"münafıklar" (36 sonuç)
|
وَإِذَا
لَقُواْ الَّذِينَ آمَنُواْ قَالُواْ آمَنَّا وَإِذَا خَلَوْاْ إِلَى
شَيَاطِينِهِمْ قَالُواْ إِنَّا مَعَكْمْ إِنَّمَا نَحْنُ مُسْتَهْزِؤُونَ
|
|
BAKARA suresi 14. ayet
|
(Bu münafıklar) müminlerle karşılaştıkları vakit
"(Biz de) iman ettik" derler. (Kendilerini saptıran) şeytanları ile
başbaşa kaldıklarında ise: Biz sizinle beraberiz, biz onlarla (müminlerle)
sadece alay ediyoruz, derler. |
|
مَثَلُهُمْ كَمَثَلِ الَّذِي اسْتَوْقَدَ
نَاراً فَلَمَّا أَضَاءتْ مَا حَوْلَهُ ذَهَبَ اللّهُ بِنُورِهِمْ وَتَرَكَهُمْ
فِي ظُلُمَاتٍ لاَّ يُبْصِرُونَ
|
|
BAKARA
suresi
17. ayet
|
Onların (münafıkların) durumu, (karanlık gecede) bir
ateş yakan kimse misalidir. O ateş yanıp da etrafını aydınlattığı anda Allah,
hemen onların aydınlığını giderir ve onları karanlıklar içinde bırakır;
(artık hiçbir şeyi) görmezler. |
|
أَوْ
كَصَيِّبٍ مِّنَ السَّمَاء فِيهِ ظُلُمَاتٌ وَرَعْدٌ وَبَرْقٌ يَجْعَلُونَ
أَصْابِعَهُمْ فِي آذَانِهِم مِّنَ الصَّوَاعِقِ حَذَرَ الْمَوْتِ واللّهُ
مُحِيطٌ بِالْكافِرِينَ
|
|
BAKARA
suresi
19. ayet
|
Yahut
(onların durumu), gökten sağanak halinde boşanan, içinde yoğun karanlıklar,
gürültü ve yıldırımlar bulunan yağmur(a tutulmuş kimselerin durumu) gibidir.
O münafıklar yıldırımlardan gelecek ölüm
korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Halbuki Allah, kâfirleri
çepeçevre kuşatmıştır. |
|
وَإِذَا لَقُواْ الَّذِينَ آمَنُواْ قَالُواْ آمَنَّا
وَإِذَا خَلاَ بَعْضُهُمْ إِلَىَ بَعْضٍ قَالُواْ أَتُحَدِّثُونَهُم بِمَا
فَتَحَ اللّهُ عَلَيْكُمْ لِيُحَآجُّوكُم بِهِ عِندَ رَبِّكُمْ أَفَلاَ
تَعْقِلُونَ
|
|
BAKARA
suresi
76. ayet
|
(Münafıklar) inananlarla karşılaştıklarında
"İman ettik" derler. Birbirleriyle başbaşa kaldıkları vakit ise:
Allah'ın size açtıklarını (Tevrat'taki bilgileri), Rabbiniz katında sizin
aleyhinize hüccet getirmeleri için mi onlara anlatıyorsunuz; bunları
düşünemiyor musunuz? derler. |
|
وَمَا
أَصَابَكُمْ يَوْمَ الْتَقَى الْجَمْعَانِ فَبِإِذْنِ اللّهِ وَلِيَعْلَمَ
الْمُؤْمِنِينَ
|
|
ÂLİ IMRÂN
suresi
166. ayet
|
İki birliğin
karşılaştığı gün sizin başınıza gelenler, ancak Allah'ın dilemesiyle olmuştur
ki, bu da, müminleri ayırdetmesi ve münafıkları
ortaya çıkarması için idi. Bunlara: "Gelin, Allah yolunda çarpışın; ya
da savunma yapın" denildiği zaman, "Harbetmeyi bilseydik, elbette sizin peşinizden gelirdik"
dediler. Onlar o gün, imandan çok, kâfirliğe yakın idiler. Ağızlarıyla, kalplerinde olmayanı söylüyorlardı.
Halbuki Allah, onların içlerinde gizlediklerini daha iyi bilir. |
|
وَلْيَعْلَمَ
الَّذِينَ نَافَقُواْ وَقِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْاْ قَاتِلُواْ فِي سَبِيلِ اللّهِ
أَوِ ادْفَعُواْ قَالُواْ لَوْ نَعْلَمُ قِتَالاً لاَّتَّبَعْنَاكُمْ هُمْ
لِلْكُفْرِ يَوْمَئِذٍ أَقْرَبُ مِنْهُمْ لِلإِيمَانِ يَقُولُونَ بِأَفْوَاهِهِم
مَّا لَيْسَ فِي قُلُوبِهِمْ وَاللّهُ أَعْلَمُ بِمَا يَكْتُمُونَ
|
|
ÂLİ IMRÂN
suresi
167. ayet
|
İki birliğin
karşılaştığı gün sizin başınıza gelenler, ancak Allah'ın dilemesiyle olmuştur
ki, bu da, müminleri ayırdetmesi ve münafıkları
ortaya çıkarması için idi. Bunlara: "Gelin, Allah yolunda çarpışın; ya
da savunma yapın" denildiği zaman, "Harbetmeyi bilseydik, elbette
sizin peşinizden gelirdik" dediler. Onlar o gün, imandan çok, kâfirliğe
yakın idiler. Ağızlarıyla, kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Halbuki Allah,
onların içlerinde gizlediklerini daha iyi bilir. |
|
وَإِذَا
قِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْاْ إِلَى مَا أَنزَلَ اللّهُ وَإِلَى الرَّسُولِ رَأَيْتَ
الْمُنَافِقِينَ يَصُدُّونَ عَنكَ صُدُودًا
|
|
NİSA
suresi
61. ayet
|
Onlara:
Allah'ın indirdiğine (Kitab'a) ve Resûl'e gelin (onlara başvuralım),
denildiği zaman, münafıkların senden iyice uzaklaştıklarını
görürsün. |
|
فَمَا لَكُمْ
فِي الْمُنَافِقِينَ فِئَتَيْنِ وَاللّهُ أَرْكَسَهُم بِمَا كَسَبُواْ
أَتُرِيدُونَ أَن تَهْدُواْ مَنْ أَضَلَّ اللّهُ وَمَن يُضْلِلِ اللّهُ فَلَن
تَجِدَ لَهُ سَبِيلاً
|
|
NİSA
suresi
88. ayet
|
Size ne oldu
da münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız?
Halbuki Allah onları kendi ettikleri yüzünden baş aşağı etmiştir (küfürlerine
döndürmüştür). Allah'ın saptırdığını doğru yola getirmek mi istiyorsunuz?
Allah'ın saptırdığı kimse için asla (doğruya) yol bulamazsın! |
|
بَشِّرِ
الْمُنَافِقِينَ بِأَنَّ لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا
|
|
NİSA
suresi
138.ayet
|
Münafıklara, kendileri için acı bir azap
olduğunu müjdele! |
|
وَقَدْ
نَزَّلَ عَلَيْكُمْ فِي الْكِتَابِ أَنْ إِذَا سَمِعْتُمْ آيَاتِ اللّهِ
يُكَفَرُ بِهَا وَيُسْتَهْزَأُ بِهَا فَلاَ تَقْعُدُواْ مَعَهُمْ حَتَّى
يَخُوضُواْ فِي حَدِيثٍ غَيْرِهِ إِنَّكُمْ إِذًا مِّثْلُهُمْ إِنَّ اللّهَ
جَامِعُ الْمُنَافِقِينَ وَالْكَافِرِينَ فِي جَهَنَّمَ جَمِيعًا
|
|
NİSA
suresi
140. ayet
|
O (Allah),
Kitap'ta size şöyle indirmiştir ki: Allah'ın âyetlerinin inkâr edildiğini
yahut onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, onlar bundan başka bir söze
dalıncaya (konuya geçinceye) kadar kâfirlerle beraber oturmayın; yoksa siz de
onlar gibi olursunuz. Elbette Allah,
münafıkları ve kâfirleri cehennemde bir araya
getirecektir. |
|
إِنَّ
الْمُنَافِقِينَ يُخَادِعُونَ اللّهَ وَهُوَ خَادِعُهُمْ وَإِذَا قَامُواْ إِلَى
الصَّلاَةِ قَامُواْ كُسَالَى يُرَآؤُونَ النَّاسَ وَلاَ يَذْكُرُونَ اللّهَ
إِلاَّ قَلِيلاً
|
|
NİSA
suresi
142. ayet
|
Şüphesiz münafıklar Allah'a oyun etmeye kalkışıyorlar;
halbuki Allah onların oyunlarını başlarına çevirmektedir. Onlar namaza
kalktıkları zaman üşenerek kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, Allah'ı da
pek az hatıra getirirler. |
|
إِنَّ
الْمُنَافِقِينَ فِي الدَّرْكِ الأَسْفَلِ مِنَ النَّارِ وَلَن تَجِدَ لَهُمْ
نَصِيرًا
|
|
NİSA
suresi
145. ayet
|
Şüphe yok ki
münafıklar cehennemin en alt katındadırlar.
Artık onlara asla bir yardımcı bulamazsın. |
|
إِذْ يَقُولُ
الْمُنَافِقُونَ وَالَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضٌ غَرَّ هَـؤُلاء دِينُهُمْ
وَمَن يَتَوَكَّلْ عَلَى اللّهِ فَإِنَّ اللّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
|
|
ENFÂL
suresi
49. ayet
|
O zaman münafıklarla kalplerinde hastalık bulunanlar,
(sizin için), "Bunları, dinleri aldatmış" diyorlardı. Halbuki kim
Allah'a dayanırsa, bilsin ki Allah mutlak galiptir, hikmet sahibidir.
(Kendisine güveneni üstün ve galip kılacak O'dur. Yoksa orduların sayı ve
techizat üstünlüğü değildir). |
|
لَوْ كَانَ
عَرَضًا قَرِيبًا وَسَفَرًا قَاصِدًا لاَّتَّبَعُوكَ وَلَـكِن بَعُدَتْ
عَلَيْهِمُ الشُّقَّةُ وَسَيَحْلِفُونَ بِاللّهِ لَوِ اسْتَطَعْنَا لَخَرَجْنَا
مَعَكُمْ يُهْلِكُونَ أَنفُسَهُمْ وَاللّهُ يَعْلَمُ إِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ
|
|
TEVBE
suresi
42. ayet
|
Eğer yakın
bir dünya malı ve kolay bir yolculuk olsaydı (o münafıklar) mutlaka sana uyup peşinden
gelirlerdi. Fakat meşakkatli yol onlara uzak geldi. Gerçi onlar,
"Gücümüz yetseydi mutlaka sizinle beraber çıkardık" diye
kendilerini helâk edercesine Allah'a yemin edecekler. Halbuki Allah onların
mutlaka yalancı olduklarını biliyor. |
|
وَيَحْلِفُونَ
بِاللّهِ إِنَّهُمْ لَمِنكُمْ وَمَا هُم مِّنكُمْ وَلَـكِنَّهُمْ قَوْمٌ
يَفْرَقُونَ
|
|
TEVBE
suresi
56. ayet
|
(0 münafıklar) mutlaka sizden olduklarına dair
Allah'a yemin ederler. Halbuki onlar sizden değillerdir, fakat onlar
(kılıçlarınızdan) korkan bir toplumdur. |
|
وَمِنْهُمُ
الَّذِينَ يُؤْذُونَ النَّبِيَّ وَيِقُولُونَ هُوَ أُذُنٌ قُلْ أُذُنُ خَيْرٍ
لَّكُمْ يُؤْمِنُ بِاللّهِ وَيُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنِينَ وَرَحْمَةٌ لِّلَّذِينَ
آمَنُواْ مِنكُمْ وَالَّذِينَ يُؤْذُونَ رَسُولَ اللّهِ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
|
|
TEVBE
suresi
61. ayet
|
(Yine o münafıklardan:) O (Peygamber, her söyleneni
dinleyen) bir kulaktır, diyerek peygamberi incitenler de vardır. De ki: O,
sizin için bir hayır kulağıdır. Çünkü o Allah'a inanır, müminlere güvenir ve
o, sizden iman edenler için de bir rahmettir. Allah'ın Resûlüne eziyet
edenler için mutlaka elem verici bir azap vardır. |
|
يَحْذَرُ
الْمُنَافِقُونَ أَن تُنَزَّلَ عَلَيْهِمْ سُورَةٌ تُنَبِّئُهُمْ بِمَا فِي
قُلُوبِهِم قُلِ اسْتَهْزِؤُواْ إِنَّ اللّهَ مُخْرِجٌ مَّا تَحْذَرُونَ
|
|
TEVBE
suresi
64. ayet
|
Münafıklar, kalplerinde olanı kendilerine haber
verecek bir sûrenin müminlere indirilmesinden çekinirler. De ki: Siz alay
edin! Allah o çekindiğiniz şeyi ortaya çıkaracaktır. |
|
الْمُنَافِقُونَ
وَالْمُنَافِقَاتُ بَعْضُهُم مِّن بَعْضٍ يَأْمُرُونَ بِالْمُنكَرِ وَيَنْهَوْنَ
عَنِ الْمَعْرُوفِ وَيَقْبِضُونَ أَيْدِيَهُمْ نَسُواْ اللّهَ فَنَسِيَهُمْ
إِنَّ الْمُنَافِقِينَ هُمُ الْفَاسِقُونَ
|
|
TEVBE
suresi
67. ayet
|
Münafık
erkekler ve münafık kadınlar (sizden değil), birbirlerindendir. Onlar
kötülüğü emreder, iyilikten alıkor ve cimrilik ederler. Onlar Allah'ı
unuttular. Allah da onları unuttu! Çünkü münafıklar fâsıkların kendileridir. |
|
وَعَدَ الله
الْمُنَافِقِينَ وَالْمُنَافِقَاتِ وَالْكُفَّارَ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِدِينَ
فِيهَا هِيَ حَسْبُهُمْ وَلَعَنَهُمُ اللّهُ وَلَهُمْ عَذَابٌ مُّقِيمٌ
|
|
TEVBE
suresi
68. ayet
|
Allah erkek münafıklara da kadın münafıklara da kâfirlere de içinde ebedî
kalacakları cehennem ateşini vâdetti. O, onlara yeter. Allah onlara lânet
etmiştir! Onlar için devamlı bir azap vardır. |
|
كَالَّذِينَ
مِن قَبْلِكُمْ كَانُواْ أَشَدَّ مِنكُمْ قُوَّةً وَأَكْثَرَ أَمْوَالاً
وَأَوْلاَدًا فَاسْتَمْتَعُواْ بِخَلاقِهِمْ فَاسْتَمْتَعْتُم بِخَلاَقِكُمْ
كَمَا اسْتَمْتَعَ الَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ بِخَلاَقِهِمْ وَخُضْتُمْ كَالَّذِي
خَاضُواْ أُوْلَـئِكَ حَبِطَتْ أَعْمَالُهُمْ فِي الُّدنْيَا وَالآخِرَةِ
وَأُوْلَئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ
|
|
TEVBE
suresi
69. ayet
|
(Ey münafıklar! Siz de) sizden öncekiler gibi
(yaptınız). Onlar sizden kuvvetçe daha üstün, mal ve evlâtça daha çok idiler.
Onlar (dünya malından) paylarına düşenden faydalandılar. İşte sizden
öncekiler nasıl paylarına düşenden faydalandıysalar, siz de payınıza düşenden
faydalandınız ve (bâtıla) dalanlar gibi siz de daldınız. İşte onların
amelleri dünyada da ahirette de boşa gitmiştir. Ve onlar ziyana uğrayanların
kendileridir. |
|
يَا أَيُّهَا
النَّبِيُّ جَاهِدِ الْكُفَّارَ وَالْمُنَافِقِينَ وَاغْلُظْ عَلَيْهِمْ وَمَأْوَاهُمْ
جَهَنَّمُ وَبِئْسَ الْمَصِيرُ
|
|
TEVBE
suresi
73. ayet
|
Ey
Peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara karşı sert
davran. Onların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü bir varış yeridir! |
|
أَلَمْ
يَعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ يَعْلَمُ سِرَّهُمْ وَنَجْوَاهُمْ وَأَنَّ اللّهَ
عَلاَّمُ الْغُيُوبِ
|
|
TEVBE
suresi
78. ayet
|
(Münafıklar), Allah'ın, onların sırrını da
fısıltılarını da bildiğini ve gaybları (gizli şeyleri) çok iyi bilen olduğunu
hâla anlamadılar mı? |
|
وَمِمَّنْ
حَوْلَكُم مِّنَ الأَعْرَابِ مُنَافِقُونَ وَمِنْ أَهْلِ الْمَدِينَةِ مَرَدُواْ
عَلَى النِّفَاقِ لاَ تَعْلَمُهُمْ نَحْنُ نَعْلَمُهُمْ سَنُعَذِّبُهُم
مَّرَّتَيْنِ ثُمَّ يُرَدُّونَ إِلَى عَذَابٍ عَظِيمٍ
|
|
TEVBE
suresi
101. ayet
|
Çevrenizdeki
bedevî Araplardan ve Medine halkından birtakım münafıklar vardır ki, münafıklıkta maharet kazanmışlardır. Sen onları
bilmezsin, biz biliriz onları. Onlara iki kez azap edeceğiz, sonra da onlar
büyük bir azaba itileceklerdir. |
|
وَالَّذِينَ
اتَّخَذُواْ مَسْجِدًا ضِرَارًا وَكُفْرًا وَتَفْرِيقًا بَيْنَ الْمُؤْمِنِينَ
وَإِرْصَادًا لِّمَنْ حَارَبَ اللّهَ وَرَسُولَهُ مِن قَبْلُ وَلَيَحْلِفَنَّ
إِنْ أَرَدْنَا إِلاَّ الْحُسْنَى وَاللّهُ يَشْهَدُ إِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ
|
|
TEVBE
suresi
107. ayet
|
(Münafıklar arasında) bir de (müminlere) zarar
vermek, (hakkı) inkâr etmek, müminlerin arasına ayrılık sokmak ve daha önce
Allah ve Resûlüne karşı savaşmış olan adamı beklemek için bir mescid kuranlar
ve: (Bununla) iyilikten başka birşey istemedik, diye mutlaka yemin edecek
olanlar da vardır. Halbuki Allah onların kesinlikle yalancı olduklarına
şahitlik eder. |
|
وَأَقْسَمُوا
بِاللَّهِ جَهْدَ أَيْمَانِهِمْ لَئِنْ أَمَرْتَهُمْ لَيَخْرُجُنَّ قُل لَّا
تُقْسِمُوا طَاعَةٌ مَّعْرُوفَةٌ إِنَّ اللَّهَ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ
|
|
NÛR
suresi
53. ayet
|
(Münafıklar), sen hakikaten kendilerine
emrettiğin takdirde mutlaka (savaşa) çıkacaklarına dair, en ağır yeminleri
ile Allah'a yemin ettiler. De ki: Yemin etmeyin. İtaatiniz malûmdur! Bilin ki
Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. |
|
يَا أَيُّهَا
النَّبِيُّ اتَّقِ اللَّهَ وَلَا تُطِعِ الْكَافِرِينَ وَالْمُنَافِقِينَ إِنَّ
اللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًا
|
|
AHZÂB
suresi
1. ayet
|
Ey
Peygamber! Allah'tan kork, kâfirlere ve münafıklara
boyun eğme. Elbette Allah her şeyi bilmekte ve yerli yerince yapmaktadır. |
|
وَإِذْ
يَقُولُ الْمُنَافِقُونَ وَالَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضٌ مَّا وَعَدَنَا
اللَّهُ وَرَسُولُهُ إِلَّا غُرُورًا
|
|
AHZÂB
suresi
12. ayet
|
Ve o zaman, münafıklar ile kalplerinde hastalık (iman
zayıflığı) bulunanlar: Meğer Allah ve Resûlü bize sadece kuru vaadlerde
bulunmuşlar! diyorlardı. |
|
لِيَجْزِيَ
اللَّهُ الصَّادِقِينَ بِصِدْقِهِمْ وَيُعَذِّبَ الْمُنَافِقِينَ إِن شَاء أَوْ
يَتُوبَ عَلَيْهِمْ إِنَّ اللَّهَ كَانَ غَفُورًا رَّحِيمًا
|
|
AHZÂB
suresi
24. ayet
|
Çünkü Allah
sadâkat gösterenleri sadâkatları sebebiyle mükâfatlandıracak, münafıklara -dilerse- azap edecek yahut da
(tevbe ederlerse) tevbelerini kabul edecektir. Şüphesiz Allah, bağışlayandır,
esirgeyendir. |
|
وَلَا تُطِعِ
الْكَافِرِينَ وَالْمُنَافِقِينَ وَدَعْ أَذَاهُمْ وَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ
وَكَفَى بِاللَّهِ وَكِيلًا
|
|
AHZÂB
suresi
48. ayet
|
Kâfirlere ve
münafıklara boyun eğme. Onların eziyetlerine
aldırma. Allah'a güvenip dayan, vekîl ve destek olarak Allah yeter. |
|
يُنَادُونَهُمْ
أَلَمْ نَكُن مَّعَكُمْ قَالُوا بَلَى وَلَكِنَّكُمْ فَتَنتُمْ أَنفُسَكُمْ
وَتَرَبَّصْتُمْ وَارْتَبْتُمْ وَغَرَّتْكُمُ الْأَمَانِيُّ حَتَّى جَاء أَمْرُ
اللَّهِ وَغَرَّكُم بِاللَّهِ الْغَرُورُ
|
|
HADÎD
suresi
14. ayet
|
Münafıklar onlara: Biz sizinle beraber değil
miydik? diye seslenirler. (Müminler de) derler ki: Evet ama, siz kendi
başınızı belaya soktunuz; fırsat beklediniz; şüpheye düştünüz ve kuruntular
sizi aldattı. O çok aldatan (şeytan) sizi, Allah hakkında bile aldattı.
Nihayet Allah'ın emri gelip çattı! |
|
أَلَمْ تَر
إِلَى الَّذِينَ نَافَقُوا يَقُولُونَ لِإِخْوَانِهِمُ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ أَهْلِ
الْكِتَابِ لَئِنْ أُخْرِجْتُمْ لَنَخْرُجَنَّ مَعَكُمْ وَلَا نُطِيعُ فِيكُمْ
أَحَدًا أَبَدًا وَإِن قُوتِلْتُمْ لَنَنصُرَنَّكُمْ وَاللَّهُ يَشْهَدُ
إِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ
|
|
HAŞR
suresi
11. ayet
|
Münafıkların, kitap ehlinden inkâr eden
dostlarına: Eğer siz yurdunuzdan çıkarılırsanız, mutlaka biz de sizinle
beraber çıkarız; sizin aleyhinizde kimseye asla uymayız. Eğer savaşa
tutuşursanız, mutlaka yardım ederiz, dediklerini görmedin mi? Allah, onların
yalancı olduklarına şahitlik eder. |
|
كَمَثَلِ
الشَّيْطَانِ إِذْ قَالَ لِلْإِنسَانِ اكْفُرْ فَلَمَّا كَفَرَ قَالَ إِنِّي
بَرِيءٌ مِّنكَ إِنِّي أَخَافُ اللَّهَ رَبَّ الْعَالَمِينَ
|
|
HAŞR
suresi
16. ayet
|
Münafıkların durumu tıpkı şeytanın durumu
gibidir. Çünkü şeytan insana "İnkâr et" der. İnsan inkâr edince de:
Ben senden uzağım, çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım, der. |
|
إِذَا جَاءكَ
الْمُنَافِقُونَ قَالُوا نَشْهَدُ إِنَّكَ لَرَسُولُ اللَّهِ وَاللَّهُ يَعْلَمُ
إِنَّكَ لَرَسُولُهُ وَاللَّهُ يَشْهَدُ إِنَّ الْمُنَافِقِينَ لَكَاذِبُونَ
|
|
MÜNÂFİKÛN
suresi
1. ayet
|
Münafıklar sana geldiklerinde: Şahitlik ederiz
ki sen Allah'ın Peygamberisin, derler. Allah da bilir ki sen elbette, O'nun
Peygamberisin. Allah, Münafıkların kesinlikle yalancı olduklarını
bilmektedir. |
|
هُمُ
الَّذِينَ يَقُولُونَ لَا تُنفِقُوا عَلَى مَنْ عِندَ رَسُولِ اللَّهِ حَتَّى
يَنفَضُّوا وَلِلَّهِ خَزَائِنُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَلَكِنَّ
الْمُنَافِقِينَ لَا يَفْقَهُونَ
|
|
MÜNÂFİKÛN
suresi
7. ayet
|
Onlar:
Allah'ın elçisinin yanında bulunanlar için hiçbir şey harcamayın ki dağılıp
gitsinler, diyenlerdir. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır. Fakat münafıklar bunu anlamazlar. |
|
يَقُولُونَ
لَئِن رَّجَعْنَا إِلَى الْمَدِينَةِ لَيُخْرِجَنَّ الْأَعَزُّ مِنْهَا
الْأَذَلَّ وَلِلَّهِ الْعِزَّةُ وَلِرَسُولِهِ وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَلَكِنَّ
الْمُنَافِقِينَ لَا يَعْلَمُونَ
|
|
MÜNÂFİKÛN
suresi
8. ayet
|
Onlar:
Andolsun, eğer Medine'ye dönersek, üstün olan, zayıf olanı oradan mutlaka
çıkaracaktır, diyorlardı. Halbuki asıl üstünlük, ancak Allah'ın,
Peygamberinin ve müminlerindir. Fakat münafıklar
bunu bilmezler. |
|
يَا أَيُّهَا
النَّبِيُّ جَاهِدِ الْكُفَّارَ وَالْمُنَافِقِينَ وَاغْلُظْ عَلَيْهِمْ
وَمَأْوَاهُمْ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ الْمَصِيرُ
|
|
TAHRÎM
suresi
9. ayet
|
Ey
Peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara karşı sert
davran. Onların varacağı yer cehennemdir. O gidilecek yer ne de kötüdür! | |
|
Şeytanın özellikleri,Kimde Var?.
Şeytanın özellikleri:
1. Sinsi ve Yalancıdır
2. Azgın ve Kaypaktır
3. Gücü Yalnızca Çağırmaya Yeter
4. İyilikten ve Hayırdan Yana Hiçbir Yönü Yoktur
5. İnsanlar Üzerindeki Etkisi Pisliktir
6. İnsanların Şükretmelerini Engellemek İster
7. İnsanlara Korku Vermeye Çalışır
8. Müminlerin Arasını Bozmaya Çalışır
9. İnsanları, Sözde Onlara İyilik Yaptığına İkna Etmeye Çalışır.
10. Allah’ın Adını Kullanarak Saptırmaya Çalışır.
11. Mü’minlerin Zamanla Yıpranmalarını İster
12. Yalan Vaadlerde Bulunur.
13. Kuruntulara ve Kuşkulara Düşürmeye Çalışır.
14. Sapkın Amelleri Süslü ve Çekici Gösterir.
15. Fakirlik Korkusu Vermeye Çalışır.
16. Kibir Vermeye Çalışır.
17. Gösteriş İçin İbadet Etmeye Teşvik Eder.
18. Ayetlerden Uzaklaştırmaya Çalışır.
19. Unutkanlık ve Dalgınlık verir.
20. Duygusallık Telkini Yapar.
21. Detaylara Daldırır.
22. İsrafa Teşvik Eder.
23. Gerçek şu, şeytan size düşmandır,öyleyse siz de onu düşman edinin.
KAYNAK:
_________
1-(İbrahim Suresi, 22)
2-(Hac Suresi, 3)
3-(İbrahim Suresi, 22)
4-(Nisa Suresi, 117)
5-(Enfal Suresi, 11)
6-(Araf Suresi, 17)
7-(Al-i İmran Suresi, 175)
8-(İsra Suresi, 53) (Maide Suresi, 91)
9-(Araf Suresi, 20-21)
10-(Fatır Suresi, 5-6)
11-(Al-i İmran Suresi ,155)
12-(İbrahim Suresi, 22)
13-(Nisa Suresi, 119-120)
14-(Neml Suresi, 24)
15-(Bakara Suresi, 268 )
16-(Sad Suresi, 74-75)
17-(Nisa Suresi, 38 )
18-(Zuhruf Suresi, 36-37)
19-(Mücadele Suresi, 19) (En’am Suresi, 68 ) (Kehf Suresi, 63)
20-(İsra Suresi, 64) (Mümtehine Suresi, 1-3)
21-(Bakara Suresi, 67-71)
22-(İsra Suresi, 26-27)
23-(Fatır Suresi, 6)