Beşinci ay dokuz salı gecesi
Dinleyin ey dostlar şu garip sesi
Dağılmıştı bir kısmının yuvası
Herşeye kadirsin ey yüce allah
O günü çiftlikte nöbetçi kaldım
Selin haberini Şükrü'den aldım
Gece saat üçte Ulaş'a geldim
Herşeye kadirsin ey yüce allah
Saat sekizdi telaşın vakti
Kimi feneri, kimi lüküsü yaktı
Kullarını üzüntüye bıraktı
Herşeye kadirsin ey yüce allah
Hüseyin Demir'le Yusuf Öntaş'a
Onlar da düştüler gayet telaşa
Bekir'le Satılmış sizler çok yaşa
Herşeye kadirsin ey yüce allah
Süleyman Mızrak telefon etti
Yusuf Emiroğlu Ulaş hep battı
Fakirlerin eşyası hep sele gitti
Herşeye kadirsin ey yüce allah
Kalaycının evi kaymış bir yana
Kuzu'yla Ali Işık'ın evi çok fena
Temele taş koymamış tutar mı bina?
Herşeye kadirsin ey yüce allah
Garip Tecer hakikati çok över
Seyit Çetinkaya fantaziyi çok sever
Kader bizi öne katmış kovuyor
Herşeye kadirsin ey yüce allah
Dursun Motor'un pegleri yerinen yeksan
Yuvası dağılan tutar mı meskan?
Dileriz el atsın imar ve iskan
Herşeye kadirsin ey yüce allah
Bu felaket akşam sekizde olmuş
Yavrular uykuya yenice dalmış
Ablam Şehriban saçını yolmuş
Herşeye kadirsin ey yüce allah
Allahım kulları sen eyle imdat
Zerrece kalmadı bende hiç takat
Çocukları kurtarmış sağolsun Vedat
Herşeye kadirsin ey yüce allah
Mahalleye geldim evimi bulam
İkiz yavruları bir daha görem
Yavrular sağ mıdır bir haber alam
Herşeye kadirsin ey yüce allah
Yakup'la Halil'in evleri çöktü
Zavallılar o gün çok çile çekti
Beşikte yavrular çok figan etti
Herşeye kadirsin ey yüce allah
Kemal Aksoy ev yapalı bir sene oldu
Gönlü gamlı, gözü yaşla doldu
Sağolsun vali bey keşfine geldi
Herşeye kadirsin ey yüce allah
Çiftlikte oturur Kemal'le Avcu
Allahım kimseye vermesin acı
Taşlıdere'yi buldu selin bir ucu
Herşeye kadirsin ey yüce allah
Çiftlik müdürümüz çok yardım etti
Felaket sebilerini çiftliğe getirdi
Yuvasız kalana elini uzattı
Herşeye kadirsin ey yüce allah
Yusuf EMİROĞLU bu dert biter mi?
Bülbül güle aşık boşa öter mi?
İlgililer elimizi tutar mı?
Herşeye kadirsin ey yüce allah
Not: Bu destan 9 Mayıs 1967 tarihinde Ulaş'ta yaşanan sel felaketi sonrası
Yusuf EMİROĞLU tarafından kaleme alınmıştır.