217. Hain Yahuda Çarmıha Geriliyor
Askerler Yehuda'yı tutup,
alay ede ede bağladılar. Çünkü o, gerçekten îsa olduğunu inkâr ediyordu;
askerler kendisiyle alay edip dediler: «Efendi, korkma, çünkü biz seni İsrail
kralı yapmaya geldik ve senin krallığı reddedeceğini bildiğimiz için de seni
bağladık.»
Yehuda karşılık verdi: «Siz aklınızı mı yitirdiniz? Siz, bir soyguncuya (karşı
gelir gibi) silâh ve fenerlerle Nasıra'lı îsa'yı almaya geldiniz ve size yol
gösteren beni, kral yapmak için bağladınız!»
O zaman askerler sabırlarını yitirip, yumruk ve tekmelerle Yehuda'ya vurmaya
başladılar ve onu öfkeyle Kudüs'e getirdiler.
Yuhanna ve Petrus uzaktan askerleri izliyorlardı; ve, İsa'yı idam etmek için
toplanmış bulunan Ferisîler heyeti ve başkâhin tarafından Yehuda'ya yapılan tüm
sorgulamayı gördüklerine dair bu (satırları) yazanı ikna ettiler. Bu arada
Yehuda pek çok deli sözleri söyledi, o kadar ki, herkes katıla katıla gülüp,
onun gerçekten İsa olduğuna ve ölüm korkusuyla deli numaraları yaptığına
inandılar. Bunun üzerine, yazıcılar, gözlerini bir sargıyla bağlayıp, alay
ederek dediler: «Nasıralılar'ın (Isa'ya inananlara böyle derlerdi) peygamberi
İsa, söyle bize, yüzüne vuran kimdir?» Ve, onu yuınruklayıp, yüzünü
tokatladılar.
Sabah olunca, halkın ileri gelenleri ve Ferisîlerden oluşan büyük bir heyet
toplandı; ve, başkâhin Ferisîlerle birlikte Yehuda'ya karşı, İsa olduğuna
inandıklarından yalancı şahit, aradılar; ve aradıklarını bulamadılar. Ve, önde
gelen kâhinlerin Yehuda'nın Isa olduğuna inandıklarını neden söylüyorum? Hattâ,
bunu yazanla birlikte tüm şakirtler buna inanıyordu; ve hatta, İsa'nın zavallı
bakire annesi yakınları ve dostlarıyla birlikte buna inanıyordu. Öyle ki,
herkesin üzüntüsü inanılmaz derecedeydi. Allah sağ ve diridir ki, yazan,
İsa'nın söylemiş olduğu her şeyi, dünyadan nasıl çekilip alınacağını, üçüncü
bir kişide nasıl işkence çekeceğini ve dünyanın sonuna kadar ölmeyeceğini
unutmuştu. Bu nedenle, İsa'nın annesi ve Yuhanna ile birlikte çarmıhın yanına
gitti.
Başkâhin Yehuda'yı bağlı olarak önüne getirtti ve ona şakirtlerini ve akidesini
sordu.
Bunun üzerine Yehuda, kendinde değilmiş gibi konuyla ilgili hiç bir cevap
vermedi. Başkâhin, İsrail'in yaşayan Allah'ı üzerine, gerçeği söylemesini ondan
rica etti.
Yehuda cevap verdi: «Benim Nasıra'lı İsa'yı elinize vermeği va'd eden Yehuda
İskariyot olduğumu söyledim size; ve siz, hangi san'atladır bilmiyorum,
çıldırmışsınız, çünkü, her bakımdan benim İsa olduğumu kabul ediyorsunuz.»
Başkâhin karşılık verdi: «Ey sapık fitneci, akidenle ve sahte mucizelerinle
Galile'den başlayarak, buraya, Kudüs'e kadar tüm İsrail'i aldattın; ve şimdi
de, deli numarası yapmakla sana yakışacak olan hak ettiğin cezadan kaçmayı mı
düşünüyorsun?. Allah sağ ve diridir ki, ondan kurtulamıyacaksın!» Ve, bunu
dedikten sonra, hizmetçilerine, anlayışı geri başına gelsin diye yumruk ve
tekmelerle ona vurmalarını emretti. Sonra, başkâhinin hizmetçilerinin elinde
gördüğü alay inanılmayacak biçimdeydi. Çünkü, heyete zevk vermek için aşkla ve
şevkle yeni yeni yöntemler kullanıyorlardı. Bir hokkabaz gibi giydiriyorlar ve
el ve ayaklarla o şekilde davranıyorlardı ki, Kenanileri bile bu manzarayı
gördüklerinde merhamete getirebilirdi.
Ama, önde gelen kâhinler, Ferisîler ve halkın ileri gelenleri, Isa'ya karşı
öylesine çileden çıkmış kalblere sahiptiler ki, Yehuda'nıngerçekten İsa
olduğuna inanarak, ona bu şekilde davranıîdığını görmekten zevk duyuyorlardı.
Ardından, onu bağlı olarak İsa'yı gizliden gizliye seven valiye götürdüler.
Bunun üzerine o, Yehuda'nın îsa olduğunu sanıp, kendisini odasına aldı ve
onunla konuşarak, hangi nedenle önde gelen kâhinlerin ve halkın onu eline
verdiklerini sordu.
Yehuda cevap verdi: «Sana gerçeği söylesem de bana inanmazsın; çünkü, belki sen
de (önde gelen) kâhinler ve Ferisîler'in aldatıldığı gibi aldatılmışsındir.»
Vali, (onun kanunla ilgili olarak konuşmak arzusunda olduğunu düşünerek)
karşılık verdi: «Şimdi sen benim bir Yahudi olmadığımı bilmiyor musun? (Önde
gelen) kâhinler ve halkının ileri gelenleri seni benim elime verdiler; bu
nedenle, bana gerçeği söyle de, adaletli olanı yapayım. Çünkü, benim seni
serbest bırakacak veya seni idam edecek gücüm vardır.»
Yehuda karşılık verdi: «Efendi (m), inan bana eğer beni idam edersen büyük bir
yanlışlık yapmış olacaksın; çünkü suçsuz bir kişiyi öldüreceksin; ben Yehuda
îskoriyot'um, bir büyücü olan ve san'atıyla beni bu şekle çeviren İsa değilim.»
Vali, bunu duyunca şaştı kaldı, öyle ki, onu serbest bırakmak istedi. Bu
nedenle de dışarı çıkıp, gülümseyerek, «Hiç olmazsa bir konuda bu adam ölümü
değil, bilakis merhameti hak etmektedir» dedi ve ilâve etti: «Bu adam İsa
olmadığını, aksine, îsa'yı yakalamaları için askerlere yol gösteren bilinen bir
Yehuda olduğunu söylüyor ve Galile'li İsa'nın büyücü san'atıyla kendisini bu
şekle koyduğunu belirtiyor. Bu nedenle, eğer bu doğruysa, onu öldürmek, suçsuz
olduğundan büyük bir haksızlık olacaktır. Ama, eğer İsa ise ve kendisini inkâr
ediyorsa, o zaman mutlaka anlayışını yitirmiştir. Ve, bir deliyi öldürmek de
dinsizce bir davranış olur.»
O zaman, önde gelen kâhinler ve halkın ileri gelenleri, yazıcı ve Ferisîlerle
birlikte bağıra çağıra dediler: «O Nasıra'lı İsa'dır, biz onu tanırız; çünkü,
eğer suçlu olmamış olsaydı onu senin eline vermezdik. O deli de değildir,
bilakis habistir. Çünkü bu yolla elimizden kurtulmaya çalışıyor. Ve onun
karıştırdığı fitne, kurtulacak olursa öncekinden daha kötü olacaktır.»
Pilatus (valinin adı böyleydi), böyle bir durumdan kendisini sıyırmak için
dedi. «O Galile'lidir ve Hirodes Galile kralıdır; bu nedenle böyle bir davaya
bakmak bana düşmez, bu yüzden onu Hirodes'e götürün.»
Bunun üzerine, Yehuda'yı Hirodes'e götürdüler. O, uzun bir süre İsa'nın evine
gitmesini arzulamıştı. Ama, îsa onun evine gitmeği hiç istememişti. Çünkü
Hirodes, bir Centilî olup, sahte ve yalancı tanrılara tapar, necis Centilîlerin
usulü üzere yaşardı. Şimdi, Yehuda oraya getirilince, Hirodes, kendisine pek
çok sorular sordu; Yehuda, İsa olduğunu inkâr ederek bunlara, amaca uymayan
cevaplar verdi.
O zaman, Hirodes, tüm sarayıyla birlikte onunla alay etti ve, soytarılara
giydirildiği gibi ona da beyazlar giydirip, geri Pilatus'a gönderdi ve dedi:
«İsrail kavmine adalette başarısızlığa düşme!»
Ve, Hirodes bunu yazdı, çünkü, önde gelen kâhinler, yazıcılar ve Ferisîler
kendisine çok miktarda para vermişlerdi. Vali, bunu Hirodes'in bir
hizmetçisinden duyunca, o da biraz para elde edebilmek için Yehuda'yı serbest
bırakmak istermiş gibi yaptı. Bunun üzerine, kamçılayarak öldürmeleri için
kendilerine yazıcıların ödemede bulunduğu kölelerine onu kamçılattı. Ama, bu
konuda fermanını vermiş bulunan Allah, bir başkasını sattığı bu korkunç ölümü
çekmesi için, Yehuda'yı çarmıha saklıyordu. Her ne kadar askerler onu, vücudu
kan revan içinde kalıncaya kadar kırbaçlamışlarsa da, Yehuda'nın kırbaç altında
ölmesine izin vermedi. Sonra, alay ederek, üzerine eski mor bir elbise
giydirip, dediler: «Yeni kralımızı giydirmek ve taçlandırmak gerek.» Böyle
deyip, dikenler topladılar ve kralların başlarına giydikleri altın ve kıymetli
taşlardan oluşan taçlar gibi bir taç yaptılar ve bu dikenli tacı Yehuda'nın başına
koydular. Asa yerine eline bir kamış verdiler ve yüksek bir yere oturttular.
Ve, askerler önüne gelip, alaylı alaylı baş eğerek, onu Yahudiler'in kralı
olarak selâmladılar. Ve, yeni kralların vermeye alışık oldukları hediyeleri
almak için ellerini açtılar; ve hiç bir şey almayınca da Yehuda'yı tokatlayıp
dediler: «Askerlerine ve hizmetçilerine ödemede bulunmayacaktın da, ne diye taç
giydin aptal kral?»
Yazıcılar ve Ferisilerle birlikte önde gelen kâhinler, Yehuda'nın kırbaçlarla
ölmemiş olduğunu görünce, Pilatus'un onu serbest bırakmasından korkarak, valiye
para hediyesinde bulundular. O da bunu alıp. Yehuda'yı ölüm suçlusu olarak
yazıcılara ve Ferisî'lere verdi. Bunun üzerine, onun yanısıra iki hırsızı da
çarmıhta ölüm cezasına çarptırdılar.
Sonra onu, suçluları astıkları Kalveri dağına götürdüler ve orada, daha çok
rezil olsun diye çıplak olarak çarmıha gerdiler.
Yehuda, bağırmaktan başka gerçekte bir şey yapmadı : «Allah, suçlunun kurtulup
gittiğini ve benim de haksız yere öldüğümü göre göre, beni neden terkettin?»
Cidden diyorum ki, Yehuda'nın sesi, yüzü ve şekli Isa'ya o kadar benziyordu ki,
şakirtleri ve mü'minleri onun îsa olduğuna tamamen inandılar; bu yüzden
bazıları, İsa'nın sahte bir peygamber olduğuna ve gösterdiği mucizeleri büyü
san'atıyla gerçekleştirdiğine inanarak, İsa'nın doktrininden ayrıldılar; çünkü,
İsa dünyanın sonunun yaklaştığı zamana kadar ölmeyeceğini söylemişti. Çünkü, o
zaman dünyadan alınmalıydı.
Öte yandan, İsa'nın akidesinde sapasağlam devam edenler, ölenin tümüyle Isa'ya benzediğini
görüp, îsa'-nın demiş olduğu şeyleri de hatırlamadıklarından üzüntüye
kapıldılar. Ve, İsa'nın annesinin eşliğinde Kalveri dağına gidip, İsa'nın
ölümünde sürekli ağlıyarak bulunmakla kalmadılar, aynı zamanda Nikademus ve
Aberimetya'lı Yusuf'un aracılığıyla İsa'nın vücudunu, gömmek için validen
aldılar. Ve, kesinlikle kimsenin inanmayacağı ağlamalarda onu çarmıhtan
indirip, yüz liralık çok kıymetli merhemlerle sararak, Yusuf'un yeni mezarına
gömdüler.
218.
Sonra, herkes kendi evine
döndü. Bunu yazan Yuhanna ve kardeşi Yakup'la birlikte, İsa'nın annesiyle
beraber Nasıra'ya gitti.
Allah'tan korkmayan şakirtler geceleyin gidip, Yehuda'nın cesedini çalarak
sakladılar ve İsa'nın yeniden dirildiğini yaydılar; bu yüzden büyük karışıklık
doğdu. O zaman, başkâhin, afaroz cezasını göze almadan, kimsenin Nasıra'lı
İsa'dan söz etmemesini emretti. Ve, büyük bir işkence başladı; pek çokları
taşlandı, pek çokları dövüldü ve pek çokları ülkeden sürüldü; çünkü, bu konuda
ağızlarını tutamıyorlardı.
Nasıra'ya, çarmıhta ölmüş bulunan hemşehrileri İsa'nın yeniden dirildiği haberi
geldi. Bunun üzerine, bu (satırlar) ı yazan İsa'nın annesinden ağlamayı
bırakıp, sevinmesini rica etti. Çünkü, oğlu yeniden dirilmisti. Bunu duyan
bakire Meryem ağlayarak dedi: «Kudüs'e gidip oğlumu bulalım. Onu gördüğüm zaman
rahat ölebilirim.»
219. İsa Gelerek İnananlarla 3 Gün Kalıyor
Bakire, başkâhinin
fermanının çıktığı gün, bu (satırlar) ı yazan, Yakup ve Yuhanna'yla birlikte
Kudüs'e döndü.
Burada, Allah'tan korkan bakire, başkâhinin fermanının haksız olduğunu
bilmesine rağmen, yanında kalanlara oğlunu unutmalarını emretti. O zaman,
herkes ne kadar da müteessir oldu! — İnsanların kalbini gözleyen Allah biliyor
ki, muallimimiz İsa olduğuna inandığımız Yehuda'nın ölümünün üzüntüsüyle,
onu yeniden dirilmiş görmenin arzusu arasında, İsa'nın annesiyle birlikte bitip
tükeniyorduk.
Bu yüzden, Meryem'in koruyucuları olan melekler, İsa'nın meleklerin eşliğinde
kaldığı üçüncü göğe çıkıp, her şeyi İsa'ya anlattılar.
Bunun üzerine îsa, kendisine annesini ve şakirtlerini görme gücü vermesi için
Allah'a dua etti. O zaman rahim olan Allah, dört gözde meleği Cebrail, Mikâil,
Rafail ve Uriel'e İsa'yı annesinin evine götürüp, yalnızca akidesine
inananlarca görülmesine izin vererek, üç gün sürekli olarak kendisini
gözetmelerini emretti.
İsa nurla çevrilmiş olarak, bakire Meryem'in, iki kızkardeşi ve Marta ve Meryem
Magdalen, Lazarus, bu (satırlar) ı yazan, Yuhanna, Yakup ve Petrus'la birlikte
kalmakta olduğu odaya geldi. Bunun üzerine, herkes korkudan ölü gibi düştü. Ve,
İsa annesini ve diğerlerini yerden kaldırıp dedi: «Korkmayın, çünkü ben
İsa'yım; ve ağlamayın, çünkü ben diriyim, ölmüş değilim.» Herkes uzun bir süre
İsa'nın karşısında kendinden geçmiş gibi kaldı; çünkü, İsa'nın öldüğüne artık
inanmış bulunuyorlardı. Sonra, Bakire ağlayarak dedi: -Söyle bana oğlum, sana
ölüleri diriltme gücü veren Allah neden yakınlarının ve dostlarının utancına
rağmen ve akidenin (düştüğü) utanca rağmen senin ölmene, izin verdi? Çünkü seni
seven herkes adeta ölmüş durumda.»
220."Neden İsa'nın Öldüğüne İnandırıldılar?"
îsa annesini kucaklayıp
cevap verdi: «İnan bana anne, çünkü sana gerçekten diyorum ki, ben hiç ölmedim;
Allah beni dünyanın sonuna kadar saklamış bulunuyor.» Ve, bunu deyip, dört
meleğe görünmelerini ve meselenin nasıl geçtiği konusunda şahitlik etmelerini
rica etti.
Bunun üzerine, melekler dört parlak güneş gibi göründüler, öyle ki, herkes
korkudan yine ölü gibi (yere) düştü.
O zaman îsa meleklere, görünebilsinler ve konuştukları annesiyle ashabı
tarafından duyulabilsin diye, giymeleri için dört keten bezi verdi. Ve, her bir
kimseyi (yerden) kaldırıp, rahatlatarak dedi: «Bunlar Allah'ın elçileridir;
Allah'ın gizliliklerini bildiren Cebrail, Allah'ın düşmanlarına karşı savaşan
Mikâil, ölenlerin ruhlarını alan Rafail (Azrail) ve herkesi Son Gün'de Allah'ın
mahkemesine çağıracak olan Uriel (İsrafil).»
O zaman dört melek, Allah'ın İsa'yı nasıl çağırdığını ve bir başkasını sattığı
cezayı çekmesi için Yehuda'yı nasıl değiştirdiğini Bakire'ye naklettiler.
Sonra, bu (satırlar) ı yazan dedi: «Ey muallim, sen bizimle birlikte kalırken
benim için meşru olduğu gibi, şimdi de sana soru sormak benim için meşru
mudur?»
îsa cevap verdi: «Ne istersen sor Barnabas, sana cevap vereceğim.»
O zaman bu (satırlar) ı yazan dedi: «Ey muallim, Allah rahim olduğu halde,
neden senin öldüğüne inandırarak bize eziyet etti? Ve, annen senin için o kadar
ağladı ki, nerdeyse ölecekti. Ve Allah'ın bir mukaddesi olan sen, Allah neden
üzerine, Kalveri dağında hırsızlar arasında öldürüldüğün iftirasının atılmasına
izin verdi?»
îsa cevap verdi: «înan bana Barnabas, her günahı, ne kadar küçük de olsa,
Allah'a karşı günahla suç işlendiğinden, Allah büyük ceza ile cezalandırır. Bu
nedenle, annem ve benimle birlikte olan imanlı şakirtlerin beni birazcık da dünya
sevgisiyle sevdiklerinden, adaletli olan Allah, Cehennem alevleriyle
cezalanmaması için bu sevgiyi şu andaki üzüntüyle cezalandırdı ve, her ne kadar
ben dünyada suçsuz idiysem de, insanlar bana «Allah» ve «Allah'ın oğlu»
dediklerinden, Hüküm Günü'nde şeytanların alayına uğramıyayım diye, Allah,
herkesi benim çarmıhta öldüğüme inandırarak, bu dünyada Yahuda'nın ölümüyle
insanların alayına uğramamı diledi. Ve bu alay, geldiği zaman bu aldanmayı
Allah'ın kanununa inananlara açıklayacak olan Allah'ın elçisi Muhammed'in
gelişine kadar sürecektir.»
Bu şekilde konuştuktan sonra İsa dedi: «Sen adilsin ey Allah'ımız Rabb, çünkü
sonsuz şan ve şeref ancak Sana aittir.»
221.
Ve, İsa bu (satırlar) ı
yazana dönüp dedi: «Bak Barnabas, benim dünyada kalışım süresince tüm olup
bitenlerle ilgili olarak benim İncil'imi elbette yazmalısın. Ve, aynı şekilde
Yehuda'nın başına gelenleri de yaz ki, mü'minler aldanmasın ve herkes gerçeğe
inansın.»
O zaman, yazan cevap verdi: «Înşallah her dileği yaparım ey muallim, ama
Yehuda'nın başına gelenler nasıl oldu bilmiyorum, çünkü hepsini görmedim.»
İsa cevap verdi: «işte her şeyi gören Yuhanna ve Petrus, olup bitenlerin
hepsini sana söylerler.»
Ve, sonra îsa kendisini görmeleri için bize, imanlı şakirtlerini çağırmamızı
emretti. O zaman Yakup ve Yuhanna, Nikodemus ve Yusuf'la birlikte yedi havari
ve yetmişikiden başka daha pek çoklarını topladılar ve hepsi İsa ile birlikte
yemek yediler.
Üçüncü gün İsa dedi; «Annemle birlikte Zeytinlik Dağı'na gidin, çünkü, oradan
yeniden göğe çıkacağım, beni kimin götürdüğünü görürsünüz.»
Korkularından Şam'a kaçmış bulunan yetmişiki şakirdin yirmi beşi dışında herkes
oraya gitti. Ve, hepsi ibadet halindeyken, îsa öğleyin Allah'a senada bulunan
çok sayıda melekle geldi; ve, yüzünün nuru herkesi korkudan sararttı ve yüz
üstü yere düştüler. Ama, İsa kendilerini kaldırıp, rahatlatarak dedi:
«Korkmayın, ben mualliminizim.»
Ve, kendisinin ölüp yeniden dirildiğine inananları uyararak dedi: «Şimdi siz
beni ve Allah'ı yalancılar yerine mi koyuyorsunuz? Çünkü Allah bana, size
söylediğim gibi hemen hemen dünyanın sonuna kadar yaşamayı bahsetmiştir. «Bakın
size diyorum ki, ben değil, hain Yehuda öldü. Dikkat edin, çünkü şeytan sizi
aldatmak için her çabayı gösterecektir, ama siz tüm İsrail'de ve dünyanın her
yanında duyduğunuz ve gördüğünüz bütün şeyler için benim şahitlerim olun.»
Ve îsa böyle konuşup, mü'minlerin kurtuluşu ve günahkârların hidayeti için
Allah'a dua etti. Ve duası sona erdi, annesini kucaklayıp dedi: «Selam sana
anneciğim, seni ve beni yaratan Allah'a dayan.» Ve, böyle söyleyip,
şakirtlerine dönerek dedi: «Allah'ın lûtfu ve rahmeti sizinle olsun.»
Sonra, orada bulunanların gözleri Önünde dört melek onu göğe çıkardılar.
222.
İsa ayrıldıktan sonra,
şakirtler İsrail'in ve dünyanın değişik bölgelerine dağıldılar ve şeytan'ın
nefret ettiği Hak, her zaman olduğu gibi, Batılın işkencelerine uğradı. Çünkü,
şakirtmiş gibi görünen birtakım şerli insanlar İsa'nın öldüğünü ve tekrar
dirilmediğini yazdılar. Diğer bazıları, onun gerçekten öldüğünü, ama tekrar dirildiğini
yazdılar. Bir diğerleri ise İsa'nın Allah'ın oğlu olduğunu yazdılar ve
yazıyorlar; aralarında aldatılmış olan Pavlus da vardır. Ama biz,
yazabildiğimiz kadarını Allah'tan korkanlara anlatıyoruz ki,
Allah'ın son Hüküm Günü'nde kurtulabilsinler.
İNCİLİN SONU