farkettiler; ama iş işten geçmişti. 1993'te askere gittim ve döndüğümde soğuk bir dergiyle karşılaştım. Genç kızlar için çıkan Girl dergisi ile birleşti Hey-Girl oldu, yine tutmadı. Ardından silindi gitti; bize de hatıraları kaldı. Bu sahaflardan bulup kurtardığım bir derginin kapağı değil..
İşte, "70’li Yıllar - Bir Best Offf Çeksem" alt başlığını taşıyan bu kitabın hazırlanma öyküsü böyle başlamış. Okuyucusu ve henüz lise öğrencisiyken Hey'de gazetecilik hayatına başlayan ve giderek başarısıyla derginin “yıldızı” olan Hulusi Tunca'nın 4. kitabı bu.. Bugünlerde okumaya başladım ve hem sizlere kitaptan bahsetmek, hem de sevgili Tuğçe'nin sorusunu -geç de olsa- yanıtlamak istedim. Diyordu ki Tuğçe, en yakınınızdaki kitabı alın, 187. sayfayı açın ve ilk cümleyi yazın. Ben konu bütünlüğü olsun diye ilk cümleleri aktarmak istedim. İlk cümleler şöyle: “Jacobson “Ölümden Sonra Hayat” adlı eserinde ‘Ölüm son mudur yoksa başlangıç mı?’ sorusunun cevabını aydınlığa çıkarmaya çalışıyor. Siz ne dersiniz; ÖLÜM son mu yoksa başlagıç mı?” BARIŞ (MANÇO): “Ölüm, yaşam denilen rüyadan uyanmaktır.” HEY
Evet bir zamanlar bir Hey dergesi vardı.Hey i devamlı takip edenlere Hey'ci denirdi. Bir de koyu Hey'ciler vardı.
Bunlar için Hey yaşamın merkeziydi.Adı önce 'Hey in genç yazarları' sonra 'Bu sayfa sizin' , 'Gazete', 'Heycik' ve sonra tekrar 'Bu sayfa sizin' olan köşesinde düşünce yazılarına yer verilirdi.Bu sayfadaki isimler birbirini tanır zaman zamanda tartışmalar yaşanırdı.Halil Özden,Arif Karabağ, Erkan Çoban, Ayla Tanrıkulu,Adem Akıncı- oğlu,Fuat Çiftçi, İbrahim Nurçin, Hatice Çoban, Göknil Duyğulu, Şebnem Şenlen, Sadi Ulukan şu an aklıma gelen bu sayfanın ünlü yazarlarıydı.(unuttuklarım beni bağışlası) Bu sayfada benimde 60 dolayında yazım yayınlanmıştı. Yazarlar için dergiyi beklemek gerçekten de stresli bir dönemdi.Akıllarında sorularla bayinin yolunu tutarlardı. 'Acaba yazım çıktımı?','Yayınlandıysa aynı başlıkla mı çıktı değişik başlıkla mı?', 'Manşetten ilk yazı olarak mı girilmiş yoksa küçük mü?', 'Resim kullanılmış mı kullanılmamış mı?'....Dergiyi alıpta ilgili sayfaya gelinince yazımız varsa değmeyin keyfimize.Hele bir de yazı manşetten, resimli girilmiş hiç değişiklik yapılmadan yayınlandıysa ayaklarımız tam anlamıyla yerden kesilir adeta havalara uçardık.Yazıyı ilk kez görüyor gibi sindire sindire okurduk. Böyle bir coşkuyu başka hiçbirşeyin verebileceğini sanmıyorum....Kazanılan bu zaferden sonra sıradaki yeni yazı için hazırlıklar başlardı.(Dergileri takip etmek,Tv izlemek, düşünmek,kaleme almak, vs.)...Hey için kuşkusuz daha çok şey söylemek olanaklı.Ancak ben sadece bu bölüm üzerine yazmak istedim... Ahmet Yılmaz...ahmetyilmaz-1965@hotmail.com
2000 LER BÖYLE Mİ OLACAKTI ?
Bir müzik severin son yirmi yıla ait düşünceleri ;
80’ LERDE : Müzik dinlemek bir ‘eylem’ di. 2000’ LERDE :Müzik dinlemek sadece bir ‘ses’ oldu.
80’ LERDE :Bir yapıtı plaktan kasete aktartmak için 3-4 kez plakçının yolu aşındırılırdı. 2000’ LERDE : Dijital ortamlarda tüm yapıtı birkaç saniyede indirilir oldu.
80’ LERDE: Bir yapıt baştan sona dinlenir, kapağı okunur ve yorumda bulunulurdu. 2000’ LERDE: Değil bir yapıtı, bir şarkıyı bile baştan sona dinlemek zaman kaybı olarak görüldü. Sadece belli bir bölümü (genelde nakaratı) dillerde dolaşır oldu.
80’ LERDE : O yapıta emek veren besteci, söz yazarı, aranjör, plak firması devamlı gündemdeydi. 2000’ LERDE : O şarkıyı söyleyen bile kimsenin umurunda olmaz oldu. Müzik sadece bir ‘ses’ oldu.
80’LERDE : Sevilen bir şarkının sözlerini kaseti durdura, durdura kaleme alıp, bitince bir ‘ohh!’ çekmek vardı. 2000’ LERDE : İnternetten ‘iki tıkla’ bir sanatçının tüm şarkı sözlerine ulaşmak olanaklı oldu.
80’ LERDE : Müzik dinlemek için bir set, kolonlar, amfiler, plaklar olmazsa olmazdı. 2000’ LERDE : Cep telefonlarında, MP3lerde müzik adeta bir ‘çerez’ oldu.
80’ LERDE : Plaklar, kasetler itinayla alınır, korunur,saklanır, müziğe olan saygıyla arşiv yapılırdı. Yeni bir yapıt eklenince havalara uçulurdu. 2000’ LERDE : Bir bina dolusu arşivi kibrit kutusu büyüklüğünde bir cihaza sığdırma olanağı doğdu. Müzikte ‘nitelik’ değil, ‘nicelik’ geçerli oldu.
80’ LERDE : Şarkılar hayatı etkiler, hüzün, coşku, sevinç şarkılarla birlikte yaşanırdı. 2000’ LERDE : Şarkılar yaşamın gerisinde ve fonda kalır oldu.
80’ LERDE : Teknoloji gelişmemişti ama, duygular gelişmişti. 2 kanallı stüdyolarda doldurulan yapıtlarda bir samimiyet, doğallık ve naiflik vardı. 2000’ LERDE : Teknoloji gelişti, duygular yok oldu.’cıs tak’ müzik en çok dinlenen tür oldu.
80’ LERDE : Müzik gerçekten ‘dinlenilen’ bir şeydi. İnsanlar özel olarak müzik dinlemeye zaman ayırırlardı. 2000’ LERDE : Müzik dinlenen değil, ‘duyulan’ bir şey oldu. Zorlu yaşam hengamesinde ayak üstü tüketilen bir ‘ses’ oldu.
Evet…80’lerdeki müzikseverlerden biri olarak şunu söyleyebilirim ki;‘O dönemde çok mutluyduk. Çünkü samimi, dürüst, naif sanatçıların aynı özellikteki şarkıları bize sürekli gülümserdi…Ve o dönemde zaman, zaman 2000’leri düşünürdük…’Acaba nasıl setler çıkacak ? Amfiler kaç watt olacak ? v.b. ‘ umutla düşünürdük. Ancak, işin gerçeği 2000’leri hiç böyle hayal etmemiştik. Teknolojinin duyguyu böylesine mağlup edeceğini nereden bilebilirdik ki ??? Ahmet Yılmaz... ahmetyilmaz-1965@hotmail.com |
