Hey, 1970'lerin başından 1980'lerin sonuna dek Hürriyet yayın topluluğunca çıkarılan müzik ve gençlik dergisidir. Dergi, en tutulduğu dönemde haftada 60,000 satış sayısını yakaladı. Hey Dergisi 18 Kasım 1970'te yayın hayatına başlamıştır. O tarihlerde Milliyet gazetesi Karacan ailesinin kontrolündedir. Hürriyet Gazetesi de Simavi ailesinin kontrolündedir. Dolayısı ile HEY dergisi Hürriyet yayın topluluğu değil, Milliyet yayın gurubunun yayınladığı bir dergidir. Derginin editörü doğan şener, önemli muhabir-yazarlarından birisi de yener süsoy'dur. dergi her hafta yeril ve yabancı şarkıların listesini yayınlamıştır. KAYNAK HEY ANA SAYFA | SİTE HARİTASI | GittiGidiyor'da HEY Dergileri için tıklayın | sahibinden.com'da HEY Dergileri için | hemalhemsat.com' da HEY Dergileri için tıklayın HEY DERGİSİ * HEY OKURLARI * HULUSİ TUNCA * TOLGA AKYILDIZ * SEZEN AKSU * CEM KARACA * JETRO TULL * MODERN TALKING 80'LER * SEKSEN SORUDA SEKSENLER TESTİ * Hey okurlarının düşünceleri için burayı ziyaret ediniz.
...
HULUSİ ABİDEN :) Barış Manço'nun müzik aletleri nasıl hapse girdi? Barış Manço'nun en çok sevilen şarkıları hangileri? Barış Manço nasıl "Uzay Müziği" yarattı? Barış Manço kaç kez Altın Plak aldı? Barış Manço Japonya'da nasıl popüler oldu? Barış Manço'nun koleksiyon merakı nereden geliyordu? Barış Manço'nun yüzük merakı nereden geliyordu? Barış Manço saçlarını ve bıyıklarını neden uzatıyordu? Barış Manço hayatını nasıl kaybetti? Neden Barış Manço ile ilgili bir kitap yazdınız? Barış Manço uzun saçlarından ötürü sorunlar yaşadı mı? Barış Manço nasıl bir çocukluk geçirdi? Barış Manço hangi politik görüşe yakındı?
HEY
Evet bir zamanlar bir Hey dergesi vardı.Hey i devamlı takip edenlere Hey'ci denirdi. Bir de koyu Hey'ciler vardı. Bunlar için Hey yaşamın merkeziydi.Adı önce 'Hey in genç yazarları' sonra 'Bu sayfa sizin' , 'Gazete', 'Heycik' ve sonra tekrar 'Bu sayfa sizin' olan köşesinde düşünce yazılarına yer verilirdi.Bu sayfadaki isimler birbirini tanır zaman zamanda tartışmalar yaşanırdı.Halil Özden,Arif Karabağ, Erkan Çoban, Ayla Tanrıkulu,Adem Akıncıoğlu,Fuat Çiftçi, İbrahim Nurçin, Hatice Çoban, Göknil Duyğulu, Şebnem Şenlen, Sadi Ulukan şu an aklıma gelen
bu sayfanın ünlü yazarlarıydı.(unuttuklarım beni bağışlası) Bu sayfada benimde 60 dolayında yazım yayınlanmıştı. Yazarlar için dergiyi beklemek gerçekten de stresli bir dönemdi.Akıllarında sorularla bayinin yolunu tutarlardı. 'Acaba yazım çıktımı?','Yayınlandıysa aynı başlıkla mı çıktı değişik başlıkla mı?', 'Manşetten ilk yazı olarak mı girilmiş yoksa küçük mü?', 'Resim kullanılmış mı kullanılmamış mı?'....Dergiyi alıpta ilgili sayfaya gelinince yazımız varsa değmeyin keyfimize.Hele bir de yazı manşetten, resimli girilmiş hiç değişiklik yapılmadan yayınlandıysa ayaklarımız tam anlamıyla yerden kesilir adeta havalara uçardık.Yazıyı ilk kez görüyor gibi sindire sindire okurduk. Böyle bir coşkuyu başka hiçbirşeyin verebileceğini sanmıyorum....Kazanılan bu zaferden sonra sıradaki yeni yazı için hazırlıklar başlardı.(Dergileri takip etmek,Tv izlemek, düşünmek,kaleme almak, vs.)...Hey için kuşkusuz daha çok şey söylemek olanaklı.Ancak ben sadece bu bölüm üzerine yazmak istedim... Ahmet Yılmaz... "hey dergisi ile ilgili bir şeyler yazar mısın? diye sormuş sevgili nurcan sabur... vaktim olsa yıllarca yazdığım hey için elbette yazarım! ama 25 yılımı verdiğim hey le ilgili yazacaklarım buraya sığmaz ki! söz; yakında bir şeyler yazacağım. ama önce şunu belirteyim; yılbaşından sonra yeni bir kitabım çıkıyor: bir best offf... çeksem diye. içinde 1970 li yıllarda manço lar, karaca lar, akbayram lar, selda lar, livaneliler ve onlarcası ile yaptığım röportajlar var! kitabın röportaj aralarında da 30 yıllık anılarım! okursunuz değil mi?.. okursunuz okursunuz... levent spor ayakkabı rumuzuyla yazan bir arkadaş bir ara hey resimli donlar vermişti diye yazmış. doğru! bir yılbaşı özel sayısında kırmızı kadın iç çamaşırları vermiştik! üstelik yılbaşının anlam ve önemi nedeniyle kırmızı kırmızı iç çamaşırları! o zamanlar cağaloğlu ndaydık. hiç unutmuyorum, bir hanım okur elinde genç kızların giyebileceği ölçüde bir külotla servise dalmış ve sormuştu: bu donların bana göre olanı yok mu? ... yoktu; çünkü bu hanım okurumuz akrep nalan ın ölçülerinde bir okurdu! hey i hatırlayan hatırlamayan herkesi öpüyorum! not: önümüz yılbaşı; sevdiğinize kırmızı don almayı unutmayın ama ölçülerini şaşırmayın!" hulusi tunca ************************************************* CAN DÜNDAR'DAN "Epeyce zaman sonra o ışıklı kutunun içine daldım. Oğlum önce burnunu dayayıp camına bana baktı, sonra arkasına dolaşıp babasını aradı. 1973'de Batur'un jetleri öyle bir uçtu ki tepemizden, ev yıkılıyor sandım...Meğer o hiçbir şeymiş. Bir yıl sonra Ayvalık'ta tatil yaptığımız kampta "Savaş" alarmı verildi. Tanklar gelirken, insanların arabalara doluşup nasıl kaçtıklarını gördüm. Ürktüm. Doğan Kardeş'ten Hey dergisine, Neşet Ertaş'tan Demis Roussos'a geçmiştim." KAYNAK Gençliğimin dergisiyle maziye yolculuk Can DÜNDAR ************************************************* 2000 LER BÖYLE Mİ OLACAKTI ?
Bir müzik severin son yirmi yıla ait düşünceleri ;
80’ LERDE : Müzik dinlemek bir ‘eylem’ di. 2000’ LERDE :Müzik dinlemek sadece bir ‘ses’ oldu. 80’ LERDE :Bir yapıtı plaktan kasete aktartmak için 3-4 kez plakçının yolu aşındırılırdı. 2000’ LERDE : Dijital ortamlarda tüm yapıtı birkaç saniyede indirilir oldu.
80’ LERDE: Bir yapıt baştan sona dinlenir, kapağı okunur ve yorumda bulunulurdu. 2000’ LERDE: Değil bir yapıtı, bir şarkıyı bile baştan sona dinlemek zaman kaybı olarak görüldü. Sadece belli bir bölümü (genelde nakaratı) dillerde dolaşır oldu.
80’ LERDE : O yapıta emek veren besteci, söz yazarı, aranjör, plak firması devamlı gündemdeydi. 2000’ LERDE : O şarkıyı söyleyen bile kimsenin umurunda olmaz oldu. Müzik sadece bir ‘ses’ oldu.
80’LERDE : Sevilen bir şarkının sözlerini kaseti durdura, durdura kaleme alıp, bitince bir ‘ohh!’ çekmek vardı. 2000’ LERDE : İnternetten ‘iki tıkla’ bir sanatçının tüm şarkı sözlerine ulaşmak olanaklı oldu.
80’ LERDE : Müzik dinlemek için bir set, kolonlar, amfiler, plaklar olmazsa olmazdı. 2000’ LERDE : Cep telefonlarında, MP3lerde müzik adeta bir ‘çerez’ oldu.
80’ LERDE : Plaklar, kasetler itinayla alınır, korunur,saklanır, müziğe olan saygıyla arşiv yapılırdı. Yeni bir yapıt eklenince havalara uçulurdu. 2000’ LERDE : Bir bina dolusu arşivi kibrit kutusu büyüklüğünde bir cihaza sığdırma olanağı doğdu. Müzikte ‘nitelik’ değil, ‘nicelik’ geçerli oldu.
80’ LERDE : Şarkılar hayatı etkiler, hüzün, coşku, sevinç şarkılarla birlikte yaşanırdı. 2000’ LERDE : Şarkılar yaşamın gerisinde ve fonda kalır oldu.
80’ LERDE : Teknoloji gelişmemişti ama, duygular gelişmişti. 2 kanallı stüdyolarda doldurulan yapıtlarda bir samimiyet, doğallık ve naiflik vardı. 2000’ LERDE : Teknoloji gelişti, duygular yok oldu.’cıs tak’ müzik en çok dinlenen tür oldu.
80’ LERDE : Müzik gerçekten ‘dinlenilen’ bir şeydi. İnsanlar özel olarak müzik dinlemeye zaman ayırırlardı. 2000’ LERDE : Müzik dinlenen değil, ‘duyulan’ bir şey oldu. Zorlu yaşam hengamesinde ayak üstü tüketilen bir ‘ses’ oldu. Evet…80’lerdeki müzikseverlerden biri olarak şunu söyleyebilirim ki;‘O dönemde çok mutluyduk. Çünkü samimi, dürüst, naif sanatçıların aynı özellikteki şarkıları bize sürekli gülümserdi…Ve o dönemde zaman, zaman 2000’leri düşünürdük…’Acaba nasıl setler çıkacak ? Amfiler kaç watt olacak ? v.b. ‘ umutla düşünürdük. Ancak, işin gerçeği 2000’leri hiç böyle hayal etmemiştik. Teknolojinin duyguyu böylesine mağlup edeceğini nereden bilebilirdik ki ??? Ahmet Yılmaz...
HEY OKURLARINDAN... *hey dergisi sayesinde tanıştığımız bir sürü mektup arkadaşlarımızın olması. *odamın tüm duvarlarını duvar kağıdı gibi saran posterleri Diğer Hey okurlarının düşünceleri için burayı ziyaret ediniz. |


