alkımsanat                   


      anasayfa   sanathaber    öykü    şiir    sıcakyazılar     adlardizini     iletişim@     linkler

  

 

 Alkımsanat’ın yayını engellendi!

 

 

 Esen Yel

 

Sevgili Dostlar.. 

 

Alkımsanat'ın 'sıcakyazılar' 'şiir' 'sanathaber' birimlerine tıkladığınız zaman karşılaşacağınız görüntülere sizler de şaşıracaksınız... Bu durum karşısında biz söyleyecek söz bulamıyoruz... Ve bu 'uygunsuz uygulama' hiçbir uyarı yapılmadan uygulamaya konulmuştur... Biz bu uygulamaya bir ad da bulamıyoruz...

 

Sevgili Dostlar... İki hafta içinde, kardeş sitelerden ödünç sayfalar alarak, yayınımızı sürdüreceğiz... Sonrasında profesyonelce bir Alkımsanat'la güzel günlere yürüyeceğiz... Ve de yolumuzu birlikte belirleyerek...

 

Umarım her şey gönlümüzce olur...

 

 

 

 Sevgili Dostlar… Mesajları, anasayfadan yayımlamayı sürdüreceğiz… Alkımsanat’tan sevgilerle…

 

 

 

kimdenPerihan Baykal baykal.perihan@gmail.com

kimeAlkımsanat alkimsanat@gmail.com

 

tarih03 Kasım 2009 18:38

gönderengmail.com

imzalayangmail.com

 

ayrıntıları gizle 18:38 (24 dakika önce)

 

 

Değerli Esen Yel,

 

Sizinle iletinizin hemen akabinde görüşmüştük. Bugün yeniden baktığımda bu keyfi uygulamanın hâlâ sürdüğünü üzüntü ve şaşkınlıkla gördüm. Gerçekten söyleyecek şey bulmakta zorlanıyor insan. Onca başıboş, düzeysiz, zararlı yayın en küçük bir müdahale ve takibata uğramazken, Alkımsanat gibi sanattan başka hiçbir kaygısı olmayan, sizin bireysel ve gönüllü çabalarınızla sürdüğünü gayet iyi bildiğimiz, son derece düzgün ve düzeyli bir sitenin yayını engellensin! İncelemeden, uyarmadan, en küçük bir açıklama yapılmadan. İnanılır gibi değil! Gel de, "buyrun işte, demokrasi!" deme.

 

Bu hak-hukuk dışı, sözümona "hukuki" uygulamayı şiddetle kınıyor ve bir an önce düzeltilmesini talep ediyorum. Yalnız değilsiniz, bunu unutmayın. Desteğimiz sizinle. Her koşulda yanınızdayız.

 

Ve diyorum ki: "Alkımsanat" engellenemez!:)

 

Sevgiyle kalınız.

 

Perihan Baykal / Tekirdağ

 

 

 

kimdenkadriye karagüven gruppiramit@hotmail.com

kimeesen yel alkimsanat@gmail.com

 

tarih03 Kasım 2009 12:30

konuFW: Alkımsanat'ın yayını engellendi...

gönderenhotmail.com

 

ayrıntıları gizle 12:30 (3 saat önce)

 

 

 

 SEVGİLİ ÖĞRETMENİM,

 

ALKIMSANAT ‘IN YAYINININ ENGELLENDİĞİNİ ÜZÜNTÜYLE ÖĞRENDİK.

 

SİZ ÖNCE BANA YILLAR SONRA DA ÇOCUKLARIMA IŞIK OLDUNUZ. ALKIMSANAT’ A  YAPILAN SALDILARI BEN VE ÇOCUKLARIM ŞİDDETLE KINIYORUZ. ONURLU DURUŞUNUZU VE MÜCADELENİZİ YÜREKTEN DESTEKLİYORUZ.

 

 KADRİYE KARAGÜVEN ÖZDEMİR

DENİZ ÖZDEMİR

IRMAK ÖZDEMİR

 

Ankara                     

 

 

 

 

kimdenGünce ellezg@gmail.com

kimeAlkımsanat alkimsanat@gmail.com

 

tarih02 Kasım 2009 03:22

konuRe: Alkımsanat'ın yayını engelleniyor...

gönderengmail.com

imzalayangmail.com

 

ayrıntıları gizle 03:22 (17 saat önce)

 

 

Önceki iletimde söylediğim gibi teknik bir hatanın olmadığını inceleyince anladım. Teknik hata olması olasılığına inanmak isterdim.

 

Suç sayılabilecek maddelerden hiçbirine Alkımsanat'ı koyamıyorum. Gammaz kültürü internet yayıncılığında da ortaya çıkıyor ve alt edilemeyen düşünceler karşı savına bile ihtiyaç duymadan demek ki böyle gammazlanıp, yasaklatıp amaca amade olunabiliyormuş.

 

Sansür bile denilemeyecek bu yasakçı, keyfi uygulamayı kınıyorum.

 

 

"ekilir ekin geliriz

ezilir un geliriz

bir gider bin geliriz

bizi vurmak kurtuluş mu "

 

diyesim geliyor.

 

 Sevgimle.

Sevda Güngör / Çorlu

 

 

kimdenFaiz Cebiroglu faizce@hotmail.com

kimealkimsanat@gmail.com

 

tarih02 Kasım 2009 01:40

konuAlkımsanat

gönderenhotmail.com

 

ayrıntıları gizle 01:40 (18 saat önce)

 

Çok değerli Esen Yel,

 Alkımsanat’ın yayını ”engellendiğini” yeni öğrenmiş bulunmaktayım. Ne utanç verici,  Türkiye’de hâlâ sanattan ve edebiyattan korkan ”insanlar” var. Ne utanç verici,  yaşadığımız bu çağda, Türkiye’de,  hâlâ böylesi ilkel kafalı insanlar var. Bulunuyor.

 Alkımsanat’a yapılan bu çağdışı uygulamayı kınıyor, dayanışma  mesajımı iletiyorum.

 

Sevgiler. Selamlar.

 

Faiz Cebiroğlu / Danimarka

 

Not: Alkımsanat sitesi, yurt dışından, Danimarka’dan rahatlıkla izleniyor, okunuyor. Herhangi bir engelleme yok. Bunu da belirteyim.

 

 

 

 

kimdenNermin Ekin vipeposta@gmail.com

kimeAlkımsanat alkimsanat@gmail.com

 

tarih30 Ekim 2009 23:19

konuSanat engel tanır mı...

gönderengmail.com

imzalayangmail.com

 

ayrıntıları gizle 23:19 (2 dakika önce)

 

 

Sevgili Esen Yel;

Yanlış yollarla hedefe varılabilir mi... Biz güzel  ve doğru bir yolda yürüyorduk. Biliyor ve umuyorum ki "Alkımsanat"ın renkleri bir şekilde yüzümüzü aydınlatmaya devam edecek, "Sıcak Yazılar"ıyla yazanlarını ve okurlarını ısıtacak.

 

Nermin Ekin / İzmir

 

 

 

 

kimdenvkayir@gmail.com

kimeAlkımsanat alkimsanat@gmail.com

 

tarih30 Ekim 2009 01:38

konuRe: İyi geceler..

gönderengmail.com

imzalayangmail.com

 

ayrıntıları gizle 01:38 (1 saat önce)

 

 

Can dostum,

İnanamıyorum hala, tekrar tekrar bakıyorum AlkımSANAT'a... Bu ne biçim anlayıs!.. İğrenç siteler var, ırkçı ve küfürlerin üretildiği , kadınların birer meta olarak sunulduğu nice siteler ve bloglar ve net dergiler var.. onlara dokunmayıp bir edebiyat/şiir bahçemizi nasıl 'yasaklarlar', 'engellerler'.. İste duyguların dili, güzellikleri göstermenin sanatına karsı olmak budur..  Bu konuda ‘gazeteme’ yorum yazacağım. Zira tahümmül edemiyorum..

 

Sevgilerimle..

Vicdan Kayır / Bursa

 

 

 

kimdenAhmet Uysal idalizeus@gmail.com

kimeAlkımsanat alkimsanat@gmail.com

tarih29 Ekim 2009 14:43

konuengelleme

gönderengmail.com

imzalayangmail.com

ayrıntıları gizle 14:43 (1 saat önce)

 

Demokratik olmayan her türlü engellemeyi kınıyorum. Ülkemizin yüzakı sayılacak, sanatın yüce değerini savunan böyle bi web sitenin yayımdan alıkonulması, üzerimize  bir gölge daha düşürmüş, acımıza bir acı daha eklemiştir. Dayanışma içinde nice kalıcı güzelliklere...

 

Ahmet Uysal / Altınoluk

 

 

 

kimdenayhan can ayhan.can@gmx.de

kimeAlkımsanat alkimsanat@gmail.com

tarih29 Ekim 2009 07:34

konuRe: Alkımsanat'ın yayını engelleniyor...

gönderengmx.de

ayrıntıları gizle 07:34 (3 saat önce)

 

Sevgili Esen Yel, acını ve hepimize yapılan haksızlığı anlıyorum. senin acın tümümüzün acısı. dayanışma içindeyiz ve her zaman ben Şair Ayhan Can yanındadır. Hatta o denli ki, kemanım bile omuz başındadır. Alkımsanat haklıdır. Onun yanındayız onun içindeyiz. Sevgiyle kal kardeşim, bozma moralini. Avrupa'dan bu yönümüzle ayrılıyoruz. Avrupa Birliği içinde savcılar iki şeye karışmaz:

 

kişinin yatak odası ve yayın özgürlüğü. bunlar orda yasa kapsamının dışında ama anayasal haktır. 35 yıldır yaşadığım almanya'da bir savcının yayın organını yasakladığını, denetlediğini duymadım, görmedim. alman başbakanı schörider, "hak sokakta alınır" demişti. düşünce özgürlüğü avrupa demektir. bizde telefon özgürlüğü bile yok. vah vah paralarımız boşuna gidiyor! düşünce ve yayın özgürlüğünün olmadığı bir ülkede demokrasiden söz edilemez.

 

Biz acaba biliyor muyuz hangi avrupa'ya girmek istediğimizi? bizde nüfus cüzdanı özgürlüğü bile yok. ben senden daha özgürüm, çünkü bende iki nüfus cüzdanı var. yaşasın özgürlük! inanç da özgür değil bizde. iş burdan kaynaklanıyor. alkımsanat'ı avrupa mahkemesi yargıçları duysa vay halimize! ben alman kasabasında basının önünde," alman neo-nazileri yahudi bulamayınca türkleri öldürüyorlar" dediğim zaman o kasabada deprem oldu. çünkü kasaba koyu katolikti.ama bana bir şey olmadı, büyüdüm. kavuşturmaya da uğramadım. bana eğitimciler kızdı. ama okulda kimi okul sözcüsü alman arkadaşım, " bu sözünü tekzip et " dediler. ben de onlara, "içinizde neo-nazi yoksa gocunmasın" dedim. geri adım atmayıp haklılığımı savundum. .bu sözümden bir süre sonra solingen'de . neo-nazi üç genç beş türkü uyurken evlerinde yaktı. ben haklı çıktım. çalıştığım alman okulunda iki alman öğretmen arkadaşım o sabah bana, " herr can, başın sağolsun, alman oluğumuzdan utanıyoruz" dediler. öğretmelerin adı, winfried ve wolfgang'dı. ama biz de sivas'ta 37 insanımızın yanmasına seyirci kaldık.

 

Almanya'da o sıralarda bir fıkra anlatıldı:" biz beş türkü yaktık ama türkler kendileri 37 kişi yaktılar. türkler bize neden kızıyor" sana sevgili esen bu iki yakma olayını kapsayan şiirimi içinin ferah olması için kolonya niyetine yolluyorum. lütfen ekten çekerek okuyuver.

 

Sevgiyle Kucaklarım.

 Alkımsanat'ın Şairi Ayhan Can / 29 Ekim 2009

Almanya

 (Sevgili Ayhan Can'ın şiiri yan sütunda)

 

 

kimdenihsan topcu i.topcu_@hotmail.com

kimeAlkımsanat alkimsanat@gmail.com

tarih27 Ekim 2009 21:56

konuRE: Alkımsanat'ın yayını engelleniyor...

gönderenhotmail.com

 

Bilgilendirdiğiniz için teşekkür ediyorum. Bu antidemokratik uygulamayı şiddetle kınıyorum.

 

Saygı, sevgi ve içtenlikle...

 

İhsan Topçu / Kocaeli

 

 

 

kimdenAyşe Yamaç ayseyamac60@gmail.com

kimeAlkımsanat alkimsanat@gmail.com

tarih28 Ekim 2009 18:51

konuRe: Alkımsanat'ın yayını engelleniyor...

gönderengmail.com

imzalayangmail.com

ayrıntıları gizle 18:51 (16 saat önce)

 

üzüldüm esen bey. umarım, kısa zamanda sorun giderilir.

sevgiyle.

Ayşe Yamaç / Eskişehir

 

 

 

kimdenbedriye korkankorkmaz bedriyekorkankorkmaz@gmail.com

kimeAlkımsanat alkimsanat@gmail.com

tarih28 Ekim 2009 08:32

konuRe: Alkımsanat'ın yayını engelleniyor...

gönderengmail.com

imzalayangmail.com

ayrıntıları gizle 28 Eki (1 gün önce)

 

Merhaba,

   "Alkımsanat" yazarı olmanın onurunu yaşayan birisi olarak alkımsanat'a yönelik bu çirkin saldırıyı kınıyorum. Güzellikten, iyilikten, sevgiden, dostluktan, düşünce  özgürlüğünden...yana taraf olan 'alkımsanat' kendisi gibi taraftarları etrafında toplayan yazın web sitesidir. Oldukça seçicidir. Ben; alkımsanat'a, yönelik bu çirkin saldırının, bir an evvel sona ermesini umut ediyorum.

     Bizler her koşulda 'alkımsanat' aracılığıyla yazınseverlerle buluşmaya devam edeceğiz.

    İçten sevgilerimle,

    Bedriye Korkankorkmaz / Mersin 

 

 

kimdennilay akçay n.akcay.ilay@gmail.com

kimeAlkımsanat alkimsanat@gmail.com

tarih28 Ekim 2009 07:49

konuRe: Alkımsanat'ın yayını engelleniyor...

gönderengmail.com

imzalayangmail.com

ayrıntıları gizle 28 Eki (1 gün önce)

 

Sayın Esen Yel, duruma çok üzüldüm,yapılması gereken bir şey varsa lütfen söyleyin,destek olalım.

 

 

  

  

 

Aslı Onat

            Cemal Reşit Rey’in Yarım

            Kalan Operası Tamamlandı

 

 

Cemal Reşit Rey’in, 2005’te “Çelebi” operasının eksik bölümlerini, öğrencisi ve besteci Aydın Karlıbel, 'maraton’ gibi bir sürecin sonunda tamamladı. 

Besteci Cemal Reşit Rey’in “Çelebi” operası, 2005 Eylül’ünde, öğrencisi besteci Aydın Karlıbel’in çabasıyla Ankara Operası Kütüphanesi’nde bulunmuştu. Librettosu Rey’in ağabeyi Ekrem Reşit

Rey tarafından yazılan operanın şef partisyonu 30 yıldır kayıptı.

Eser, Karlıbel’in çabalarıyla kütüphanede bulunduktan sonra besteci mevcut orkestra materyalini gözden geçirdi. Bu kontrol sırasında, eserin üçüncü ve dördüncü perdelerine ait nefesli ve vurmalı saz partilerinin tümüyle eksik olduğunu fark etti.>>>>

  

 

 

Nermin Ekin

OYUN BAŞLADI…

             PERDE…

 

Devlet tiyatroları da “60.yılda 60 dünya prömiyeri” diyerek açtı perdelerini. İzleyeceğimiz her oyun biliyorum ki sanatla yaşam arasında gidip gelinecek yeni yollar bulduracak bize. Bazen izleyici bazen oyuncu olarak içinde olacağız bu yolun. Bazen kendimize / içimize ayna tutacağız. Bazen zahiri görüntülerden anlamlar çıkaracağız mizahın gücüyle… Kendimize güleceğiz kahkahalarla… Abuk subuk diyaloglara gülerken kendi abuk subukluğumuzu sorgulayacağız bekli de.>>>>

 

 

 

ŞEFİKA KUTLUER Flüt Resitali

 2 Kasım 2009 Pazartesi 20.00

  

Alkımsanat - Şefika Kutluer Bach, Doppler, Poulenc, Ekrem Zeki Ün, Bizet/Borne'nun eserlerinden oluşan resitaliyle, 2 Kasım Pazartesi saat 20:00’de, Süreyya Operası’nda İstanbullu müzikseverlerle buluşuyor. Şefika Kutluer’e piyanoda Maros Klatik eşlik ediyor.

KADIKÖY BELEDİYESİ SÜREYYA OPERASI EKİM-KASIM 2009 KONSERLERİ

19 Ekim 2009 Pazartesi 20.00 ŞİRİN PANCAROĞLU Arp Resitali Flüt: Elif YURDAKUL, Viyola: Evrim BAŞTAŞ / 26 Ekim 2009 Pazartesi 18.00 ROMANTİK ÇELLO Çello:Ozan TUNCA, Piyano: Oytun EREN (Fuaye Konseri) / 23 Kasım 2009 Pazartesi 20.00 BORUSAN YAYLI ÇALGILAR DÖRTLÜSÜ Piyano: İbrahim YAZICI / Konuk Sanatçı (Kaynak: Süreyya Operası eposta)

                        

  

 

Ayşe Yamaç

BODRUM’DAN ANTALYA’YA,

URFA’DAN EMİRDAĞ’A

DOLU DOLU EDEBİYAT

 

Bayramın ilk günü Eskişehir’den başladı yolculuğum. İstanbul, Bodrum, Antalya, Urfa, Emirdağ derken, kocaman bir çokgen çizdim haritanın üzerinde. Gönlümde oluşan çokgenlerse daha büyüktü; edebiyatı dolu dolu soluyup tartıştığımız, okuyucularımızla birlikte olmanın verdiği mutluluk; yeni dostlar edinmenin, eski dostlarla buluşmanın o doyumsuz tadı>>>>  

 

 

 

Edremit Körfezinden  ‘İdakörfez’ fanzin   şiir ağırlıklı olarak

yayın hayatını sürdürüyor.

5. sayı geride kaldı. Tanıtımının yapılmasını istediğiniz kitapları bekliyoruz

P. K. 53 / 10390   Akçay / BALIKESİR / idakorfez@gmail.com

 

  

 

 

 Bedriye Korkankorkmaz

 KENDİNE AİT BİR ODA

 VİRGİNİA WOOLF

 

“Neden erkekler şarap, kadınlarsa su içiyordu? Neden cinsiyetlerden biri öylesine varlıklı,  öbürü öylesine yoksuldu? Yoksulluğun kurmaca yazın üzerindeki etkisi neydi? Sanat yapıtlarının ortaya çıkmasında gerekli olan koşullar nelerdi (s.31) ?” gibi o güne değin sorulmamış soruları kadınların kendilerine sormalarını, yüzyıllık bir uykudan uyanmalarını, kendi gerçeklerine bu bilinçle sahip çıkmalarını istiyor. Bu soruların yanıtlarını salt cinsiyet farklılığında aramamak gerektiğine vurgu yaptıktan sonra kadına ve erkeğe tanınan olanakların eşit olmadığını, bu eşitsizliğin hangi aşamalardan geçerek toplumsal sorun halini aldığını erkeklerden ziyade kadınların bilmesini ve kendi gerçeklerine bu bilinçle sahip çıkmalarını istiyor.>>>>

 

 

 

 

 

 

 KADIKÖY BELEDİYESİ

 SÜREYYA OPERASI’NDA

 YENİ SEZON BAŞLADI

 

"Süreyya Operası yeni sezonu dolu dolu geçirecek. 2009-2010 sezonu için çok zengin bir program hazırladık. Öncelikle bu sezon İstanbul Devlet Opera ve Balesi üç yeni opera ve bir yeni bale sahneye konacak.  Puccini’nin La Bohame Operası, Mozart’ın  ünlü Figaro’nun Düğünü Operası ile J.Offenbach’ın Rossini’nin masalları adlı opera oyunları Süreyya’da seyirci ile buluşacak. Bu  sezon özel gösteriler de var. Örneğin Rossini’nin eserlerinden oluşan özel bir konser ile Verdi’nin Recumi’i de Süreyya'da  sahnelenecek. Don Kişot Balesi de yine Süreyya Operası’nda sahnelenecek..">>>>

 

 

 

  

 

 

Oya Uysal

GECE VE YOLCU

 

 Hayallerin tükendiği yerde başlıyor karanlığa yolculuk

yol mu düşüyor peşine yolcunun, bir uzun yolu mu

yürüyor yolcu. Rüzgârda sönüyor sonra mum,

                                          hepsi bu.>>>>

 

 

 

 

 

BİR DOST SİTEDEN MEKTUP VAR...

 

Merhabalar sevgili Esen Yel,

(…) Biz bundan beş yıl önce iki şiir gönüllüsü sıvadık kolları ve dostlarımızın da katılımlarıyla gücümüzün tükendiği yer neresiyse hedefimiz orası diye başladık. İddiamız olmadı, ama acemilikten kaynaklanan hatalarımız oldu. Hoşgörü ve şiirden aldığımız incelikle hepsinin üstesinden gelmeyi başardık kısa sürede. Bekilli'de dokuz yıldır yapılan Şarap ve Üzüm Festivali'ne  katkı amacıyla ''21. yy Hayyamları Aranıyor''adlı şiir etkinliğini düzenlemeye başladık. Bu yıl dördüncüsünü düzenlediğimiz etkinliğin bu kadar ilgi göreceğini ve bunca güzellği bizlere ve Bekilli halkına yaşatabileceğini beklemiyorduk, Demek ki gücümüzün yettiği yer yüreklere bağlıymış diye hala devam ediyoruz. Hala iddialarımız yok ama güzel ve alçak gönüllü hedeflerimiz var. www.lavaraci.com.'da 2010'nu milad alarak bir e-dergi bölümü başlatmayı düşünüyoruz. Gösterdiğiniz ilgi ve dostluk için teşekkür eder sizleri de aramızda görmekten onur duyarız.

 

www.lavaraci.com adına

Editör Dolunay Ünal

 

    

Ali Ekber Ataş

“Edebiyatın Ertelenemez Muhalif Tavrı” üstüne bir deneme…

 

İki ucu açık böyle bir savın bizi götüreceği düşünce, bir ucunda insanın bilgisinin, insan kadar eskiye dayandığı, diğer ucunda da insanın hiç de sanıldığı gibi basit bir varlık gibi görülemeyecek denli, karmaşık yapıya sahip bir varlık olduğudur. Tam tersi, 'varlık' olarak insanın bu karmaşık yapısının, daha da derinlemesine algılanıp kavratılacak üst düzey bir bilgiyi gerektirdiğinden söz edildiğini düşünüyoruz burada. Bu anlamda, böyle bir yargının nesnel ve sağlıklı bir değerlendirmesinin yapılabilmesi, ancak içerdiği konuların bütününe/bütünlüğüne ve kuşatıcılığına bağlı olduğunu söylemek gerekir.>>>>

  

 

 

 

 

Bir başka bakış

Mine Artu

TİYATRONUN ARDINDA BİR BAŞKA GERÇEKLİK

 

Bir kaç yıllık eğitimin ardından tiyatro sanatçısı sıfatı ile sahnelerde görünmeye başladık mı herşeyi tamamlayıp, bitirdik zannediyoruz. Oysa artık en az iki dil bilmeyen, sadece kendi ülkesindeki yayınları değil, yurtdışındaki yayınları, oyunları, sanatçıları takip etmeyenlere tiyatro sanatçısı denmemeli. Dünyada neler olup bittiğinden habersiz, Internetin, elektronik haberleşmenin varlığından bihaber sanatçıların bu sıfatı taşımak için biraz daha antremana ihtiyaçları yok mu sizce?>>>>

 

 

   

 

 

 

okurken / yazarken

 

Ahmet Uysal

 “VAKİT İSTANBUL-DU”

                                                                         

Vakit İstanbul—du”: Sabahattin Yalkın’ın ( 1934) şiir kitabının adını yazının başlığı yaptım. Günlerdir dilimde bu iki sözcükle dolaşıyorum: ”Vakit İstanbul-du.”  Elli yıllık bir dönemin şiirlerini okura sunuyor Yalkın; (1953-2003). Böyle kitaplarla karşılaşmak, şaşkınlık ve hayranlık uyandırır bende. Elli yıl korunmuş şiirler, biçemin sürdürülmesi, şairin “sekmeli kalbi”nin atışları, sevdalarının parıltısı… Şaire göre “hilesiz, hurdasız, birebir şiirler” dir bunlar. Nasıl hayranlık duymazsınız!>>>>

 

 

 FİLİZ ALİ’YLE SÖYLEŞİ / arşiv

 Ayvalık Uluslararası

Müzik Akademisi Üzerine

 FİLİZ AYGÜNDÜZ

 

1998’de de AIMA’yı kurdunuz. Akademi fikri nasıl oluştu?

 

Aklımda böyle bir şey hep vardı. Avrupa’da, Amerika’da bu tür oluşumlar gördüm, katıldım. Oralarda tarihi yerler, şatolar, çiftlik evleri bu amaçla kullanılır. Genç müzisyenler için, yaz aylarında kış mevsiminin son derece yoğun olan şehir hayatından uzak, doğa içinde daha sakin ve daha konsantre çalışmanın ne kadar önemli olduğunu biliyordum. Bir gün Ayvalık’a gelen Ayla Erduran’a bu düşüncemi söyledim. O da fikirden heyecan duydu.  Ama para ve yer imkanımız pek yoktu. Nasıl yapacağız diye düşündük. Ayla dedi ki “Ben Stradivarius’umu sattım. Bir miktar param var.” David Oistrakh, Ayla’nın hocası. Onun torunu olan Valeri’yle de çok ahbap. “Valeri’yi çağırırız” dedi Ayla, “Victor Pikaizen var Hacettepe’de, onu da çağırırız.” Aradı ikisini de; peki dediler. İsrail’de yaşayan viyolonsel hocası Mikhail Khomitzer de kabul etti.>>>> 

 

 

 

 

 

STRADIVARIUS / BÜYÜLÜ KEMANLAR

 

Alsa - Dünyaca ünlü Stradivarius kemanlarının eşsiz sesinin gizi şimdiye kadar keman ustası Antonio Stradivari'nin kullandığı cilada ya da tahtanın işleniş biçiminde olduğu sanılıyordu. son araştırmalar gerçeğin tümüyle farklı olduğunu ortaya koydu. Kullanılan tahtanın, uzun, soğuk kışlar ile kısa, ılık yazlar yaşamış ağaçlardan elde edildiği için bu derece kusursuz ses verdiğini saptadılar. İklim uzmanı da olan Dr. Grissino-Mayer ile Columbia Üniversitesinden Llyod Burckle, ''Avrupa'nın 1450-1850 arasında mini bir buzul çağı yaşadığını, bu durumun ağaçların büyüme hızını yavaşlattığını, ağaçların tahta yoğunluğunun artmasını sağladığını'' söylediler. Stradivari dahil, 17. yüzyılın ünlü İtalyan keman ustalarının Cremona'da ürettikleri kemanlarda bu ağaçları kullandıkları belirtiliyor.>>>>

 

   

 

MOZART’IN GÜN IŞIĞINA ÇIKAN BESTELERİ

 

Avusturyalı besteci  Mozart'ın yeni keşfedilen iki bestesi, Salzburg'daki evinde, kendi piyanosunda seslendirildi. Uluslararası Mozart Federasyonu Başkanı Dr. Ulrich Leisinger bu iki küçük eserin bestecinin gelişme çağındaki "kayıp halka" olabileceğini söyledi. Piyano için bestelenen bu eserler geçen ay ortaya çıkmıştı. Mozart'ın bu besteleri, 7-8 yaşlarındayken yaptığı düşünülüyor. İlk bestenin 1763 ya da 1764 yılında yazılmış bir konçertonun ilk bölümü olduğu belirtiliyor. Bu bestenin sadece klavsen solo bölümü yazılmış. Avusturyalı sanatçı Florian Birsak tarafından seslendirilen eser, daha sonra orkestra ile de çalındı.  Eserler, 2010'da Salzburg'daki Mozart Haftası'nda yeniden seslendirilecek. 1756 yılında dünyaya gelen Mozart, çocuk yaşta piyano çalmaya ve 5 yaşındayken beste yapmaya başladı. 600'den fazla bestesi bulunan Mozart, 1791'de öldü.

 

Nilay Akçay

HASANOĞLAN

 

Gecenin, nöbetini sabaha bıraktığı bir alaca şafak vaktiydi. Baruttan, ateşten çölleşmiş topraklar; yanmış, sararmış otlar arasından süzülüp geçiyordu kara tren. Anamın evden güç bela  hazır ettiği azıktan bir parça aldım, açlığımı bastırdım. Ancak içimde bilinmezliğin verdiği tedirginlik, lokmaların ağzımda yuvarlanmasına sebep oluyordu. Bir yudum ayranla lokmalarımın yolculuğunu kolaylaştırmaya çalışıyordum, bir ara ayranı üzerime dökecek oldum, nasıl telaşlandığımı anlatamam. Çünkü anamın bin bir güçlükle diktiği dar paçalı, yamalı tek  pantolonum da lekelenirse ne yapardım? Bu yolculuğa özeldi bu pantolon, ayağımdaki çarıklar da.>>>>

   

 

 

 

 

 

 

 

    Ahmet Uysal

    İDA FOTOĞRAFI

 

    Halay başı Halim Yazıcı              

    Oğuz Tümbaş hemen yanında,

                                Kemal Özer ve Başaran,

                        Güzel şairimiz Ayten Mutlu’yla

                        Sıcacık yan yana.>>>>

 (Görseli büyük görmek için üzerine tıklayın..)

 

gülün ölümü

 

                         -ahmet özer’e-

 

bizden güneşi çaldı sömürgenler

bunun için soluk yüzümün resmi

saçların buğday tarlası için yanık

elini tutamadım beni bağışla çocuk

şiirden bir dünya çizdim senin için

her yıldız karanlığa çakılan bir çivi

umut ektim kalbine bana elini ver

yüzümü kanatıyor

                           bir gülün ölümü

 

türküyle aktı fırat ikimizin kalbine

dağlar senin böğürtlen gözlü çocuk

gümüş bir ay iniyor soğuk döşeğine

gemiler rotasız akdeniz çılgın çocuk

umut ektim doğunun kara toprağına

gemiler ağlıyor hüznün denizlerinde

ölümü kuşatıyor bir gül yaprağında

üzüm şarabı sunar izmir

                                     ağrı dağına

yerin altından bakıyor çocuklar göğe

toprak dargın ağaç yemişini unutmuş

asmada üzüm şaraba durmuş öfkeyle

seni sevmiyor ankara yüzün ölü gül

elini kimse tutmamış sokul göğsüme

şeftali bırakır mı kırmızı çekirdeğini

kalbim senin parmağını emen çocuk

şiirim utanıyor

                     aç uyurken döşeğinde

 

sazımı çıldırtıyor türkünün sözleri

öfke akıyor sivas’ın sokaklarında

çok ağladım sesimi duymadı devlet

sen nerdeydin nerdeydin ey türkiye

ölümü kim çağırdı madımak oteline

onlar yaşıyor ağlama sivas’lı çocuk

kimi kalemde kimi sazımın telinde

otuz yedi gül öldü

                           utan türkiye

 

güz bahçemi harmanlıyor güller

neden ölüm iyilere sunar şarabını

güneşin çekirdeğini getirdim sana

ay sisli tülünü sermiş van gölüne

tahta ayağını okşar altın elma gibi

kanlı mintanı giyen şırnaklı çocuk

yoksul bir kuş konmuş öksüz eline

gülün ölümüne ağla

                              ölme anne

 

beş türkü yaktı solingen’de naziler

sazlar kan ağlar sivas’ın yollarında

yerde sürünüyor ışığın düşmanları

insanlar ot gibi yakıldı uykusunda

yakıp kaçtılar sivas’ta solingen’de

göğsümde gizli hıçkırıklarla ağladı

alman olduğuna utanan arkadaşım

winfried ve wolfgang

sen ölme gülüm

                       ben yanıyorum

 

ayhan can

ömür beldesi, eylül 2005

 

alkımsanat / 29 Ekim 2009

 

 

 

 Kirkor Yeteroğlu

 ÇAVLANLARDAN DÜŞERDİ SESİ

 

                 Zehra Bilir’in anısına

 Kokardı yurdumun dağları

 Reyhan, kekik, nergis

 Tamzarayla halayın

 Yanık otları tutuşturan ezgisi>>>>

 

 

 

         Gülten Akın

         YAŞAMAK ÖYLE GÜZEL

 

          Yaşamak öyle güzel öyle derin

          Bir dostun sıcacık merhabasında

          Yürekten gülüşünde

          Yaşamak güzel şey

          Ellerin sevdiğinin ellerinde

          Gözlerinde sevgi dolu bakışı

 

 

Ahmet Yılmaz Tuncer

GEMİLERİN ARDINDAN

 

          Bakıyorsun limandan

          Hüznünle birlikte

          Hep giden gemilerin ardından

          Bir okyanus olma hayalinle>>>>

  

 

 

 Çeviri / Ayten Mutlu

  KADIN ŞİİRLERİ / LEAH GOLDBERG

 

  II

  Acı sözcüklerim yok

  Kaygılarımı dışa vuracak

  İmgelerim saydamdır, lekeli pencere camları kadar;

  Bakarak onların içine, kim olsa görebilir

  Nasıl değiştiğini gökteki ışıkların

  Ve aşkımın neler hissettiğini

  Tıpkı ölü bir kuş gibi.>>>>

 

 

 

 

 

         Bülent Güldal

         EYLÜL

 

          Bana Eylül’ü anlatın

          dağların susturulduğu

          o lânetli vakti

 

          Kanlı tüllere bürünerek

          çağlayanlara atıp ömrünü

          sularda yananları anlatın>>>>

 

 

 

 

Ali Ekber Ataş

zambaktaki su

 

taksim’e doluşup

68 yazında  

 

“sarı nehir”

 

gibi akardık yeşil bayırlarından 

dolmabahçe rıhtımına

 

içimiz çocuk su

aklımızda promete us

içimizdekiler aşk gibi>>>>

 

 

 

 Perihan Baykal

 BEN HAYATTA EN ÇOK SENİ SEVDİM

 

             hayatta  ben en çok seni sustum

             yaşım göstermedim yağı yabana

             geceler boyu eğirdiğim kınnaptın ince

             ellerim kalebent, gözlerim sufi

  ben seni bir büyük yemin gibi sevdim>>>>

 

   

  

 

  Nilay Akçay

  YALNIZLIK SENFONİSİ

 

  Karanlık sözlerin üzerime çullandığı

  bir sonbahar gecesi

 

  yüreği elinde

  bir şair geçti yanımdan>>>>