Stereo Mecmuası artık yeni adresinde 

www.stereomecmuasi.com

 

 

Uzun zaman uğraştıktan sonra evimi bitirip sistemimi yerleştirmeyi başardım. Müzik sistemimi yerleştirmek için salonu tercih ettim, aslında işgal ettim demeliyim. Tabii bunda Seçil'in önemli bir etkisi var. Malum bu hobi ile uğraşan çoğu kişinin WAF ile oldukça sorunu vardır. Benim ise WAF faktörüm çok yüksek, bunda beraber müzik dinlemekten büyük keyif almamızın ve hemen her fırsatta benim sistemimde yapılacak değişiklikler ile ilgili deneme ve tüm testlerde Seçil'in de fikrini almam etken. Zaman içerisinde ufak değişikliklerin sisteme etkilerini görmeye başlaması ve farkedebilir hale gelmesi sanırım onunda bu hobiden zevk almasını sağladı. Her ne kadar kendi sistemi ile ilgili pek cihazlarına dokunmayı sevmese de, aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız sisteme Seçil'in kendi cihazları eklenince sanırım ufak tefek değişikikler yapabiliriz. 

Salonumuzun genel krokisi yukarıda. Bir dikdörtgen şeklinde ve en uzun kenarı yaklaşık 7.10 metre en kısa kenarı ise yaklaşık 3.20 metre civarında. Ömrümüzün neredeyse tamamı salonda geçtiği için oldukça rahat şekilde döşedik. Mümkün olduğunca az eşya koymayı planladık. Ben biraz sigara içtiğimden salonda halı kullanmayı istemedik, malum temizlenmesi çok zor oluyor. Bu aslında akustik anlamda bir sorun ortaya çıkarıyor. Halı kullanmak akustik düzenleme yapmak kadar etkilidir çoğu zaman. Ayrıca dinleme mesafesinin yaklaşık 3 metre olması dolayısıyla oturma pozisyonunun arkasında yeterince alan bırakamamak açısından da problemler yaratacaktı. Bu dezavantajlara karşın yeni dinleme odamızda elektrik hattının tamamen sisteme özel yapılmış olması ve ayrı 3 hattın sisteme nispeten temiz enerji sağlayacak olması önemli avantajlardan bir tanesi idi. Bunun yanısıra salon duvarlarını özel bir kağıt ile kaplatarak ses dalgalarının kontrollu şekilde kırılmasına yardımcı olmaya çalıştım. Bu kağıdın şekli muhtemelen aşağıdaki fotograflarda dikkatinizi çekecektir. Salon baştan yapılırken tüm bu faktörleri gözönüne aldığımdan olasıl problemleri halletmek amacı ile hazırlıklara bir kaç ay öncesinden başlamıştım zaten. 

Evimizi tasarlarken, salonda sistemin arkasına LCD ekran koymak gibi bir düşüncemiz vardı aslında. Daha sonra hızlı bir şekilde bu fikri terkettik. Benim gözüm televizyona bayağı hassas olduğundan, televizyonu farklı bir yere taşıdık. Bu durumda daha önceden hazırlattığım kablolar duvardan sarkınca bir poster ile bunları kapadım. Mat cam tabir edilen camlar, parlak olanlarına göre çok daha az yansıtma yapıyorlar. Gün içerisinde insan bütün gün bilgisayar başında olunca evdeki vaktini de ekran başında geçirmek istemiyor doğrusu hele müzik dinlemek gibi bir opsiyon var ise.. Bu arada posterimi "posteradam" web sitesinden sipariş ettim ve 1 gün içerisinde elime ulaştı. Poster alacağınız zaman bir bakmakta fayda olabilir.

Sitemdeki diğer sistem fotograflarıma daha önce bakan sevgili dostlarım sistemde çok fazla bir değişiklik olmadığını rahatlıkla farkedebilirler. Sehpam zaten neredeyse 5 senedir benimle beraber ve alakasız bir mobilyacıda denk gelerek özellikle bazı düzenlemeler yaptırmıştım. Bu sehpanın yanına 2 adet aynı malzemeden küp şeklinde standlar yaptırdım. Bu sayede temizlik esnasında cihazların zarar görme ihtimalini ortadan kaldırıp, göze hoş gelen bir görüntünün ortaya çıktığını düşünüyorum. Bu arada resimdeki gitarı merak edenler için B.C.Rich Warlock olduğunu ekleyeyim.

Salonun neredeyse tam bir duvarını işgal ederek sistemin tüm bileşenlerini sığdırmayı başardım. Yukarıa gördüğünüz küçük küpleri kaldırarak hoparlörlerin arasını biraz kapatmak gibi bir opsiyon olsa da, ben arası yeterince açılmış hoparlörlerin sahnesinden çok daha fazla hoşlanıyorum. Sizlerde kendi hoparlörlerinizin arasındaki mesafe ile oynayarak değişik etkiler elde edebilirsiniz. Ama dikkat edilecek şeylerden bir tanesi arka duvar ile hoparlör arasındaki mesafeyi iyi ayarlamak. Çoğu zaman üretici verileri yeterli olabiliyor. 

Sistemimdeki birincil kaynak İngiliz Michell Engineering üretimi Gyrodec pikap. Uzun zamandır beraber olduğumuz için artık birbirimize iyice alıştık. Pikabın en büyük özelliği ki bunu tüm süspansiyon sistemine sahip pikap kullanıcıları bileceklerdir, ayarlamaya çabuk tepki verebilmesi. Optimal ayarın tutturulabilmesi neredeyse benim 2 ila 3 saatimi alıyor. Bu ayarlamalar ses üzerinde o kadar etkin ki, düzgün ayarlanmamış bir Gyrodec performansının ancak çok az bir kısmını sergileyebiliyor. Pikabın ayaklarının altındaki gümüş renkli parçalar sönümlendirici malzeme ile dolu. Çok etkisi vardır diyemeyeceğim ama sehpanın çizilmesini önledikleri de bir gerçek. 

Gyrodec pikaba çoğunlukla SME Series V kolumu takıyorum. Arada değişiklik olsun diyerek elimdeki diğer SME kolları da denemek hoşuma gitse de, 2-3 saatlik tekrar ayar süreci gözümü korkutuyor doğrusu. Sistemimde uzun zamandan beri Denon DL serisi iğneler takılı ama çok yakın bir zamanda iğne konusunda ufak bir upgrade yapacağım. 

Pikabın hemen ardında duran cihaz bir Ortofon T-20 step up transformer aslında idi demek daha doğru olur. Şu an tüm iç yapısı tamamen değişmiş durumda. Step up transformer düşük çıkışlı MC iğnelerin gücünü yükselterek MM seviyesine çıkartır. Bu cihazların içlerindeki trafolar ile oynayarak iğnenize optimal hale getirebilirsiniz. Böylelikle MM pikap katınıza olması gereken sinyal seviyesine çıkarılmış bir veri gider. Pikap-step up ve pikap katı arasında Bluenote marka kablolar ile bağlantı sağlıyorum. daha önce farklı markalardan kablolar denemiştim en son olarak bu kablolarda karar kıldım. 

Ana sehpamdaki cihazlar ise sol üstte michell pikabın GyroPower yani motora elektriği optimize ederek gönderen güç kaynağı ünitesi onun yanında Antique Sound Lab marka şu an için kullanmadığım pikap katı, bu ikilinin altında ise Exposure marka Model VIII stereo güç amplilerinden 2 adet bulunuyor. Bu amplilerin biraz sert karaktere sahip ampliler ama bazen sert müzik dinlemek istediğimde hoparlörlerimi bi-ampling yaparak istediğim ses seviyesine çıkmamamı kolaylaştırıyorlar. Sağ tarafta ise uzun zamandır sahip olmayı istediğim Arcam Alpha 8SE CD player var. Bir kaç senedir CD konusunda hem Seçil hemde bende oldukça fazla alışveriş yapınca, sisteme iyi bir CD player eklemek gerekliliği ortaya çıktı. Arcam ile sorunumuzu oldukça ekonomik şekilde çözdük. CD player tahmin edeceğiiz gibi ikinci el. CD player'ın altında ise artık muhtemelen özelliklerini kaybetmiş Vibrapod'lar var. Sanırım bir çoğunzdaki de aynı durumdadır. Sizi bilmem ama Vibrapod'uma sıcak su banyosu yaptırana kadar kendim yaparım. Onun hemen altında Sony TC-WE635 kaset decki var. İkimizinde elinde olukça fazla kaset olduğundan sistemde vazgeçilmezlerden. En altta ise DBX TX3 Mk.II radyo var. Bu bize sevgili Cihat Abinin hediyesi. DAB ile ilgili bir sürü olumsuzluk varken ve ülkemizde de yayını yaygınlaşmayacağı kesin iken bu vintage radyo sistemin değişmezlerinden. Abartmak istemem ama o yıllarda bu tarz bir radyoyu nasıl üretmişler aklım almıyor.Arka kısmında şimdinin dijital cihazları ile kıyaslanmayacak kadar fazla ayarlama ve girş çıkış seçeneği var. Galiba vintage tabir edilen kimi cihazları yabana atmamak lazım.

Vintage demişken, sistemin en önemli vintage cihazının atlamak olmazdı. Revox B77 Mk.I. Bu da ikinci el aldığım bir cihazdı. Aldığımda aslında temizdi ama ben rahat durmayıp içerisinde bir sürü işlem yaptım. Bu işlemler herhangi bir modifikasyon değildi yanlış anlaşılmasın; cihazın yeterince iyi çalışabilmesi için uzun zamandır yapılması gereken bakım ve iyileştirmelerdi. Fren balata sisteminden, motor sarımlarına, manyetik kafalardan kablolara kadar herşeyi tümden elden geçirdim. İnternette rastladığım ufak Revox grupları oldukça bilgilendirici idi. Zaten başka türlü cihazın içerisinden çıkmak imkansız. Tabii buna bu cihazlarla hala haşır neşir olan insanlarında yardımları eklenince yaşına rağmen oldukça sağlıklı çalışan bir cihazım oldu. Aldığımda eksik olan NAB adaptörlerinin en ucuzlarından seçtiklerimi eBay üzerinden satın alarak burada modifiye ettim. Bantlarımı ise  Zonal ve Quantegy markalarından seçerek internet üzerinden sipariş ettim. 

Revox reel to reel ve pre-ampli arasında direkt bağlantı kurulduğunda aradaki değerlerin farklılığından dolayı çeşitli sorunlar ortaya çıkıyor. Bu düzenlemeyi yapan çeşitli ürünler çeşitli firmalardan piyasaya sunulmuş durumda. Gerek sıfır gerekse de ikinci el çeşitli cihazlar bulabilmek mümkün. Ben olayı ekonomikleştirmek üzere QED marka bir passive control amplisini modifiye ederek kullanmayı düşündüm. El emeği ile oldukça ekonomik bir çözüm ortaya çıktığı kesin. 

Sistemdeki asıl ampli ve en sevdiğim cihaz Jean-Constant Verdier imzalı Triode Spirit 2A3 Single Ended Triode amplifikatör. 3 wattlık çıkışı belki ilk duyduğunuzda az gibi görünüyor olabilir ama 20m2'nin üzerindeki salonumuzu keyifli bir şekilde doldurmaya yetiyor.

Verdier ile ilgili sitemde yazdığım bir çok yazı var.  Kendisine olan hayranlığımı hiçbir zaman gizleme ihtiyacı duymadım. Benim kullandığım bu ufak ampli okuduklarıma bakınca 2A3 lamba kullanan SET'ler arasında kendine özgü bir yere sahip. Tasarımcısı üzerinde kullandığı lambalarda bile amplisine ne kadar özendiğini belli ediyor. İşin ilginç tarafı tasarımcının ampli üzerinde kullandığı tüm lambaların değerlerini toplayınca amplinin satış fiyatına yaklaşan bir değer ortaya çıkıyor ki, sanırım bu kombinasyon birazcık benim şansıma oldu. Cihaz üzerinde kullanılan güç lambaları RCA, 2A3 filaman rektifier'leri de RCA marka, 6Y6 rektifierler National markasından seçilmiş. Beni 2A3 lambalar ile birlikte en çok korkutan lambalar ise, koyu renk seçilmiş cam tüpleri nedeni ile black glass olarak tabir edilen Jan Philips EF184'ler ki, bahsettiğim lambaları aynı markalardan NOS olarak satın almak için neredeyse giriş seviyesi bir ampli parası gözden çıkartmak gerekliliği.

Sistemimde şu an 3 adet farklı speaker kablosu kullanıyorum. Bu sayı muhtemelen ikiye düşecek. Exposure power ampliler ile Triangle'ın Silver Ghost'nu yada Cardas'ın Twinlink kablosunu, J.C.Verdier ile ise Gryphon PSC-1 kablosunu kullanıyorum. PSC benim okazyon olarak edindiğim bir üründü. Single Solid Core yapıdaki gümüş kablonun benim sisteme verdiği sinerji benim çok hoşuma gidiyor. Sistemdeki tüm interconnectler ise kendi yapımım. Duruma göre gümüş, duruma göre bakır ve hatta ikisinin karışımını kullandığım farklı bir çok interconnect kullandım sistemimde. Uzun çalışmalar sonrasında harcadığım para ölçüsünde mutlu olduğumu söylemeliyim. Şu an tüm ağırlığımı yeni elektrik kablolarıma verdim. Astarte serisinin yeni versiyonları bu yıl içerisinde muhtemelen ortaya çıkacaktır. 

Sistemdeki diğer cihazlarım ise Sony NS-400 DVD, Sony SCD770QS SACD player ve Audio Analogue Bellini pre-amplifkatör. DVD player'ın bu sistemde işi ne derseniz, elimdeki konserleri seyretmek yerine dinlemeyi tercih ettiğimden benim sistemin olmazsa olmaz cihazlarından bir tanesi ister istemez DVD player oluyor. Bu oldukça eski DVD player bir nevi deneme tahtasına dönmüş olsa da, benim ihtiyacımı fazlasıyla karşıladığını söyleyebilirim. Benzer bir durum SACD cihazım içinde geçerli. Bu cihaz eski sistemlerimde yeterli bir performansa ulaşıyordu. Bunun sağlamak için cihaz içerisinde çok kapsamlı değişiklikler yaptım hatta bir ara lamba katı yüzünden bazı bölümlerine zarar vermiştim. Olan oldu deyip içerisinde bayağı bir değişiklik yapmıştım. Ekleme: hala çalışıyor :) Gerçekten sağlam bir cihaz denk gelirseniz mutlaka alın. Son olarak preampli konusunda seçimim tekrar Audio Analogue oldu. Güzel ve zarif tasarımı gibi oldukça keyifli bir sesi var. Daha eski dönemlerde pasif bir pre kullanmıştım ama bu salonda performansı hoşuma gitmediğinden Audio Analogue Bellini'yi sistemime dahil ettim. Bu marka üdlkemize hiç tutulmadığından ikinci el piyasasında saçma sapan fiyatlara satılıyorlar. Böyle okazyon bir ürün denk gelirse bence sizde bir şans tanıyın. Belki burada gözükmüyor ama preamplinin altında Sn. Toygan Eren (aka inis) tarafından yapılmış "Çengi" isimli komponent var. Web sitemde bu konu ile ilgili bir yazı mevcut.

Hoparlörlerimde oldukça uzun zamandır aynı. Triangle Cométe ES. Ben uzunca bir zaman kesinlikle değiştirmeyi düşünmüyorum. Bunun asıl sebebi 3wattlık amplim ile ortaya çıkardıkları mükemmel sinerji. Teorik olarak 3wattlık bir ampli ile sürmeniz gereken hoparlörün hassasiyeti 97db seviyesinde olmalıdır. Bu ufak hoparlör ise 91db fakat nominal empedansının stabil olması 20m2'lik bir alanda 3watt güç ile yeterli performansı vermesini sağlıyor. Hoparlörleri, firmanın raf tipi hoparlörleri için ürettiği Boomerang stand ile kullanıyorum. 

Yazının başlarında size özel bir duvar kağıdından bahsetmiştim. Tüm salonumuzu bu kağıt ile kapladık. Kağdın yapısı neredeyse bir difüzör işlevi görüyor. Sanırım resimde girinti ve çıkıntılar oldukça belli oluyordur. Bu kağıt standart su bazlı silikon desteki duvar boyaları ile boyanabildiği için oldukça kolay kullanımlı bir ürün. 30 kata kadar boya yapmak mümkünmüş. Benim salondaki akustiği inanılmaz derece de etkiledi desem abartmamış olurum. Yazının başlarında yine salonumuzun diğer akustik dezavantajlarından bahsetmiştim. Bu sorunlardan kalanını ise Acoustic System resonatorleri ile çözdüm. Çok fazla resonatör almadan basit şekilde problemleri çözmek zaten çok büyük olmayan mekanımızı büyük trap, difüzör vesaire gibi koponentler kullanmadan akustik anlamda düzenleme yapmak şaşırtıcı idi. Daha önceki deneyimlerimi hatırlayınca daha fazlasını denemeye korkuyorum doğrusu.

Ufak bir fotografta benim arşivin bir kısmından. Dergidende takip edenleriniz varsa, ben ve Seçil ayrı ayrı şahsi arşivlerimizi oluşturuyoruz. Ama şu an için Voltran'ı birleştiremedik. Benim arşivin bir kısmı diğer evde bir kısmı yukarıda gördüğünüz raflar ve diğer bir odada, son kısım ise Seçil'in kendi evinde. O kadar müzik sistemi fotografının yanında üç beş plak ve CD fotografı olmadan bir şeyler eksik kalacaktı değil mi? 

Arada soranlar oluyor, sizin ev sinema sisteminiz gerçekten sitenizde gözüken mi diye. Diğer evdeki evet oydu ama yenisi daha da gelişmiş. Gördüğünüz ufak ekran televizyon ev sinema sistemimizin kalbi :) 

 

 Bu da ev sinema sistemimizin devamı. Geçmişte aldığım ve neredeyse hiç kullanmadığım 5.1 hoparlör sistemi ve ev sinema amplisine verdiğim paranın ne kadar gereksiz olduğunu düşünerek bu evdeki  sinema sistemini olabilecek en ilkel şekilde kurduk. VHS video ve basit bir DVD player. Arka tarafta birde ufak kulaklık amplisi ile evde televizyon izlemek isteyenleri kulaklık ile cazalandırıyoruz. 

 

HQ*: Headquarter karargah


Sign in  |  Recent Site Activity  |  Terms  |  Report Abuse  |  Print page  |  Powered by Google Sites