-Sunuş-
Barnabas aslen Kıbrıslı olup
yahudi bir aileden doğmuştur. Asıl adı Joseph (Yusuf) tur. Barnaba ise teselli oğlu
anlamında ona sonradan verilmiş bir lâkaptır. Barnabas'ın kaleme aldığı incil, İsa'nın
bir şakirdi, yani zamanının çoğunu, mesajını yaydığı üç yıllık
süre içinde bizzat îsa'nın yanında geçiren bir kişi
tarafından yazılmış ve bugüne kadar gelmiş, bilinen tek İncil'dir. Kabul
edilmiş dört İncil'in yazarlarının aksine, o İsa ile doğrudan teması olmuş ve
öğretisini doğrudan İsa' dan almış biriydi.
Barnaba İncili, MS. 325'e kadar İskenderiye Kiliselerinde Kanonik (-gerçek-sahih-) bir İncil olarak
kabul ediliyordu. Tevhid (-Allah'ın birliği inancı-) lehinde yazan Iraneus'un
(MS.130-200) yazılarından, bu İncil'in İsa'nın doğumundan sonraki birinci ve
ikinci yüzyıllarda elden ele dolaştığı anlaşılmaktadır. Putperest Roma dininin
ve Eflâtun'un felsefesinin İsa' nın aslî öğretileri içine girmesinden sorumlu
olmakla suçladığı Pavlus'a karşı çıkan İraneus,
kendi fikirlerini desteklemek için Barnabas İncili'nden geniş
alıntılarda bulunmuştur.
İznik Konsülü 325 Yılında Yüzlerce Yazımla Birlikte Barnabas İncili'ni
de Yasaklıyor.
325'te ünlü İznik Konsülü
toplandı. Teslis Pavlus Kilisesi'nin resmî inancı olarak ilân edildi ve bu
kararın sonuçlarından birini de, o zaman elde bulunan üçyüz kadar İncil'den
dördünün Kilise'nin resmî İnciller'i olarak seçilmesi oluşturdu. Bunlar, Matta,
Markos, Luka, Yuhannâ'nın yazdıkları İncîllerdir. Özünde Eflâtûnun ortaya
attığı trinite fikri, İsa'dan sonra 1'inci ve 2'inci yüzyıllarda kaleme alınan
bu İncîllerde yer aldı. İçlerinde Barnabas İncili'nin de bulunduğu diğer
înciller'in bütünüyle yok edilmesi emredildi... Geçerliliği tanınmamış
Inciller'den birini yanında bulunduranın öldürüleceğine dair emir çıkarıldı...
M.S. 366'da papa olan
Damasus'un (304-384), Barnabas İncili'nin okunmaması hakkında buyrultu
yayınlandığı kaydedilir. Bu buyrultu M.S. 395'te ölen Sezarya piskoposu Gelasus
tarafından desteklenmiştir. Bu piskopos İncil'i Apoler; fal kitaplar listesine
almıştır. Apokrifa (-apocrypha-) basitçe 'halktan gizlenen' demektir. Böylece, daha bu aşamada
İncil kimsenin eline geçmez olmuştur...
Pavlus Kilisesi 1700 Senedir Barnabas İncilini İmha Etmeye Çalışıyor.
Barnaba Incili'yle ilgili
daha bazı buyrultular da vardır. 382'de Batı Kiliseleri Buyrultusu'yla ve
465'te papa Innocentın buyrultusuyla yasaklanmıştır... Tüm bu buyrultular
Şansölye Seguier (1558-1672) Kütüphanesi'ndeki B. de Montfaucan (1655-1741)
tarafından hazırlanmış Yunanca elyazmalar katalogunda anılmaktadır...
Barnabas İncili'nin Dikkat Çekici Yolculuğu.
İmparator Zeno'nun
yönetiminin dördüncü yılı olanM.S.
478'de Barnabas'ın mezar ve kalıntıları keşfedilmiş ve kendi eliyle yazılmış
İncili'nin bir nüshası göğsünün üzerinde bulunmuştur.Bu olay,
1698'de Antwerp'de yayınlanan Acta Sanctorum, Boland Junii, Tome II, sayfa
422-450'de geçmektedir...
Barnaba încili'nin, buradaki metne de kaynaklık eden, İngilizce çevirisine esas
olan el yazması Papa Sextus'un (1589 -1590)
elindeydi. O'nun, kendinden pek çok alıntılar yapmış olan Iraneus'un yazılarını
okuduktan sonra Bamabas încili'ne büyük ilgi duyan Fra Marino adında rahip bir
arkadaşı vardı. Bir gün bu rahip Papa'yı görmeye gitti. Birlikte öğle yemeği
yediler ve sonra Papa uykuya daldı. Peder MarinoPapa'nın özel kütüphanesindeki
kitapları karıştırmaya başladı ve Bamabas İncili'nin İtalyanca bir el yazmasını
ele geçirdi. Bunu cübbesinin yenine gizleyerek oradan ayrıldı ve kitapla
birlikte Vatikan'dan çıktı. Sonra bu el yazma elden ele dolaşıp, nihayet
Amsterdam'da, «hayatı boyunca bu
parçaya büyük bir değer verdiği sık sık işitilen büyük bir isim ve yetkiye
sahip bir kişi»ye ulaştı. Onun ölümünden sonra, Prusya
Kralı'nın danışmanlarından John Frederick Cramer'a geçti.
1709'te Cramer bu el yazmayı ünlü 'kitap
kurd'u saray prensi Eugene'e sundu. 1738'de kitap, Prens'in
kütüphanesiyle birlikte Viyana'da Hofbibliothek'e geçti ve hâlâ oradadır...
Erken kilise tarihçilerinden önemli bir zat olan John
Toland, bu yazmayı incelemiş ve ölümünden sonra 1747de basılmış
olan muhtelif çalışmalarında ona atıflarda bulunmuştur. İncil hakkında şöyle
der: «Bu, tıpkı kutsal bir kitap görünümündedir.»
İtalyanca elyazma Canon ve Bayan Beggotarafından
İngilizce'ye çevrilerek, 1907'de Oxford Üniversitesi Basımevi tarafından
basılıp yayınlandı. Bu İngilizce çevirinin hemen tüm nüshaları birden ve
esrarengiz bir şekilde piyasadan kayboldu.
Bir anlatıma göre, Barnabas
İncili'nin basımından habersiz olan Vatikan yayım satım gününden hemen önce
haberdar olunca acilen aldığı bir kararla kitabın satıma sunulacağı her
kitapçının önünde yüzlerce kişilik kuyruklar oluşturularak tüm basımların
alınıp imha edilmesi şeklinde rahip ve rahibelere talimat vermiş. Sonrasında
gücünü kullanarak kitabın yeni baskılarının yapılmasının önüne geçmiş.
Ancak, bu defa bazı
kütüphanelere dağıtım öncesi gönderilen basımlar gözden kaçmış. Bugün için,
biriBritish Museum'da,
diğeri Washington'da Kongre Kütüphanesi'nde
bulunmak üzere, 1907 tarihli ingilizce basımın yalnızca iki nüshası biliniyor.Bu tarihten sonraki ilk baskı ise 1979'da
gerçekleşti. Kongre
Kütüphanesi'ndeki nüshanın mikrofilm kopyasını alan pakistanlı müslüman bir
araştırmacının sayesinde, 72 sene sonra kitabin yeni bir baskısı yapılabildi..(-Jesus, A Prophet of islam, Londra, 1979, s : 39 -
42).
Pavlus Öğretilerine Uyan Hiristiyanların Barnaba İncilini İnkar
Çabaları ve Tarihi Gerçekler:
Hristiyan literatüründe
Barnaba İncili'nin adı nerede geçmişse, oraya bir muhalefet şerhi konmuş, bu
İncil'in, sahte ve uydurma olduğu, dolayısıyla reddedilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
Hattâ bu İncil'in, bir müslümanın hayal gücünün bir eseri olduğu iddia
edilmiştir. Bu, iddia tarihi hiç bir dayanağı olmadan inkar amaçlı olarak
ortaya atılmıştır; çünkü böyle bir kitap müslümanlar tarafından bilinmiyordu.
Eğer bilinseydi pek çok eserde ondan söz edilirdi. Taberî, Mes'ûdî,Ya'kûbî, Bîrûnî, İbn
Hazm, İbn Teymiyye gibi hiristiyan kaynaklarına vâkıf
olan yazarlar, Hristiyanlık ve onun kutsal kitaplarından bahsederken, Barnabas
İncili'ne en ufak bir işarette bile bulunmamışlardır.
George Sale'in, 1734 yılında, Kur'an'ın
İngilizce çevirisinde bundan bahsetmesinden önce müslümanlar, Barnabas
İncili'nin adını bile duymamışlardı. İbnü'n-Nedîm tarafından995 yılında ve Hacı Halife tarafından 1657'dehazırlanan,
geniş birer bibliyografya eseri olan 'el-Fihrist'
ve 'Keşfü'z-Zünûn' adlı
kitaplarda da bu İncil'in adı geçmemektedir. Bu eserlerin yanısıra 18'inci
yüzyıl öncesi süreçte müslümanlarca kaleme alınan ve bugün bilinen hiçbir
metinde bu İncilin isminden ya da içeriğinden bahsedilmediği gibi islam
uygarlıklarında söylenti-hikaye-efsane düzeyinde dahi adı bir kayda
geçmemiştir.
Hz. Muhammed'in Doğumundan 75 Sene Önce...
Barnabas İncili'nin
müslümanlar tarafından yazılmadığının bir delili de şudur: Hz. Peygamber'in
dünyaya gelişinden 75 yıl önce (M.S. 496), Papa I.Gelasius döneminde 'yanlış ve dînî düşüncelere aykırı kitaplar'
adı altında hazırlanan listede (-Decretum
Gelasianum-), Barnabas İncili'nin adı geçmektedir. Ayrıca
7'inci yüzyıl öncesinden günümüze gelen ikinci ve farklı bir belgede yasaklanan
60 kitap içinde (-List of the Sixty
Books-) Barnabas İncili de yer almaktadır. Barnabas İncili'nin
tarih boyunca aslında var olmadığı şeklindeki iddialara değinen Avustralyalı
bilim adamı(-La Trobe Universitesi Bendigo-) Dr. Rodney Blackhirst, bir bilimsel
makalesinde yukarıdaki iki listeye dikkat çekerek, şöyle demektedir:
«Bazıları,
ortaçağın sonlarında Barnabas İnciliisimli yazıma
rastlanılması öncesi süreçte, böyle bir incilin tarihsel olarak var olmadığını
kesin bir güvenle iddia ediyorlar. Oysa farklı yüzyıllardan, iki
ayrı liste bunun tersini kanıtlıyor. İki listede de aynı
yanlışın olması, aslında olmayan bir şeyin yanlışlıkla iki ayrı listede de
"Barnabas İncili"
adıyla yer alması mümkün müdür? "60
kitap listesi" sadece bu tek konuda yanlış olabilir mi?Barnabas İncili'nin hiç var olmadığı
iddiası kimilerinde, bu incilden bugüne hiç bir parçanın gelmediği iddiasına
yerini bırakıyor. Fakat o zaman "60
kitap listesi"nde yer alan kitaplardan sadeceBarnabas İncili'nin bir iz bırakmadan
kaybolması gibi bir sonuç akla yatkın olacak mıdır?»
Barnabas İnciline getirilen bu yasaklamalar, o çağlarda, bu İncil'i yazacak bir
müslümanın var olamayacağını açıkça gösteriyor. Çünkü
o zaman daha Hz. Muhammed (doğumu 571) bile doğmamıştı.
Ayrıca yukarıdaki delillere ek olarak şunu vurgulamak yerinde olacaktır: Allah
ve bir Peygamberi hakkında yalan söylemek demek olacak böyle bir sahtekarlık;
yani bir incil uydurma eylemi; yalancılık ve sahtekarlığa karşı duruşu ve
doğruluk ve dürüstluk ahlakını Hz. Peygamber ve Kuran'dan alan bir müslümandan
beklenemez. Böyle bir şeyi iddia edebilenler, bazı değişiklikler ve tahrifler
yaşadığı Spinoza, Goethe ve daha nice batılı entellektüeller
tarafından ifade edilen 4 İncilin dışında ve 2000 sene önceki orjinal halinde veyaorjinal haline yakın olarak
gerçek İncil'den içinde güçlü yansımalar bulunan bir metinle karşılaşmanın şok
ve şaşkınlığı ile bunu yapıyor olmalılardır.
Alman Protestan Kilise Komisyonu'nun
kontrolünden geçerek basımına izin verilen eski ve yeni Ahid çevirileri, şu
sunuşla başlar:
«Kutsal kitap gökten inmiş değildir. Eski Ahid
(-Tevrat-)'in 39 kitabıyla dört İncil yüzlerce yılda yavaş yavaş gelişmiş ve
son şeklini almıştır.»
Burada tevrat ve incil
üzerinde tarih boyunca tahrifat ve değiştirmeler yapıldığı gayet net bir
şekilde kilise tarafından, ifade ediliyor.
Hakkari'de 1983 Yılında Bulunan Barnabas Nüshası.
1983′te Hakkari civarında
bir mağarada, İsa Peygamberin konuşma dili olan Ârâmî
dilinde ve Süryânî alfabesi ile yazılmış ceylan derisinden bir kitap bulunduğu
ve bunun Barnaba İncili olduğu, yurt dışına kaçırılmak
istenirken kaçakçıların yakalandığı ve kitabın bir yerde muhafaza edildiği
ifade edilmektedir. Kitabı bulanların, kitabın içeriğini anlamak amacıyla,
Aramice Uzmanı Filolog Hamza Hocagil'e kitabın ilk sayfasını
getirdikleri, Hocagil'in tercüme ettiği sayfaya göre bu kitabın Barnabas İncili
olduğu ve aşağıda bulunan incil metninin girişine benzer ifadelerin bu sayfada
yer aldığı detayları verilmektedir. (bk. İlim ve Sanat, Mart-Nisan 1986, sayı:
6, s. 91-94).
Pavlus Öğretileri ve Resmî Roma Hristiyanlığı.
Paulus=Pavlus=Pavlos=Bolis,
Tarsus’lu Saul MS 10-67 yılları arasında yaşadı. Pavlus Roma Yurttaşlığı’nı
kazanmış yahudi bir aileden geliyordu. Bu nedenle hem Yahudi adı Saul’u hem de
Romalı Adı Pavlus’u kullanıyordu. Yahudi önderi I.Gamalyel dönemi’nde Kudüs’de
hahamlık öğrenimi gördü.
İlk dönemlerinde bağnaz bir Ferisi (-yahudi din adamı-) olarak Hristiyanlığı
Yahudilik karşısında büyük bir tehdit saydığı için Kilise Üyeleri’ne yönelik kıyımlarda,
yüzlerce inananın öldürülmesinde etkin roller oynadı.
Daha sonraları, «inananların peşine
düşerek Şam'a giderken yolda İsa’nın görüntüsü’yle karşılaştığını, böylece
tevbe ettiğini» iddia etti. İddiasını doğru kabul eden
hristiyanların arasında yaşadı. Kısa bir süreç ardından ise bir topluluğun
lideri haline gelerek inananlar arasında önemli ayrışmalara neden oldu. Dini
yahudi olmayanlar arasında yayması farklı yönlerinden birisidir.
Hristiyanlığın bir Yahudi Mezhebi olmaktan çıkıpbir Roma Dini’ne dönüşmesine belirleyici katkı’da bulunan kişidir
Pavlus. Yeni Ahid’in yaklaşık 1/3 ünü oluşturan mektuplarıgünümüze
ulaşmış en eski Hristiyan Metinleri’dir ki bugünkü Hristiyan İlahiyatı’nın
temellerini oluşturur. Yeni Ahid’deki Resullerin İşleri Kitabı’nın yarıdan çoğu Pavlus’un
etkinlikleri’ni aktarır.
Romanın resmî dini haline gelen hristiyanlık pavlus'un takipçilerinin dini
anlayışını yansıtır. Roma kilisesi=Pavlus kilisesi, tevhide (Allah'ın birliği
inancı) inanan ya da buna yakın diğer hristiyan mezhep ve topluluklarını
ortadan kaldırmak için mücadele etmiş. Bu uğurda afaroz (dinden atma) ve ölüm
cezaları uygulamış ve bunlarla korkutmuştur.
Pavlus'un İlk Günah-Keffaret Anlayışı.
«İlk Günah Kavramı - her doğanın günahkar doğduğu
iddiası -»'nı ileri süren Pavlus mektup ve etkinlikleriyle,
Tevrat'ta yer alan Allah'ın emirlerinin dikkate alınmayarak uygulanmamaları
sonucunu verecek biçimde keffaret inancını kurmuştur. (-Keffaret; Isa
Peygamberin çarmıha çekilerek kendini, insanların günahtan kurtulmaları için
feda ettiği, böylece sadece Hz. İsa'ya inanmanın sonsuz kurtuluş için yeterli
olacağı inanışı. -Barnabas İnciline ve İslam kaynaklarına göre ise çarmıha
gerilen kişi, Hz. İsa'ya ihanet eden ve bunun cezası olarak mucize ile İsa'ya
benzetilen Yahuda İskariyot'tur.-)
Pavlus'un bu öğretileri ile sadece «kalp
temizliği ve İsa'ya inanmayı» yeterli gören, Allah'ın koyduğu
kurallar ve O'nun emirlerinden soyutlanan bir din yapılanması ortaya çıkmıştır. Böylesi
bir din anlayışı ne diğer dört kanonik incilde ne de Barnabas incilinde Hz. İsa
tarafından dile getirilmemiştir.
Barnabas'ta; Hz İsa döneminde, dini kuralların titizlikle uygulandığı ve doğru
inanca sahip olmanın, Tevratta yer alan (-domuz eti yasağı gibi-) yasaklamalardan kaçınmanın ve sünnet
olma emrinin uygulanması ve ibadetin samimiyetle ve sürekli
yapılmasının Hz İsa'nın temel direktifleri arasında olduğu görülür.
Bugünku haliyle Yeni Ahid'de
(-incilde-) yer alan şu metin konumuz itibariyle oldukça dikkat çekicidir:
«Hz. İsa'ya
tâbi(uyanlar) olanlar kendisinin yeryüzünde olduğu zaman diliminde ve göğe
yükseltilmesinin sonrasında Tevrat’a bağlı Yahudi cemaati ile, Kudüs'teki
Mabede gitmeye devam etmişlerdir»(-Resullerin İşleri, 3,1)
Barnabas İncil'inde Çelişkiler Olduğuna Dair İddialar Hakkında.
Yukarıda sıralananlara
gözatıldığında Barnabas İncili'yle ilgili herhangi bir konuda müslümanların
sorumlu olmadığı oldukça açık bir şekilde anlaşılmalıdır. Müslümanların bu
İncile ilgilerinin sebebi bir Peygamber olarak kabul ettikleri Hz.
İsa'nın gerçek
yaşam kesitlerinin detaylarına ve Allah'ın
gönderdiği kitaplardan biri olduğuna inandıkları İncilin gerçek haline duydukları doğal
meraklarıdır.
Bu incilin 2000 sene önceki gerçek incilin tam olarak aynısı olduğunu da iddia edemeyiz.
Çünkü, Kanonik kabul edilen diğer 4 incil gibi bu
incil de Hz. İsa'nin dili olan aramice değildir, belki en
azından birkaç kere tercüme edilmiş bir metindir; örneğin, Aramiceden önce
grekçeye sonra latinceye daha sonra italyancaya çevrilmiş olabilir. Türkçe
çeviriye kaynaklık eden ingilizce metin ise halen Viyana Hofbibliothek'te
bulunan italyanca nüshadan bu yüzyılın başında tercüme edilmiştir. Bu
tercümeler esnasında mütercimlerin yetkinlik derecelerinin ya da bilgisel
yetersizliklerinin; kasıtsız-teknik kelime yanlışlıklarının roller
oynadığı pekala
düşünülebilir.
Bu incil vasıtasıyla sezilen ve tarihsel süreciyle varılan sonuç "asıl incil'den" güçlü esintileri
yansıtmasıdır.
Çelişki olarak iddia edilenler metinde yer alan temel konu doğrultularında
değildir, tam tersine, Barnabas İncili'ni diğer incillerden ayıracak en
açıklayıcı kelime "baştan sona
tutarlılık" olacakdır.
"Nasıraya doğru gemiyle yola çıkmak"
En çok çelişki iddiasının
vurgulandığı yer, 20'inci bölümde, Galile denizi üzerinden "Nasıra'ya doğru gemiyle yola çıkılması"dır.
"Nasıra'ya gemiyle gidildi"
şeklinde bir cümle kurulmamıştır. 16'ıncı bölümde Hz. İsa'nın şakirdlerini
çağırarak bir dağa çıktığı ifade edilmektedir. Bu bölümden sonra bir
yolculuktan bahseden ilk bölüm 20'inci bölümdür. Dolayısıyla "Nasıra'ya doğru nereden hareket edildiği"
belirgin değildir, ancak bilinmeyen bir yerden başlayan yolculuğun bir kısmının
Galile Gölü'nün geçilerek yapılması pekala mümkündür.
20'inci bölümde; "Nasıra kentine
gemiyle yanaşıldığı" da yer almaz, sadece, "Nasıra kentine gelince" denir.
Yolculuğa başladıkları yerden Nasıra'ya yol alırken Hz. İsa ve şakirtlerinin
yolculuğun bir kısmını Galile gölü üzerinden yaptıkları yargısı metne uygun
olacaktır.
Öte yandan gerçek-dışına çıkılarak, Barnabas İncili metninde güya "Nasıra Limanı'ndan"
bahsedildiği, güya "Kudüs'ten
Nasıra'ya gemiyle gidildiği" ekleniyor ki, Barnabas'ta bu
şekilde ya da aynı anlama gelecek ifadeler kesinlikle yer almıyor.
Yukarıda yer alan objektif-net-tarihi verilere karşı, duygusallığı yansıtan bir alaycılık ile gerçek-dışı demogojik yaklaşımlara
yönelebilenbazı çevrelerin yukarıda adı geçen onlarca tarihi belgeye göz gezdirmeleri, hiç değilse kolayca
edinebilecekleri Dr. Rodney Blackhirst'a ait yukarıda
bir yargı paragrafı alıntılanan makaleyi okumaları önerilebilir.
Diğer çelişki iddiası Romalı
iki valinin (Plate=pilatus=pilotus) isimleri hakkında dile getiriliyor ki, iki
ayrı dönemde gelen iki valinin isimlerinin aynı olması mümkündür.
İsa Peygamberin 119'uncu
bölümde şekerle ilgili verdiği bir örnek sözkonusu ediliyor. Barnabas
İncilindeki metin anlatımından o dönemde şekerin çok değerli olduğu
anlaşılıyor. İsa döneminde şekerin bilinmediğini savunan bazı itirazcılar,
şeker pancarından şeker üretimi bilgisinin 7'inci yüzyıldan önce bölgeye
ulaşmadığını iddia ediyor. Öyle bile olsa, herhalde durdukça
şekerlenen bal ve pekmez gibi tatlı besinlerden de şeker elde edilebileceği gözardı ediliyor.
Öte yandan, yukarıda da
belirtilidiği gibi bazı detaylarda asırlar boyunca yapılan çevirilerde, tercüme
ya da teknik yanlışlıklar mümkün olabildiği gibi çelişki iddialarının
argumanlarında da duygusal nedenlerden ya da yanlış bilgilerden kaynaklanan
bazı yanlışlar olabileceği gözardı edilemez.
Çünkü, Barnabas İncili bugünkü
hristiyan dünyasının da temel aldığı Pavlus yaklaşımına sarsıcı bir yalanlama
ve karşı çıkışı da
barındırmaktadır..
Tam da bu nedenle asırlar
boyu (1700 senedir) tamamen imha edilmek istenmiştir.
Hz. İsa Peygamber neden "Gelecek Mesih ben değilim" diyor?.
Mesih nitelemesini İsa'dan
sonra gelecek Peygamber hakkında telaffuz edilmesi, Hz. İsa'nın Mesih
olmadığından değil, metinden de anlaşılacağı üzere o
dönem topluluklarının Mesih denildiğinde bunu en son gelecek Allah'ın Elçisi
olarak algılamalarıdır. İsa,
"Sen Mesih misin?"
şeklindeki sorulara yanıt verirken kendinden sonra gelecek Allah'ın
Elçisi'nden haber vermektedir.Barnabas İncili'nin ilk başlığında, girişi ve 6'ıncı
bölümünde de İsa Peygamber için "Mesih"
denmektedir.
İsa peygamberin "Sen Mesih misin?" şeklindeki
soruya verdiği cevabı bu gerçeği gösteriyor:
«..Çünkü ben, sizin «Mesih» dediğiniz, benden önce
yaratılmış ve benden sonra gelecek ve inancı (dini) son bulmasın diye gerçeğin
sözlerini getirecek olan Allah'ın Elçisi'nin ayakkabılarının iplerini veya
çoraplarının bağlarını çözecek değerde değilim.»
Tahrifler sonucu sürrealist ve ancak ruhbanderecelilerin
anladığı(!) anlaşılmaz sembolleranlatımı haline
gelen ve bünyesinde tahrif vedeğişmelerden doğan
yanlışlardan yüzlerce sancıyı taşıyan 4 kanonik (!) incilden örnekler vererek,
gerçek ve pek çok "çelişki"leri
gerçek anlamda göstermek mümkündür. Bu çelişkiler doğu ve batıda, yerinde ve
yeterince ele alınarak ilgilenenlere gösterilmiştir. Alman
Protestan Kilise Komisyonu'nun, yukarıda yer alan, incile
yazdığı sunuş yazısı da bu gerçeğin başka türlü bir ifadesi olarak
değerlendirilebilir.
Barnabas İncili, anlaşılmaz hale getirilmiş bir dinin
özündeki gerçek halini; aydınlık ve açıklığı, Peygamberlerle iletilen ilahi
mesajların tazeliğini okuyanlara hemen hissettiriyor. Barnabas
İncili'nin Matta, Yuhanna, Luka ve Markos ile kıyaslamalı okunuşunda, diğer
incillerdeki çıkarmalar ve değiştirmeler nedeniyle nasıl anlam bütünlüğünün
bozulduğu ve cümle düşüklükleri oluştuğu, böylece yarım ya da aralarda kalan
konu ve cümlelerin aslında nereden başladığı ve nasıl geliştiği de ortaya
çıkıyor. Ve nasıl insafsız bir tahrif budamasına maruz kaldıkları da
anlaşılıyor.
Değişik
Kaynaklardan Derleme