261) Yalan Söylemenin
Câiz Olduğu Yerler
İnsan ve topluma büyük değer
veren dinimiz mevcut şartlar içinde en ideal toplum ve cemaatı oluşturmanın
esaslarını getirmiş bulunmaktadır. Böylece birbirini seven, birbiriyle iyi
geçinen cemaat ruhuna sahip bir ümmet gerçekleştirilmiş olmaktadır. Aşağıdaki
hadis-i şerifte göreceğimiz üzere üç halde yalan söylemeye ruhsat verilmiş
olması yalanı helal kılmak anlamında değildir. Yalan yalandır ama
taşıdığı gayeler ve varmak istediği hedefler bakımından söyleyenin cezaya
çarptırılmayacağı bildirilmektedir. Yalanın meydana getireceği dostluk olmaz
olsun denilemez. “İş bitirip ümmetin huzurunu sağlayan yalan fitnelere sebep
olan doğrudan daha iyidir.” Allah’ın istediği bir maksada ulaşmak mübah ise,
yalan da mübahtır; vacip ise, yalan söylemek de vaciptir. Bir zalimin öldürmek
istediği bir insanı diğer bir müslümanın zulmü önlemek için saklaması veya
yalan söylemesi vacip olur.( 1)
1550. Ümmü Külsûm radıyallahu anhâ’dan Resûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu işittiği nakledilmiştir:
"İnsanların arasını
düzeltmek maksadıyla birinden ötekine uygun sözler taşıyan (veya hayırlı
konuşan) yalancı sayılmaz."(2)
Müslim'in rivayetinde(3) şu
ifadeler yer almaktadır:
Ümmü Külsûm şöyle dedi:
"Ben Resûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem'in, şu üç hal dışında, halkın yalan söylemesine ruhsat
verdiğini hatırlamıyorum:
Harbte,
Kişilerin arasını
düzeltmekte,
(Aile dirliğini sağlamak
için) kocanın hanımına, hanımın kocasına söylediği sözlerde."
Kaynak:
(1)-Abdullah Parlıyan,
Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 449. (2)-Buhârî, Sulh 2; Müslim,
Birr 101. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 50; Tirmizî, Birr 26. (3)-Birr 101.251’de geçmişti.
mehmet selim polat |