208.
«Eğer kötülük yaparsam, beni
uyarın, Allah da sizi sevsin, çünkü O'nun istediğini yapmış olursunuz. Ama,
kimse günahtan dolayı beni uyarmazsa, bu, sizin dediğiniz gibi İbrahim'in
çocukları olmadığınızın ve İbrahim'in bulunduğu başla bir arada bulunmadığınızın
işaretidir. Allah sağ ve diridir ki, İbrahim Allah'ı o kadar çok severdi ki,
sahte putları parçalayıp, anne ve babasını terketmekle kalmamış, aynı zamanda
Allah'a itaat etmek için kendi oğlunu da öldürmek istemiştir.»
Başkahin karşılık verdi: «Sana sorduğum bu; ve seni öldürmenin yollarını
aramıyorum, o halde söyle bize: İbrahim'in bu oğlu kimdi?»
İsa cevap verdi: «Senin şanının ateşi ey Allah, beni tutuşturuyor ve konuşmadan
edemiyorum. Bakın diyorum, İbrahim'in oğlu İsmail'di. Ondan, kendisiyle yeryüzünün
tüm kabilelerinin kutsanacağı İbrahim'e, va'd edilen Mesih gelecektir.»
Ö zaman, bunu duyan başkahin kızdı ve bağırdı: «Şu dinsiz herifi gelin
taşlayalım. Çünkü o bir îsmaili'-dir. Musa'ya karşı, Allah'ın kanununa karşı
küfretmiştir.»
Bunun üzerine, her yazıcı ve Ferisi halkın önde gelenleriyle birlikte İsa'yı
taşlamak için taş kaptılar. İsa ise gözlerinden kaybolup mabetten çıktı. Ve o
zaman, İsa'yı öldürmek için duydukları dehşetli arzuyla, öfke ve nefretten
gözleri dönmüş şekilde birbirlerine öylesine vurdular ki, orada bin kişi öldü
ve kutsal mabedi kirlettiler. İsa'nın mabetten çıktığını gören havariler ve
mü'minler (çünkü o kendilerinden gizli değildi) kendisini Simun'un evine kadar
izlediler.
Bu arada Nikodemus oraya geldi ve Isa'ya, Kudüs' ten çıkıp, Sidrun çayı ötesine
gitmesini tavsiye ederek dedi: «Rab, benim Sidrun çayı gerisinde evle birlikte
bahçem var, bu bakımdan sana rica ediyorum, şakirtlerinden bazılarıyla oraya
git ve kâhinlerimizin bu nefreti geçinceye kadar orada kal. Sana gerekli olan
her şeyi sağlıyacağım. Ve, şakirtlerin çoğunu burada Simun'un evinde ve benim
evimde bırak, Allah bize her şeyi verecektir.»
Ve, İsa yanına, ilk olarak havariler denilen yalnızca on iki kişiyi almak arzu
ederek, böyle yaptı.
209.
Bu sırada, İsa'nın annesi
bakire Meryem ibadet ediyordu ki, melek Cebrail kendisini ziyaret edip, oğluna
yapılan eziyeti naklederek, dedi: «Korkma Meryem, çünkü Allah O'nu dünya
(dakiler) den koruyacaktır. Bunun üzerine, Meryem ağlayarak Nasıra'dan ayrıldı
ve oğlunu aramak için Kudüs'e, kız kardeşi Meryem Selâme'nin evine geldi.
Fakat, İsa gizlice Sidrun çayının ötesine çekilmiş olduğundan, onu bu dünyada
bir daha göremedi; ancak utanç işinden sonra melek Cebrail, Mikâil, (İs)rafil
ve Uriel'le birlikte Allah'ın emriyle onu kendisine getirdiler.
210.
Mabeddeki karışıklık îsa'nin
ayrılmasıyla dinince, başkâhin yüksek bir yere çıkıp, elleriyle sus işareti
yaparak dedi: «Kardeşler! Biz ne yapıyoruz? O'nun şeytan'ca san'atıyla tüm
dünyayı aldattığını görmüyor musunuz? Şimdi, eğer o bir büyücü değil ise, nasıl
oldu da kaybolup gitti? Emin olun ki, o kutsal biri ve bir peygamber olmuş
olsaydı, Allah'a karşı, kul(u) Musa'ya karşı ve İsrail'in ümidi Mesih'e karşı
küfürde bulunmazdı! Ve, ne diyeyim ben? O, tüm kâhinlerimize küfretti. Bu
bakımdan, bakın size diyorum ki, eğer o dünyadan ayrılmazsa, İsrail kirlenecek
ve Allah'ımız bizi milletlere teslim edecektir. Dikkat edin şimdi, onun
yüzünden bu kutsal mabed nasıl da kirlenmiş bulunuyor!»
Ve, başkâhin o şekilde konuştu ki, pek çokları İsa' yı terketti. Bunun üzerine,
gizli tutulan öldürme işi açığa vuruldu. O kadar ki, başkâhin bizzat Hirodes'e
ve Roma valisine gidip, İsa'yı, kendisini İsrail'e kral yapmak arzusunda
olmakla suçladı ve bu konuda yalancı şahitler de buldular.
Sonra, İsa aleyhinde genel bir toplantı yapıldı. Çünkü Romalıların fermanı
herkesi korkutuyordu. Öyle ki, Roma senatosu İsa ile ilgili olarak iki kez
ferman yayınlamıştı. Fermanın birinde, Yahudiler'in peygamberi Nasıralı Isa'ya
Allah veya Allah'ın oğlu denilmesi ölüm cezasıyla men ediliyor; diğerinde ise,
Yahudiler'in peygamberi Nasıralı İsa hakkında tartışmak para cezasıyla
yasaklanıyordu. Bu nedenle, aralarında büyük bir ayrılık vardı. Bazıları, İsa
aleyhinde Roma'ya yeniden yazı yazılmasını istiyordu; bazıları, bir serserinin
sözleriymişçesine ne derse desin, İsa'nın kendi başına bırakılması gerektiğini
söylüyor; diğerleri ise, gösterdiği büyük mucizeleri delil olarak ileri
sürüyorlardı.
Bu yüzden başkâhin, afaroz acısını göze almadan kimsenin İsa'yı savunur bir tek
kelime bile konuşmamasını söyledi ve Herod ve valiyle konuşup dedi: -Her
halûkârda elimizde kötü bir risk var. Çünkü, bu günahkârı öldürsek, Kayser'in
fermanına karşı davranmış olacağız, yok yaşamasına ve kendisini İsrail'e kral
yapmasına izin versek, o zaman durum ne olacaktır?» Bunun üzerine Hirodes
kalktı ve valiyi tehdit ederek dedi: «Sakın ki, bu adamı tutman yüzünden bu
ülke ayaklanmaya kalkmasın; o zaman seni Kayser'in önünde bir asi olarak
suçlarım.» Bu durum karşısında vali, senatodan korkup, Hirodesle dost oldu.
(Çünkü önceden birbirlerinden öldüresiye nefret ederlerdi). Ve İsa' nın
öldürülmesi üzerinde anlaşıp, başkâhine dediler: «Ne zaman bu suçlu adamın
nerede olduğunu öğrenirsen, kendini bize gönder, biz sana asker vereceğiz.» Bu,
«yeryüzünün reisleri ve kralları İsrail'in mukaddesine karşı birleşirler. Çünkü
o, dünyanın kurtuluş yolunu ilân eder» diyerek, İsrail'in peygamberi İsa'yı
önceden haber veren Davud'un peygamberî sözünün gerçekleşmesi için oldu.
Bunun üzerine, o gün Kudüs'ün her yanında İsa için genel bir arama yapıldı.
211.
Sidrun çayı ötesinde,
Nikodemus'un evinde bulunan İsa havarilerini rahatlatıp, dedi: «Dünyadan
ayrılma vaktim yaklaşmış bulunuyor; kendinizi teselli edin ve üzülmeyin, çünkü
ben gittiğim yerde hiç bir ızdırap duymayacağım.
«Şimdi, benim hayrıma üzülürseniz, benim dostlarım olmuş olur musunuz? Emin
olun ki hayır, bilakis düşmanlar (ım olmuş olursunuz). Dünya neşeleneceği zaman
siz üzülün, çünkü, dünyanın neşelenmesi ağlamaya dönüşür; ama sizin üzüntünüz
sevince dönüşür ve sizin sevincinizi kimse sizden alamaz; çünkü, kalbin,
yaratıcısı Allah'ta duyduğu sevinci tüm dünya çekip alamaz. Allah'ın benim
ağzımla size söylediği sözleri unutmamaya bakın. Dünyaya karşı ve dünyayı
sevenlere karşı incil'imle yaptığım şahitliği tahrif edecek herkese karşı,
benim şahitlerim olun.»
212.
Sonra, ellerini Rabb'e
kaldırıp, dua ederek dedi: «İbrahim'in Allah'ı, İsmail ve İshak'ın Allah'ı,
babalarımızın Allah'ı, Allah'ımız Rabb, bana verdiklerine merhamet et ve onları
dünyadan koru. Onları dünyadan al demiyorum, çünkü, benim İncil'imi tahrif
edeceklere karşı onların şahitlik etmesi gerekiyor. Bunun yerine, onları şerden
koruman için dua ediyorum, ki, Senin Hüküm Günü'nde, benimle birlikte, senin
ahdini bozan İsrail ailesine karşı ve dünyaya karşı şahitlik etmek için
gelsinler. Putatapıcı babaların oğullarına karşı, tam dördüncü soya kadar
putatapıcılıktan intikam alan kadir ve gayyûr Rabb Allah, benim Senin oğlun
olduğumu yazdıkları zaman, bana verdiğin İncil'imi tahrif edecek olan herkesi
Sen ebediyyen lanetle. Çünkü, çamur ve toprak olan ben, Senin kullarının
hizmetçisiyim ve hiç bir zaman kendimi senin iyi bir kulun olarak düşünmedim;
şundan ki, ben Sana, bana verdiklerin karşısında hiç bir şey veremem. Çünkü,
her şey Senindir. Bin nesilde Sen'den korkanlar üzerinde merhametini gösteren
Rahim Rabb Allah, bana verdiğin Kelâmı'na inananlara merhamet et. Çünkü, nasıl
Sen gerçek Allah'san, benim söylediğim söz de öyle gerçektir. Çünkü, o
Senindir. Görüyorsun ki, okuduğu kitapla yazılı olandan başkasını okuyamıyan
bir okuyucu gibi konuştum; bana verdiğini işte bu şekilde anlattım.
Koruyucu Rabb Allah, şeytan'ın kendilerine karşı hiç bir şey yapmaması için
bana verdiklerini koru; yalnız onları değil, onlara inanacak her şeyi koru.
«Merhameti bol ve zengin Rabb, Hüküm Günü'nde Elçi'nin cemaati içinde
bulunmasını kuluna bahşet; yalnızca bana değil, bana verdiğin herkese, onlarla
birlikte, tebliğleri sonucu bana inanacak herkese. Ve, Kendin için bunu yap ki
Rabb, şeytan Sen Rabb'e karşı böbürlenmesin.»
«Nimetinden kavmim îsrail için gerekli olan her şeyi sağlayan Rabb Allah,
dünyayı kendisi için yarattığını Elçi'nle kutsamayı va'd ettiğin yeryüzünün tüm
kabilelerini hatırdan çıkarma. Dünyaya merhamet et ve Elçi'ni çabucak gönder
ki, düşmanın olan şeytan, imparatorluğunu yitirsin.» Ve, İsa bunu söyledikten
sonra üç kez, «Amin, yüce ve rahîm olan Rabb!» dedi.
Ve, ağlayarak karşılık verdiler. «Amin!»; Yehuda hariç, çünkü o hiç bir şeye
inanmıyordu.
213. "O, başkaları için hazırladığı çukura düşecektir"
Kuzuyu yeme günü gelince,
Nikodemus kuzuyu îsa ve şakirtleri için gizlice bahçeye gönderdi ve vali ve
başkâhinle birlikte Hirodes'in ferman ettiği her şeyi bilirdi.
Bunun üzerine Isa ruhen sevinip dedi: «Kutsal adını tesbih ve takdis ederim ey
Rabb, çünkü beni, dünyanın işkence edip öldürdüğü kullarının sayısından
ayırdın. Şükürler olsun sana Allah'ım, çünkü Senin işini yerine getirdim.» Ve,
Yehuda'ya dönerek, ona dedi : «Arkadaş, neye beklersin? Benim vaktim yakın, o
halde git de, yapman gerekeni yap.»
Şakirtler, İsa'nın Yehuda'yı Fısıh günü için bir şeyler almaya gönderdiğini
sandılar; ama îsa, -Yehuda'nın kendisine ihanet edeceğini biliyordu; bu
nedenle, dünyadan ayrılmak arzusuyla böyle konuştu.
Yehuda karşılık verdi: «Rab, yememe izin ver, sonra giderim:»
«Yiyelim« dedi İsa, «çünkü sizden ayrılmadan bu kuzuyu yemeği çok arzu ettim.»
Ve, kalkıp, bir havlu aldı ve beline doladı, sonra bir leğene su koyup,
şakirtlerinin ayaklarını yıkamaya başladı. Yehuda'dan başlayıp, Petrus'a geldi.
Petrus dedi: «Rab, benim ayaklarımı yıkamıyacak mısın?»
îsa cevap verdi: «Benim ne yaptığımı sen şimdi bilmiyorsun, ama daha sonra
bileceksin.»
Petrus karşılık verdi: «Benim ayaklarımı hiç yıkamıyacaksın.»
O zaman, İsa kalktı ve dedi: «Sen de Hüküm Günü'nde benim bölüğüme katılmayacaksın.»
Petrus karşılık verdi: «Yalnız ayaklarımı değil Rab, ellerimi ve başımı da
yıka.»
Şakirtler yıkanıp da, yemek için sofraya oturduklarında îsa dedi: «Ben sizi
yıkadım, yine de tamamen temiz değilsiniz; öyle ki, denizin tüm suyu bana
inanmayanı yıkamıyacaktır.» îsa bunu, kendisine kimin ihanet etmekte olduğunu
bildiği için dedi. Şakirtler bu sözlere üzülmüşlerdi ki, İsa yine dedi: «Bakın
size diyorum ki, sizden biriniz bana ihanet edecek, öyle ki, bir koyun gibi
satılacağım; ama yazıklar olsun ona, çünkü, babamız Davut'un böyle biri
hakkında söylediği, «O, başkaları için hazırladığı çukura düşecektir» sözünü
tümüyle yerine getirecek.»
Bunun üzerine şakirtler birbirlerine bakıp, üzüntü içinde dediler: «Hain kim
olacak?»
Sonra Yehuda dedi: «Ben mi olacağım o, ey muallim?»
İsa cevap verdi: «Bana ihanet edecek olanın kim olduğunu söyledim.» Ve, on bir
havari bunu duymadı.
Kuzu yenilince, cin Yehuda'nın sırtına bindi ve o da evden çıkarken, İsa
kendisine yeniden dedi: «Yapman gereken şeyi çabuk yap.»
214.
İsa evden çıkıp, ibadet etme
adeti üzere, yüz kez dizlerini büküp, secdeye vararak ibadet etmek için bahçeye
çekildi. Bu sırada, İsa'nın şakirtleriyle birlikte bulunduğu yeri bilen Yehuda
başkâhine vardı ve dedi: «Bana va'd olunanı verirseniz, bu gece aradığınız İsa'
yı elinize vereceğim; çünkü o onbir ashabıyla birlikte yalnızcadır.»
Başkâhin karşılık verdi: «Ne kadar istersin?» Yehuda dedi: «Otuz altın.»
O zaman, başkâhin hemen kendisine parayı saydı ye asker getirmesi için vali ve
Hirodes'e bir Ferisi gönderdi ve bir lejyon asker verdiler, çünkü halktan
korkuyorlardı; bu nedenle, silahlarını alarak değnekler üzerindeki meş'ale ve
fenerlerle Kudüs'ten çıktılar.
215.
Askerler Yehuda'yla birlikte
îsa'nın bulunduğu yere yaklaştıklarında, Isa çok sayıda kişinin yaklaştıklarını
işitip, korkuyla geri eve çekildi. Ve, on bir (havari) uyumakta idiler.
O zaman kuluna gelen tehlikeyi gören Allah, elçileri Cebrail, Mikâil, (İs)rafil
ve Uriel'e İsa'yı dünyadan almalarını emretti.
Kutsal melekler gelip, İsa'yı güneye bakan pencereden çıkardılar. Onu götürüp,
üçüncü göğe, daima Allah'ı tesbih ve takdis etmekte olan meleklerin yanına
bıraktılar.
216.Yahudi İskariyot Mucize ile İsa'ya Benzetiliyor
Yehuda herkesin önünden
hızlı hızlı îsa'nın yukarı alındığı odaya daldı. Ve, şakirtler uyuyorlardı.
Bunun üzerine, mucizeler yaratan Allah yeni bir mucize daha yarattı. Öyle ki,
Yehuda konuşma ve yüz bakımından Isa'ya o şekilde benzetildi ki, O'nun İsa olduğuna
inandık. Ve, o bizi uyandırdı. Muallim'in bulunduğu yeri arıyordu. Bunun
üzerine, biz hayret ettik ve cevap verdik : «Sen Rab, bizim muallimimizsin;
bizi unuttun mu?»
O, gülümseyerek dedi: «Şimdi, benim Yehuda îskariyot olduğumu bilmeyecek kadar
budalalaştınız!»
Ve, o bunu derken askerler girdiler, ellerini Yehuda'nın üzerine koydular,
çünkü o, her bakımdan îsa'ya benziyordu.
Biz, Yehuda'nın dediklerini duyup, yığınla askeri de görünce, delirmiş gibi
kaçtık.
Ve, keten beze dolanmış olan Yuhanna da uyanıp kaçtı ve askerin biri kendisini
keten bezden yakalayınca, keten bezi bırakıp, çıplak olarak kaçtı. Çünkü Allah,
İsa'nın duasını duymuş ve on bir (havariyi) şerden korumuştu.